17. TÜBİTAK Efficiency Challenge Elektrikli Araç Yarışları başladı

ANKARA (AA) – Uluslararası Efficiency Challenge Elektrikli Araç Yarışları 65 takımın, Liseler Arası Efficiency Challenge Elektrikli Araç Yarışları ise 36 takımın katılımıyla gerçekleştiriliyor.

Elektrikli araçlar, tasarımından teknik donanımına kadar gençler tarafından hazırlandı.

Alternatif ve temiz enerji kaynaklarının otomotiv sanayisinde kullanımını yaygınlaştırmayı amaçlayan yarışmalarda, yetenekli gençler, tasarladıkları çevre dostu araçlarla mücadele ediyor.

Öte yandan yarınki finalleri Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve Teknofest Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar’ın da yerinde takip etmeleri bekleniyor.

TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali kapsamında, TÜBİTAK tarafından 2005 yılından bu yana düzenlenen Efficiency Challenge Elektrikli Araç Yarışları ve bu yıl ilk kez gerçekleştirilen Liseler Arası Efficiency Challenge Elektrikli Araç Yarışları’na Körfez Yarış Pisti’nde start verildi.

Uluslararası Efficiency Challenge Elektrikli Araç Yarışları ile yine bu yıl TÜBİTAK tarafından ilk kez düzenlenen Liseler Arası Efficiency Challenge Elektrikli Araç Yarışları, tasarımından teknik donanımına kadar gençler tarafından hazırlanan elektrikli araçların mücadelesine sahne olacak.

Alternatif ve temiz enerji kaynaklarının otomotiv sanayisinde kullanımını yaygınlaştırmayı amaçlayan yarışmalarda yetenekli gençler tasarladıkları çevre dostu araçlarla mücadele edecek.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın yarınki kapanış seremonisinde konuşma yapacağı etkinliği, TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar’ın da yerinde takip etmesi bekleniyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BURSA(AA) – Bursa’da Yunuseli Havalimanı’nda binlerce gencin katıldığı TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali kapsamında düzenlenen İnsansız Hava Araçları (İHA) Yarışmalarını takip eden Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, AA muhabirine etkinliklerle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Mandal, her yıl coşkunun artarak devam ettiğini, lise öğrencilerinin de güzel bir şekilde yarıştığını söyledi

Yarışmalara katılımın her sene çok fazla arttığını dile getiren Mandal şöyle konuştu:

“21-26 Eylül tarihlerinde İstanbul Atatürk Havalimanı’nda olacağız. Kendini genç hisseden ve Milli Teknoloji Hamlemiz kapsamında bu ülkenin tasarlayan, geliştiren, üreten gençleriyle, teknoloji coşkunlarıyla, teknoloji yıldızlarıyla birlikte olacağız. Sayının özellikle liseli kardeşlerimizde artıyor olması, ‘Ülkemizin Milli Teknoloji Hamlesi’nde ben de varım.’ noktasında cesaretlendiriyor. Ülkemizin teknoloji bazlı başarıları bu genç arkadaşlarımıza büyük bir ilham, aynı zamanda tutku ve sorumluluk oluşturuyor. Genç arkadaşlarımızda heyecan var ama bunu tutkuya dönüştürmek ve en önemlisi de bir sorumluluğa dönüştürmek her zaman mümkün olmuyor, bunun en güzel yöntemi de bu kapsamda ülkemizde örnek rol model olacak arkadaşlarımız, büyüklerimiz var artık.”

Mandal, gençlerin artık teknolojinin gelişiminde sorumluluk aldığını ve bunun da TEKNOFEST gibi yarışmalar sayesinde gerçekleştiğini belirtti.

“TÜBİTAK da bu süreç esnasında öğreniyor”

Prof. Dr. Hasan Mandal, gençler için bu tür yarışmalarda derece almaktan ziyade bir şeyler öğrenmenin daha önemli olduğunu vurguladı.

Gençlerin TEKNOFEST sayesinde birbirinden de çok şeyler öğrendiğini ve bunların dereceye girmekten önemli olduğunu anlatan Mandal, “TÜBİTAK kamu anlamında görevlendirilmiş ve 1963’ten beri bu konuları kendine görev edinen bir kurum. TEKNOFEST’te 36 yarışma var, bunun 12’sinin düzenleyicisi TÜBİTAK. Biz bu yarışmaları geçmişte daha dağınık yapılarda ve bunu bir çatı altında değil de ülkemizin çok değişik şehirlerinde yapıyorduk. Şu an çok geniş katılımlı ve bu TEKNOFEST’te zirveye ulaşacak.” dedi.

Mandal, TÜBİTAK’ın TEKNOFEST’te daha fazla sorumluluk alacağını dile getirdi.

Kurumun bu konudaki planlamaları hakkında bilgi veren Mandal şunları kaydetti:

“Biz de kendi kapasitemizi geliştiriyoruz. İnşallah gelecek yıllarda yeni yarışma kategorileri oluşturacağız. İnsansız hava aracı kategorisinde ilk kez geçen yıl lise kategorisi oldu. 2019’da liseliler şunu söyledi bize, ‘Biz niçin seyretmeye geliyoruz? Biz bunu yapabilecek yetkinlikteyiz.’ Geçtiğimiz yıl şunu da dediler, ‘Döner kanat var, sabit kanat var, niçin bizleri sınırlandırıyorsunuz?’ Bu yıl üçüncü kategoriyi açtık, serbest kategori. Orada çok güzel tasarımlar ve uçuşlar var. TÜBİTAK da bu süreç esnasında öğreniyor, nasıl genç arkadaşlarımız öğrenip, kendilerini ona göre hazırlıyorlarsa biz de bu arkadaşlarımızdan heyecan alıyoruz, cesaret alıyoruz. O yüzde gelecek yıllarda TÜBİTAK’ı izlemeye devam edin.”

Seralarda görülen ve fideleri çürüterek domates tarımına zarar veren “Domates Kahverengi Meyve Buruşukluk Virüsüne (ToBRFV)” karşı Antalya’da dayanıklı (tolerant) yerli tohum geliştirildi.

İlk olarak 2014’te Ürdün ile İsrail’de ortaya çıkan, 2019’dan sonra da Türkiye’deki seralarda domates fidelerinin çürümesine neden olarak üretimi olumsuz etkileyen virüse karşı TÜBİTAK, Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve Anamas Tohum Ar-Ge Merkezi iş birliğinde dayanıklı bitki geliştirilmesi için çalışma başlatıldı.

Yaklaşık 2 yıldır moleküler viroloji laboratuvarında DNA bazlı yapılan çalışmalar neticesinde virüse dayanıklı, daha sağlıklı domates üretimini sağlayacak yerli tohum üretildi.

Tohumlar, deneme amaçlı olarak virüsün yoğun görüldüğü seralara dikildi ve kaliteli ürünlerin yetişmesi sağlandı.

DNA bazda dayanıklı tür geliştirildi

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tohumculuk ve Tarımsal Biyoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (ATOM) Müdürü Doç. Dr. Hakan Fidan, AA muhabirine, tarımsal alanda hastalıklara neden olan virüslerin tespiti, buna karşı dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesi noktasında hem DNA moleküler hem de klasik testlerle önemli çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Yoğun olarak domates fidelerinde görülen virüsün çok tehlikeli ve bulaş yüzdesinin yüksek olduğunu belirten Fidan, virüsün her şeyle taşınabildiğini kaydetti.

Virüse karşı dayanıklı bitki çalışmasına başladıklarını anlatan Fidan, şunları söyledi:

“Bitkide DNA parmak izi yöntemiyle çalışma yaptık, annesi mi dayanıklı yoksa babası mı? Ne kadar dayanıklı ya da bir kaç tane dayanıklılık mekanizması var ise bunlar hangileri? şeklinde modern aletlerle genetik tabanlı bir araştırma yaptık. Dayanıklı bulduğumuz hatları, klasik testlerle doğrulamasını yaparak, klasik ıslah yöntemleriyle tolerant domates tohumunu geliştirdik ve çiftçimizin kullanımına sunduk.”

Bu virüsün biber, patlıcan gibi gruplarda da görülebildiğini ancak en fazla domatese zarar verdiğini dile getiren Fidan, bu nedenle domates üzerinde yoğunlaştıklarını bildirdi.

Fidan, çalışmanın genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO) sınıfında olmadığını vurguladı.

Zaman zaman DNA bazlı yapılan çalışmaların GDO’lu gibi algılandığını ifade eden Fidan, “Yaptığımız çalışmalar genetiği değiştirilmiş organizmalar değil. DNA’sında bir oynama yapmadan yani GDO’lu ürün sınıfına sokmadan yapılmış tamamen doğal ürünler.” dedi.

Tescili alındıktan sonra ticareti yapılacak

Anamas Tohum Ar-Ge Merkezi Sorumlusu Yüksek Ziraat Mühendisi Serkan Kasapoğlu da firma olarak yerli tohum üzerine çalışmalar yaptıklarını ve ihracatını gerçekleştirdiklerini anlattı.

Üreticilerin virüsle ilgili şikayetleri üzerine böyle bir çalışmaya başladıklarını dile getiren Kasapoğlu, şunları kaydetti:

“Domates havuzundaki hatlarda testler yapılarak virüse karşı dayanıklı hatları tespit ettik. Bu hatları elimizdeki diğer nitelikli domates hatları ile melezlenmesi sonucunda ilk hibrid adaylarını belirledik. Bunları da virüsün yoğun görüldüğü hem ülkemizde hem de yurt dışındaki yerlerde denemelere tabi tuttuk. Arazi şartlarında da çeşitlerimizin virüse karşı dayanıklı olduğunu gördük.”

Virüse hassas çeşit ile tolerant çeşidini aynı seraya dikerek kıyaslama yaptıklarına dikkati çeken Kasapoğlu, virüse hassas çeşitte tarım yapılamaz hale gelirken, dayanıklı çeşitte üretimin devam ettiğini belirtti.

Kasapoğlu, virüse tolerant çeşidin yaygınlaşmasıyla domates tarımının daha sürdürülebilir hale geleceğini ifade etti.

Tohumların tescilini alıp, üreticilerin kullanımına sunacaklarını aktaran Kasapoğlu, “İtalya, İspanya, Meksika, ABD, Ortadoğu ülkelerine tohumlarımızı göndermeye başladık, şu anda deneme anlamında gidiyoruz, tescili alındıktan sonra ticareti yapılacak.” diye konuştu.