Paz. Ara 15th, 2019

“18. Vehbi Koç Ödülü”nün sahibi Prof. Dr. Mehmet Toner oldu

İSTANBUL (AA) – Vehbi Koç Ödülü bu yıl, sağlık alanında çığır açan çalışmaları ile Prof. Dr. Mehmet Toner'in oldu.

Vehbi Koç Vakfı'ndan yapılan açıklamaya göre, Türkiye'nin ilk özel vakfı olarak 50 yıl önce kurulan Vehbi Koç Vakfı'nın her yıl sırasıyla kültür, eğitim ve sağlık alanında verdiği Vehbi Koç Ödülü’nün bu yılki sahibi, Koç Ailesi üyelerinin ve konukların katıldığı törende açıklandı.

Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu; Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’in başkanlığını yaptığı Seçici Kurul’un önerdiği 3 aday arasından, "18. Vehbi Koç Ödülü"ne, sağlık alanındaki çalışmaları ile Prof. Dr. Mehmet Toner'i lâyık gördü.

Geliştirdiği mikroçip teknolojileri ile milyarlarca kan hücresi arasından tek bir kanser hücresinin 1 saat gibi kısa bir süre içinde tespit edilmesini sağlayan Prof. Dr. Toner, kanser teşhisi ve tedavisi alanında insanlığa umut olacak yeni tedavi çözümlerinin üretilmesine olanak sağladı.

Hastaya özgü kanser hücrelerinin de ayrıştırılmasını sağlayan Prof. Toner’in geliştirdiği teknolojiler, kanserde kişiye özel tedavi imkânını da mümkün kılıyor. Toner, "18. Vehbi Koç Ödülü"nü, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç'un elinden aldı.

Vehbi Koç Vakfı’nın 50’nci kuruluş yıl dönümü vesilesi ile Ödül Töreni’nde sunuculuk görevlerini VKV Koç Okulu’ndan on birinci sınıf öğrencileri Zeynep Sezgin ve Can Karatosun, Van Koç Ortaokulu’ndan beşinci sınıf öğrencileri Erdem Kurak ve Melike Zühre Kök ile Koç Üniversitesi’nde Anadolu Bursiyerleri olarak eğitim gören Tıp Fakültesi ikinci sınıf öğrencisi Özgül Tanış ve son sınıf öğrencisi Kubilay Kaymaz üstlendi.

Ayrıca, Zeynep Sezgin ve Can Karatosun törenin açılışını yaparken, keman ve gitarları ile Fazıl Say’ın "Kumru" isimli bestesini icra etti.

– "Vehbi Koç Vakfı, memleketteki hayırseverlere ilham vermiş"

Törende konuşan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, bu yıl Vehbi Koç Vakfı'nın 50'nci doğum gününü kutladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

"Vehbi Bey’in zihninde 1940’lı yılların sonunda filizlenen, 1951 yılındaki Karadeniz seyahatinde rahmetli Hulki Alisbah’ın ilk resmi senet taslağını sunmasıyla fiilen başlayan bu teşebbüs ancak 17 Ocak 1969 günü hayata geçirilebilmiş. Vehbi Bey’in tüm hayatına damga vuran azim, titizlik ve vizyonerlik bu hazırlık döneminin de her merhalesinde iz bırakmış, fark yaratmış. 1967 senesinde, Vehbi Bey’in uzun süren uğraşları neticesinde çıkan yeni vakıflar yasası ve bundan kısa bir süre sonra kurulan Vehbi Koç Vakfı, memleketteki hayırseverlere ilham vermiş, örnek olmuş. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Medeni Kanunu’nun çıktığı 1926 yılından 1967’ye kadar yılda yaklaşık beş yeni vakıf kurulurken bu sayı daha sonraki dönemde yirmi kat artarak yılda yüz vakfa yaklaşmış."

Ellinci yıllarında "üstümüze vazife" sloganının kendilerinden sık sık duyulacağını aktaran Koç, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Zira yarım asır boyunca 'üstümüze vazife' diyerek onlarca kurumu hayata geçirdik; yüzlerce projeye destek olduk; milyonlarca insanın hayatına dokunduk. Bugün bu salonda bulunan birçok misafirimiz de ‘üstümüze vazife’ diyerek kendi vakıfları veya sivil toplum kuruluşları aracılığıyla toplumsal fayda yaratmak için çaba harcıyorlar. Ne mutlu bize ki, bu dostlarımızla pek çok önemli projede iş birliği yapıyor, memlekete hizmet etmeye gayret ediyoruz. Bu vesileyle, büyük ya da küçük, insanlık için çalışan tüm sivil toplum kuruluşlarına da huzurlarınızda teşekkürlerimizi sunmak istiyorum.

Bugün 'insanlığa ve bilime hizmet üstüme vazife' diyen çok seçkin bir bilim insanını ödüllendireceğiz. Seçici Kurulumuzun kendisi için yazdığı gerekçenin son paragrafını izninizle okumak istiyorum. 'Kendisinin çok önemli bir özelliği bu başarılı çizgisinde en üst düzey etik ve bilimsel ahlak örneği olarak görülmesi, sıra dışı bir iş birliği ortağı olması ve bu güne kadar 200’den fazla genç araştırmacının yetişmesi ve bağımsız kariyerleri için verdiği destektir. Hocamız Türk cemiyeti içinde çok anahtar bir mentor ve örnek bilim insanı kimliği oluşturmakta, hem Türkiye’de hem de dünyada Türk bilim insan ve kuruluşlarına fedakârlık ile gönüllü hizmet sunmaktadır. Bu sıra dışı bilimsel ve kişisel özellikleri ve Türkiye’nin yetiştirdiği nadir kıymetteki bilim insanlarından biri olarak Vehbi Koç ödülüne layık bir adaydır."

– "Bundan sonra kanserin bir adım önünde olmaya başlayacağız"

Törende, "18. Vehbi Koç Ödülü"nün sahibi Prof. Dr. Mehmet Toner hakkında kısa bir film de yayınlandı.

Prof. Dr. Toner de filmde yer alan röportajında şu ifadelere yer verdi:

"Vücudumuzun yüzde 95'i kan hücresi. Biz bu kanı daha iyi okuyup, daha iyi değerlendirebilecek bir teknoloji geliştirebilir miyiz dedik ve bunu mikroçiplerle yapmak üzere bir yola çıktık. Milyarlarca kan hücresinin içinde belki bir tane kanserli hücre var ve biz bunu nasıl bulabiliriz sorusunu sorduk. 18 senemizi aldı ama bunu yapabilecek teknolojiyi geliştirdik. Kandaki bilgiyi daha iyi okudukça teşhis edemeyeceğimiz ve tedavisini uygulayamayacağımız hastalık kalmayacak. Kanseri kronik bir hastalığa dönüştüreceğiz ve yakından takip edebileceğiz. Eskiden hep kanserin bir adım arkasındaydık inşallah bundan sonra bir adım önünde olmaya başlayacağız."

Vehbi Koç Ödülü’ne layık görülmesinden dolayı gurur duyduğunu vurgulayan Toner, "Vehbi Bey hepimiz için çok değerli bir insandır. Çocukluğumuzda Vehbi Bey’in hikâyelerine ve onun yaptıklarına imrenerek büyüdük ve onun gibi olmak isteyen insanlar olduk. Vehbi Koç Ödülü’nü almak bir Türk olarak benim için büyük gurur kaynağı." değerlendirmesinde bulundu.

Filmde görüşleri yer alan Harvard Üniversitesi’nden laboratuvar arkadaşı Prof. Dr. Korkut Uygun ise "Bu samanlıkta iğne aramaktan daha zor bir problem çünkü normal hücreler birbirlerine benzerler. Boyları, şekilleri aynıdır. Bunların arasından 10 taneyi üstelik 1 saat içinde hastanın hemen yanında yapabilmek hakikaten hem çok inanılmaz bir teknoloji, hem de bilimsel olarak çok büyük bir başarı." yorumunu yaptı.