2020 Tokyo Olimpiyatları'nın geleceğini Dünya Sağlık Örgütü belirleyecek

CENEVRE(AA) – Dünyayı sarsan koronavirüs salgınından dolayı başta Uzak Doğu olmak üzere birçok ülkedeki spor organizasyonlarında iptal ya da ertelemeye gidilirken, Japonya’nın ev sahipliğinde bu yıl düzenlenecek 2020 Tokyo Olimpiyatları’nın geleceği de belirsizliğini koruyor.

İsviçre’nin Lozan kentinde yapılan Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) İcra Kurulu Toplantısı’nın ardından yazılı açıklama yapıldı.

Açıklamada, “IOC İcra Kurulu, 24 Temmuz-9 Ağustos 2020 tarihlerinde gerçekleştirilecek 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları’nın başarısı için bugün tam bağlılığını ifade etti.” denildi.

Açıklamada, İcra Kurulu Toplantısı’nda, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) ilişkin şimdiye kadar alınan tüm önlemler hakkında bir rapor sunulduğu ve raporun okunmasının ardından Tokyo 2020’nin geleceğine ilişkin kapsamlı bir istişarede bulunduğu aktarıldı.

IOC’nin, Birleşmiş Milletlere bağlı DSÖ’nün Kovid-19’a ilişkin tavsiyelerine uymaya devam edeceğinin vurgulandığı açıklamada, “IOC İcra Kurulu, değerli tavsiyeleri ve iş birlikleri için DSÖ’ye teşekkürlerini sunuyor.” ifadesine yer verildi.

Açıklamada, Tokyo 2020 Olimpiyat Oyunları’na katılacak tüm sporculara hazırlıklarına devam etme çağrısında da bulunuldu.

Ayrıca, sporcuların oyunların akibetine ilişkin son bilgi ve gelişmeleri “Athlete365” adlı siteden takip edebilecekleri kaydedildi.

Japonya Olimpiyat Bakanı Seiko Hashimoto, bugün yaptığı açıklamada, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle 2020 Tokyo Olimpiyatları’nın yıl sonuna ertelenebileceğini söylemişti.

Yaklaşık 11 bin atletin mücadele edeceği 2020 Tokyo Olimpiyatları 24 Temmuz-9 Ağustos, Paralimpik Oyunları ise 25 Ağustos-6 Eylül tarihlerinde düzenlenecek.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

The Hill’de yer alan habere göre, Chicago Üniversitesine bağlı Hava Kalitesi Yaşam Endeksinin (AQLI) yayınladığı raporda, ortalama bir insanın DSÖ tarafından kabul edilen hava kirliliğinin üç katından fazlasına maruz kaldığı ve bu durumun ortalama yaşam süresini 74’ten 72’ye düşürdüğü ortaya konuldu.

Küresel hava kirliliği seviyesini azaltmanın, ortalama yaşam süresini 2,2 yıl artırabileceği tespit edilen raporda, DSÖ standartlarını karşılayacak küresel değişikliklerle birlikte, insanların toplu olarak gezegenin nüfusuna 17 milyar yaşam yılı ekleyebileceği aktarıldı.

Çin’de son yıllarda çevre konusunda uygulanan çarpıcı gelişmelerin dünya için bir fırsat olduğu ileri sürülürken, ABD’nin benzer değişiklikleri yapmasının uzun zaman aldığı belirtildi.

Çin’de söz konusu gelişmeler sayesinde kirlilik yüzde 29 azalırken ortalama yaşam süresi yaklaşık 1,5 yıl arttı.

DSÖ’nün şehirlerdeki hava kalitesi için hazırladığı rehberi, PM 2.5 seviyelerinin (çapı 2,5 mikrometreden küçük olan ince partikül madde) metreküp başına 10 mikrogramın altında olması gerektiğini belirtiyor. Ancak araştırma, bir kişinin ortalama metreküp başına 32 mikrogram konsantrasyona maruz kaldığına vurgu yaptı.

En yüksek PM 2.5 konsantrasyonuna maruz kalan beş ülkeden dördünün Güney Asya’da yer aldığı belirtilirken, araştırma, kirliliğin DSÖ rehberini karşılayacak şekilde azaltılması durumunda Hindistan, Bangladeş, Nepal ve Pakistan’da ortalama yaşam süresinin 5,6 yıl uzayacağını ortaya koydu.

Beşinci ülke olan Singapur’da ise böylesi bir değişikliğin olması durumunda ülke sakinlerinin ortalama yaşam süresi 3,8 yıl daha artabilir.

Raporda, Güneydoğu Asya’daki Bangkok, Ho Chi Minh ve Jakarta gibi yoğun nüfuslu şehirlerin DSÖ yönergelerini karşılaması halinde ortalama ömür süresinin 2 ila 5 yıl artabileceğine işaret edildi.

Öte yandan, Orta ve Batı Afrika’da partikül kirliliğinin yaşam süresi üzerindeki etkilerinin HIV/AIDS ve sıtma gibi tehditlerin etkileriyle eşit olduğunu ortaya koyan çalışmada, Nijerya’nın Nijer Deltası sakinlerinin önlem almamaları halinde yaşam sürelerinin yaklaşık 6 yıl azalacağı belirtildi.

Yine çalışmaya göre, 611 milyon Latin Amerika sakininin yarısından fazlası, DSÖ rehberini aşan PM 2.5 seviyelerine maruz kalıyor. Çalışmada, belirli metropollerde çoğunlukla araç emisyonlarından kaynaklanan hava kirliliğinin azaltılması halinde ortalama yaşam süresinde Lima’da 4,7 yıl, Bogota’da 1,8 ve Medellin’de 2,2 gibi önemli artışlar görülebileceği ifade edildi.

ANKARA (AA) – AA muhabirinin, Verem Eğitimi ve Farkındalık Haftası dolayısıyla Sağlık Bakanlığından edindiği bilgiye göre, hava yoluyla bulaşan, başta akciğerler olmak üzere tüm organları tutabilen tüberküloz, dünyada ilk 10 ölüm sebebi arasında yer alıyor.

Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri kapsamında 2030’a kadar tüberkülozun sona erdirilmesi için Türkiye’de “Ulusal Tüberküloz Kontrol Programı” yürütülüyor.

Program, tüberkülozun görülme sıklığını ve buna bağlı ölümleri azaltmak, ailelerin hastalık nedeniyle karşılaştığı yıkıcı maliyetlerin önüne geçmek, “veremsiz bir Türkiye” hedefine ulaşmak için yürütülen faaliyetleri kapsıyor.

Kamu ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliğinde uzun yıllardır başarıyla yürütülen tüberküloz kontrol çalışmaları sonucunda, Türkiye’de hasta sayısı ve tüberküloz görülme sıklığı her yıl yüzde 3-4 azalıyor.

Son 14 yılda tüberküloz görülme sıklığı yüzde 54 azaldı

DSÖ tarafından dünya genelinde 2018 yılı tahmini tüberküloz görülme sıklığı 100 binde 132 olarak hesaplandı.

Türkiye’nin de içinde bulunduğu ve 53 ülkeden oluşan DSÖ Avrupa bölgesinde tüberküloz görülme sıklığı ortalaması 100 binde 28 olarak belirlenirken, Türkiye’de tahmini hastalık görülme sıklığı 100 binde 16 oldu.

Öte yandan, Türkiye’de son 14 yılda tüberküloz görülme sıklığı yüzde 54 oranında azaldı.

Tüberküloz ölüm hızı 100 binde 1’in altında

Tüberküloza yönelik tanı ve tedavi hizmetleri tüm sağlık kuruluşlarında ücretsiz veriliyor. Hastalığın tedavisinde kullanılan tüm ilaçlar Sağlık Bakanlığı tarafından temin edilerek vatandaşlara ücretsiz ulaştırılıyor. Ayrıca Türkiye’de bulunan yabancı uyruklu tüberküloz hastalarının tedavisi de ücretsiz yapılıyor.

Teşhis ve tedavideki kaliteli hizmetler sonucunda, tüberküloz ölüm hızı dünya genelinde 100 binde 20, DSÖ Avrupa bölgesinde 100 binde 3 iken Türkiye’de 100 binde 1’in altında bulunuyor.

Türbeküloz hastalarına aylık nakdi yardım yapılıyor

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kronik ve bulaşıcı hastalıklar, birey ve toplumda sağlık kaybının yanı sıra ekonomik ve psikososyal kayıplara neden oluyor.

Bu kapsamda Sağlık Bakanlığı ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında imzalanan protokolle, ekonomik ve sosyal güçlükler yaşayan tüberküloz hastalarına 2018 yılının ocak ayından itibaren aylık nakdi yardım yapılıyor.

Aynı zamanda tıbbi öz bakım gerektiren ve evdeki yaşam koşullarının yetersiz olduğu durumlarda ilave destek ödemesi sağlanıyor. Dünyada ilk ve iyi uygulama örneği olan bu programla tüberküloz hastalarının tedavi ve kontrollerinin düzenli olarak yapılması, hastalara ve ailelerine psikososyal destek verilmesi, yoksulluğun azaltılarak yaşam kalitesinin yükseltilmesi hedefleniyor.

Bu kapsamda nakdi sosyal yardımdan 2019 yılında 4 bin 593 kişi yararlandı.

Muhabir: Ahmet Sertan Usul