Sal. Oca 21st, 2020

2020 Yılı Merkezi Bütçe Kanunu Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi Görüşmeleri

2020 Yılı Bütçesi TBMM Genel Kurulunda


TBMM (AA) – MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Türkiye’nin, tarihinin en büyük ekonomik saldırılarına maruz kalmasına rağmen faiz-kur-enflasyon sarmalından çıkması konusunda önemli bir mesafe alındığını söyledi.

TBMM Genel Kurulunda, 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde söz alan Akçay, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin 3 sac ayağı üzerine inşa edildiğini, bunların “milli devlet, güçlü iktidar, demokratik istikrar” olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yönetimde istikrarı, temsilde adaleti hedeflediğini ve bu hedeflerin gerçekleştiğini dile getiren Akçay, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile Meclisin daha verimli ve daha bağımsız olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş evresinin “son derece uyumlu” olduğunu belirten Akçay, “Eski sistemde hükümet kurulma sürecinde yaşanan gerginlik, çalkantı ve krizler yaşanmamıştır. Seçimin akabinde Cumhurbaşkanı kabinesi süratle teşkil etmiş; ülke gündemine, temel konulara odaklanmıştır.” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin; milli güvenlik, dış politika ve ekonomi ile ilgili etkin, hızlı, uyumlu ve isabetli kararların alınmasını kolaylaştırdığını söyleyen Akçay, “Türkiye, 15 Temmuz hain darbe girişimiyle başlatılan ülkemizi işgal planının çok cepheli devam ettirildiği süreçte tüm tehdit ve saldırılara daha güçlü şekilde karşılık vermiştir. Terörle mücadelede önemli ve büyük bir başarı sağlanmıştır.” değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin sağladığı hızlı ve etkin karar alma mekanizmasıyla ekonomi politikalarının, dönüşüm ve değişim sürecinin daha koordineli bir şekilde yönetildiğini belirten Akçay, Türkiye’nin, tarihinin en büyük ekonomik saldırılarına maruz kalmasına rağmen faiz-kur-enflasyon sarmalından çıkarılması konusunda önemli bir mesafe aldığını vurguladı.

– “Maddenin üçüncü hali”

Millet ve devlet olmanın, toprak bütünlüğü içinde yaşamanın ilk şartının güvenlik olduğunun altını çizen Akçay, “Bu nedenle terörle mücadele en hassas konumuzdur. Bu mücadele çok boyutludur. Devlet terörle sahada mücadele ederken, sivil toplumda, kamu hayatında, siyasette, kültürde, sanatta, medyada ve eğitimde de mücadele yapılır, yapılmalıdır.” diye konuştu.

Türk milletinin beka ve onur meselesi olan FETÖ’nün kökünün kazınması için atılan adımları desteklediklerini ve desteklemeye de devam edeceklerini bildiren Erkan Akçay, “FETÖ ve FETÖ’cülük yapısı itibariyle maddenin üçüncü hali olan gaz haline benzemektedir. Rengi ve kokusu yoktur ama çok zehirli ve sinsidir. Her tarakta bezi var, her kalıba girmektedir. Bu gibi örgütlerin ortaya çıktıkları ortam ve tutundukları kök ve dallar da analiz edilmeli, devletimizi içten içe kemiren hiçbir yapıya müsamaha gösterilmemelidir. Stratejik devlet konseptiyle mücadele sürmelidir.” ifadelerini kullandı.

-” Barış Pınarı Harekatı’ndaki başarı masaya güçlü şekilde oturmamıza vesile oldu”

Akçay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dış politikada bağımsızlık ve milli egemenlik; sosyal, ekonomik ve siyasi bakımdan yabancı güçlerden bağımsız egemen politik bir alanın kurulması ve bu alandaki egemenliğin uluslararasında tanınması ve saygı görmesi ile mümkündür. Bağımsız dış politikanın somut göstergesi ise sahada ve masada güçlü olmaktır. Bugün Türkiye dış politikada sahada da masada da belirleyici hale gelmiştir. Barış Pınarı Harekatı’nda sahadaki başarı masaya güçlü bir şekilde oturmamıza vesile olmuştur. Bu hamlelerle Türkiye milli çıkarlarını korumakta ve güçlendirmektedir.

Türkiye bölgesinde ilteber devlet konumuna gelmektedir. İlteberlik; derleyen ve toplayan olma sorumluluğunu, gücünü ve yetkisini ifade eder. Bu vazifede yapıcı siyaset ve saygınlığın varlığı rızayı tesis etmede yetersizdir. Rıza, gücün bir yansımasıdır. Güç ise sahadaki varlığınızdır. Türkiye ilteber devlet rolünü sahadaki ve masadaki gücüyle inşa ettiği bölgesel ve küresel rızayla tesis etmektedir. Dış politikada tarihin ve coğrafyanın mantığına uygun olarak hareket etmek zorundayız. Binlerce yıllık Türk devlet geleneğine, Türk milli kültürüne, hariciye tecrübesine bağlı olarak bağımsız dış politikaya devam etmeliyiz. İkili ilişkilerdeki tüm olumlu gelişmelere rağmen kuşkulu ve uyanık aynı zamanda akıllı ve iddialı.

Gururla söylemeliyim ki Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle dış politikada daha etkin ve belirleyicidir. Son yıllarda dış politikada önemli kazanımlar elde ettik. Bölgemizde ve uluslararası siyasette proaktif yaklaşımla suyun yatağını belirleyen, suyu mecrasında akıtan ülke konumuna geldik. Bu durum hiç şüphesiz ki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle gelen imkan ve fırsatları doğru ve zamanında değerlendiren, tehditlere yerinde ve güçlü bir şekilde cevap veren bir dış politika yönetimi sayesinde olmuştur.”

-“Ekonomi borç ve rant sarmalından kurtarılmalıdır”

“Ekonomik kriz tellallarına karşı psikolojik üstünlüğü ele geçirdik.” diyen Akçay, “Milli ekonomi seferberliğine girişmeli ve üretime odaklanmalıyız. Üretim ekonomisini inşa etmeye yönelik yapısal reformları hayata geçirmek mecburiyetimiz vardır.” dedi.

Erkan Akçay, üreten, geliştiren, yatırım ve tüketim ölçülerini rasyonel eşiklerde planlayan, kendi dinamiklerinden güç alıp milli ve manevi özellikleriyle ayakta duran ekonomiye sahip olunması gerektiğini vurgulayarak, “Ekonomi milli tasarruflara ve milli kaynaklara dayanmalıdır. Ekonomi borç ve rant sarmalından, savurganlıktan kurtarılmalıdır. Sanayimizi, bilim ve teknolojimizi süratle ileri seviyelere getirmeliyiz. İstihdam sorunu mutlaka çözülmelidir, tarım ve hayvancılık güçlendirilmelidir. Gelir dağılımını iyileştirip eşitsizlikleri giderecek adımlarla yoksullukla mücadele edilmelidir. Büyüyen ekonomiden emeklinin, çiftçinin, esnafın daha çok pay alması sağlanmalıdır. Millet büyümedikçe rakamların büyümesinin bir anlamı yoktur.” değerlendirmesini yaptı.

Akçay, savunma gücünün bir milletin bağımsız, güçlü ve müreffeh yaşamasında en önemli etkenlerden biri olduğunu dile getirerek, savunmada hedefin yüzde yüz yerli üretim olduğunun altını çizdi.

-“Hızlı ve etkin çözümler üretildi”

MHP Grup Başkanvekili Levent Bülbül de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ikinci bütçesini MHP olarak desteklediklerini söyledi.

Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yürürlüğe girmesinin ardından ülkeyi, bölgeyi ve hatta dünyayı etkileyecek mahiyette sorulara maruz kaldığını ifade eden Bülbül, bu sorunlara hızlı ve etkin çözümler üretildiğini kaydetti.

Yeni hükümet sistemine geçişin sorunsuz şekilde gerçekleştiğini ve gerçekleşmeye devam ettiğini belirten Bülbül, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, uygulanmaya başladığı andan itibaren sonuç vermeye başlamıştır.” dedi.

Türkiye’nin, terörle amansız bir mücadele verirken, finans sistemine yönelik dış kaynaklı saldırılarla ülke ekonomisinin hedef alındığını belirten Bülbül, atılan isabetli adımlarla önemli ölçüde bu saldırıların bertaraf edildiğini kaydetti.

Ekonomik saldırıyı gerçekleştiren odakların siyasi ve sosyal kaos planı da yaptıklarını dile getiren Bülbül, “Devletimiz, yeni hükümet sisteminin verdiği imkanlarla siyasi ve kaos planlayanlara karşı hızlı ve etkin tedbirler almıştır.” diye konuştu.

Bülbül, ekonomik yönden kırılganlıklar devam etmekle birlikte olumlu bir sürecin içine girildiğine işaret ederek, ekonomik verilerin kısa süre içinde dengelenmeye başladığını söyledi. Bülbül, “2018 yılında Türkiye’nin uçuruma gittiğini, IMF ile anlaşmadan krizden kurtulamayacağını, hükümet sistemini de içine alan Anayasa değişikliği olmadan ekonomik olarak Türkiye’nin kendine gelemeyeceğini ifade edenler, yaşanan gelişmeler karşı diyecek söz bulamamaktadırlar.” değerlendirmesini yaptı.

Ekonominin, 2019 yılında hızlı bir toparlanma süreci içine girdiğinin altını çizen Levent Bülbül, “MHP olarak Türkiye’nin ekonomik alanda vermiş olduğu mücadeleyi beka mücadelemizin bir parçası olarak değerlendirmekteyiz. Ekonomiye karşı yapılan her türlü manipülasyon ve operasyonlara karşı devletimizin yanındayız.” dedi.

TBMM’nin, kasıtlı ve haksız bir şekilde etkisiz ve fonksiyonsuz olarak tarif edildiğini aktaran Bülbül, yasama faaliyetlerine bakıldığında bunu söylemenin mümkün olmayacağını kaydetti. Bülbül, yeni bir içtüzük için olumlu katkı yapmaya hazır olduklarını bildirdi.

Türkiye’nin, içeriden ve dışarıdan tehdit ve tehlikelere karşı kıran kırana bir mücadele içinde olduğunu belirterek, “Terörün dini, dili, ırkı, mezhebi olmaz. Terör terördür ve hedefi bütün insanlıktır.” ifadesini kullandı.

Düzensiz göç, mülteciler ve sığınmacıların tüm dünya için olduğu gibi Türkiye için de önemli meselelerden biri olduğuna dikkati çeken Bülbül, dünyada, sığınmacılara ve mültecilere Türkiye gibi değer veren başka bir ülke bulunmadığını, dünyanın aynı hassasiyette bulunmadığını söyledi.

“Suriyelilerin güvenli ve gönüllü bir şekide ülkelerine dönmeleri için azami gayret sarf edilmelidir.” diyen Bülbül, Suriyeli sığınmacıların geri dönüşlerini temin etmek maksadıyla güvenli bölgeler oluşturulması ve Suriyelilerin buralara yerleştirilmesinin son derece insani bir çözüm şekli olduğunu söyledi.

2020 Yılı Bütçesi TBMM Genel Kurulunda

TBMM (AA) – İYİ Parti Bursa Milletvekili İsmail Tatlıoğlu, “Bu bütçe ekonomiyi küçülttü, işsizliği artırdı, kamu dengesini bozdu, fakirliği artırdı. Bu bütçenin vizyonu ve misyonu yok. Her şey var ama derde deva bir şey yok bu bütçede.” dedi.

TBMM Genel Kurulunda, 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde söz alan Tatlıoğlu, bütçe görüşmelerinde Cumhurbaşkanı ve bağlı kuruluş temsilcilerinin nezaketen dahi olsa genel kurulda bulunması gerektiğini belirterek, “Bu özensizlik bizi bir yere götürmez. Bugün görüştüğümüz Cumhurbaşkanlığı bütçesi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin de seviyesini ve çizgisini göstermiştir.” diye konuştu.

Türkiye’de ekonomi rakamlarına ilişkin güven sorununun yaşandığını iddia eden Tatlıoğlu, geçmişte Arjantin’de benzer bir durumun görüldüğünü, bunun Arjantin’i ekonomik olarak daha da geriye götürdüğünü dile getirdi.

AK Parti’nin 2003 ile 2007 yılları arasında yüzde 6’nın üzerinde büyüme hedeflerini yakaladığını aktaran Tatlıoğlu, “Türkiye 2008’den sonra hem kendisi hem de gelişmekte olan ülkelere göre negatif yönde ayrıştı. Son yılda bu ayrışma daha da derinleşti. Görüştüğümüz bütçe bizi bir yerlere götürmüyor. AK Parti 2008’den beri Türkiye’nin önünü ekonomik olarak kesmiştir. Bu bütçe bizi bir yere götürmez.” görüşünü savundu.

İşsizliğin zirveye, dış borcun gayrisafi milli hasılaya oranının yüzde 62’ye çıktığını ileri süren Tatlıoğlu, “2008’den sonra giderek savrulan bir Türkiye var. 2010 yıllarına kadar ‘Çin ve Güney Kore bizi geçti’ diyorduk ama Romanya, Polonya gibi ülkeler bile bizi geçti. Tarihin ve zamanın gerisine düşüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Tatlıoğlu, Türkiye’nin 2008’den sonra yapısal reformları bıraktığını, günümüzde ekonomiyi de içine alan yapısal bir tıkanıklığın yaşandığını, bunun için de sorunların ancak yapısal reformlarla çözülebileceğini iddia etti.

İsmail Tatlıoğlu, 2010 referandumu, PKK’yı muhatap alan çözüm süreci ve geleneksel kodları dikkate almayan dış politika süreciyle üç önemli kırılma yaşandığını, Türkiye’nin bu zaman diliminde yeniden “yolsuzluk ve yoksulluk” sürecine savrulduğunu ileri sürdü.

Tatlıoğlu, Türkiye’nin daha önce kalkınan ülkeler arasında yer aldığını, ülkenin gelişmesi için her türlü imkana sahip olduğunu ancak enerjisini bu kırılma süreçleriyle harcadığını savundu.

Ekonomi yönetiminin bütçenin görüşüldüğü, bugüne kadar birçok ekonomik kalkınma planı açıkladığını anımsatan Tatlıoğlu, bütçeyi eleştirdi. 2019 bütçesinde yüzde 20 sapma olduğunu öne süren Tatlıoğlu, “Devleti yöneten planlamadan, planlama yapamayan devlete geldik.” ifadelerini kullandı.

Hükümetin 2023 hedeflerinin de gerçekleşmediğini savunan Tatlıoğlu, “2023 hedefleri çöp oldu. Kişi başına düşen milli gelir 25 bin dolar, 500 milyar dolar ihracat yazıldı ama politikaların merkezinde bu hedefleri gerçekleştirecek bir durum yok, yazıda var, uygulamada yok. Enerji, harcama var ama yol alınmıyor.” diye konuştu.

Tatlıoğlu, “Bu bütçeyle Türk ekonomisine büyük bir yara açılmıştır. Bu bütçe ekonomiyi küçülttü, işsizliği artırdı, kamu dengesini bozdu, fakirliği artırdı. Bunu alkışlayacak mıyız? Bu bütçe sonucundan hiç kimse mahcup olmayacak mı? Hiç kimse ‘bu sorumluluk benim, görevi bırakıyorum’ demeyecek mi? Başarısızlığın bir sonucu olmaz mı? Bu bütçenin vizyonu ve misyonu yok. Her şey var ama derde deva bir şey yok bu bütçede.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin içinde bulunduğu sorunlardan çıkması için siyasi iklimin değişmesi gerektiğini iddia eden Tatlıoğlu, “Yeni bir iklime, demokratik değerlerler ve hukukun üstünlüğü ile liyakati esas alan bir anlayışa ihtiyaç var. Kalkınmayı bütün politikaların merkezine koyan bir anlayışa ihtiyaç var. Türkiye’nin yeni bir iklime kucak açmadan bu sorunları çözmesi mümkün değildir.” dedi.

2020 Yılı Bütçesi TBMM Genel Kurulunda

TBMM (AA) – İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, 2002’de benzinin litre fiyatının 1,62 lirayken bugün neredeyse 7 lira olduğunu, 2002’de asgari ücretle 17 gram altın alınırken bugün ancak üstünü tamamlayarak 7 gram alınabildiğini söyledi.

TBMM Genel Kurulunda, 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde söz alan İYİ Parti Grup Başkanvekili Türkkan, 12 gün boyunca ülkenin bütçesini konuşacaklarını anımsattı

Atatürk”ün “Ekonomisi zayıf bir ulus, yoksulluktan ve düşkünlükten kurtulamaz, güçlü bir uygarlığa, kalkınma ve mutluluğa kavuşamaz, toplumsal ve siyasal yıkımlardan kaçamaz.” sözlerini aktaran Türkkan, “Bu sene bütçede yatırımlara 63,5 milyar lira harcanırken, 139 milyar lira borç faizlerine ayrılmış. Geçen sene 65 milyar lira yatırımlara harcanırken, 117 milyar lira borç faizlerine ayrılmıştı. Biz, Galata tefecilerinin eline düşmüş tüccarlar gibi borcun faizini ödüyoruz. Üstüne üstlük geçen seneye göre hem yatırımlara harcadığınız para daha düşük hem de borç faizlerine ayrılan para geçen seneden 22 milyar lira daha fazla.” diye konuştu.

Türkkan, 4 kişilik bir ailenin açlık sınırının bin 103, yoksulluk sınırının 6 bin 849, asgari ücretin 2 bin 20 ve ortalama emekli maaşının bin 500 lira olduğunu dile getirdi.

AK Parti hükümetlerini eleştiren Türkkan, “Yıllardır dindar ve muhafazakar toplumdan bahsedip durdunuz, peki asgari ücreti belirlerken neden Diyanet İşleri Başkanlığının açıkladığı fitre rakamına göre hesap yapmıyorsunuz? Ya işinize gelmiyor ya da matematiğiniz zayıf. Çünkü vatandaşlarımızı martı gibi simitle beslenen canlılar yerine koyuyorsunuz. Türk milletini Stalin’in tavuğuna benzettiniz. Oysa ki Diyanet’in açıkladığı rakama göre bir kişinin bir günlük öğünü 23 lira. Dört kişilik bir aile için düşündüğümüzde bu rakam ayda 2 bin 760 lira, o da aç kalmaması için. Bu şartlarda siz insanları açlığa mahkum ediyorsunuz.” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 2020’de Türkiye’nin yüzde 5 büyüyeceğini söylediğini belirten Türkkan, bu rakamın gerçeklerden uzak olduğunu ve bütçenin tahmin edildiğinden daha fazla açık vereceğini öne sürdü.

Hükümetin “dış politikadaki tutarsızlığı, hukuku, adaleti ve demokrasiyi askıya alması yüzünden borç da bulamayacağını” savunan Türkkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bulsanız da tefeci faiziyle bulacaksınız. Faizler ekonomiyi daha da zorlayacak, vergi terörü estireceksiniz. Ekmek aslanın ağzındayken, aslanı bile ekmeğe muhtaç hale getireceksiniz. Bir daha ekonomik gerçekleri söyleyenleri terörist diye suçlarken iki kere düşünün. Maalesef hiçbir önleminiz, getirdiğiniz ilave vergiler, ekonomik sıkıntılara çözüm olmayacak. Ben istemez miyim yüzde 5 büyüyelim, hepinizden daha fazla ben isterim. Bunu becerebilirseniz gurur duyarım. Ama kazın ayağı hiç öyle değil maalesef. 2020 yılında Gayri Safi Yurt İçi Hasılamız 4,8 trilyon lira, bütçemiz de bu paranın yüzde 22’si kadar yani 1,1 trilyon lira olacak. Tahmin ettiğiniz gelir miktarı da 956 milyar lira. Geçen sene tahmini bütçe açığını tutturamadınız, bütçe açığı için yaklaşık 80 milyar lira öngörmüştünüz ancak açıkladığınız Yeni Ekonomi Programı’nda bütçe açığını 125 Milyar lira olarak ifade ettiniz. Bu sene de 139 milyar lira öngörüyorsunuz. Bu tutarsızlığınızla 2020 bütçesindeki rakamları nasıl tutturacaksınız merak ediyorum. Üstelik bu sene Merkez Bankasından yedek akçe de yok.”

Türkiye’nin ekonomik durumunu Lale Devri’ne benzeten Türkkan, Osmanlı İmparatorluğu’nun çökmesinin en önemli sebebinin dış borç ve faiz sarmalı olduğunu söyledi.

Lütfü Türkkan, Düyun-u Umumiye İdaresi’nin bu nedenle kurulduğunu, borçlanmanın artmasına bağlı olarak Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma sürecinin de hızlandığını belirtti. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik durumun ciddiye alınması gerektiğine işaret eden Türkkan, “Eğer bu kafayla gidilirse, ekonomi ciddiye alınmazsa, Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu’nun son zamanlarındaki Düyun-u Umumiye’ye benzer bir hal ile karşı karşıya kalabilir. Bu da çok tehlikelidir.” dedi.

– Emeklilikte yaşa takılanlar

Lüftü Türkkan emeklilikte yaşa takılanlara ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, “Emeklilikte saraya takılanlar var. Aylardır hükümete seslerini duyurmaya çalışanlar var. Ancak bir türlü isteklerini kabul ettiremiyorlar. Suriyelilere 40 milyar dolar harcadığını söyleyen milli ve yerli anlayış, kendi vatanında kendi evlatlarını sığınmacı yerine koyuyor. Meclise bu konuda getirdiğimiz önergelerin tamamını reddettiniz. Bu konunun çözümü için hangi koşulların gerekli olduğunu ve bütçeye ne kadar maliyet getireceğini dahi araştırmaktan imtina ettiniz. Sahi, siz gerçekten milli ve yerli misiniz?” ifadelerini kullandı.

Milletin gırtlağına kadar borçlandığını ileri süren Türkkan, şöyle konuştu:

“Bankalara ve finansman şirketlerine olan tüketici kredisi ve kredi kartı borçları 1 Ocak-22 Kasım 2019 tarihleri arasında toplam 51 milyar lira artarak 569,5 milyar lirayla rekor kırdı. Bu artışın 4 milyar liralık kısmı son bir haftada yaşandı. Vatandaşın takibe alınan tüketici kredisi ve kredi kartı borcu ise 2,9 milyar lira daha artarak 22 Kasım 2019 itibariyle 21,6 milyar lira oldu. Bankacılık sistemine olan borçları son aylarda yeniden hızla artmaya başlayan vatandaşların, tüketici kredisi ve kredi kartı borçları nedeniyle bankalara ilk 10 aylık döneminde ödediği faiz de 64 milyar liraya ulaştı. Vatandaş, 2003-Ekim 2019 döneminde bankalara toplam 511 milyar lira faiz ödedi. Zamanında ödenmediği için takibe alınan krediler 49 milyar lira artışla 26 Kasım itibarıyla 142 milyar liraya ulaşarak yeni bir rekor kırdı. Kredi stokunun yüzde 8,2 oranında arttığı bir dönemde batık kredilerdeki artış oranı yüzde 52’yi buldu. Batık kredilerin toplam kredilere oranı ise yüzde 5,5 oldu. Milletimiz batmış vaziyette. Her gün işsiz insanlarımızın, borçlu insanlarımızın yaşadığı acı olaylara şahit oluyoruz. İnsanlar hayatına son veriyor.”

Lütfü Türkkan, demokrasinin askıya alındığını, hukuk devletinin çöktüğünü ve gerçekleri dile getirenlerin hain, terörist veya FETÖ’cü ilan edildiğini savundu.

Türkiye’nin ekonomik durumunu 2002 yılıyla kıyaslayan Türkkan, “Türkiye’de 2002’de benzinin litre fiyatı 1,62 lirayken bugün neredeyse 7 lira. Asgari ücretle 17 gram altın alınıyordu, bugün ancak üstünü tamamlayarak 7 gram alınabiliyor. 50 kiloluk 1 çuval un 2002’de 18 lirayken, bugün 168 lira. Siz iktidara geldiğinizde ekmeğin kilosu 1 liraydı şimdi yaklaşık 6 lira. Ama siz pişkince ’17 yılda ihracatımız yaklaşık 165 milyar dolara geldi, milli gelirimiz 10 bin dolara çıktı. Ama yol yaptık, köprü yaptık’ nidalarıyla kulaklarınızı tıkıyorsunuz. Dünyanın 17. büyük ekonomisini neredeyse ilk 20’nin dışına çıkarmak üzeresiniz.” dedi.

Lütfü Türkkan, hükümetin tarım politikalarını da eleştirerek 1970’te tarımsal istihdamın toplam istihdama oranının yüzde 65 olduğunu, bugün bu rakamın yüzde 7 seviyesine indiğini savundu.

Türkkan, ABD’nin Türkiye’de en etkili olduğu lobinin Tarım Bakanlığı olduğunu ileri sürerek “Tarım Bakanlığı ABD’nin rızası olmadan hiçbir şey yapamaz. Tohumdan ilaca, tarım ürünleri ithalatına kadar yaşadıklarımız asla rastlantı olamaz. Aksini düşünmek saflık olur. Ne kadar acı değil mi? Binlerce yıl onlarca medeniyeti doyuran bu devasa fabrikayı, yani Anadolu’yu tekrar tarımla ayağa kaldırmalıyız. Ama maalesef iktidarın bu konuda gerçekçi ve yapıcı bir politikası yok.” diye konuştu.

– “İyileştirilmiş parlamenter sisteme dönülmeli”

Türkkan, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun temel sebebinin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olduğunu, iyileştirilmiş parlamenter sisteme bir an önce dönülmemesi durumunda ekonomide bir düzelmenin olmayacağını iddia etti.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yürürlüğe girmesinin üzerinden yaklaşık 500 gün geçtiğini anımsatan Türkkan şöyle konuştu:

“Bu 500 günde milli hasıla yüzde 15, fert başına milli gelir ise yüzde 13,4 azaldı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ekonomi yönetimi göreve başladığında 17. sırada olan Türk ekonomisi yapılan tahminlere göre yıl sonunda 20. sıraya düşecek. Enflasyon geçtiğimiz yıl yaşanan yükselişin ardından bir miktar azalmış olsa da Türkiye halen, OECD ülkeleri içinde büyük çaplı bir ekonomik resesyon yaşayan Arjantin’den sonra en yüksek enflasyona sahip ülke konumunda. Bu 500 günde Türk lirası dolara karşı yüzde 23 değer kaybetti. Döviz cinsi mevduatların oranı yüzde 44’ten yüzde 52’ye yükseldi. Alınmaya çalışan tüm önlemlere, yapılan düzenlemelere rağmen, döviz cinsi mevduatlar cumhuriyet tarihinin zirvesinde kalmaya devam ediyor. Ülkedeki kayıtlı işsiz sayısı yüzde 40,3 arttı. Toplam işsiz sayısı ise 8 milyon ile 130 ülke nüfusundan daha çok. Genç işsiz sayısındaki artış daha da vahim. Resmi kayıtlara göre her 4 gençten biri işsiz. Son bir yılda genç işsiz sayısı 515 bin artarak 2 milyon 800 bine ulaştı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden önceki son 12 aylık dönemde yani 2017 Temmuz ile 2018 Haziran arası bütçe açığı 68 Milyar lira iken, son 12 aylık yani Kasım 2018 ile Ekim 2019 arası bütçe açığı 111 Milyar lira oldu. Dolayısıyla Türk ekonomisi yeni sistemle birlikte mali disiplinini kaybetti. Dolar bazında bakıldığında borsada işlem gören şirketlerimizin değeri yüzde 11,7 oranında eridi. Ekonomik güven endeksi hala 24 Haziran seçimlerinden önceki seviyeye ulaşılamadı, Tüketici Güven Endeksi ise yüzde 14,8 oranında düştü. Aylık 675 lira altında gelir elde eden vatandaşlarımızın yararlanabildiği Genel Sağlık Sigortası Prim Desteği alanların sayısı 8 milyon 647 bine çıktı.”

2020 Yılı Bütçesi TBMM Genel Kurulunda

TBMM (AA) – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, 2020 yılı bütçesinin nihai amacının vatandaşların refahını artırmak ve onlara daha hızlı ve kaliteli hizmet sunumunu sağlamak olduğunu söyledi.

Oktay, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanılan 2020 Yılı Merkezi Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi’nin sunuş konuşmasında, 2020-2022 döneminde kamu gelir politikalarını büyümenin desteklenmesi, kamu harcamaları için finansman sağlanması, kalkınma ve gelir adaletinin desteklenmesi, ekonomimizin rekabet gücünün artırılması ve yurt içi tasarruflara katkı sağlanması hedefleri doğrultusunda yürüteceklerini belirtti.

“Ağustos 2018’de başlayan spekülatif kur saldırılarına karşılık hükümetimizin proaktif bir yaklaşımla gelir politikalarıyla ilgili aldığı tedbirler ekonominin canlanması için hayati rol oynamıştır.” diyen Oktay, bu uygulamaların başında, akaryakıt ürünlerine yönelik uygulanan tavan fiyat sistemi olan eşel mobil sisteminin geldiğini ifade etti.

Petrol fiyatları veya döviz kurları kaynaklı akaryakıt fiyatlarının artması durumunda ÖTV tutarının bu artış kadar azaltılması yoluyla pompa satış fiyatlarını belirli seviyelerde tuttuklarını hatırlatan Oktay, şöyle devam etti:

“Bu politikayla vatandaşlarımız ve üreticiler için fiyat yükünü azaltmanın yanı sıra belli oranda kamu gelirinden vazgeçerek enflasyonun aşağıya inme sürecine önemli oranda katkı sağladık. Buna ilaveten, 2019 yılında ekonomik aktivitenin daha da canlanması için bir yıl süreyle uygulanmak üzere, tapu harcında yüzde 25 indirim sağladık, konut ve bazı işyerleri alımında KDV’yi yüzde 18’den yüzde 8’e düşürdük. Beyaz eşya alımlarında ÖTV’yi sıfırladık, mobilyada KDV’yi yüzde 18’den yüzde 8’e düşürdük. Ocak-Haziran dönemi için altı aylık uygulanmak üzere, otomobil alımlarında yaklaşık yüzde 30 indirim sağladık. Ticari araç alımlarında KDV’yi yüzde 18’den yüzde 1’e düşürdük.”

Bütçe disiplininden taviz vermeden belirli vergi indirimleriyle büyümeyi ve dezenflasyon sürecini desteklendiği gibi, bütçenin gelir performansını yükseltmek amacıyla kalıcı gelir kaynakları ile vergi tahsilatında etkinliğin artırılması için çalışmaları devam ettirdiklerini vurgulayan Oktay, bu çerçevede, kalkınma hedefleriyle uyumlu şekilde ihracat odaklı ve teknoloji tabanlı bir üretim modeline geçmeyi öngördüklerini söyledi.

– “Yeni düzenlemelerle vergi tabanını genişleteceğiz”

Bu doğrultuda yüksek katma değerli üretime, nitelikli istihdama ve ihracata dayalı bir büyüme modeli için 2019 yılında imalat sektörüne yönelik ilave destekler sağladıklarına işaret eden Oktay, şöyle konuştu:

“Önümüzdeki dönemde de ekonomi genelindeki rekabet ve verimliliği artırmak üzere yüksek katma değerli üretim ve ihracatı artırmak için düzenlemeler yaparak ekonomide öngördüğümüz yapısal dönüşümün temellerini sağlamlaştıracağız. Buna yönelik olarak imalat sanayinde finansmana erişim kanallarını artıracağız. KOBİ’lerden istenen teminat maliyetlerini hafifleteceğiz. Kredi Garanti Fonu uygulamasını sanayi odaklı olarak geliştireceğiz. Katılım bankacılığı enstrümanları ve bireysel emeklilik fonlarının sanayi projelerine yatırım yapmasına yönelik düzenlemeleri uygulamaya koyacağız.”

Vergisel teşvikleri gelecek dönemde de tüm sosyo-ekonomik etkileriyle ele alarak, vergi harcaması nitelikli tüm düzenlemeleri gözden geçireceklerini dile getiren Oktay, mükerrer teşvik ve destekleri sadeleştirip, etkin olmayanları kademeli olarak kaldıracaklarını bildirdi.

Yeni düzenlemelerle vergi tabanını genişletecek, vergide adaleti pekiştirerek, tahsilatta etkinliği artıracaklarını ifade eden Oktay, vergi mevzuatının, daha basit ve anlaşılabilir hale getirilmesi amacıyla, mükellef uyumunu da gözetecek şekilde sadeleştirilmesine yönelik çalışmaları da kararlılıkla sürdüreceklerinin altını çizdi.

Oktay, kayıt dışı ekonominin azaltılması için planlı bir mücadele yürüterek kayıt dışı istihdam oranını, 2002 yılındaki yüzde 52,1 seviyesinden, 2018 yıl sonu itibarıyla yüzde 33,4’e indirdiklerini söyledi.

– “Bütçe, büyüme ve kalkınma hedeflerini destekleyecek”

Oktay, 2020 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi’nin, küresel düzeyde finansal dalgalanmaların ve ticaret savaşlarının yaşandığı, Türkiye’nin jeopolitik risk ve tehditlere maruz kaldığı bir ortamda hazırlandığına dikkati çekerek, “Önümüzdeki dönemde de On Birinci Kalkınma Planı ve Yeni Ekonomi Programı’nda ortaya konulan hedeflere ulaşmak üzere 2020 yılı bütçemizde olduğu gibi, gerekli kaynakları kademeli bir biçimde ayıracak ve bütçenin büyümeyi ve kalkınma hedeflerimizi desteklemesine yönelik politikalarımızı sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin getirdiği avantajları da kullanarak kamu yönetiminin ve kamu maliyesinin etkinliğinin daha da artırılmasını sağlayacaklarını vurgulayan Oktay, “2020 yılı bütçemizin nihai amacı vatandaşlarımızın refahını artırmak ve onlara daha hızlı ve kaliteli hizmet sunumunu sağlamaktır. Uluslararası alanda ise hükümetimizin tüm dönemlerinde olduğu gibi, bu dönemde de ülkemiz bölgesinde yükselen ekonomik ve siyasi bir güç olmaya devam etmektedir.” dedi.

Fuat Oktay, bütçeyi, mali disiplinden taviz vermeyecekleri, kamu gelirlerinin artırılacağı, kamu harcamalarında etkinliğin sürdürüleceği ve tasarrufların üretken alanlara yönlendirileceği bir yapı üzerine inşa ettiklerini kaydetti.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay’ın, 2020 yılı bütçesini sunuş konuşmasını yaptığı sırada Genel Kurul Salonu’na giren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP milletvekilleri tarafından ayakta alkışlandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de bütçe görüşmelerini Genel Kuruldaki yerinden takip etti. HDP Eş Genel başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli ile çok sayıda milletvekili, Bahçeli ile tokalaştı.

Oktay bütçe sunumunu yaparken AK Parti TBMM Grup Başkanı Naci Bostancı, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş da Genel Kurul Salonu’nda yer aldı.

(Bitti)

2020 Yılı Bütçesi TBMM Genel Kurulunda

TBMM (AA) – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Doğu Akdeniz’de milli gemilerle 2020 yılında 5 kuyu daha açarak petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerinde aktif bir strateji izlemeye devam edeceklerini söyledi.

Oktay, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanılan 2020 Yılı Merkezi Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi’nin sunuş konuşmasında, 2018 yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifine yönelik gerçekleşmelere değindi.

Geçen yıl bütçe giderlerinin 830,8 milyar, bütçe gelirlerinin 758 milyar lira olduğunu belirten Oktay, bütçe açığının 72,8 milyar, faiz dışı fazlanın 1,1 milyar lira olarak gerçekleştiğini anlattı.

2018 yılı bütçe giderlerinin, bütçe başlangıç tahminine göre yüzde 10,8, yıl sonu gerçekleşme tahminine göre yüzde 1 arttığını dile getiren Oktay, buna karşın bütçe gelirlerinin bütçe başlangıç tahminine göre yüzde 8,1, yıl sonu gerçekleşme tahminine göre yüzde 1,1 arttığı bilgisini verdi. Oktay, “2018 yılında 72,8 milyar lira olarak gerçekleşen bütçe açığı başlangıçta öngörülen açığın 6,9 milyar lira üzerinde, yıl sonu gerçekleşme tahmini ise 0,7 milyar lira üzerinde gerçekleşmiştir.” dedi.

– “Bu yıl sonunda bütçe açığının 125 milyar lira olmasını bekliyoruz”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2019 yılı merkezi yönetim bütçe gerçekleşmelerine ilişkin yıl sonu beklentilerine de değindi.

Bu yıl merkezi yönetim bütçe giderlerinin 992,4 milyar, merkezi yönetim bütçe gelirlerinin ise 867,4 milyar lira olmasının öngörüldüğünü vurgulayan Oktay, bu yıl sonunda bütçe açığının 125 milyar lira, faiz dışı açığın 21,9 milyar lira olarak gerçekleşmesini beklediklerini ifade etti.

Fuat Oktay, 2019 yıl sonu bütçe açığının 125 milyar lira ile bütçe başlangıç hedefinin 44,4 milyar lira üzerinde gerçekleşeceğini beklediklerini aktararak, şöyle devam etti:

“Bu açığın milli gelire oranının ise yüzde 2,9 olacağını öngörmekteyiz. Bütçe giderlerinin detaylarına bakacak olursak, 2019 yılında personel giderlerinin 250,7 milyar lira, sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderlerinin 43,7 milyar lira, mal ve hizmet alım giderlerinin 78,4 milyar lira, cari transferlerin 397,1 milyar lira, sermaye giderlerinin 75,3 milyar lira, sermaye transferlerinin 15,3 milyar lira, borç verme giderlerinin 28,8 milyar lira, faiz giderlerinin 103,1 milyar lira olarak gerçekleşmesini beklemekteyiz.”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2019 yılında vergi gelirlerinin yaklaşık 668 milyar lira, vergi dışı gelirlerin ise yaklaşık 200 milyar lira olacağını öngördüklerini söyledi.

2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nde bütçe giderlerinin 1 trilyon 95,5 milyar, faiz hariç giderlerin 956,5 milyar, bütçe gelirlerinin 956,6 milyar lira olduğunu belirten Oktay, gelecek yılın bütçesinde vergi gelirlerinin 784,6 milyar lira, bütçe açığının 138,9 milyar lira olarak öngörüldüğünü bildirdi.

Oktay, 2020 bütçesinde personel giderlerinin 282,5 milyar, sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderlerinin 48,1 milyar, mal ve hizmet alım giderlerinin 75,6 milyar, cari transferlerin 451,1 milyar, sermaye giderlerinin 56,6 milyar, sermaye transferlerinin 6,8 milyar, borç verme giderlerinin 27,1 milyar, yedek ödeneklerin 8,8 milyar, faiz giderlerinin 138,9 milyar lira olduğu bilgisini verdi.

Fuat Oktay, 2020 Yılında Merkezi Yönetim Bütçe gelirlerinin 2019 yılı gelir hedefine göre yüzde 10,3 artışla 956,6 milyar lira, vergi gelirlerinin yüzde 17,5 oranında yükselerek 784,6 milyar liraya çıkmasının öngörüldüğünü, ayrıca vergi dışı gelirlerin 172 milyar liraya ulaşacağının tahmin edildiğini dile getirdi.

Bütçelerin ekonomideki gelişmelere göre şekillendirdikleri maliye politikalarının bir yansıması olduğunun altını çizen Oktay, bu çerçevede 2020 yılı bütçesinin, ekonomide öngörülen “dengelenme”, “disiplin” ve “değişim” yaklaşımına uygun hazırlandığını vurguladı.

Ekonomide dengelenme çerçevesinde elde ettikleri kazanımların geliştirilmesi, üretim ve verimlilik odaklı sürdürülebilir büyüme ile adaletli paylaşımın tesisinin 2020 yılı bütçenin temel amacı olduğunu vurgulayan Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

“2020 yılı bütçesi, önceki 17 bütçemizde olduğu gibi bir hizmet bütçesi olacaktır. Faiz ödemelerinin bütçe içindeki payı azalırken vatandaşa hizmet olarak gidecek ödemelerin payının artması sağlanacaktır. Bütçedeki kaynaklarımız, vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu hizmetlerin karşılanmasında kullanılacaktır. Yeni Ekonomi Programında öngördüğümüz üzere bütçenin sağlam ve sürdürülebilir gelirlere dayanması, toplanan gelirlerin ise vatandaşlarımıza hizmeti esas alan bir anlayışla kullanılması en temel önceliğimiz olacaktır.”

– “Eğitimin yaygın ve erişilebilir olmasında önemli ilerlemeler sağlandı”

Oktay, Türkiye’nin beşeri kapasitesinin güçlenmesine yönelik tüm kademelerde kapsayıcı ve kaliteli eğitim hamlesiyle bilgiyi ekonomik ve sosyal faydaya dönüştüren, teknoloji kullanımına ve üretime yatkın, nitelikli ve mutlu bireylerin yetiştirilmesinin her zaman temel önceliklerini olduğunu ifade etti.

AK Parti hükümetleri döneminde temel kamu hizmeti olarak görülen eğitim hizmetlerinin yaygın ve erişilebilir olması doğrultusunda önemli ilerlemeler sağlandığına işaret eden Oktay, bu çerçevede öğretmen sayılarının artırıldığını, başta kız çocukları ve dezavantajlı öğrenciler olmak üzere eğitimin tüm kademelerinde okullaşma oranlarında artış sağlandığını ve derslik başına düşen öğrenci sayısının önemli ölçüde azaltıldığını dile getirdi.

Eğitime ilişkin hareket noktalarının, “güçlü öğretmen, güçlü gelecek” olduğunu belirten Oktay, eğitim, kendileri için her zaman bir ülke ve millet ödevi olduğunu söyledi. Oktay, “2020 yılı bütçemizde de eğitime her zamanki gibi büyük önem veriyoruz. Eğitime ayırdığımız bütçe kaynaklarını, 2020 yılında 176,1 milyar liraya çıkarıyoruz. Böylelikle bütçe giderlerinin yaklaşık yüzde 16,1’ini tek başına eğitime ayırıyoruz.” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, bütçede eğitimin her kademesinde niteliğin artırılmasına yönelik; tekli eğitime geçilmesi, okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması, mesleki ve teknik eğitim atölye ve laboratuvarlarının modernizasyonu, tasarım ve beceri atölyelerinin kurulması, öğretmenlerin mesleki gelişimlerinin desteklenmesine yönelik yapacakları yatırımların, 2020 yılında ön plana çıkacağını vurguladı.

Buna ilaveten, 2020 yılı bütçesinden öğrencilere doğrudan nakdi ve ayni olarak önemli destekler sağlamayı sürdürdüğünü, bu kapsamda tahsis edilen ödenek tutarının 26,4 milyar lira olduğunu anlatan Oktay, şöyle konuştu:

“2 milyon öğrencimizin faydalandığı burs ve öğrenim kredisi için 12,5 milyar lira, 1 milyon 315 bin öğrencimizin faydalandığı taşımalı eğitim ve yemek yardım programı için 4,5 milyar lira, 403 bin engelli evladımızın faydalanacağı eğitim programları için yaklaşık 3,7 milyar lira, öğrencilerimize destekleme ve yetiştirme kursu çerçevesinde 1,8 milyar lira, özel okullara giden yaklaşık 160 bin öğrencimize eğitim öğretim desteği kapsamında 804 milyon lira, pansiyonlarda barınan 353 bin öğrencimize barınma desteği olarak 1,2 milyar lira, üniversitelerde harcı kaldırmamız sonucunda 2 milyon 186 bin üniversite öğrencisi için üniversitelerimize 602 milyon lira, ücretsiz kitap desteği kapsamında 1,3 milyar lira destek verilecektir.”

– “Yatırımlara 64,1 milyar lira kaynak ayırıyoruz”

Sağlıklı nesillerin yetişmesi için sağlık alanındaki harcamaları da yıllara sari olarak yükselttiklerini belirten Oktay, “Sağlığa 2020 yılı bütçesinde 188,6 milyar lira kaynak ayıracağız. Böylece, 2002 yılında yüzde 11,3 olan sağlık harcamalarının bütçe içerisindeki payını 2020 yılında yüzde 17,2’ye çıkarıyoruz.” dedi.

Oktay, 2020 yılında tedavi harcamaları için 98,4 milyar lira, ilaç harcamaları için 47,3 milyar lira, aile hekimliği için 10,5 milyar lira kaynak ayrılacağını bildirdi.

Özel sektörün yenilikçi ve üretken yatırımlarını teşvik edecek altyapı yatırımlarını desteklemeye devam edeceklerini, bu çerçevede, 2020 yılında merkezi yönetim bütçesinden yatırımlara 64,1 milyar lira kaynak ayırdıklarını belirten Oktay, “Yerel yönetimlere verdiğimiz önem doğrultusunda iktidarımız döneminde yerel yönetimlere bütçeden ayrılan kaynak miktarı da artırılmıştır. Bu kapsamda büyükşehir ve diğer belediyelerimiz ile il özel idarelerimize ayırdığımız kaynağı 2019 yılı bütçesine göre yüzde 18,2 artırarak 97,3 milyar lira seviyesine ulaştırıyoruz.” diye konuştu.

Oktay, köylerin altyapısını güçlendirmek amacıyla oluşturdukları KÖYDES projesi için 1,5 milyar lira, belediyelerin su ve kanalizasyon altyapılarını güçlendirmek amacıyla oluşturdukları SUKAP projesi için 837 milyon lira, sokak aydınlatmaları için 2,4 milyar lira kaynak ayırdıklarını dile getirdi.

Bütçede sosyal harcamalar için ayrılan kaynak miktarını 69,5 milyar liraya çıkardıklarını bildiren Oktay, bu tutarın 2020 yılı bütçesinin yüzde 6,3’üne denk geldiğini, 2002 yılında bu oran yüzde 1,3 ve ayrılan kaynağın ise sadece 1,6 milyar lira olduğunu söyledi.

Ödeme gücü olmayan vatandaşların sağlık giderlerini karşılamak amacıyla 13,4 milyar lira ayırdıklarını ifade eden Oktay, 65 yaş üstü yaşlılar, bakıma ihtiyacı olan engelli vatandaşlar ve engelli vatandaşların yakınlarına bağlanan aylıklar kapsamında 11,6 milyar lira, engelli vatandaşların evde bakımına destek amacıyla 9,4 milyar lira, yoksul ailelere elektrik tüketim desteği kapsamında 1,8 milyar lira, ekonomik yoksunluk içinde olan çocuk ve gençlerin aileleri yanında yetişmelerine imkan sağlayan sosyal ve ekonomik destek ödemeleri için 1,6 milyar lira kaynak ayırdıkları bilgisini verdi.

– “Kadının konumunun güçlendirilmesi, temel politikalarımızdan biridir”

“Kadının konumunun güçlendirilmesi, temel politikalarımızdan biridir.” diyen Oktay, bu kapsamda eğitim, sağlık, ekonomi, karar alma mekanizmalarına katılım temel eksenleri üzerine inşa edilen Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nı uygulamaya devam ettiklerini vurguladı.

Oktay, şöyle devam etti:

“Kadın girişimciliğini geliştirmeye yönelik olarak kadın kooperatifçiliğini destekleme konusunda yeni adımlar atıyoruz. 81 ilimizde kadın kooperatifçiliği çalışma grupları oluşturduk. Teşvik ve desteklerimizin de etkisiyle, 2023 yılında kadın istihdam oranını yüzde 34’e; kadın işgücüne katılım oranını ise yüzde 38,5’e yükseltmeyi hedefliyoruz.

Kadına yönelik şiddete karşı mücadelemizi ‘sıfır tolerans’ anlayışıyla sürdürüyoruz. Bu çerçevede, ‘Mercan Seferberliği’ni başlatarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler, Adalet, İçişleri, Milli Eğitim, Sağlık Bakanlıklarımız ve Diyanet İşleri Başkanlığımız bir araya gelerek 2020-2021 Koordinasyon Planımızı hazırlamıştır. 81 ilde hizmete açtığımız Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezlerinden bugüne kadar toplamda 514 bin kişi yararlanmıştır.”

Gençlerin, serbest zamanlarının değerlendirilmesi, kişisel ve sosyal gelişiminin desteklenmesi, zararlı alışkanlıklardan korunması ve karar alma süreçlerine aktif katılımlarına imkan sağlanmasına yönelik çalışmaların aralıksız devam ettiğinin altını çizen Oktay, “Gençlerimize bağımlılığın her türüyle mücadele hakkında seminer ve eğitimler verilmekte, bağımlılıkla mücadele konusunda projeler desteklenmektedir. Üniversite öğrencilerimizin ekonomik olarak desteklenmesi ve modern ortamlarda barındırılması ile sağlıklı ve dengeli beslenmelerinin sağlanması için çalışmalarımız sürdürülmektedir.” şeklinde konuştu.

Spor alanında ise stadyumlar, yüzme havuzları, gençlik merkezleri, spor salonları, atletizm pistleri ve benzeri gençlik ve spor tesislerinin yapımı ve mevcut tesislerin modernizasyonlarının gerçekleştirildiğini anımsatan Oktay, “Yatırım programında bulunan 37 adet stadyum, 294 adet spor salonu ve 79 adet yüzme havuzu olmak üzere 1220 adet gençlik ve spor tesisi projesinden 962 tanesi tamamlanarak hizmete sunulmuştur.” dedi.

– Tarımsal destekte yüzde 36,7 artış

Tarım ve orman alanının, her zaman önem verilen alanların başında geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, şunları kaydetti:

“Üreticimizin en önemli sorunu olan mazot kullanımını azaltarak yüzde 90’a varan tasarruf sağlayan, yüzde yüz yerli ve çevreci Elektrikli Traktör prototipini geliştirdik. Buna benzer çalışmalarımızı artıracağız. 2020 yılında bütçemizden tarım ve ormana ayırdığımız kaynağı 40,3 milyar liraya çıkartıyoruz. Bu kapsamda, tarımsal destek programları için 22 milyar lira, tarım sektörü yatırım ödenekleri için 5,1 milyar lira, tarımsal kredi sübvansiyonu, müdahale alımları, tarımsal KİT’lerin finansmanı ve ihracat destekleri için 6,3 milyar lira kaynak ayırıyoruz. Tarımsal destek programları için ayırdığımız kaynağı 2019 yılı ödeneklerine göre yüzde 36,7 oranında artırarak 22 milyar liraya çıkarmaktayız.”

Türkiye’de artan enerji talebinin sorunsuz karşılanması amacıyla, milli kaynakların öncelikli kullanılması hususuna dikkat ederek tüm enerji kaynaklarını milletin hizmetine sunmak için çalışmaların aralıksız sürdüğünü belirten Oktay, bu kapsamda, enerjinin yüksek verimle kullanılması, arz güvenliğinin tahkim edilmesi ve cari açığın azaltılmasına katkı sağlanması amacıyla yerli ve yenilenebilir kaynakları azami ölçüde değerlendirdiklerini söyledi.

Oktay, “Hazar’dan İtalya’ya uzanan TANAP ile Asya’yı Avrupa’ya bağlayarak bölgede enerji üssü olma yönündeki iddiamızı gerçekleştirmeye devam etmekteyiz. Ülkemize ve Avrupa’ya doğal gaz arz edecek TürkAkım projesinin de inşaat ve imalatı tamamlanmıştır.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Fatih ve Yavuz gemilerinin, Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetlerine devam ettiğini kaydederek, “Milli gemilerimiz ile 2020 yılı içerisinde 5 kuyu daha açarak petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerinde aktif bir strateji izlemeye devam edeceğiz.” ifadesini kullandı.

(Sürecek)

2020 Yılı Bütçesi TBMM Genel Kurulunda

TBMM (AA) – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, iş gücü piyasasına yönelik yapısal adımlar atılacağını, bu kapsamda iş gücü piyasası deneme ve denkleştirme süresi ve kısmi süreli çalışma konularının taraflar arasında mutabakatla esnekleştirilmesinin öngörüldüğünü belirtti.

Oktay, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanılan 2020 Yılı Merkezi Bütçe Kanunu Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin sunuş konuşmasında, döviz kurlarındaki yükselme sonucu oluşan maliyet baskısı ve fiyatlama davranışlarında ortaya çıkan bozulma neticesinde 12 aylık tüketici enflasyonunun ekimde yüzde 25,2 seviyesine ulaştığını söyledi.

Para ve maliye politikaları arasındaki güçlü koordinasyon, petrol ve diğer emtia fiyatlarındaki aşağı yönlü hareketin, kamu fiyatlama mekanizmalarıyla kur kaynaklı fiyat dalgalanmalarının tüketici enflasyonu üzerindeki etkisinin yumuşatılması ve enflasyonla mücadele çerçevesinde gösterilen toplumsal destek neticesinde enflasyonun düşüş eğilimine girdiğini belirten Oktay, bu çerçevede tüketici enflasyonunun, 2018 sonunda Yeni Ekonomi Programı tahminleriyle uyumlu olarak yüzde 20,3 seviyesine ve 2019 Kasım ayı itibarıyla da yüzde 10,56 seviyesine gerilediğini ifade etti.

Oktay, 2019 yıl sonunda TÜFE’nin Yeni Ekonomi Programı (YEP) hedefi olan yüzde 12 seviyesinin altında gerçekleşmesinin öngörüldüğünü anımsattı.

YEP’te öngörülen politikaların hayata geçirilmesiyle enflasyonun kalıcı olarak düşük, tek haneli seviyelere indirilmesinin temel hedefleri olduğuna işaret eden Oktay, bu çerçevede enflasyonun 2020 yılında yüzde 8,5’e, 2022 yılında ise yüzde 4,9’a düşmesinin beklendiğini de vurguladı.

İhracatın, AB ekonomisindeki yavaşlamadan olumsuz etkilense de 2018’de genel ticaret sistemine göre 176,9 milyar dolara yükseldiğine dikkati çeken Oktay, yıllık ihracatın bu yıl sonunda 180 milyar doları aşmasını, 2020 yılı ihracat hedefinin ise 190 milyar dolar olduğunu bildirdi.

Oktay, bu yıl sonunda seyahat gelirlerinin 29 milyar dolara ulaşılacağını tahmin ettiklerine dikkati çekerek, “Bu çerçevede turizmdeki canlanmanın sürmesini beklediğimiz 2020 yılında da seyahat gelirleri hedefimizi 34,3 milyar dolar olarak öngörmekteyiz.” diye konuştu.

– “Yüksek katma değerli ürün ihracatının artırılmasını bekliyoruz”

Oktay, cari işlemler dengesinin YEP’te öngörüldüğü şekliyle 2020 yılında makul düzeylerde bir açık vermesinin beklendiğini dile getirdi.

Enflasyondaki gerilemeyle birlikte risk primlerindeki düşüş ve kaliteli sermaye girişleri için ortamın elverişli hale gelmesinin dış finansmanın temel belirleyicisi olacağına işaret eden Oktay, bu kapsamda cari işlemler açığının GSYH’ye oranının 2020 yılında yüzde -1,2 olarak gerçekleşmesinin öngörüldüğünü anlattı.

Oktay, üretimdeki dönüşüme bağlı olarak yüksek katma değerli ürün ihracatının artırılmasını beklediklerini, bu durumun aynı zamanda yerlileştirme yoluyla ithalata olan bağımlılığın azaltılmasıyla da destekleneceğini vurguladı.

Seyahat gelirlerinin de önemli derecede artmasıyla cari işlemler dengesinde kalıcı iyileşme sağlanacağına işaret eden Oktay, bu sayede dış finansman ihtiyacının azalacağını, dengeli ve sürdürülebilir büyüme eğiliminin korunacağını belirtti.

Fuat Oktay, Türkiye’nin gelecek dönemde de yeni nesil uygulamalarla hızlı ve kolay ticaretin adresi, bölgesinde güvenli bir liman olmaya devam edeceğinin altını çizdi.

Geçen yıl yaklaşık 550 bin kişilik ilave istihdamla işsizlik oranının yüzde 11 seviyesinde gerçekleştiğini anlatan Oktay, büyümedeki gelişmelerin istihdama da yansıdığını, işgücü piyasasının ekonomideki büyüme yönünden etkilendiğini ve 2018’in ikinci yarısında başlayan ekonomik yavaşlama neticesinde işsizlik oranının bu yıl sonunda yüzde 12,9 olarak gerçekleşmesinin öngörüldüğünü söyledi.

– “3 yılda istihdam 3,2 milyon kişi artırılacak”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2020 yılında hedeflenen yüzde 5’lik büyümeyle iktisadi faaliyette toparlanma ve bunun sonucunda işgücüne katılım ve istihdam oranlarında iyileşme öngörüldüğünü belirtti.

Oktay, “İstihdama yönelik olarak iktisadi güven ortamının güçlenmesi sonucunda ertelenmiş yatırımların hayata geçirilmesi ve üretimdeki artışla birlikte istihdam teşviklerinin etkili bir biçimde uygulanmaya devam edecektir. Ayrıca işgücü piyasasına yönelik yapısal adımlar atılacaktır. Bu çerçevede, işgücü piyasası deneme ve denkleştirme süresi ve kısmi süreli çalışma konularının taraflar arasında mutabakatla esnekleştirilmesi öngörülmektedir.” şeklinde konuştu.

Kadın istihdamı için 2020’de de güçlü bir destek paketinin hayata geçirileceğini anlatan Oktay, kadınların çalışma hayatına girişini kolaylaştıracak ve kadın istihdamını yükseltecek esnek çalışma imkanlarının artırılması, kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesi, çocuk bakım hizmetleri ve ihtiyaca göre belirlenmiş mesleki eğitim programlarının yaygınlaştırılması için teşvik uygulamalarının artırılarak sürdürüleceğine işaret etti.

İstihdam teşviklerinin ihtiyaçlara göre yeniden tasarlanarak hayata geçirilmesi ve gençlerin iş dünyasının ihtiyaçlarına uygun mesleki eğitim programlarına dahil edilmesiyle genç işsizliğinin azaltılmasını sağlayacaklarını belirten Oktay, bu çerçevede 2020 yılında bu yıla göre istihdamın 1 milyon 52 bin kişi artmasının, işsizlik oranının ise yüzde 11,8’e gerilemesinin beklendiğini, YEP’e göre de gelecek üç yılda istihdamın 3,2 milyon kişi artırılarak 2022’de işsizliğin yüzde 9,8’e düşürülmesinin hedeflendiğini kaydetti.

– “Faiz ödemelerinin bütçe içindeki payı azaltıldı”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, kamu maliyesinde en önemli kazanımlardan birinin faiz ödemelerinin bütçe içindeki payının azaltıldığını vurguladı.

Faiz harcamalarının bütçe giderleri içerisindeki payı, 2002’de yüzde 43,2 iken, 2020 yılı bütçesinde bu oranın yüzde 12,7 seviyesinde kalmasının öngörüldüğünü dile getiren Oktay, bu çerçevede oluşturdukları mali alanla vatandaşlara hizmet olarak ayrılan kaynakların miktarının önemli ölçüde artırıldığına dikkati çekti.

Oktay, vergi gelirleriyle faiz giderleri karşılaştırıldığında da benzer bir görünümün ortaya çıktığına işaret ederek, şöyle konuştu:

“2002’de toplanan her 100 liralık verginin 85,7 lirası faiz harcamalarına giderken, 2020 bütçesinde yalnızca 17,7 lirasının faiz harcamalarına ayrılacağı tahmin edilmektedir. Kamu maliyesinin bir diğer önemli kazanımı ise borç stokunda ciddi oranda bir düşüşün sağlanmasıdır. 2000’li yılların başında Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içindeki payı yüzde 76,1 seviyesinde bulunan AB tanımlı borç stoku seviyesi 2019 yılı ikinci çeyreği itibarıyla yüzde 32,2 seviyesindedir. Avrupa İstatistik Ofisi verilerine göre, aynı dönemde 28 AB üyesi ülkenin borç stokunun Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranı yüzde 80,5 düzeyindedir.

2019 Ekim ayı IMF Küresel Ekonomik Görünüm Raporu’na göre söz konusu oran gelişmiş ülkeler için yüzde 103,1; gelişmekte olan ülkeler için ise yüzde 53,3 seviyesinde bulunmaktadır. Yüzde 32,2 ile borç stokumuzun düşük seviyelerde bulunması maliye politikamızın işlevselliğini önemli ölçüde arttırmıştır. 2019 yılında yüzde 32,8 olması beklenen AB tanımlı genel yönetim borç stokunun Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranının 2020 yılı itibarıyla yüzde 33,2 ve Yeni Ekonomi Programı dönemi sonunda ise yüzde 32,3 seviyesine gelmesini hedefliyoruz.”

– “Yerel yönetimlerin öz gelirlerinin artırılması da öngörülüyor”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 11. Kalkınma Planı’na da değinerek, Planda verimlilik odağında sanayi sektörünün itici güç rolünü üstlendiği, ihracata dayalı istikrarlı bir büyüme modeli çerçevesinde hedeflerin belirlendiğini anlattı.

Belirlenen büyüme modelinde bir taraftan yatırımların üretken alanlara yönlendirilmesinin, diğer taraftan yurt içi tasarrufların artırılmasının amaçlandığını, bu kapsamda plan dönemi sonunda yurt içi tasarrufların milli gelire oranının yüzde 30’un üzerine çıkarılmasını hedeflediklerini belirten Oktay, Kalkınma Planı’nda yurt içi tasarrufların artırılması için hane halkı ve firmaların tasarrufa özendirilmesinin yanında kamu tasarruflarının artırılmasının ve bu tasarrufların ekonominin verimli alanlarındaki yatırımlara yönlendirilmesinin öngörüldüğünü söyledi.

Fuat Oktay, planda öngörülen büyümeyi destekleyici maliye politikalarının hayata geçirilebilmesi için program bütçe sistemine geçilmesinin yanı sıra maliye politikasının etkinliğini artırmak için harcamaların gözden geçirildiğini anlatarak şöyle konuştu:

“Buna ek olarak vergi adaletini güçlendirecek ve vergi tabanını genişletecek revizyonların yanı sıra yerel yönetimlerin öz gelirlerinin artırılması da öngörülmektedir. Ayrıca, sosyal güvenlik sisteminin güçlendirilmesi için kayıtlı istihdamın artırılması, sistemin kapsadığı nüfusun genişletilmesi ve prim tahsilatlarının artırılması sağlanarak emeklilik ve sağlık harcamalarının kamu maliyesi üzerindeki baskısının kontrol altında tutulması hedeflenmektedir.”

– “Ekonomide kayıt dışılığın azaltılmasını hedefliyoruz”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2018 Ağustos’unda yaşanan kur şokundan sonra uygulanan maliye politikalarının iktisadi faaliyetin yanı sıra cari açık ve enflasyonla mücadeleyi desteklediğine işaret etti.

Uygulanan etkin bütçe politikaları sayesinde 2018 yılında merkezi yönetim bütçe açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranının yüzde 2 gibi makul bir seviyede gerçekleştiğini hatırlatan Oktay, şunları kaydetti:

“2020-2022 döneminde de mali disiplini kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu kapsamda, bütçenin gelir performansının yükseltilmesine yönelik; sürekli gelir kaynakları ile vergi tahsilatında etkinliğin artırılması ve ekonomide kayıt dışılığın azaltılmasını hedefliyoruz. Kaynakların verimli kullanılmasını ve belirlenen alanlarda tasarrufların artırılmasını sağlayacak yapısal değişiklikleri hayata geçireceğiz. Böylece kamu borçluluğu düşük düzeylerde tutulacaktır. Yeni Ekonomi Programı’nın kapsadığı önümüzdeki üç yıllık dönemde de bütçe açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranının yüzde 3’ün altında kalmasını hedefliyoruz.”

(Sürecek)

2020 Yılı Bütçesi TBMM Genel Kurulunda

TBMM (AA) – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, “2020 yılı bütçesini, toplumumuzun tüm kesimlerini kapsayan sürdürülebilir ekonomik kalkınma ve toplumsal refah artışı için bir fırsat olarak görüyoruz.” dedi.

Oktay, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanılan 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin sunuş konuşmasını yaptı.

Milli iradenin tecelligahı olan TBMM’deki bütçe görüşmelerinin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve kabinesinin vizyonunu ortaya koyma ve millet önünde hesap verme mecrası olarak büyük bir fırsat olduğuna inandıklarını söyleyen Oktay, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ikinci, AK Parti hükümetlerinin 18. bütçesi olan 2020 yılı merkezi yönetim bütçesinin devlete ve millete hayırlı olmasını diledi.

Ekonomide yaşanan dalgalanmalar, yaptırım tehditleri ve bölgesel belirsizliklerinin, Türkiye’yi hedeflerinden uzaklaştırmadığını aksine hedeflerine daha sıkı sarılmaya yönelttiğini vurgulayan Oktay, “2020 yılı bütçesini, toplumumuzun tüm kesimlerini kapsayan sürdürülebilir ekonomik kalkınma ve toplumsal refah artışı için bir fırsat olarak görüyoruz.” dedi.

Oktay, 2020 yılı bütçesinin, 11. Kalkınma Planı ile Yeni Ekonomi Programı’nın hedeflerini merkeze aldığını, 82 milyonun bütçesi olduğunu belirtti.

Küresel ekonomik görünüme değinen Oktay, 2020’de küresel büyüme açısından ılımlı bir toparlanma beklendiğine işaret etti.

Küresel ekonominin, ticari ve jeopolitik gerginliklerin yanı sıra uluslararası ekonomik ve ticari iş birliğinin geleceğine yönelik belirsizliklerdeki artışın, yatırımcı güvenini ve küresel ticari gelişmeleri olumsuz etkilediğine dikkati çeken Oktay, bu kapsamda 2018’de küresel büyümenin yüzde 3,8’den yüzde 3,6’ya gerileyerek ivme kaybettiğini dile getirdi.

– Gelişmekte olan ekonomilerde küresel ticaret savaşları

Oktay, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ekonomilerde küresel ticaret savaşları nedeniyle korumacılık eğilimlerinin artması, güven ve yatırım ortamının zayıflaması ile Çin’de görülen belirgin ekonomik yavaşlamanın, 2018’de olduğu gibi 2019’da da sürdüğüne dikkati çekti.

Gelişmiş ekonomilerde 2019 ve 2020’de büyüme oranının yüzde 1,7 olmasının beklendiğinin altını çizen Oktay, geride kalan dönem ortalamalarına göre düşük büyüme beklentisinin, başta ticari gerilimler kaynaklı olmak üzere dış talebin zayıflamasına bağlı olarak öne çıktığını söyledi.

Oktay, güçlü seyreden istihdam gelişmelerine rağmen ABD’nin ticaret anlaşmazlıkları, büyüme üzerinde baskı oluşturduğunu, ticaret savaşının etkilerinin birçok sektöre yayıldığını dile getirdi.

Avro bölgesinde ekonomik büyümenin, 2018 ortasından itibaren yavaşladığını ve 2019’un ilk yarısında da zayıf bir performans gösterdiğini aktaran Oktay, ihracat kanalındaki yavaşlamanın, otomotiv sektörü başta olmak üzere sanayi üretimine yansıdığını belirtti.

Fuat Oktay, sonuç olarak küresel ekonomik büyümenin destekleyici politikalar ve iktisadi faaliyette beklenen canlanmayla 2020’de 2019’a kıyasla bir miktar daha yüksek olmasının ve yüzde 3,4’e yükselmesinin tahmin edildiğini bildirdi.

– ABD ve Çin arasında artan ticaret tansiyonu

Küresel büyümeyi etkileyen en önemli faktörün, ticaret hacmine yönelik gelişmeler olduğuna işaret eden Oktay, ABD ve Çin arasında artan ticaret tansiyonunun olumsuz etkilerinin, küresel ticaret hacmindeki artışı sınırlandırdığını ve buna bağlı olarak dünyada korumacı politikaların artış göstermesinin küresel büyüme oranlarını baskıladığını anlattı.

ABD Merkez Bankasının (Fed), 2008 sonrasında ilk kez 2019 Temmuz ayında faiz indirimine gittiğini, eylül ve ekim aylarında da faiz indirimlerine devam ederek genişletici para politikasını sürdürdüğünü anımsatan Oktay, Fed’in 2020’de de faiz indirimine gidebileceğinin, Avrupa Merkez Bankasının politika faizlerinin de sıfır seviyelerine yakın kalmaya devam edeceğinin değerlendirildiğini vurguladı.

Oktay, 2018’de işsizlik oranının küresel düzeyde yüzde 5 olarak gerçekleştiğini hatırlatarak, genç işsizliğin yanı sıra eğitim ve gelir düzeylerindeki eşitsizliklere de bağlı olarak işgücü piyasasının gerektirdiği becerilere uygun yeterli işgücünün olmamasının, küresel iş gücü piyasasının kronik problemleri arasında öne çıktığını aktardı.

– Petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar

Yılın başlarında petrol piyasalarının arz yönlü olarak baskılandığını ve fiyatların yukarı yönlü hareket ettiğini belirten Oktay, İran ve Venezuela yaptırımlarının yanı sıra Libya’da artan çatışmalar ile OPEC ve Rusya başta olmak üzere OPEC dışı bazı ülkelerin üretim kısıntısı kararını yürürlüğe koyması sonucunda, Brent petrolün varil fiyatının 70 dolar seviyesini aştığını aktardı.

Mayıs ayıyla birlikte ticaret savaşı geriliminin yeniden tırmanmasının, talep yönlü endişeleri tetikleyerek petrol fiyatlarını aşağı yönlü baskıladığını anlatan Oktay, ortalama petrol fiyatlarının 2019’da 61,8, 2020’de ise 60 doların altında olmasının beklendiğini belirtti.

Türkiye ekonomisinin, küresel büyüme ve ticarete bağlı dış talepteki toparlanma beklentisiyle genişletici para politikalarından olumlu etkilenmesinin beklendiğini ifade eden Oktay, “Küresel finans piyasalarında ortaya çıkabilecek dalgalanmalar ve petrol fiyatlarında meydana gelebilecek yukarı yönlü hareketler, Türkiye ekonomisinde cari işlemler dengesi ve enflasyon üzerinde risk oluşturabilecektir.” diye konuştu.

Son 17 yılda gerçekleştirilen temel icraat ve hizmetlere değinen Oktay, “Ekonomideki başarılarımızın arkasında bütçe disiplinindeki istikrarlı duruşumuz bulunmaktadır.” dedi.

Oktay, 2002’de yüzde 11,2 olan bütçe açığını 2018 sonunda yüzde 2’ye indirdiklerinin, böylece vergi gelirlerinin daha etkin harcanabileceği mali yapıya kavuşulduğunu altını çizdi.

Mali alanla büyüme ve istihdamın desteklenmesinin yanı sıra başta ulaştırma, Ar-Ge, eğitim ve sağlık gibi ekonomik ve sosyal alanlarda büyük altyapı yatırımlarına imza atarak önemli gelişmeleri gerçekleştirdiklerini anlatan Oktay, “2003-2018 döneminde yıllık ortalama yüzde 5,6 oranında büyüme sağlayarak ekonomi genelinde toplamda 9,8 milyon, yıllık ortalama olarak ise yaklaşık 610 bin yeni istihdam oluşturduk. Ar-Ge harcamalarının milli gelir içindeki payını 2002’de yüzde 0,51’den 2018’de yüzde 1,03’e yükselttik. Söz konusu harcama tutarı 2002’de toplamda 1,8 milyar lirayken 2018’de toplam 38,5 milyar liraya çıkmıştır.” ifadelerini kullandı.

– Alt yapı yatırımları

Başta ulaştırma olmak üzere pek çok alanda önemli alt yapı yatırımları oluşturduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, “Bu kapsamda havalimanı sayımızı 56’ya, bölünmüş yol uzunluğumuzu 2019 Kasım ayı itibarıyla 27 bin 123 kilometreye yükseltirken daha önce kullanımda olmayan hızlı trenlerin kullanımı için bin 213 kilometrelik hat oluşturduk. Derslik sayısını toplamda 343 binden 721 bine çıkararak ilköğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısını 36’dan 24’e indirdik.” diye konuştu.

Oktay, 10 bin kişiye düşen hastane yatağı sayısını 24,8’den 27,9’a çıkarırken nitelikli yatak sayısını da 19 binden 145 bine yükselttiklerini anlatarak, “Sağlık yatırımlarımızın sonucunda bin canlı doğumda bebek ölüm hızını 31,5’den 6,8’e, 100 bin canlı doğumda anne ölüm oranını ise 64’ten 13,6’ya geriletmiş olduk. Söz konusu kazanımlarımıza imkan tanıyan bütçe disiplinine yönelik istikrarlı tutumumuzu, büyümeye ve refaha daha fazla destek olmasını sağlayacak şekilde ortaya koymaktayız.” dedi.

Türkiye ekonomisine ilişkin gelişmeleri aktaran Oktay, Türkiye’nin son 17 yılda yalnızca ekonomik değil, siyasi anlamda da dünyada ağırlığını hissettirmeye başladığını ve dünyanın bölgesel güç merkezlerinden biri haline geldiğini belirtti.

Bu durumun Türkiye’nin siyasi ve iktisadi rakiplerinin dikkatinden kaçmadığını ve Türkiye’nin, yapılan bilinçli hamlelerle çok sayıda iç-dış siyasi ve iktisadi şoklarla karşı karşıya kaldığını ifade eden Oktay, bunların son örneğinin, 2018 Ağustos ayında başlayan spekülatif kur saldırıları olduğunu hatırlattı.

– “2020 yılı büyüme hedefimiz yüzde 5 olarak belirlendi”

Hükümetin, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde her türlü açık tehdit ve baskıya rağmen kararlı tutumuyla saldırılara boyun eğilmediğini ve alınan tedbirlerle bu şokların etkisiz hale getirildiğini belirten Oktay, “Şokların neticesinde yükselen enflasyonla oldukça kararlı bir mücadele ortaya konulmuş, halkımızın desteği alınarak beklentiler iyi yönetilmiş ve enflasyonda belirgin bir düşüş gerçekleştirilerek fiyat artışında katılaşmanın önüne geçilmiştir.” dedi.

Mali disiplinden taviz vermeden vergi indirimleri, istihdam teşvikleri ve kredi programlarıyla ekonomik büyümenin desteklendiğini vurgulayan Oktay, uygulanan dış ticaret politikaları ve alınan tedbirlerle, ithalatın kompozisyonunun ihracatı destekleyecek şekilde değişmeye başladığını, turizm gelirlerinin desteğiyle cari işlemler fazlası veren bir ekonomiye doğru önemli adımlar atıldığını söyledi.

Yeni Ekonomi Programı’nda öngörülen para ve maliye politikalarının, koordineli şekilde uygulanmayı sürdürüleceğini ifade eden Oktay, “Yargı reformu stratejisi ve vergi reformu gibi temel alanlarda öngörülebilirliği güçlendirecek adımlarla ekonomide yapısal dönüşüm, enflasyonu daha da aşağıya çekerken ekonominin sürdürülebilir bir büyüme patikasına oturmasına da yardımcı olacaktır. Bu kapsamda 2020 yılı büyüme hedefimiz yüzde 5 olarak belirlenmiştir.” diye konuştu.

YSK Başkanı Güven: "Biyometrik kimlik uygulamasına geçilmesi, oy zarfının kaldırılması gerekir. YSK buna hazır."

Güven: "Tartışmalar, tenkitler, hakarete ulaşmadığı sürece bizim için bedava akıldır. Tenkitlere hiçbir zaman alınmadım, faydalı bile görüyorum."

YSK Başkanı Güven: "Görevde bulunduğum 7 yıllık sürede 8 seçim yapıldı. Seçimlerin hep sağlıklı, güvenilir şekilde yapılması için gayret sarf ettik."

YSK Başkanı Güven: "Türkiye'de seçim ne kadar tartışılırsa tartışılsın seçim güvenliği açısından dünyanın en iyilerinden birisiyiz."

Bakan Pekcan: "Türk Eximbank'ın KOBİ'lere ve yüksek teknolojili ürün üreten ihracatçılara kullandırdığı TL kredilerindeki faizi yüzde 7,95'e çektik."

FETÖ'nün Milli Eğitim Bakanlığındaki yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında 11'i görevde 16 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

Adana merkezli 5 ilde FETÖ/PDY’ye yönelik soruşturma kapsamında 22 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

Ceren Özdemir'in katili Özgür Arduç'a ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası #CerenÖzdemir
https://youtu.be/0nYRO-XDFVg

Merkez Bankası, 35,2 milyar TL kar payı avans tutarı ile 5,3 milyar TL ihtiyat akçesinin hissedarlara dağıtımına başlandığını duyurdu

Erdoğan: "(CHP'nin önergesi) Daha bunların neleri çıkacak. Şimdi bu pisliklerden kurtulmak için parlamentonun üzerine bunu yıkmak istiyorlar."