2020'nin Patara yılı ilan edilmesi

TBMM (AA) – AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu, dünyanın en güzel plajlarına sahip Patara'nın, Caretta Caretta'lara da ev sahipliği yaptığını belirterek, "Patara'daki güzellikleri dünyaya tanıtacağız." dedi.

AK Parti Antalya Milletvekilleri Uslu, Kemal Çelik ve Mustafa Köse, Meclis'te düzenledikleri basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 2020'yi "Patara Yılı" ilan etmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

AK Parti Antalya Milletvekili Uslu, Patara'nın, Antalya'nın en batısında bulunan antik kentlerden olduğunu, Likya'ya başkentlik yaptığını belirtti.

Bölgede önemli antik eserlerin, doğal ve tarihi güzelliklerin bulunduğunu, taşları muhafaza edilen dünyanın en eski deniz fenerinin Patara'da olduğunu anlatan Uslu, taşları muhafaza edilen fenerin kısa sürede ayağa kaldırılacağını kaydetti.

Patara'nın, Hristiyanlar için önemli olan St. Nikolaos'ın şehri olduğunu ifade eden Uslu, Osmanlı Devleti'nin, Kuzey Afrika ile telgraf bağlantısını, Patara Telsiz Telgraf İstasyonu aracılığıyla sağladığını anlattı.

Uslu, söz konusu istasyon binası ve kulelerinin restore edilerek müzeye dönüştürüleceğini bildirdi.

Dünyanın en güzel plajlarına sahip Patara'nın, Caretta Caretta'lara da ev sahipliği yaptığına işaret eden Uslu, "Bu güzelliklerin hepsini dünyaya tanıtacağız. Patara'da tarihi ve doğal turizm ile kültür turizmi yapacağız." diye konuştu.

Uslu, 2020'nin Patara yılı ilan edilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

– "Antalya için büyük bir kazanç"

AK Parti Antalya Milletvekili Kemal Çelik, Patara yılının Türkiye ve Antalya'ya hayırlı olmasını diledi.

Çelik, "Antalya'mızın bir özelliği var, 3T; turizm, tarih ve tarım." dedi.

İnsanların, huzur bulduğu yere geldiğini, turizmde huzur ve güvenin önemli olduğunu vurgulayan Çelik, "Türkiye artık terör saldırılarından arındırılmış bir ülke olarak turizmde cazip bir noktaya geldi." ifadesini kullandı.

Antalya'ya gelen turist sayısının 16 milyona çıktığını, hedeflerinin 20 milyon turist olduğunu kaydeden Çelik, "Bunlar için en önemli şey alt yapıdır. Alt yapı son yıllarda hızla arttı. Ulaşım çok önemli. Gazipaşa Havalimanımız yapıldı. Alanya ve Gazipaşa bölgesinde turizm üç kat arttı. Antalya Havalimanı'nı genişlettik ama Kaş'ta da havalimanı projemiz var. İnşallah 2023 yılı gibi hizmete açılacak, belki de bu proje, Patara yılı vesilesiyle daha da öne alınacak." değerlendirmesini yaptı.

2020'nin Patara yılı ilan edilmesinin hem Türkiye hem de Antalya için büyük bir kazanç olduğunu belirten Çelik, bu konuda başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere emeği geçenlere teşekkürlerini bildirdi.

– "Eşsiz bir tabiat harikası"

AK Parti Antalya Milletvekili Mustafa Köse, dünyanın en önemli şehirlerinden olan Antalya'nın, Türkiye'nin göz bebeği ve dışarıya açılan penceresi olduğunu belirtti.

2020'nin Patara yılı ilan edilmesiyle Kaş ve Patara'nın dünyaca tanınacağını anlatan Köse, "Hem doğal güzelliği hem de tarihi ve kültürel mirasıyla keşfedilmesi gereken bir bölge. Eşsiz bir tabiat harikası. Patara yılı ilan edilmesiyle yalnızca yerli turistlerin değil dünyanın dört bir yanından gelecek yabancı turistlerin de bölgeyi keşfedeceğini düşünüyoruz." diye konuştu.

"Ortada sahip çıkılması gereken bir miras vardı. Bu mirasa Sayın Cumhurbaşkanımız sahip çıktı." diyen Köse, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı, Patara'ya davet etti.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANTALYA (AA) – Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün desteğiyle “Patara Deniz Kaplumbağaları Koruma Projesi” kapsamında 3 yıldır Antalya’nın Kaş ilçesinde caretta carettaların korunması için çalışma yürüten Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eyüp Başkale, AA muhabirine, her yıl mayıstan ekime kadar bölgede “yaşam nöbeti” tuttuklarını söyledi.

Geceleri 10 kişilik ekiple özellikle Patara kumsalında ergin bireylerin yumurta bırakmalarını ve ağustosla yavru çıkışlarını takip ettiklerini aktaran Başkale, bölgede genelde caretta carettaların yuva yaptığını dile getirdi.

Başkale, Türkiye’de yuva yapan kaplumbağalardan birinin de ender görülen yeşil deniz kaplumbağaları olduğunu söyledi.

Bu kaplumbağaların genelde Türkiye’nin doğu sahilleri ile Kıbrıs’ta yuva yaptığına işaret eden Başkale, şöyle devam etti:

“Batı sahillerine ise nadiren çıkış yapıyor. Nesilleri caretta carettalardan daha fazla tehlike altında. Arazi çalışmaları esnasında doktora öğrencimiz uzman biyolog Ayfer Şirin, yuva yapan bir yeşil deniz kaplumbağasını Patara Plajı’nda tespit etti. En son 2012 yılında bu plajda görülmüştü. Bu durum bizi çok heyecanlandırdı, mutlu etti. Kaş’ın koylarındaki deniz çayırlarında beslendiklerini biliyorduk. Orada kış aylarını geçiriyorlardı ancak kumsala hiç çıkmıyorlardı. Buraya yuva yapmaları koruma projemizin başarısını gösteriyor.”

“Bu yıl yüzde 10 daha fazla yuva olacağını tahmin ediyoruz”

Bölgede 2019’da 330 yuvayla rekor kırdıklarına değinen Başkale, “Bu yuva sayısı son 28 yılın en yüksek rakamıydı. Geçen yıl 434 yuvayla rekoru yeniledik. Bu yıl yuvalamanın başında olmamıza rağmen 250’nin üzerinde yuva tespit ettik. Bu yıl yüzde 10 daha fazla yuva olacağını tahmin ediyoruz.” dedi.

Kovid-19 salgını nedeniyle insanların sahillerde yoğunluk oluşturmadığına dikkati çeken Başkale, kaplumbağaların rahatlıkla sahile çıkıp, yuvalarını yaptığını kaydetti.

ANTALYA(AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2020’yi Patara yılı ilan etmesinin ardından taş yığını şeklindeki 2 bin yıllık deniz fenerinin ışığının yüzyıllar sonra yeniden yanması için çalışma başlatıldı.

Roma İmparatoru Neron’un prestij eseri olarak yaptırılan 26 metre uzunluğundaki deniz fenerini ayağa kaldırmak için alanda “taş hastanesi’ kuruldu.

İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesinde yapılan veri değerlendirmesi çalışmaları kapsamında 2 bin 595 taş, tek tek modelle ve deprem simülasyonuna yönelik 3D optik tarama, statik ve güçlendirme malzemesi için ultrason taramasından geçirildi.

Antik fenerin taşları temizlendikten sonra güçlendiriliyor

Vinçler yardımıyla kaldırılan taşlar, taş hastanesine alınarak saf su ile yıkandıktan sonra çatlakları da enjeksiyon ile güçlendiriliyor, kırıkları ise özel bir karışımla yapıştırılıyor.

Cerrah titizliği ile elden geçirilen taşlar orijinal yerlerine yerleştirilmek üzere taş hastanesinden çıkarılıyor.

Bu taşların hastaneden çıkarılmasıyla kule, 6 metrelik podyumun üzerine yükselmeye başladı.

Anadolu Ajansı ekibi 26 kişinin görev yaptığı taş hastanesinde hassasiyetle yürütülen çalışmaları görüntüledi.

“Fener, Antalya ve Türkiye için önemli bir simge olacak”

Patara Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Havva İşkan Işık, AA muhabirine, taşların deyim yerindeyse tedavilerini yaptıklarını söyledi.

Fenerin yığma taş usulü ile inşa edilmiş bir yapı olduğuna işaret eden Işık, ağırlığı 2 bin tonun üzerinde olduğu için taşların ciddi bir yüke dayanmak zorunda kaldığını ve bu nedenle taş hastanesinde yapılan çalışmaların çok önemli olduğunu ifade etti.

Yapacakları bir milimetrelik bir hatanın bile kule yükseldikçe daha büyük sıkıntılara yol açabileceğini anlatan Işık, “Taş hastanesinde milim milim çalışıyoruz. Hata yapmadan ilerliyoruz. Fener, Antalya ve Türkiye için önemli bir simge olacak. Bu nedenle aşırı dikkatli davranıyoruz.” dedi.

Kuleyi yükseltmeye başladıklarına dikkati çeken Işık şöyle konuştu:

“Fenerin ışığı yüzyıllar sonra yeniden yandığı zaman simgesel olarak ülkemizin kültürel ve arkeolojik mirasına çok pozitif bir ışık düşmüş olacak. Fener ayağa kalktığında uluslararası deniz fenerleri sistemi içerisinde anılmaya başlayacağını umuyorum. Dünyada deniz fenerleri tüm ülkelerde özel bir ilgi alanıdır. Roma İmparatorluğu’nun en bilinen imparatorlarından Neron’un yaptığı deniz fenerinin ışığını görmek bütün dünyayı heyecanlandıracaktır. Tanıtım açısından çok önemli.”

Patara Deniz feneri

Patara Deniz Feneri, MS 54 yılında Roma’nın en tanınan imparatorlarından Neron tarafından inşa ettirildi. Fenerin üzerinde altın harflerin yer aldığı yazıtta, “İmparator Neron’un, fenerin yapım tarihi ve hangi vali tarafından inşa ettirildiğini anlatan ifadelerinin yanı sıra “Ben İmparator Neron. Bu feneri denizcilerin selameti için yaptım.” yazıyor. 6 metrelik podyum üzerinde 26 metre yüksekliğindeki fenerin 1481 yılındaki Rodos depreminde sarsıntının etkisi ve oluşan tsunami ile yıkıldığı tahmin ediliyor.