2020'ye damga vuran 10 bilimsel buluş belli oldu

ANKARA (AA) – Geride bırakılan yıla damga vuran buluşlar arasında, iki Türk bilim insanı tarafından geliştirilen ilk m-RNA tabanlı aşı başı çekerken yapay zeka yardımıyla kanser tanısının konulması, nanoteknoloji ile uzaktan kontrollü hormon salgılanması, hastaların çok daha az X-ışını alacakları yeni röntgen teknolojileri sağlık alanında yepyeni teknolojilerin kapılarını araladı.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ural Akbulut, uluslararası dergiler Science ve Nature ile önemli bilimsel konferanslar gibi kaynaklardan, 2020’de bilim dünyasında yaşanan önemli gelişmeleri, yüzlerce buluş arasından derledi.

Buna göre, 2020’de dünyayı saran yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgının önüne geçmek için dünyanın önemli laboratuvarları aşı için seferber oldu.

Geride kalan yılda, BioNTech tarafından üretilen Kovid-19 aşısı, dünyada kullanıma giren ilk m-RNA tabanlı aşı olarak tarihe geçti.

İlk aşının Çin’de çiçek hastalarından alınan yara kabuklarıyla yapılmasının ardından geçen 1000 yılda, ölü veya zayıflatılmış virüsler ya da virüsün belirli bir bölümü kullanılarak yapılan aşılar bugün tüm ülkelerde kullanılırken BioNTech tarafından üretilen Kovid-19 aşısı, bu teknolojinin dışında kullanıma sunulan ilk aşı oldu.

Almanya’da Mainz Üniversitesinde deneysel onkoloji uzmanı Prof. Dr. Uğur Şahin ve aynı üniversitede görevli eşi Dr. Özlem Türeci tarafından geliştirilen aşı için gerekli olan m-RNA, BioNTech Laboratuvarlarında üretildi.

Aşının bu kadar çabuk üretilmesi, Çinli araştırmacıların virüsün moleküler yapısını belirleyip dünyadaki tüm bilim insanlarına hemen duyurması sayesinde gerçekleşti. BioNTech, virüsün dışındaki membran üzerinde bulunan ve “spike protein” denilen protein uzantılarının moleküler yapısı açıklanınca o protein uzantılarının üretilmesi için gereken mesajı taşıyan m-RNA’ları laboratuvarda üretti.

Üretilen m-RNA’lar lipidle kaplanarak aşı haline getirildi. Aşı ile vücuda giren m-RNA’lar insan hücrelerine bağlanıp o hücrelerin virüsteki protein uzantılarının benzerini üretmeleri için gereken mesajı hücrelere aktarıyor. Vücutta üretilen bu protein uzantılar, vücudun koruma mekanizması tarafından yok edildikçe virüse karşı antikorlar üretilmiş oluyor. Virüs, aşılanmış kişiye bulaşırsa hemen yok ediliyor.

Yapay zeka yardımıyla kanser tanısı gerçekleştirildi

İngiltere’deki Imperial College London’a bağlı olan Kanser Araştırma Merkezi, “Deep Mind” adlı yapay zeka sistemini kullanarak kanser tanısı yapmayı başardı.

İngiltere ve ABD’de meme kanseri olan ve isimleri gizli tutulan 76 bin kadının röntgenleri yapay zeka yardımıyla incelendi ve radyologlardan daha iyi sonuçlar elde edildi. İngiltere’de Ulusal Sağlık Servisi kurallarına göre kadınların meme röntgen filmleri iki radyolog tarafından incelenerek kanser tanısı konuluyor.

Yapay zeka yardımıyla daha önce radyologlar tarafından pozitif veya negatif kanser tanısı konulan kadınların bazılarında hata yapılmış olduğu kanıtlandı. Sadece bir radyolog tarafından röntgen filmleri incelenerek meme kanseri tanısı konulan kadınların yüzde 1,2’sinin aslında kanser olmadığı, yapay zeka tarafından belirlendi.

Yapay zeka, ayrıca tek radyolog tarafından meme kanseri olmadığı tanısı konulan kadınların yüzde 2,7’sinin aslında kanser olduğunu belirlemeyi de başardı. Araştırmacılar, yapay zeka sayesinde radyologların zamanı diğer önemli çalışmaları için kullanabileceğini açıkladı. Bu çalışmanın bilimsel sonuçları Nature dergisinde yayımlandı.

Nanoteknoloji ile uzaktan kontrollü hormon salgılama tekniği

ABD’de Malzeme Bilimleri ve Bilişsel Bilimler alanlarında uzman olan Prof. Dr. P. Anikeeva ve ekibi, manyetik nano parçacıklar yardımıyla adrenal bezini uyararak adrenalin ve kortizon hormonları üretmeyi başardı. ABD üniversitelerinden MIT’de gerçekleştirilen buluşun hormonlarla bağlantılı bazı ruhsal bozuklukların tedavisi için yeni olanak sağlayabileceği açıklandı.

Profesör Anikeeva, adrenalin ve kortizon gibi stres hormonlarının anormal seviyelere çıkmasının, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu gibi sağlık sorunlarıyla ilişkili olduğunu vurguladı. Yeni buluşun hormon salınımının ruh sağlığını nasıl etkilediği hakkında daha fazla bilgi edinebileceği açıklandı. Profesör Ankeeva, “Merkezi sinir sistemine invaziv girişim yapmaktansa, periferik organ fonksiyonunu modüle ederek stres bozukluklarını inceleyip ardından nasıl tedavi edebileceğimizi araştırıyoruz.” dedi. Bu çalışma ise Science Advances dergisinde yer aldı.

Röntgen film çekimleri için 100 kat daha hassas algılayıcı geliştirildi

ABD’de Los Alamos Ulusal Laboratuvarı ile Argonne Ulusal Laboratuvarı’nın ortak araştırmaları sonucunda perovskit adlı kalsiyum titanat mineralinden ince filmler üretildi. Perovskit ince filmler kullanılarak dışardan enerji verilmesine gerek bırakmayan X-ışınları algılayıcıları yapıldı. Bu yeni algılayıcılar, X-ışınlarının fotonlarını elektrik sinyallerine çevirebildiği için dışardan bir enerji kaynağına ihtiyaç duyulmuyor.

Bu algılayıcılar bugün kullanılan silisyum temelli algılayıcılardan 100 kat daha hassas oldukları için hastaların çok daha az X-ışını alacakları açıklandı.

Proje çalışanlarından Dr. H. Tsai, perovskit algılayıcıların maliyetinin çok düşük olduğunu ve ileride çok yeni uygulamalarda kullanılabileceğini vurguladı. Perovskit filmlerin; istenilen yüzeylere çözelti püskürterek de oluşturulabileceğini belirten Dr. Tsai, bu teknikle maliyetin daha da düşeceğini açıkladı. Araştırmacılar, silisyum algılayıcıları için vakum altında ve yüksek sıcaklıklarda metallerin buharlaştırılması gerektiğinden maliyetin arttığını ama perovskit teknolojisinde buna gerek olmadığını açıkladı. Bu çalışma ile ilgili bilimsel makale Science Advances dergisinde yayımlandı.

Düz şeffaf plakadan panoramik mercek yapıldı

ABD’de fotoğraf çekerken geniş açıyla panoramik görüntü alabilmek için kullanılan ve balık gözü olarak bilinen mercekler gibi görüntü almayı sağlayan düz bir mercek yapıldı.

MIT’de malzeme mühendisliği uzmanı olan Doç. Dr. J. Hu ve ekibi, tek parça düz bir şeffaf plakadan yüksek çözünürlükte panoramik görüntü almayı başardıklarını açıkladı. Daha önce yapılan çalışmalarda sadece 60 derecelik bir açı kapsanabilirken MIT’de bu yıl geliştirilen düz mercek, 180 dereceyi kapsayan görüntüler alınmasını sağlıyor.

Hu ve ekibinin düz merceği, kalsiyum florürden yapılan şeffaf bir plakadan oluşuyor. Bu araştırmada, görünür ışık değil, kızıl ötesi ışık kullanıldığı ancak mercek tasarımının görünür ışık için de uygun olduğu açıklandı. Araştırmacılar, bu teknolojinin cep telefonlarında ve diz üstü bilgisayarlarda da kullanılabileceğini vurguladı. Bu çalışmanın bilimsel sonuçları Nano Letters Dergisi’nde yayımlandı.

Dünyada ilk kez oda sıcaklığında süper iletken yapıldı

Süper iletken malzeme 1911’de keşfedilmiş ve cıvanın -268,9 derece gibi çok düşük sıcaklıklarda elektrik direncinin sıfırlandığı açıklanmıştı. Bugüne kadar süper iletkenlik çok düşük sıcaklıklarda elde edilebildiği için soğutma masrafı çok yüksekti.

ABD’de Nevada Üniversitesi (Las Vegas) ve Rochester Üniversitesindeki fizik bölümlerinin ortak çalışmasıyla hidrojen, karbon ve kükürt elementlerinden sentezlenen madde ile oda sıcaklığındaki ilk süper iletken üretildi.

Yeni üretilen malzemenin çok yüksek basınç altında ve oda sıcaklığında süper iletken olduğu açıklandı. Rochester Üniversitesinde Yardımcı Profesör olan Dr. R. Dias ile Nevada Üniversitesi (Las Vegas) fizik bölümünde Yardımcı Profesör olan A. Salamat’ın ortak çalışması, Nature dergisine kapak oldu.

Bazı canlı bitkilerin sürekli ışık saçması sağlandı

Rusya Biyoorganik Kimya Enstitüsü, Londra Tıp Bilimleri Enstitüsü ve Avusturya Bilim ve Teknoloji Enstitüsünün ortak çalışması sonucunda, önceki denemelere oranla bitkilerin daha parlak ve sürekli ışık yayması sağlandı. Araştırmacılar, bazı mantarlarda bulunan ve onların parlamalarını sağlayan biyolüminesans özelliğinin çoğu bitkiye aktarılabileceğini belirledi. Ardından parlama özelliği olan mantarlardan alınan DNA’ları uygun bitkilere aktararak onların da parlak ışık saçması sağlandı.

Rus ekibinden Dr. I. Yampolsky ve İngiliz ekibinden K. Sarkisyan, bu teknik sayesinde bitkilerin çok parlak ışık saçtığını ve bu özelliklerinin yaşamları boyunca süreceğini açıkladı. Bu özelliğin, bitkilerin iç işleyişinin izlenmesini sağlayacağı ve parlama özelliklerini korumaları için daha önceki çalışmaların aksine, bitkilere herhangi bir ilaç takviyesi gerekmeyeceği vurgulandı. Bu çalışma, Nature Biotechnology dergisinde yayımlandı.

Avustralya’da tek bir optik yonga ile internet hız rekoru kırıldı

Avustralya’daki Monash, Swinburne ve RMIT üniversitelerinin ortaklaşa yürüttüğü araştırma sonucunda mikro-tarak adı verilen optik yonga ile internette hız rekoru kırıldı. Bu rekor sırasında, veri aktarma hızı saniyede 44,2 terabit düzeyine ulaştı.

Rekorun kırılmasını sağlayan mikro-tarak, Avusturya’nın Swinburne Üniversitesinde görevli Prof. Dr. Dr. Moss ve ekibi tarafından geliştirilmişti. Profesör Moss, geliştirdiği mikro-tarak ile yapılan yeni buluş konusunda “Mikro-tarakların, ultra yüksek bant genişliğine sahip fiber optik telekomünikasyon alanındaki yeteneklerinin hayata geçtiğini görmek gerçekten heyecan verici. Bu çalışma, tek bir yonga kaynağından tek bir optik fiberde bant genişliği açısından dünya rekoruna sahip.” dedi. Bu çalışmanın bilimsel verileri, Nature Communications dergisinde yer aldı.

İlk kez iki atomun birleşmesi ve ayrılması görüntülendi

Almanya’nın Ulm Üniversitesinde Malzeme Bilimleri uzmanı olan Prof. Dr. U. Kaiser ve İngiltere’de Nottingham Üniversitesi profesörlerinden A. Khlobystov, iki atomun birleşmesini ve ayrılmasını canlı gözlemlemeyi başardı.

Atomlar, optik mikroskoplarla görülemedikleri için elektron mikroskopları geliştirildi. Ancak atomların birleşip ayrılmalarının izlenmesi bu yeni teknoloji sayesinde ilk kez başarıldı.

Araştırmacılar, Geçirimli Elektron Mikroskobu kullandıklarını ve karbon nano tüpler yardımıyla birleşmiş iki Renyum atomunu yakaladıklarını açıkladılar. Renyum atomlarının çapı oldukça büyük olduğu için hareket ederken görüntülenebildikleri açıklandı. Araştırmacılar, Renyum atomlarının ikisinin birleştiğini ve daha sonra titreşmeye başlayıp birbirlerinden ayrıldıklarını kanıtlayan videoyu yayımladı. Bu önemli keşifle ilgili bilimsel makale, Science Advances dergisinde yayımlandı.

Güneşin görünür bölgedeki tüm ışınlarını kullanma olanağı doğdu

ABD’de Ohio State Üniversitesinin Kimya Bölümünde Prof. Dr. C. Turro, güneş ışınlarının görünür bölgesindeki tüm ışınların enerjisinin kullanılmasını sağlayan bir molekül geliştirdi. Böylece ilk kez güneşin görünür bölgedeki tüm ışınlarını kullanarak elektrik üretilmesi ve aynı anda üretilen elektrikle hidrojen gazı elde edebilmeleri mümkün oldu.

Bu sistem ile var olan güneş enerji panellerine oranla yüzde 50 daha fazla verim elde edildiği açıklandı. Bu çalışmayla ilgili bilimsel sonuçlar, Nature Chemistry dergisinde yayımlandı.

Muhabir: Selma Kasap

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Türkiye’de üniversite sıralamaları yapan kuruluş olan ODTÜ URAP Laboratuvarı Koordinatörü Prof. Dr. Ural Akbulut ile dünyanın önde gelen hakemli bilimsel tıp dergilerinden The Lancet’te, Türkiye’nin Sinovac aşısına ilişkin Faz-3 çalışmasının sonuçlarını dünyaya duyuran makalenin koordinatör yazarı Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Akova, konuya ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Ural Akbulut, Kovid-19 salgını nedeniyle, bazı bilimsel dergiler ile Oxford Yayıncılık ve Avrupa Üniversiteler Birliği gibi 160 saygın kuruluşun, 31 Ocak 2020’de yazılı bir basın açıklaması yaparak, Kovid-19 konusunda dergilere ulaşan makalelerin hakem incelemesine göndermeden önce dergilerin internet sayfalarında yayımlanmasının yararlı olacağını açıkladığını ve bu önerinin saygın bilimsel dergilerin çoğu tarafından uygulamaya konulduğunu belirtti.

Saygın bilimsel dergilerin, kendilerine sunulan makaleleri bilim insanlarından oluşan hakemlerin olumlu görüşlerini aldıktan sonra yayımladığına dikkati çeken Akbulut, bu nedenle makalelerin basılmasının genellikle bir yıl, bazen daha uzun zaman aldığını söyledi.

Kovid-19 salgını ortaya çıktıktan sonra aşı, ilaç ve virüs gibi, salgınla ilgili çeşitli konularda 10 binlerce makalenin bilimsel dergilere sunulduğunu aktaran Akbulut, şöyle konuştu:

“Salgının ilk 10 ayında dergilere Kovid-19 ile ilgili 125 bin makale gönderildi. Makale sayısı 1 Ağustos 2021’de 210 bin 183’e ulaştı. Kısa sürede sadece bir konuda bu kadar çok sayıda makale yazılması bilim dünyasında ilk kez gerçekleşti. Bu makalelerin hakemlere gönderilip görüş alınması çok zaman alacağı ve sürmekte olan salgına hızla önlem alınıp çözüm bulunabilmesi için Kovid-19 makalelerine ayrıcalık tanıdı. Yayın kuruluşları Kovid-19 makalelerini kısa süren bir ön incelemenin ardından ‘preprint’ (ön baskı) adı altında internet sayfalarında yayımlıyorlar. Burada amaç, salgının önlenmesine yardımcı olabilecek verilerin bilimsel çevreye ve topluma kısa sürede duyurulması. Bilim insanları, bu makaleler hakkındaki olumlu ve olumsuz görüşlerini ilgili web sayfasına ekleyebiliyor.”

Bu yöntemle bilimsel olarak doğruluğu ve salgını önlemeye yardımcı olacağı anlaşılan makalelerdeki verilerin kısa sürede tüm dünyada bilim insanlarına ışık tuttuğunu dile getiren Akbulut, bilimsel açıdan güvenilir olmayan, verilerinin hatalı olduğu anlaşılan veya önerilen yöntemlerin zararlı olabileceği belirlenen makalelerin ise web sitelerinden çıkartıldığını aktardı.

Böylece, bilim insanlarının yanlış bilgiler nedeniyle zaman kaybetmesinin önlenmeye çalışıldığını ifade eden Akbulut, bu yöntemle dergilerin internet sayfalarında hakem incelemesi olmadan yayımlanan Kovid-19 makalelerinin bazılarının çok ilgi çektiğini, binlerce atıf alabildiğini anlattı.

Bazı makaleler negatif atıf alıyor

Hakem aşamasından geçmedikleri için bazı Kovid-19 makalelerindeki verilerin ve sonuçların güvenilmez olduğunu fark eden bilim insanlarının, “negatif atıf” da yaptığını belirten Akbulut, şöyle devam etti:

“Bu tür negatif atıf alan çok sayıda makale, yayıncı kuruluşlarca sayfadan kaldırılıyor veya makale yazarları tarafından geri çekiliyor. Bu tür tartışmalı makaleler nedeniyle, bazı ülkelerde Kovid-19 hastalarına yararsız ve tehlikeli olduğu kanıtlanan ilaçların verilmeye devam edildiği rapor ediliyor. Kovid-19 ile ilgili çok sayıda makalenin hakem incelemesi olmadan kısa sürede internet sayfalarında yayımlanması faydalı bilgilerin sağlıkçılara ulaşmasını hızlandırmaktadır. Ancak hatalı verilere dayanan makalelerin salgının önlenmesini yavaşlatma tehlikesi bulunmaktadır.”

Ural Akbulut, bilimsel dergilerin hakem incelemesinden geçmeden internet sayfalarında yayımladıkları makaleleri hakemlere gönderip, olumlu görüş alanları cilt ve sayfa numaralarıyla yayımlayacaklarını kaydetti.

“Akademik yükseltmelerde hakemsiz yayımlanmış makaleler dikkate alınmamalı”

Akbulut, URAP’ın her yıl üniversite sıralaması yapan kuruluşlardan biri olduğunu hatırlatarak, geçen yıl hakemsiz ve sadece internet sitelerinde yayımlanan makalelerle ilgili aldıkları yeni kararı da açıkladı.

Prof. Dr. Ural Akbulut, şunları kaydetti:

“Hakem incelemesinden geçmeyen ve aralarında çok sayıda hatalı veriye dayalı Kovid-19 makalesi, binlerce atıf alabildiği için bu makaleler üniversite sıralamalarının güvenirliğini sarsacaktır. Bu tür makalelerin önemli bir bölümü hakemlerce reddedilince, bu yıl üniversite sıralamalarında çok üst sıralara çıkan bazı üniversiteler önümüzdeki yıl alt sıralara düşecektir. Bu nedenle URAP sıralamalarında bu yıl, 2020 yılında sadece internet sitesinde yayımlanmış ve hakem kontrolü olmayan Kovid-19 makaleleri değerlendirme dışında tutulmuştur. Bu makalelerden, hakemlerden olumlu görüş alıp normal şekilde yayımlananlar, önümüzdeki yıldan itibaren sıralamalarda değerlendirmeye alınacaktır. Öte yandan, hakemsiz makaleler çok sayıda atıf da alabiliyor. Bu nedenle üniversite yönetimlerinin, öğretim üyesi atama ve yükseltme kriterlerinde, sayı ve cilt numarası olmayan, web sitelerinde sadece malumat olması için hakemsiz yayımlanmış dergilerdeki makaleleri dikkate almamaları gerekir.”

Türkiye’nin makalesi, 5 farklı hakem sürecinden geçirildi

The Lancet’te yayımlanan Türkiye’nin Sinovac aşısına ilişkin Faz-3 çalışmasının sonuçlarını dünyaya duyuran makalenin koordinatör yazarı Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Akova ise bu yıl mayıs ayında gönderdikleri makalelerinin, temmuz ayında basıldığını ve 5 farklı hakem kontrolünden geçtiğini bildirdi.

Normal koşullarda bir makalenin basılma süresinin 4-5 ayı geçebildiğini dile getiren Akova, “Kovid-19 salgını, bilgi paylaşımını acilen gerektiren bir durum yarattı. Bazı tıp dergileri, bu durumu hızlandırmak için yayın öncesi web siteleri adını verdikleri sayfalarda makaleleri yayımlamaya başladılar. Bu makaleler, bu sayfalarda yayımlanmadan önce sadece şekilsel olarak bakılıyor ve hakem kontrolünden geçirilmiyor. Aslında hakemden geçmeyen bu makalelerin, bilimsel olarak içerikleri ve nitelikleri de belli değil.” diye konuştu.

Yayın öncesi internet sitelerinde yayımlanan ve yeterli niteliğe sahip makalelerin hızlı şekilde hakem kontrolünden geçtikten sonra dergide basıldığını anlatan Akova, bu konudaki bir istatistiği kaynak göstererek, “Mayıs 2021 tarihine kadar hakemli dergilerdeki Kovid-19 ile ilişkili makalelerin sadece yüzde 5’i önceden preprint (ön baskı) olarak yayımlanmış.” bilgisini aktardı.

Ön baskıya, çok önemli bilimsel dergilerde yayımlanacak önemli makalelerin yanı sıra bilimsel olarak çok değeri olmayan bilimsel içeriklerin de alınabildiğine dikkati çeken Akova, “Bu nedenle bilimsel anlamda bir verinin doğru olduğunun kanıtlanabilmesi için ancak hakem eleştirisinden geçmesi gerekir ve ciddi bir dergide yayımlandıktan sonra bilimsel kanıt olarak kabul edilebilir. Bazı veri tabanlarında, hakem eleştirisinden geçmeyen bazı makaleler de taranır hale geldi.” dedi.

Sinovac ile ilgili Brezilya’nın hakemsiz yayını bir şekilde yayıldı

Akova, bu duruma örnek gösterirken, hakemli dergide yayımladıkları ve Sinovac aşısına ilişkin ilk Faz-3 araştırmasının sonuçlarının bir benzerinin Brezilya’da yapıldığını belirterek, şunları kaydetti:

“Brezilyalıların bu çalışmaları, bizden önce bir internet sitesinde yer aldı ancak o çalışma hiç bir zaman bir dergide yayımlanmadı. Ancak Sinovac ile ilgili bu çalışmalara çok sayıda atıf aldı. O makalede aşının etkinliği yüzde 50 gösterilmişti. Bu durumu bilmeyen çoğu kişi ise ‘Çin aşısı yüzde 50 etkili’ diye o makaleyi örnek gösterdi. Halbuki o makale bir hakem eleştirisinden bile geçmedi. Makalemizin yayımlandığı The Lancet ise dünyanın bu konudaki en önemli ikinci yayınevi, buradaki makalemizde Sinovac aşısının etkinlik oranını yüzde 83 gösterdik. Hala bu aşıyla ilgili hakemli bir dergide yayımlanmış başka bir Faz-3 çalışması yok. Bazen internet sitelerindeki bu hakemsiz yayınlar, böyle çelişkiler de yaratabiliyor, insanlar duymak istediklerini orada duyunca hakemsiz şekilde yayımlanan bir makaleye bile bir şekilde itibar edebiliyor.”

ANKARA (AA) – Yeni sanat sezonunda zengin bir repertuvarla sanatseverlerin karşına çıkmaya hazırlanan Ankara Devlet Opera ve Balesi (ADOB), ünlü opera “Saraydan Kız Kaçırma”nın kısaltılmış versiyonunu, 2 Ekim’de izleyiciyle buluşturacak.

Doğumundan ölümüne kadar geçen süreçte insanın iyi ve kötü davranış biçimlerinin ve üzerine çöken büyük bir felaket karşısında bile aymazlığını sürdürmesinin ele alındığı “C-19” balesi, 9 Ekim’de prömiyer yapacak.

Bu sezon birçok farklı konsepte konseri izleyicinin beğenisine sunacak ADOB, Gala Konseri’ni ise 13 Ekim’de CSO Ada Ankara Ana Salon’da verecek.

ADOB Sanat Yönetmeni ve Müdürü Feryal Türkoğlu, yeni sanat sezonuna ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, 20 aylık bir salgın sürecinden sonra sanatseverlerle kapalı salonlarda buluşmaya başlamanın heyecanını yaşadıklarını söyledi.

Sahnede olmayı ve seyircinin alkışlarını duymayı çok özlediklerini dile getiren Türkoğlu, Kovid-19 önlemlerine uyarak yeni sanat sezonunu yürüteceklerini belirtti.

Seyircilerden aşı kartı ya da en az 48 saat önce yapılmış negatif sonuçlu PCR testi isteyeceklerini, salonda bir boş bir dolu koltuk şekilde oturumu sağlayacaklarını, salonun dezenfekte edileceğini anlatan Türkoğlu, “Seyircilerimiz gönül rahatlığıyla salonlarımıza gelebilirler. Ben hiç şüphe duymuyorum, buradaki ortam evlerinden farklı olmayacak.” dedi.

“Hem sağlığımızdan hem sanatımızdan ödün vermeden ortada buluşmaya çalışıyoruz”

Türkoğlu, sanatseverlerin yanı sıra sanatçılar için de önlemler aldıklarını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çalışma odalarımızda piyanoyla sanatçının arasına kalın naylon perdeler yaptırdık. Çalışma anında herhangi bir virüs yayılımını önlemek için onları çekiyoruz. Bütün provalarımızı sahnede yapıyoruz. Çalışma salonlarımıza henüz sanatçılarımızı sokmadık. Provalarda genellikle koroyu seyirci kısmına, solistleri yan tarafa orkestrayı da sahneye yerleştiriyoruz. 1,5 metre sosyal mesafeye riayet ediyoruz.”

Feryal Türkoğlu, provaları henüz kostümlü yapmadıklarını, tedbirli davrandıklarını belirterek, sosyal mesafeyi koruma adına kadrosu daha dar eserleri seçtiklerini, orkestra çukurunu kullanmadıklarını, orkestra üyelerini sahnenin arkasına yerleştirdiklerini anlattı.

“Hem sağlığımızdan hem sanatımızdan fazla ödün vermeden ortada buluşmaya çalışıyoruz.” diyen Türkoğlu, balede orkestrayı çukura indirmeden sahneyi kullanmanın mümkün olmadığını, bu nedenle bale eserlerini bant eşliğinde sergilediklerini dile getirdi.

“Bol bol konser yapacağız”

ADOB Sanat Yönetmeni ve Müdürü Feryal Türkoğlu, Kovid-19 salgını öncesi hazırlanan ve sahneye çıkarmak üzere oldukları eserleri, salgın nedeniyle ertelemek zorunda kaldıklarını belirterek, yeni sanat sezonunda bunları seyirciyle buluşturacaklarını ifade etti.

Maskeli Balo, Tosca, C-19, Midas’ın Kulakları’nın yeni eserler arasında yer aldığını dile getiren Feryal Türkoğlu, şöyle konuştu:

“Ayrıca sahne üzerinde bol bol konser yapacağız, orkestralı, piyanolu. Hatta belki bazı eserlerimizi konsertan şeklinde yapmaya çalışacağız. Sahne üzerinde küçük gruplarımız var, kuartetlerimiz var. Onlarla baleyi birleştirerek bir tango akşamı yapıyoruz. Ben de eserin içinde tango söylüyorum. Bir A planı bir de B planı yaparak programlarımızı yürütmeye çalışıyoruz. Bu çok da kolay olmuyor. Ama yeter ki sanatımız ve bizler sağlıkla devam edelim, gerisi önemli değil.”



Koronavirüs Haber Indeksi


Rusya Koronavirüs  | Hindistan Koronavirüs | İngiltere Koronavirüs | Almanya Koronavirüs | Fransa Koronavirüs | İtalya KoronavirüsKoronavirüs AşısıKoronavirüs TedbirleriSokağa Çıkma KısıtlamasıSağlık Bakanı AşıBrezilya KoronavirüsBioNTechSputnik-VYerli Aşıİran KoronavirüsABD KoronavirüsKoronavirüsü YenenJaponya KoronavirüsEsnaf Koronavirüs Haberleri