5 soruda Tohoku depremi, tsunami ve geçen 10 yıl

FUKUSHIMA (AA) – Deprem ve tsunami nedeniyle bölgede yaklaşık 15 bin kişi hayatını kaybetti, 2 bin kişi kayboldu. Depremin 10. yılında afet sonrası yönetimi, hasar gören enerji santralinin son durumu ile Japonya’nın enerji politikası AA muhabiri tarafından 5 soru başlığı altında toplandı.

“Tohoku” depremi, bölge kıyılarını vuran tsunami, hasar gören Fukuşima Dai-içi santralindeki süreç şöyle gelişti:

11 Mart 2011’de ne oldu?

Yerel saatle 14.46’da ülkenin “Tohoku” diye bilinen kuzeydoğusundaki Miyagi eyaleti açıklarında 9 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem sonrası oluşan 15 metre yüksekliğindeki tsunami ülkenin Pasifik kıyılarını vurdu.

Deprem, Fukuşima Dai-içi nükleer santralini nasıl etkiledi? Deprem sonrası Fukuşima Dai-içi santralinde durum nasıldı? Afet sonrası hükümet nasıl müdahale etti?

Tsunami, Tokyo Electric Power (TEPCO) firmasının Futaba ve Okuma kasabalarında işlettiği 6 reaktörlü Fukuşima Dai-içi nükleer santralini çepeçevre sardı.

Sarsıntının etkisiyle 1 ve 3 numaralı reaktörler otomatikman devre dışı kaldı ve yedek jeneratörlerce soğumaya bırakıldı.

Ancak tsunami kaynaklı taşkın, 1 ve 5 numaralı reaktörlerin güç kaynağının kesilmesine yol açarak soğutma sistemini akamete uğrattı.

Tesis bünyesindeki 4 ve 6 numaralı reaktörler ise bakım dolayısıyla deprem anında kullanım dışıydı.

Aşırı ısınma sonucu 1 ve 3 numaralı reaktörlerde arka arkaya çekirdek erimesi oluştu.

12 Mart’ta 1 numaralı reaktör, 14 Mart’ta 3 numaralı reaktör, 15 Mart’ta ise 4 numaralı reaktörün muhafaza edildiği binalarda hidrojen patlamaları meydana geldi.

İlk anda 160 bin kişi tahliye edildi. 13 Mart’ta tahliye edilenlerin sayısı 450 bine ulaştı.

Hükümet, depremin meydana geldiği gün nükleer acil durum ilan etti ve tesisin 3 kilometre yarıçapında oturanların tahliye edilmesi emrini verdi.

Ertesi gün tesis çevresindeki tahliye yarıçapı, önce 10 kilometreye; 1 numaralı reaktördeki hidrojen patlamaları sonrası ise 20 kilometreye çıkarıldı.

20 Mart’ta 5 ve 6 numaralı reaktörlerde soğutma durdurma işlemi başarıyla sonuçlandırıldı.

25 Mart’ta bölge geneli hayatını kaybedenlerin sayısı 10 bini geçti.

Santraldeki kaza sebebiyle elektrik kesintilerinin önüne geçmek için 1 Temmuz ile 9 Eylül arasında ülkenin doğu ve kuzey bölgelerinde elektrik tüketim sınırlaması uygulandı.

Hükümet ve tesis işleticisi TEPCO, 21 Aralık 2011’de tesisin 1 ve 4 numaralı reaktörlerini 40 yıl içerisinde devre dışı bırakacak planı açıkladı.

Daha sonra plana 5 ve 6 numaralı reaktörlerin dahil edildiği ve tesisin kalıcı olarak kapatılacağı açıklandı.

Bölgenin imar ve inşa edilmesi için Şubat 2012’de Yeniden İnşa Ajansı (Fukkouço) kuruldu.

Nisan 2013’te santralin yeraltı tankından yaklaşık 120 ton radyoaktif suyun sızdığı tespit edildi.

Fukuşima çevresindeki tahliye durumu nedir?

Doğal enerji kaybı ile yüzey toprağının ve binalardaki kirliliğin arınmasıyla radyasyon seviyesinin düşmesi sonucu, tesisi çevreleyen bölgelerde tahliye emirleri kademeli olarak kaldırıldı.

Halihazırda girişi yasak bölgelerin toplam ölçeği, en başta verilen toplam oranın yüzde 30’u yani 337 kilometrekare.

Yüksek radyasyon sebebiyle 7 belediye “girilmesi yasak” bölge konumunda.

Bu bölgelere giriş yasağının ne zaman kaldırılacağına yönelik tahmin yok.

Fukuşima’daki reaktörlerin devreden çıkarılmasında son durum nedir?

4 numaralı reaktördeki tüketilmiş yakıt havuzlarından tüm yakıt çubuklarının çıkarılması Aralık 2014’te tamamlandı.

Aralık 2019’da hükümet, 1 ve 2 numaralı reaktör havuzlarından tüketilmiş yakıtın çıkarılmasının 2023 yılında planlanan başlangıcını, güvenlik gerekçesiyle 5 yıl erteledi.

3 numaralı reaktördeki yakıt çubuklarının çıkarılması geçen ay tamamlandı.

Hükümetin, tesislerin muhafaza tanklarında korunan düşük zehirli radyoaktif trityum ile kirlenmiş 1,24 milyon ton suyun tahliye şekline karar vermesi bekleniyor.

Tesis, bünyesindeki reaktörleri soğutmak için suya ihtiyaç duyuyor ve Mart 2011’deki depremden beri radyasyonla kirlenmiş büyük miktarda su üretiyor.

Eylül-Kasım 2022 arasında tesisin muhafaza tanklarındaki kapasitesinin dolacağı tahmin ediliyor.

Japonya hükümeti, Gelişmiş Sıvı İşleme Sistemi (ALPS) sayesinde trityum haricinde çoğu kirleticilerinden arındırılmış suyun denize salıverilmesi opsiyonunu düşünüyor.

Ülke içi muhalif çevreler ise bu opsiyon karşısında, deniz canlılarının etkilenebileceğine yönelik endişeleri dile getiriyor.

Tesis işleticisi TEPCO ise reaktörlerin devreden çıkarılması sürecinin 2051’e kadar sürebileceğini belirtiyor.

Hükümet ve işletici firma TEPCO olayda sorumluluk aldı mı? Deprem sonrası Japonya’nın nükleer enerji politikası nasıl değişti?

Tahliye emri ya da kendi isteğiyle yaşadığı bölgeyi terk eden yaklaşık 10 bin kişinin açtığı 30 davada devletten ve TEPCO’dan tazminat talep ediliyor.

Bazı mahkemeler hem devletin hem de TEPCO’nun, tesisi vuran tsunamiye karşı hazırlık konusunda ihmali olduğu kararını verdi.

Bazıları ise tazminat ödemesi için sadece TEPCO’yu cezaya çarptırdı.

Japonya, Mayıs 2011’e kadar tüm ticari nükleer reaktörlerini durdurdu ve daha katı kuralların uygulanması için Eylül 2012’de Nükleer Düzenleme Kurumu (NRA) oluşturdu.

Yeniden başlatılacak reaktörler için zorunlu kabul edilen yeni güvenlik standartları 2013’te tanıtıldı.

Tesis operatörlerine, doğal afet ve terör saldırılarına karşı tam korunaklı; radyoaktif materyallerin sızdırılması gibi hasarlara karşı dayanıklı tesislerin inşası zorunlu hale getirildi.

Hükümet tarafından zorunlu kılınan yeni standartların yüksek maliyetleri sebebiyle bazı firmalar tesislerindeki faaliyeti durdurma kararı aldı.

Ağustos 2015’te Kyushu Electric Power’ın Sendai bölgesinde yeniden çalıştırdığı 1 numaralı reaktör, Mart 2011 kazası sonrası ülkenin ilk aktif edilen reaktörü oldu.

Fukuşima Dai-içi’deki 6 reaktör dahil ülke genelinde 24 reaktör devreden çıkarılmaya hazırlanıyor. Süreci devam eden 18 reaktör onay almayı bekliyor.

Şubat 2021 itibarıyla yeni güvenlik standartları kapsamında 9 reaktör, yeniden başlatılma aşamasında bulunuyor.

Ülkede 4 reaktör halihazırda çalışmayı sürdürüyor.

Nükleer enerjide dünyanın en önemli 5 ülkesi arasında gösterilen Japonya, 2018’de hazırladığı 2030 enerji stratejisi kapsamında, elektrik üretimi pastasındaki hedeflerini açıkladı.

Buna göre ülke yüzde 22-24 yenilenebilir enerjiye, yüzde 56 fosil yakıt kaynaklı enerjiye, yüzde 20-22 de nükleer enerjiye sahip olmayı hedefliyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “Üsküdar’da Büyük Dönüşüm 5000 Yeni Konut Projesi” kentsel dönüşüm programında yaptığı konuşmada, süreci şantiye şefi, mimar, mühendis gibi takip ettiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarıyla Üsküdar’da yürütülen dönüşüm çalışmalarının Büyük Çamlıca Camisi’nin inşaatıyla başladığını anlatan Kurum, ilçenin bu projelerin bitmesiyle çok daha güzel ve yeşil olacağını dile getirdi.

Çamlıca Camii ve Çevresi Kentsel Dönüşüm Projesi ile yeni bir adımı hep birlikte atacaklarını kaydeden Kurum, şöyle konuştu:

“Sadece Üsküdar’ımızı değil, bütün bir İstanbul’umuzu, İstanbul’un deprem dönüşümünü, kentsel dönüşümünü ilgilendiren 5 bin konutluk yeni bir etap daha başlatıyoruz. Hep şunu istedik, vatandaşımıza örnek bir dönüşüm gösterelim. Az katlı, komşularıyla Kirazlıtepe sakinleriyle burada birlikte yaşasınlar. Gelinlerini yine aynı mahallede komşularıyla birlikte göndersinler, düğünlerini beraber yapsınlar, cenazede acılarını beraber paylaşsınlar ve aynı kültür içerisinde yaşasınlar istedik ve bu anlayışla bir proje gerçekleştirdik. Toplamda Kirazlıtepe’de yaklaşık 2 bin bağımsız bölümden oluşan projenin ilk etabını bitirdik ve gerçekten Üsküdar’a, Kirazlıtepe’ye yakışan bir proje oldu. Eminim ki tüm hak sahibi vatandaşlarımızı bu anlamda memnun ettik.”

Kirazlıtepe’de başlatılan dönüşümün Ferah, Küplüce ve Mehmet Akif mahallelerinde devam edeceğini kaydeden Kurum, “Gerek yapı denetimde gerek Kensel Dönüşüm Yasası’ndaki düzenlemelerle son 20 yılda 45 milyon vatandaşımızı güvenli konutlara kavuşturduk.” ifadelerini kullandı.

Başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür eden Bakan Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu dönüşümü kararlı bir şekilde yapmaya devam edeceğiz. Yaparken de vatandaşlarımızın rızasını alacağız, gönül birliği içerisinde olacağız. Yerinde, hızlı, gönüllü prensipleriyle dediğimiz, hiçbir şekilde onları mağdur etmeyecek anlayışla yapacağız ki bugüne kadar yaptığımız her projede olduğu gibi vatandaşımıza rağmen hiçbir iş yapmadık, yaptırmadık. Bu anlayışı kentsel dönüşüm projelerimizde de Üsküdar’ımızda da Ferah Mahallemizde de Küplüce’de de Mehmet Akif Mahallemizde de devam ettireceğiz. Vatandaşlarımızla birlikte inşallah bu güzel dönüşümü gerçekleştiriyor olacağız.”

“İstanbul’a 20 yılda 100 milyar lirayı aşkın yatırım”

Bakan Murat Kurum, Üsküdar’ın İstanbul’un, İstanbul’un da Türkiye’nin gözbebeği olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:

“Biz bu şehre hizmet etmeyi, ihya etmeyi sadece ülkemize değil, tüm dünyaya, tüm insanlığa yapılan bir hizmet olarak görüyoruz. İstanbul’umuzda son 20 yılda 100 milyar lirayı aşkın çevre ve şehircilik alanında yatırım yaptık. Bu sadece çevre ve şehircilik alanında yapılan yatırımlar. Bunun dışında hastanelerimiz, tünellerimiz, otoyollarımız, turizm tesislerimiz, vatandaşımıza daha iyi hizmetler sunacak, istihdamı artıracak sanayi alanlarımız gibi birçok yatırım yapıldı. Şu anda sahada devam eden 20 milyar liralık yatırımımız var. Millete hizmet etme aşkıyla inanın valimiz, belediye başkanımız, milletvekillerimiz, hep birlikte tüm ekibimizle birlikte gece gündüz demeden çalışıyoruz ve çalışmaya devam edeceğiz. Biz eser siyaseti yapacağız, hizmet siyaseti yapacağız, hep eserle öne çıkacağız ve bu anlayıştan da bir gün geri durmayacağız.”

“Mülkiyet problemlerini çözüyoruz”

Dar gelirli vatandaşlar için 15 bin sosyal konut yaparak sahiplerine teslim ettiklerini vurgulayan Kurum, bu vatandaşların aidat öder gibi depreme dayanıklı konutlarda oturmaya başladığını söyledi.

İstanbul’un 39 ilçesinde vatandaşların mülkiyet problemlerini çözdüklerini anlatan Kurum, “İstiyoruz ki devletle problemi kalmasın, devletten bekleyeceği bir iş kalmasın. Söylediği her işi sırasına, aciliyetine göre yapalım diyoruz.” dedi.

İklim değişikliğinin etkilerini aza indirmek için çalıştıklarını dile getiren Kurum, bu amaçla şehirlerdeki yeşil alanları artırdıklarını kaydetti. İstanbul’da toplam büyüklüğü 6 milyon metrekareyi bulan 40 millet bahçesi yaptıklarını belirten Kurum, Üsküdar Belediyesi ile de yürüttükleri projeyi de şöyle anlattı:

“İstanbul’un merkezinde Validebağ Korusu’nun bugünkü içler acısı halini revize etmek ve oradaki tarihi dokuya, tescilli yapılara zarar vermeden, yeni hiçbir yapılaşma yapmadan, sadece oradaki yeşili, doğayı, tarihi değerleri gün yüzüne çıkaracak önemli bir projemizi de inşallah bakanlığımız Üsküdar Belediyemizle birlikte yürütüyor ve pazartesi günü itibarıyla Validebağ’daki çevre düzenleme projemiz başlıyor. Yaklaşık 50 milyon lira yatırımla gerçekten Üsküdar’a, Validebağ’a, İstanbul’a değer katacak bir eseri de inşallah inşa edeceğiz ihya edeceğiz. Bu proje de şimdiden inşallah Üsküdar’ımıza hayırlı uğurlu olsun.”

“İstanbul’a marka değer katacak proje”

Gürültü problemini çözmek için de ses ve gürültü bariyerleri yaptıklarını kaydeden Kurum, atık su arıtma tesisleri ve otopark projelerini hayata geçirdiklerini anlattı. Atatürk Kültür Merkezi inşaatının TOKİ Başkanlığınca yürütüldüğüne değinen Kurum, “Bu proje de inşallah çok yakın zamanda İstanbullu kardeşlerimizin hizmetine sunulacak.” dedi.

İstanbul Finans Merkezini inşa ederek İstanbul’u dünyanın en büyük şehircilik markası haline getirmek için çaba sarf ettiklerini kaydeden Kurum, Ümraniye’deki projenin gelecek yıl hizmet vermeye başlayacağını bildirdi. Bu projenin İstanbul’a marka değer katacağının altını çizen Kurum, “Depremin olduğu saatin hemen arkasında finans sistemimizin ayakta durması bu ülkenin birliği, geleceği adına çok önemli. Dolayısıyla her türlü deprem senaryoları tasarlanmış, düşünülmüş finans merkezimiz de önümüzdeki yıl itibarıyla hizmet verecek ve doğrudan 50 bin kişiye istihdam kaynağı olacak.” ifadelerini kullandı.

“Biz inançlı kadrolarız” diyen Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İnanıyoruz ki İstanbul kalkındıkça, Türkiye büyüyor, İstanbul güzelleştikçe Türkiye güzelleşiyor, dünya güzelleşiyor. Tüm bunların yanında, bilhassa deprem dönüşümü seferberliğimizde önceliğimiz, İstanbul. Üzülerek söylüyorum ki üstat Yahya Kemal’in, ‘Sade bir semtini sevmek bile, bir ömre değer.’ dediği, medeniyetimizin en güzel eseri olan bu aziz şehir, maalesef, deprem tehdidi altında. Ülkemizdeki riskli bölge listesinin en başında, İstanbul gelmektedir. Bu anlamda İstanbul’u yerinde, gönüllü ve hızlı prensibiyle mahalle mahalle, sokak sokak depreme hazır hale getirmek için çalışıyoruz.”

İstanbul Kartal’da kendiliğinden yıkılan binayı hatırlatan Kurum, bu olaydan 6 ay sonra yıkılan binanın yerinde mahalle kültürünü yaşatacak dönüşümü gerçekleştirdiklerini anlattı. Kağıthane’de de benzeri bir dönüşümü başlattıklarına değinen Kurum, “Konutlarımız inşallah bitme seviyesine geldi, toplamda 700 konutluk bir dönüşüm projesini gerçekleştiriyoruz.” dedi.

Bahçelievler’de de bir binanın kendiliğinden çöktüğünü belirten Kurum, şöyle konuştu:

“Artık baktığımızda İstanbul’da deprem olmadan da canlarımızı yitiriyoruz, yavrularımızı yitiriyoruz. İstikbalimizi toprağa veriyoruz. Üniversitelerimiz, bilim insanlarımız ve Bakanlığımız şu an, ülkemizin genelinde acil öncelikli dediğimiz 1,5 milyon konutun dönüşümü için seferberlik ilanı şeklinde çalışmaktadır. Bunların 300 bini de maalesef İstanbul’da yer alıyor. Acilen bu 300 bin konutu hep birlikte dönüştürmemiz gerekiyor. Şunu samimi bir şekilde söylüyorum ki isteyen her vatandaşımıza yardım elimizi, devletin yardım elini uzatmaya gayret gösteriyoruz. Gerek planlama süreciyle finansal desteklerle gerek kira ve taşınma süreçleriyle kentsel dönüşüm projelerinde, deprem dönüşüm projelerinde hiçbir vatandaşımız mağdur olmasın istiyoruz. Bakanlık olarak da bugüne kadar İstanbul’da 126 bin konutun dönüşüm sürecini başlattık.”

Üsküdar’da yürütülen proje

Üsküdar’da 2018 yılında Büyük Çamlıca Camisi’nin batısında bulunan 180 bin metrekarelik alanı riskli alan ilan ettiklerini hatırlatan Kurum, bunun ardından hemen çalışmalara başladıklarını anlattı.

Kirazlıtepe ve Ferah mahallerinde toplam 1876 konut ve 142 ticari ünite yaptıklarını belirten Kurum, “İlk etabını bitirdik. TOKİ Başkanlığımız eliyle inşaat çalışmaları hızıyla devam ediyor. Diğer etapların da inşası devam ediyor. Hem ikinci etabın hem üçüncü etabın… İnşallah onları da önümüzdeki yıl sonuna kadar bitirme hedefiyle çalışıyoruz. Eylül ayında inşallah 504 konutumuzu ve 47 dükkanımızı, yine önümüzdeki yılın sonuna kadar da 1370 konut ve 95 dükkanımızı Üsküdarlı kardeşlerimize teslim edeceğiz. Şimdiden projemiz hayırlı olsun diyorum. İstanbul hizmet noktasında bekletilmeye gelmez. Yeni yatırım, yeni proje, yeni vizyon ister.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen günlerde vatandaşların kentsel dönüşüme dair talepleri dinlediğini hatırlatan Kurum, şöyle konuştu:

“Biz de hemen ekibimizle Üsküdar Belediyemizle birlikte harekete geçtik, çalışmaları başlattık. Bu kapsamda, tıpkı Kirazlıtepe’de ve Ferah’ta olduğu gibi Mehmet Akif ve Küplüce mahallelerindeki kardeşlerimiz de aynı haklara sahip olacaklar, hayırlı uğurlu olsun. Bugün inşallah 16 binanın yıkımını gerçekleştiriyoruz. Bu 16 binayla birlikte etap etap, pazartesi günü itibarıyla bakanlığımız, Üsküdar Belediyemiz hep birlikte vatandaşlarımızla görüşmelere protokollere başlayacaklar. Bu süreçte vatandaşlarımıza kira yardımı, taşınma yardımı vereceğiz. Aynı birinci etapta ne yaptıysak onları mağdur etmeyecek şekliyle bu süreci yürüteceğiz. Birazdan yıkacağımız alanı da tamamen, sosyal alan ve yeşil alan olarak planladık. Burada yaşayan vatandaşlarımıza, yerinde, hızlı ve gönüllü dönüşüm prensibimizle inşa edeceğimiz rezerv konutlarda hak sahibi olma hakkı vereceğiz. İnşallah yeni etaplarımızın temellerini iki ay sonra, yani eylül ayında hep birlikte aynı coşkuyla aynı heyecanla atacağız.”

Büyük Çamlıca Camisi ve çevresinde yürütülen tüm projelerle toplamda 7 bin konutluk bir dönüşüm sürecinin etaplar halinde devam edeceğini kaydeden Kurum, kendilerine diğer mahallelerden de talepler geldiğini söyledi. Bakan Kurum, projeye emeği geçenlere teşekkür ederek, hayırlı olmasını diledi.

Konuşmaların ardından Bakan Kurum’un talimatlarıyla iş makineleri kentsel dönüşüm alanındaki 16 binanın yıkım çalışmalarına başladı. Kurum, bir süre yıkım çalışmalarını izledi.

Güç Gönel

İZMİR (AA) – İzmir Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan yazılı açıklamada, depremin ardından yıkılan binalarla ilgili yürütülen soruşturmanın tamamlandığı belirtildi.

Soruşturma hakkında detaylı bilgilerin paylaşıldığı açıklamada ilgili belediyelerden yıkılan binalara ait projeler, bilgi ve belgelerin ivedilikle temin edildiği, Dokuz Eylül ve İstanbul Teknik üniversitelerinden akademisyenlerle TÜBİTAK – Marmara Araştırma Merkezinin konuya ilişkin raporlar hazırladığı kaydedildi.

Yıkılan 9 yapıya ilişkin ayrı ayrı nihai raporların da tamamlandığı ve bir bölümünün soruşturma dosyasına eklendiğinin bildirildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Soruşturma sonunda toplam 29 şüpheliden 10’u halihazırda tutuklu olarak ceza infaz kurumundadır. 17 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. Şüphelilerden 1’i hakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır. 1 şüpheli hakkında da tedbir talebi reddedilmiştir.

Bilirkişi raporlarında kusurları tespit edilen 17 kamu görevlisi hakkında görevi ihmal suçundan evrak tefrik edilerek 4483 sayılı Kanun kapsamında işlem tesis edilmek üzere Memur Suçları Soruşturma Bürosuna gönderilmiştir.

Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla başlatılıp sonuçlandırılan soruşturma kapsamında şüphelilerin lehine ve aleyhine olabilecek tüm deliller toplanarak haklarında bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan düzenlenen iddianameler ile kamu davaları açılmıştır.”

Soruşturma süreci

İzmir’in Seferihisar ilçesinde 30 Ekim 2020’de meydana gelen 6,6 büyüklüğündeki depremde yıkılan 9 binada 117 kişi hayatını kaybetmişti.

Depremden hemen sonra İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmış, gözaltı kararı verilen şüphelilerden 7’si tutuklanmış, 3 şüpheli hakkında da adli kontrol kararı verilmişti.

Bilirkişi raporlarının tamamlanmasının ardından 28 Nisan’da 22 şüpheli hakkında daha gözaltı kararı verilmiş, 17 kamu görevlisinin dosyaları ayrılmıştı.