660 yıllık Kırkpınar'ın efsane isimleri güreşe gönül veren her 'koç yiğide' örnek oluyor

EDİRNE (AA) – Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin 660. randevusu 9 Temmuz Cuma günü Sarayiçi Er Meydanı’nda başlayacak. Minik sporcuların peşrevleri sonrası güreşe tutuşmalarıyla start alacak organizasyon, pazar günü başpehlivanın seçilmesine kadar devam edecek.

Üç bine yakın pehlivanın ter dökeceği dualı çayırda kispeti giyen her sporcu, isimleri hala saygıyla anılan efsaneleri anarak güreşe tutuşacak.

Kimi zaman cazgırın manisinde dile gelen, kimi zaman bir pehlivanın duasında anılan “Rakipsiz” Kel Aliço, “Cihan pehlivanı” Koca Yusuf, “Sultanın aslanı” Adalı Halil, “Yenilmez” Kurtdereli, adları Kırkpınar’da ölümsüzleşen efsanelerden.

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun Meydan şiirinde “Şu yeryüzü er meydanı. Gönül sevmez her meydanı. Yüreksize yorgan döşek. Koç yiğide ver meydanı.” mısralarıyla ölümsüzleşen Türk güreşçilerinin yiğitlikleri, hala dilden dile anlatılmaya ve her biri farklı bir özelliğiyle aldığı namı salmaya devam ediyor.

Kırkpınar’ın yanı sıra dünyadaki güreşleriyle efsaneleşmiş isimler şöyle:

Kel Aliço:

1844 yılında Plevne’de doğdu. Deliorman bölgesinin sert havasıyla güçlenen Kel Aliço, Kırkpınar’da estirdiği hava nedeniyle sarayın dikkatini çekti.

Sultan Abdülaziz’in pehlivanı Kavasoğlu İbrahim’e iyi bir rakip bulunması amacıyla başlatılan çalışmayla saraya gitti, güreşteki mahareti sayesinde saray başpehlivanı oldu. Kel Aliço, padişah Abdülaziz ile de güreşti.

Kırkpınar’da başpehlivanlığı 27 kez üst üste kimseye kaptırmadı. “Ustaların ustası” namıyla bilinen Kel Aliço, Kırkpınar’da fenomen olan efsanelerin en ünlüsüdür. İnatçılığı, acımasızlığıyla bir namı da “Gaddar” olan Kel Aliço, el ense ve tırpan ustasıdır.

Çırağı Koca Yusuf’un meydan okumasıyla son meydana çıkışında Kel Aliço’nun yaşı 70, çırağı Koca Yusuf’un yaşı ise 45’ti. Yaşına rağmen uzun süre güreş tuttuğu çırağını yendi. Koca Yusuf’un elini öpmesi ile güreşte jübilesini o gün yaptı.

Saçının azlığından nedeniyle “Kel”, güreşteki sertliği nedeniyle de “Gaddar” olarak adınla Aliço, 75 yaşında daha sonra adı verilecek İpsala’nın Kel Aliço Pehlivan köyünde vefat etti.

Koca Yusuf:

Kuzey Bulgaristan’ın Şumnu şehrinde 1857 yılında doğdu. Atadan güreşçi Yusuf pehlivan, Dursun pehlivan ve Kel İsmail’den ilk güreş eğitimini aldı.

Kırkpınar’ın rekoru kırılamayan başpehlivanlarından Kel Aliço ile güreşinde berabere kaldı. Kırkpınar’a ilk kez 1882 yılında katıldı.

Namı arttıkça hem Fransa hem de Amerika’da güreşlere davet edildi. Orada da meydanı rakiplerine dar eden Koca Yusuf, 1898’de Amerika’daki güreşten dönerken bindiği geminin Sable Adası’nda batması sonucu yaşamını yitirdi.

“Türk gibi güçlü” sözü Koca Yusuf’un güreşlerini seyreden Fransızların deyimleri arasına girdi.

Adalı Halil:

Bugün Yunanistan sınırlarındaki Adaiçi köyünde 1866 yılında doğan Adalı Halil, harman yerinde akranlarını yenerek başladığı güreşinde önce köy düğün meydanlarında daha sonra da Kırkpınar meydanında boy gösterdi.

Kel Aliço’yla 5,5 saat yaptığı güreş, kendisine Aliço’nun çırağı olması noktasında başarının kapısını araladı.

Kel Aliço’dan öğrendiği taktiklerle hem yurt içi hem yurt dışında meydanı rakiplerine dar etti, 18 kez Kırkpınar başpehlivanı oldu.

“Sultanın aslanı”, “Edirne aslanı” unvanları yakıştırılan Adalı Halil, Koca Yusuf’un estirdiği deniz aşırı namı devam ettirdi. Paris ve Viyana’daki namlı güreşlerinin yanı sıra, Şikago’da rakibinin kemiğini kırmasıyla daha da ünlendi.

Kurtdereli Mehmet:

Kurtdereli Mehmet, Osmanlı topraklarından olan şimdilerde Bulgaristan sınırlarındaki Tırnova’da 1872 yılında doğdu.

Adalı Halil ve Kara Osman’ı 1899 Kırkpınarı’nda yenerek başpehlivan oldu. Kurtdereli Mehmet, Avrupa’da da güreşti ve dünya şampiyonu oldu.

Sultan 2. Abdülhamit ve Sultan Mehmet Reşat’ın madalya ile ödüllendirdiği Kurtdereli, 1911 yılında Taksim Talimhane Güreşleri’nde rahatsızlıklarına rağmen İngiliz, Hollanda ve Macar güreşçileri yenerek “Cihan şampiyonu” unvanını kazandı. Son güreşlerini bu yılda yapan Kurtdereli, kispetini Kabe’ye bir pehlivan aracılığıyla yollayıp er meydanlarından çekildi.

Güreşten sonra başhakemlik yapan Kurtdereli’nin Anadolu Ajansı’na verdiği mülakatta “Güreşirken bütün Türk milletini arkamda hisseder ve onun şerefini korumak için her şeyi yapardım. Sanki bütün Türk milletinin kuvvetinin arkamdan dayandığını hissederdim.” ifadelerini kullandı.

Büyük Önder Mustafa Kemal’in bu röportajı okuduktan sonra yazdığı övgü dolu mektubu ve 1000 lira para ödülü bulunan zarf Kurtdereli’ye, Salih Bozok ve Kılıç Ali vasıtasıyla ulaşır.

Kurtdereli ise Atatürk’ün mektubunu göz yaşlarıyla okur.

Namlı bu pehlivanların dışında iri cüssesiyle anılan Filiz Nurullah, Hergeleci İbrahim, Çolak Mümin Molla, Er Sultan, Filibeli Kara Ahmet, Hançoğlu İbrahim, İpçi Hüseyin, Kara Ahmet, Katrancı Mehmet, Kavasoğlu İbrahim, Kazıkçı Kara Bekir, Nakkaşlı Eyüp, Şamdancıbaşı Kara İbo da hala güreş taktikleri ve kişilikleriyle güreş camiasında konuşulan isimlerden.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BOLU (AA) – Japonya’nın başkentinde bugün başlayan ve 8 Ağustos’a kadar devam edecek 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları’na katılacak Serbest, Grekoromen ve Kadın Güreş Milli Takımlarının sporcuları, gerek olimpiyatlarda kota almak için mücadele ettikleri Avrupa ve dünya şampiyonaları gerekse olimpiyat hazırlıklarının önemli bir kısmını Bolu Aladağ’da bulunan kamp eğitim merkezinde yaptı.

Olimpiyatlarda Türkiye’yi grekoromen stilde temsil edecek Rıza Kayaalp, Cenk İldem ve Kerem Kamal, Kadın Güreş Milli Takımı sporcularından Yasemin Adar ve Evin Demirhan ile serbest stilde mücadele edecek Taha Akgül, Süleyman Atlı, Osman Göçen ve Süleyman Karadeniz, organizasyon öncesinde Bolu’daki kamplarını tamamlayarak Tokyo’ya hareket etti.

Grekoromen stil 130 kiloda mücadele edecek Rıza Kayaalp, AA muhabirine, özellikle yaz döneminde gerçekleşen tüm şampiyonalar öncesinde Bolu’da kamp yaptıklarını söyledi.

Rıza Kayaalp, yaz aylarında Bolu’nun daha serin olduğunu dile getirerek, “Özellikle yaz antrenmanlarını Bolu’da serin havada yapmak bizi daha iyi dinlendiriyor. Nem oranı az. Bilindiği gibi nem insanı dinlendirmez. Nemsiz bir ortam bizi daha da güçlendiriyor.” diye konuştu.

Bolu’da hazırlanarak gittiği hemen hemen tüm şampiyonalardan madalyayla döndüğünü aktaran milli güreşçi, “Olimpiyata giden yol Bolu’dan geçiyor diyebiliriz. Bolu bizim için çok önemli. Özellikle de benim için önemli. Yıllarca burada çalıştım. 2006’dan beri burada kamp yapıyorum. Şampiyonalara Bolu’dan gidince kendimi daha iyi hissediyorum.” ifadelerini kullandı.

Grekoromen 60 kiloda müsabakalara çıkacak Kerem Kamal da ilk kez katılacağı olimpiyat oyunları öncesindeki son idmanlarını Bolu’da gerçekleştirdiklerini kaydetti.

Bolu kamplarının verimli geçtiğini belirten Kerem Kamal, “Buranın imkanları çok iyi. Doğayla iç içeyiz. Yürüyüş yapabileceğimiz, koşu yapabileceğimiz alanlar çok. O yüzden hocalarımız ve biz, Bolu’yu tercih ediyoruz. Ayrıca Bolu’yu çok seviyoruz. Bize antrenman çeşidi olarak çok iyi geliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Milli sporcu, güreşte kondisyonun önemine işaret ederek, “Kondisyonumuz ne kadar iyiyse güreşimizi de o kadar iyi yapıp devamlı hale getirebiliyoruz. Bütün kondisyon ve tempo antrenmanlarımızı Bolu’da yapıyoruz. Bolu her zaman bizim için verimli oluyor.” dedi.

Yasemin Adar: “Bolu’nun bize uğur getirdiğine inanıyoruz”

Türkiye’yi kadınlar 76 kiloda temsil edecek Yasemin Adar ise Rio 2016’da kazanamadığı madalyayı almak için olimpiyatlara milli takımla Bolu’da sıkı bir şekilde hazırlandıklarını söyledi.

Yasemin Adar, sunduğu avantajlar dolayasıyla Bolu’yu tercih ettiklerini anlatarak, “Bolu bizim için çok güzel ve vazgeçilmez bir kamp eğitim tesisi. Sadece kadın takımı değil, serbest ve grekoromen takımı da burada kamp yapmayı seviyor. Bolu’nun bize uğur getirdiğine inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Milli güreşçi Evin Demirhan da Bolu’da kamp yapmanın kendileri açısından faydalı olduğunu kaydetti.

Güreş milli takımının tüm branşlarının Bolu’da mutlaka kamp yaptığına değinen milli güreşçi, “Yılda en az birkaç kez Bolu’ya geliyoruz. Burada enerji depoluyoruz. Kendimizi fiziksel ve mental olarak çok iyi şekilde hazırlayarak olimpiyatlara gidiyoruz. O yüzden Bolu Aladağ çok önemli. Bolu, en iyi şekilde hazırladığım yerlerden biri. Bunun için Bolu bizim için çok iyi bir fırsat.” şeklinde konuştu.

ANKARA (AA) – Kariyerinde 8 Avrupa, 2 dünya ve 1 olimpiyat şampiyonluğu bulunan Taha Akgül, 2020 Tokyo Olimpiyatları’nda serbest stil 125 kiloda mindere çıkacak.

Türkiye’nin yine en önemli şampiyonluk umutlarından olan milli güreşçi, olimpiyatlar öncesi AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Serbest stilde 8 Avrupa şampiyonluğuna ulaşan ilk sporcu olan Taha, olimpiyatlara fiziksel açıdan hazır olduklarını söyledi.

Taha, olimpiyatlarda psikolojik faktörün önemine işaret ederek, “Artık herkes fizik olarak hazır. Olimpiyatlara tüm ülkeler fiziksel ve kondisyon olarak hazır geliyor. Herkes iyi hazırlanıyor çünkü burası olimpiyat; sporun zirvesi, dünyadaki en büyük organizasyon. Mental açıdan fark yaratanların başarılı olduğunu düşünüyorum.” diye konuştu.

Rio 2016’da altın madalya kazanan Taha, “Olimpiyatlarda ‘psikolojik olarak gerçekten inanan, ben burada madalya alacağım’ diyen başarılı oluyor. Hatta o gün biraz normalin üstünde davranmak gerekiyor. Çünkü normal bir psikolojiyle orayı kaldırmak, madalya almak gerçekten zor. Biraz normalin üstünde bir psikoloji gerekiyor. Bunu başarabilen orada madalyayı alıp şampiyon olabiliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“İnşallah ben güreşmeden önce takımımız altın madalyalara ulaşır”

“Ben bu işin hem dibini hem de zirvesini gördüm.” diyen milli güreşçi, şöyle devam etti:

“2012 Londra Olimpiyatları’nda elendim, 2016 Rio Olimpiyatları’nda zirveyi gördüm. O yüzden tecrübeliyim. Her duruma da aslında kendimi hazırladım. Her şey olabilir. Gerçekten iyi, zorlu rakiplerimiz var. Olimpiyatın kolay olacağını düşünmüyorum ama bu zorluğun üstesinden gelebileceğimi düşünüyorum. Milletimiz bize dua etsinler. Bizi ülke olarak diğer sporculardan ayıran farkımız inancımız ve imanımız. Ben buna çok inanıyorum. Herkesten dua istiyorum. Kimin duasının kabul olacağı belli olmuyor. Herkesin duası bizim için değerli.”

Taha, “İnşallah ben güreşmeden önce takımımız altın madalyalara ulaşır. Rio’da bunun tersi olmuştu. Ben güreşene kadar altın madalya yoktu. Bu benim stresimi çok artırmıştı. İnşallah ben güreşene kadar kafilemiz altın, gümüş, bronz madalyaları toplar. İnşallah bizim de yükümüz biraz daha hafifler.” ifadelerini kullandı.

“Olimpiyatın havası çok farklı”

Her zaman altın madalyayı amaçladığını vurgulayan Taha, “Hedefimiz ikinci kez olimpiyat şampiyonluğu. Bunun için de çalıştım, emek verdim. Gönlüm rahat. Elimden geleni yaptım, takdir Allah’ın. Antrenmanda zorladım mı, zorladım. Canım yandı mı, yandı. O yüzden gerçekten benim vicdanım, gönlüm rahat.” şeklinde görüş belirtti.

“Olimpiyatlardaki en başarılı branşımız güreş. Tokyo’da da güreşte bu başarı sürecek mi?” sorusu üzerine Taha, şunları kaydetti:

“İnşallah. 3-4 madalya da alabiliriz, 2 madalya da alabiliriz. Gerçekten olimpiyatta durumlar hiç belli olmuyor. Bazen çok iyi gidebiliyor, bazen çok tersine de gidebiliyor. O yüzden basınımızın, kamuoyunun da bunu bilmesi gerekiyor. Bir bakmışınız güreşten 4 madalya çıkmış, bir bakmışınız 2 madalya çıkmış, bir bakmışınız 3 altın almışız. Olimpiyatın havası çok farklı. O günün şartlarında iyi olman gerekiyor. Bir de kuranın da denk gitmesi, şansının da yaver gitmesi gerekiyor. Bunlar da önemli. Şampiyon bir sporcu olarak bunları söylüyorum. Bunlar gerçekler. Sen 4 sene Avrupa, dünya şampiyonu olarak oraya git ama o gün bir parmağın ağrısa, hafif rahatsızlığın olsa o günü boş geçebilirsin, yani olimpiyatlardan elenebilirsin.”