ABD, 2020'de ırkçılık ve polis şiddetine karşı en büyük toplumsal ayaklanmalardan birini yaşadı

NEW YORK (AA) – Siyahi Amerikalı George Floyd’un ölümüyle başlayan ve haftalar süren protestolardan İngiltere’den ABD’ye köle sahiplerinin heykellerinin yıkılmasına kadar giden toplumsal olaylar küresel bir harekete dönüştü.

ABD’de 2020’de gündeme damgasını vuran en önemli olaylardan biri de polis şiddeti sonucu hayatını kaybeden siyahi Amerikalı George Floyd’un gözaltı sırasındaki “anne” ve “nefes alamıyorum” sözleriyle çığ gibi büyüyen ırkçılık ve polis şiddetine karşı protestolar oldu.

ABD, 2020’de Floyd’un ölümünün ardından ırkçılık ve polis şiddetine karşı başlayan protestolarla tarihinin en büyük toplumsal ayaklanmalarından birini yaşadı.

Minnesota eyaletinin Minneapolis kentinde 25 Mayıs’ta polisin 8 dakika süreyle boynuna diziyle basarak gözaltına alması sonucu hayatını kaybeden Floyd’un son anlarının kameralara yansıması ülke geneline yayılan ve haftalar süren protestolara neden oldu.

Floyd, ABD’de polis şiddeti sonucu ölen ne ilk ne de son kişi olsa da boynu polisinin dizinin altında nefes almaya çalışırken can vermesi yıllardır süre gelen sistematik ırkçılık, eşitsizlik ve adaletsizliğe karşı bardağı taşıran son damla oldu.

Floyd’un son anlarının kameralara yansıdığı görüntüler, sadece Floyd değil her yıl polis şiddeti sonucu hayatını kaybeden Breonna Taylor gibi çok sayıda siyahi için adalet aramak isteyen milyonları harekete geçirdi.

Floyd’un ölümüne neden olan polis memuru Derek Chauvin’in, 29 Mayıs’ta tutuklanması göstericileri sakinleştirmeye yetmedi.

Milyonlarca kişi ABD’yi kasıp kavuran yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına rağmen ırkçılığa ve polis şiddetine son verilmesi için sokaklara çıktı.

George Floyd’un ölümü, İngiltere’nin Bristol kentinden, ABD’de Virginia’ya köle sahiplerinin heykellerinin yıkıldığı küresel bir hareketi ateşledi.

Floyd’un hayatını kaybetmeden önceki “Nefes alamıyorum” sözleri “Black Lives Matter” (Siyahların Hayatı Değerlidir) hareketinin sloganı haline gelirken, ABD’de yıllardır devam edem sistematik ırkçılık tartışmalarını da yeniden alevlendirdi.

Minneapolis kentinde gösterilerin 3. gününde polis merkezinin ateşe verilmesiyle tansiyonun daha da yükseldiği ABD’de kundaklamalar, şiddet olayları ve yağmalamalar başladı.

Olayların başladığı Minnesota olmak üzere New York ve Washington gibi çok sayıda eyalette acil durum ve sokağa çıkma yasağı ilan edilirken, ulusal muhafızlar sokaklara indi.

ABD’de adalet ve eşitlik arayışının simgesi haline gelen Floyd için Minnesota, North Carolina’da anma törenleri, Texas’ta ise cenaze töreni düzenledi.

Black Lives Matter hareketi sadece ABD değil tüm dünyada destek görse de protestocuların, ABD’de sık sık şiddet olaylarıyla anılan polis teşkilatının tamamen ortadan kaldırılması ve mali kaynaklarının kesilmesi talepleri başkanlık seçimleri öncesi eyleme dönüşmedi.

Reform kapsamında, ABD Başkanı Donald Trump, polisin gözaltı esnasında zanlının boynuna baskı uygulama yöntemini yasaklayan bir kararname imzalarken, New York ve Los Angeles kentleri polis departmanlarının bütçesinde kesintiye gitme, Seattle ise protestolar sırasında 30 gün boyunca polisin biber gazı kullanımını askıya alma gibi birtakım adımlar attı.

Öte yandan ırksal adalet talebi toplumda, iş yerlerinde ve özel sektörde karşılık buldu ve çok sayıda şirket bu yönde taahhütlerde bulundu.

ABD başkanlığına seçilen Joe Biden da başta başkan yardımcılığına ve kabinesine ilk siyahi ve Hint kökenli bir kadın olan Kamala Harris olmak üzere, yerli Amerikalı, siyahi Amerikalı gibi toplumun her kesiminden seçtiği isimlerle ırksal adaletin sağlanmasının ilk adımlarını attı.

Bugün dünyanın her yerinde ses bulan, her renk ve ırktan insanın dayanışma gösterdiği Black Lives Matter hareketinin Amerikan sokaklarına yıllardır yansıyan ırkçılık, adaletsizlik ve eşitsizlik sorununu çözüp çözmeyeceğini ise zaman gösterecek.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Yeniden artışa geçen yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vaka sayıları ve bunun ekonomiye etkileri konusundaki tedirginlikler piyasalar üzerinde baskıya neden olsa da açıklanan şirket finansal sonuçları ve makroekonomik verilerin beklentileri aşması, iyimser fiyatlamaların devam etmesini sağlıyor.

Öte yandan ekonomideki toparlanma, yükseliş eğilimindeki enflasyon ve artan Kovid-19 vaka sayıları arasında sıkışan para ve maliye politikalarına yönelik belirsizlikler, piyasaların ana gündemini oluşturmaya devam ediyor.

Bu anlamda Fed’in bugün başlayacak Açık Piyasa Komitesi toplantısının yarın yayımlanacak kararları ve sonrasında Fed Başkaı Jerome Powell’ın basın toplantısı yatırımcıların odağında bulunuyor.

Analistler, Fed’in faizlerde değişikliğe gitmesinin beklenmediğini belirterek, üyelerin geçen ay tartışmaya başladığı varlık alımlarının azaltılması ile ilgili yönlendirmenin piyasaların yönü üzerinde belirleyici olacağını kaydetti.

Dün ABD’de açıklanan verilere göre, ülkede yeni konut satışları haziranda aylık yüzde 6,6 azalışla 676 bine inerek beklentilerin altında kaldı ve Nisan 2020’den bu yana kaydedilen en düşük seviyeye geriledi.

Açıklanan şirket finansal sonuçlarının ise genel olarak beklentileri aşmasıyla New York borsasında alıcılı bir seyir izlendi. Dow Jones ve S&P 500 endeksi yüzde 0,24, Nasdaq endeksi yüzde 0,03 değer kazanarak kapanış rekorlarını kırdı.

Avrupa tarafında ise Kovid-19 salgınında delta varyantı endişeleri devam ederken, borsalarda dün karışık bir seyir izlendi. Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,15 ve İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,68 yükselirken, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,03 ve Almanya’da DAX 30 endeksi yüzde 0,32 değer kaybetti.

Avro/dolar paritesi ise haftaya toparlanma isteğiyle başladı ve geçen hafta kapanışına göre yüzde 0,3 artarak 1,18’in üzerine çıktı.

Asya’da, ABD ile Çin arasında artan gerilim ve Hong Kong borsasında kote Çinli şirket hisseleri üzerindeki baskı gündemi meşgul ediyor. Öte yandan bugün açıklanan verilere göre Güney Kore’de 2. çeyrek Gayrisafi Yurt içi Hasıla yıllık yüzde 5,9 ile beklentiler seviyesinde artış kaydetti.

Bu gelişmelerle kapanışa yakın Hong Kong’da Hang Seng endeksi sert düşüşünü sürdürerek yüzde 2,1 ve Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,3 değer kaybederken, Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,4 ve Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,3 yükseldi.

Yurt içinde, uzun bayram tatili sonrası ilk işlem gününde alımların güçlenemediği Borsa İstanbul’da, yüzde 0,18 değer kaybeden BIST 100 endeksi, günü 1.349,11 puandan tamamladı. Dün 8,5589’dan kapanış yapan dolar/TL ise bugün bankalararası piyasanın açılışında yatay seyirle 8,5590 seviyesinde işlem görüyor.

Bugün yurt içinde veri gündeminin sakin olduğunu, yurt dışında ise ABD’de dayanıklı mal siparişleri ve tüketici güven endeksi başta olmak üzere açıklanacak veri ve şirket finansal sonuçlarının takip edileceğini ifade eden analistler, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 1.320 seviyesinin destek, 1.400 puanın direnç konumunda olduğunu söyledi.

Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:

15.30 ABD, haziran ayı dayanıklı mal siparişleri

16.00 ABD, mayıs ayı konut fiyat endeksi

17.00 ABD, temmuz ayı tüketici güven endeksi

17.00 ABD, temmuz ayı Richmond Fed imalat endeksi

NEW YORK (AA) – Nuland, Senato Dış İlişkiler Komitesi tarafından düzenlenen “ABD’nin Türkiye politikası” adlı oturumda bir konuşma yaptı.

Washington ile Ankara’nın başta terörizmle mücadele olmak üzere Ukrayna ve Libya gibi bölgesel konularda yakın iş birliği içinde olduğunu belirten Nuland, Türkiye’nin özellikle Suriye’nin kuzeyinde, dünyada yeni mülteci krizine yol açabilecek 4 milyon Suriyeliyi Esed rejiminin saldırılarından koruduğuna dikkati çekti.

Nuland, “Ayrıca, Türkiye’yi dünyanın en büyük mülteci barındıran ülkesi haline getiren 3,6 milyonu Suriyeli olmak üzere 4 milyon mülteciyi desteklemeye yönelik süregelen çabalarından dolayı da minnettarız.” dedi.

“ABD için Kabil Havaalanı güvenliği hayati önem taşımakta”

Türkiye’nin, Afganistan’da ABD ve NATO askeri misyonları sona ererken Kabil’deki havaalanında güç bulundurmaya ilgi duyduğunu ifade eden Nuland, bundan ABD yönetimi olarak son derece memnun olduklarını belirtti.

Nuland, “Bu katkı bizim, müttefiklerimizin ve ortaklarımızın, birliklerimiz geri çekildikten sonra Kabil’de güçlü bir diplomatik mevcudiyet sağlayabilmemiz için hayati önem taşımaktadır.” diye konuştu.

Kabil Havaalanı’nın güvenliği sağlanmadan ne ABD’nin ne de müttefik ve ortaklarının Afganistan’daki varlıklarını güçlü şekilde sürdüremeyeceğine dikkati çeken Nuland, Türkiye’nin ise hem Afgan halkıyla hem de bölgedeki diğer aktörlerle benzersiz ve özel ilişkisi olduğunu, bu nedenle uzun vadede daha kalıcı ortak olabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Nuland, ABD ile Türkiye arasında, başta S-400 konusu olmak üzere çözüm bekleyen sorunlara rağmen Türkiye’nin dünyanın dört bir yanındaki NATO misyonlarına önemli katkılarda bulunduğunun altını çizerek, Kabil Havaalanı’nın güvenliğinin sağlanması konusunda her iki taraftaki teknik ekiplerin bu kritik düzenlemeyi sonuçlandırmak için birlikte çalışmaya devam ettiğini sözlerine ekledi.