ABD Açık'ta tek kadınlar finali Osaka ile Azarenka arasında oynanacak

İSTANBUL (AA) – ABD’nin New York kentinde devam eden grand slam turnuvasının 11. gününde tek kadınlar yarı final maçları oynandı.

Turnuvada 2018 yılının şampiyonu 4 numaralı seribaşı Osaka, yarı finalde 28 numaralı seribaşı Jennifer Brady ile karşı karşıya geldi. ABD’li rakibini 2 saat 8 dakika sonunda 7-6, 3-6 ve 6-3’lük setlerle 2-1 yenen Osaka, ABD Açık’ta ikinci kez finale yükseldi.

Diğer yarı finalde dünya klasmanının 27. sırasında bulunan Victoria Azarenka, kariyerinin 24. grand slam şampiyonluğunu hedefleyen 3 numaralı seribaşı Serena Williams ile korta çıktı. İki grand slam şampiyonluğuna sahip Azarenka, ABD’li raket Williams’ı 1 saat 56 dakika süren maçta 1-6, 6-3 ve 6-3’lük setlerle 2-1 mağlup etti. Azarenka, 2012 ve 2013’ten sonra üçüncü kez finale çıktığı ABD Açık’ta Osaka’nın rakibi oldu.

12. gün programı

ABD Açık’ın 12. gününde tek erkekler yarı final maçları yapılacak.

Kariyerinin 4. grand slam finalini hedefleyen 2 numaralı seribaşı Avusturyalı Dominic Thiem ile ABD Açık’ta geçen senenin finalisti 3 numaralı seribaşı Rus Daniil Medvedev korta çıkacak.

Diğer mücadelede ise 5 numaralı seribaşı Alman Alexander Zverev ile 20 numaralı seribaşı İspanyol Pablo Carreno Busta, kariyerlerinin ilk grand slam finaline çıkabilmek için mücadele edecek.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

LONDRA (AA) – İkili arasındaki görüşme, G7 Zirvesi’nin yapıldığı tatil beldesi Cornwall’da gerçekleştirildi.

Başbakanlıktan yapılan açıklamaya göre, görüşmede ikili ilişkilerin yanı sıra Afganistan, Çin, İran ve Rusya dahil olmak üzere bir dizi dış politika konusu ele alındı.

Liderler, 1941’de İngiltere Başbakanı Winston Churchill ve ABD Başkan Franklin D. Roosevelt’in savaş sonrası dünya için hedeflerini belirledikleri Atlantik Bildirisi’nin güncellenmesi üzerinde de mutabık kaldı.

Johnson ve Biden, iki ülke arasındaki iş birliğini, İngiltere-ABD Serbest Ticaret Anlaşması’na doğru ilerletme konusunda anlaştı.

Kuzey İrlanda görüşüldü

İki lider, Belfast (Hayırlı Cuma) Anlaşması’na ve barış sürecinin kazanımlarını korumaya olan bağlılıklarını yineledi.

Johnson ve Biden, hem İngiltere hem de AB’nin birlikte çalışma ve Kuzey İrlanda, Büyük Britanya ve İrlanda Cumhuriyeti arasında serbest ticarete izin vermek için pragmatik çözümler bulma sorumlulukları olduğu konusunda anlaştı.

Atlantik Bildirisi güncellendi

Başbakanlıktan yapılan diğer açıklamada da demokrasi ve serbest ticareti teşvik eden, Birleşmiş Milletler ile NATO’nun kurulmasına yol açan orijinal Atlantik Bildirisi’ne siber saldırılarla mücadele etmek, iklim değişikliği konusunda acilen harekete geçmek ve biyolojik çeşitliliği korumanın da eklendiği ifade edildi.

Görüşme sonrası gazetecilere açıklamalarda bulunan İngiltere Başbakanı Johnson, çok çeşitli konuları ele aldıklarını belirterek, “Biden yönetimini ve Joe Biden’ı dinlemek harikaydı. Çünkü güvenlikten NATO ve iklim değişikliğine kadar bizimle birlikte yapmak istedikleri çok şey var.” dedi.

“Biden baskı yapmadı”

Johnson, Biden’ın Kuzey İrlanda Protokolü’nün uygulanması konusunda herhangi bir baskı yapıp yapmadığına ilişkin bir soru üzerine ise “Hayır, yapmadı. Ama şunu söyleyebilirim; ABD, İngiltere ve AB’nin kesinlikle yapmak istediği tek bir şey var, o da Hayırlı Cuma Anlaşması’nı desteklemek ve barış sürecinin dengesini devam ettirdiğimizden emin olmak. Bu mutlak bir ortak payda. Bunu yapabileceğimiz konusunda iyimserim.” diye konuştu.

Çözüm bulma ve Hayırlı Cuma Anlaşması’nı destekleme konusunda tam bir uyum olduğunu kaydeden Johnson, “Şimdi yapmamız gereken şey, yeni düzenlemelerde dengeyi doğru ayarlamak.” ifadesini kullandı.

Biden uyarmıştı

Times gazetesi, İrlanda kökenli olan Biden’ın İngiltere’nin tutumundan rahatsız olduğu ve görüşme öncesi “olağanüstü bir adım” atarak ABD’nin Londra’daki en kıdemli diplomatı Yael Lempert’ten İngiltere’nin Brexit Bakanı David Frost’a resmi bir protesto vermesini istediğini yazmıştı.

Haberde, 3 Haziran’da gerçekleşen görüşmede, ABD maslahatgüzarı Lempert’in, İngiltere’nin AB’yle arasında soruna neden olan Kuzey İrlanda Protokolü’nün uygulanmasıyla ilgili durumu alevlendirdiğini söylediği kaydedilmişti.

Anlaşmazlığa neden olan protokol

Brexit anlaşmasının bir parçası olan Kuzey İrlanda Protokolü, Birleşik Krallık’ın parçası olan Kuzey İrlanda ile AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti arasındaki ticareti düzenliyor.

Protokole göre Brexit’e rağmen Kuzey İrlanda, AB’nin gümrük birliği kurallarına tabi olmaya devam ediyor. Birleşik Krallık’ın geri kalanıyla ticareti ise Kuzey İrlanda limanlarında gümrüğe tabi tutuluyor.

Katolik ayrılıkçılar ile İngiltere’yle birlik yanlısı Protestanlar arasındaki savaşı sona erdiren Hayırlı Cuma Anlaşması gereği, kontrollerin yapılabildiği fiziki bir kara sınırı oluşturulamıyor. Bu yüzden kontrollerin ancak denizde yapılması kararlaştırılsa da uygulanmasında sorunlar yaşanıyor.

Protokolün ticarete zarar verdiğini ve Kuzey İrlanda’nın Birleşik Krallık’taki konumunu tehdit ettiğini savunan Protestanların protokole karşı mart ve nisan aylarında gösterilerde otobüs ve araçlar ateşe verilmişti. Protestoların ayrıca Katoliklerle çatışmaları yeniden başlatmasından endişe edilmişti.

Sorunun çözümü için AB ile İngiltere arasında yapılan görüşmeler dün bir anlaşmaya varamadan sonlandırılmıştı.

İrlanda sorunu

İngiliz imparatorluğunun ilk sömürgesi İrlanda adasından İngiltere’nin elinde kalan kısmı teşkil eden Kuzey İrlanda, 1960’lı yıllardan 1998’e kadar Katolik ayrılıkçılar ile İngiltere’yle birlik yanlısı Protestanlar arasındaki çatışmalara ve terör olaylarına sahne olmuştu. 40 yıla yayılan ve “Sorunlar” diye anılan yıllarda terör olaylarında 3 bin 500 kişi hayatını kaybetmişti.

Ada ancak 1998’de imzalanan Hayırlı Cuma Anlaşması ile sükunete kavuşurken, Kuzey İrlanda’da çatışan tarafların ortaklığına dayalı bir bölgesel yönetim kurulması üzerinde anlaşılmıştı.

Belfast Anlaşması olarak da bilinen metinler, Kuzey İrlanda’da bugün yürürlükte olan bölgesel yönetimin temelini oluşturuyor.

Barış anlaşmasının üzerinden geçen 20 yılı aşkın süreye karşın, bölge halkı arasında güven tam olarak tesis edilebilmiş değil.

ANKARA (AA) – AA muhabirinin YÖK kaynaklarından derlediği bilgiye göre, Türkiye’de 129’u devlet, 74’ü vakıf ve 4’ü vakıf meslek yüksekokulu olmak üzere 207 yükseköğretim kurumunda, 8 milyon 219 bin 518 öğrenci, 90 bin 338 öğretim üyesi, 180 bin 65 öğretim elemanı bulunuyor.

Yükseköğretimdeki erkek öğrenci sayısı 4 milyon 178 bin 286 ile yüzde 51, kız öğrenci sayısı ise 4 milyon 41 bin 232 ile yüzde 49 orana sahip. Kız öğrenci oranı üniversitelerin ülke geneline yaygınlaşmasıyla 2002’de yüzde 42 iken bugün yüzde 49’a yükseldi.

Yükseköğretim Kurulunca, üniversitelerde çeşitli adlarla Kadın Araştırma ve Uygulama Merkezleri kuruldu ve ilgili akademik birimler ile çeşitli çalışmalar gerçekleştirildi. Ayrıca kadın akademisyenlerin araştırma ve inovasyonda daha çok yer alması için ilgili kurumlar ile iş birliği komisyonu oluşturuldu. YÖK bünyesinde, akademide üst düzey kadın yöneticilerin sayılarının ve görünürlüklerinin daha da artması için faaliyetler yürütülüyor.

Akademisyen sayısı 2003’te 74 bin 134 iken bu sayı, 2020’de 98 bin 404’i erkek, 81 bin 661’i kadın olmak üzere 180 bin 65’e ulaştı. Toplam akademisyenler içinde kadın akademisyenlerin oranı yüzde 45’ün üzerine çıkarken, bu akademisyenlerin 10 bin 11’i kadın profesörlerden, 7 bin 190’ı doçentlerden, 18 bin 736’sı kadın doktor öğretim üyelerinden, 45 bin 724’ü ise kadın öğretim görevlilerinden oluşuyor.

Hukuk alanındaki kadın araştırma görevlisi sayısı, erkek araştırma görevlisi sayısını aştı.

Öte yandan, akademide kadın araştırma görevlilerinin sayısı da erkekleri geçti. Türkiye’de 26 bin 352 kadın, 25 bin 60 erkek olmak üzere 51 bin 412 araştırma görevlisi bulunuyor.

Akademide 10 bin 11 kadın profesör görev yapıyor

YÖK’ün istatistiklerine göre, Türkiye’de 10 bin 11 kadın profesör bulunuyor. Kadınların oranı toplam profesörlerin yüzde 32,5’ini oluşturuyor. İstatistikler, Türkiye’deki kadın profesörlerin oranının, AB ülkelerinin ortalamalarını geçtiğini gösteriyor. Buna göre, Türkiye’deki yüzde 32,5 orana sahip kadın profesör oranı, yüzde 20,8 ortalama ile AB ülkelerini geride bırakırken, yüzde 32,5 olan ABD ile eşitlendi.

Türkiye, yüzde 45 oranındaki kadın öğretim üyesi oranı ile yüzde 41,3 orana sahip AB ortalamasını ve yüzde 42,5’lik ABD ortalamasını geride bıraktı.

Akademide 394 kadın, üst yöneticilik görevinde

Türkiye genelindeki 203 üniversitede, devlet üniversitelerinde 255, vakıf üniversitelerinde 139 olmak üzere toplam 394 akademisyen kadın, üniversitelerde dekan ve rektörlük görevinde bulunuyor.

Türkiye’de 17 kadın rektör görev yaparken Avrupa Üniversiteler Birliğinin yayınladığı rapora göre, 48 üye ülkede kadın rektör oranı ortalaması yüzde 15 ve bu ülkelerin 20’sinde bu görevde hiç kadın bulunmuyor. 377 kadın dekanın 129’u Marmara, 95’i İç Anadolu, 50’si Ege, 38’i Akdeniz, 27’si Karadeniz, 23’ü Doğu Anadolu, 15’i Güneydoğu Anadolu bölgesindeki üniversitelerde görev alıyor. Bu oranlara yakından bakıldığında, Türkiye genelindeki fakülte sayıları açısından kadın dekan oranlarının benzerlik göstermesi dikkati çekiyor.