ABD seçim geleneği: Başkan adaylarının televizyonda kozlarını paylaştığı tartışmalar

ANKARA (AA) – Cumhuriyetçi Parti adayı ABD Başkanı Donald Trump ile Demokrat Parti adayı Joe Biden’ın yarıştığı 2020 başkanlık seçimlerinin ilk tartışması, bu akşam Ohio eyaletinin Cleveland kentinde yapılacak.

ABD demokratik geleneğinin önemli bir parçasını oluşturan başkanlık tartışmalarının geçmişi 1858’de Demokrat Parti aday adayları Abraham Lincon ile Senatör Stephen A. Douglas arasındaki münazaralara kadar gidiyor.

İlk televizyon tartışması Kennedy ile Nixon arasındaydı

Televizyon aracılığıyla geniş kitlelerle buluşan ilk başkanlık tartışması, Cumhuriyetçi Parti adayı, dönemin ABD Başkan Yardımcısı Richard Nixon ile Demokrat Parti adayı Senatör John F. Kennedy arasında 1960 yılında yapıldı. CBS televizyonun Chicago’daki stüdyolarında bir araya gelen iki aday, sunucu Howard K. Smith moderatörlüğünde bir grup gazetecinin sorularını yanıtladı.

Adaylar o yıl yapılan seçimler öncesinde üç kez daha benzer formattaki televizyon tartışmalarında bir araya geldi. Tartışmalar, o dönemde ulusal siyaset sahnesinde adını yeni duyurmaya başlayan Kennedy’nin seçimi kazanmasında önemli bir faktör olurken, sonraki seçimlerin tümünde tekrarlandı ve Amerikan seçimleri ve demokrasisinin temel veçhelerinden biri haline geldi.

Televizyon tartışmalarını organize etmek üzere özel komisyon

Cumhuriyetçi Parti ve Demokrat Parti, 1976’da başkanlık tartışmalarını organize etmek, yayınların formatlarına ve hangi medya kuruluşlarınca yayınlanacağına karar vermek üzere Başkanlık Tartışmaları Komisyonunu (CPD) kurdu.

Gelirini bağımsız bağışçılardan ve yayın kuruluşlarından aldığı yayın bedellerinden elde eden CPD, tartışmaların yanı sıra tartışmalarla ilgili araştırma ve eğitici faaliyetlere destek sağlıyor.

Yıldan yıla bazı farklılıklar olabilmekle birlikte başkan adaylarının televizyondan yayımlanan tartışmaları genelde üç formatta yapılıyor.

“Panel” formatı

Sıkça ve Kennedy-Nixon arasındaki tartışmalarda kullanılan “panel formatında” ilk formatta adaylar, sunucular, muhabirler gibi haber profesyonellerinden oluşan bir grubun sorularını yanıtlıyor.

Söz konusu formatta, adaylar yüksek bir sahnede masa, sandalye veya kürsü gibi bir dekorun ardında dururken, onlara sorular yönelten heyet karşılarında, genelde daha aşağıdaki seyirci kısmında oturuyor. Moderatör bazen adayların sahnede adayların ortasında, bazen de sahnenin kenarında bir kürsüden tartışmayı yönlendiriyor.

Adayların kendilerine yöneltilen soruları yanıtlamak üzere genelde 2 dakikalık süresi olurken, bir aday diğerine yöneltilmiş herhangi isteğe göre soruya yanıt vermek veya karşı tez geliştirmek için 1 dakikalık konuşma süresi kullanabiliyor.

“Konu başlığı” formatı

Panel formatı dışında adayların kampanya heyetlerinin önceden üzerinde konuşarak anlaştığı belirli konu başlıklarındaki görüşlerini paylaştıkları ve karşılıklı soru ve yanıtlarla birbirlerini sorguladıkları tartışma formatı da yaygın olarak kullanılıyor. Burada adaylar seçim kampanyasını kilit tartışma alanlarında pozisyonlarını açıklama şansına sahip oluyor.

Hem panel tartışma hem de konu başlığı formatları seyircili veya seyircisiz olarak icra edilebiliyor. Bu formatlarda seyirci pasif bir rolde bulunurken, tepkisini alkış ve tezahürat yoluyla dolaylı ortaya koyabiliyor.

“Kasaba meclisi” formatı

Seyircilerin aktif katılımına daha açık olan “kasaba meclisi” formatı da son yıllarda başkanlık tartışmalarının vazgeçilmez kurgularından biri haline gelmiş durumda.

Adayların siyasi programlarını küçük bir kasaba meclisinde görüşülüyormuş gibi bir grup seçmenle tartıştığı bu format, doğrudan demokrasiyi anımsatan yapısıyla ilgi çekiyor.

Bu formatta adaylar bir moderatörün yönlendirmesiyle toplumun farklı kesimlerinden seçmenlerin sorularını yanıtlıyor, onlarla yüz yüze diyalog kurma şansını yakalıyor.

2020 seçimleri öncesinde 4 televizyon tartışması yapılacak

Başkanlık Tartışmaları Komisyonu, 22 Kasım’da yapılacak 2020 başkanlık seçimleri öncesinde başkan adayları arasında 3 ve başkan yardımcısı adayları arasında 1 televizyon tartışması yapılacağını açıkladı.

Cumhuriyetçi Parti adayı Başkan Donald Trump ile Demokrat Parti adayı eski Başkan Yardımcısı Joe Biden arasındaki ilk tartışma, bu akşam Ohio eyaletinin Cleveland kentinde Case Western Reserve Üniversitesi ile Cleveland Hastanesinin ortak kullandığı Sağlık Eğitimi Kampüsü’ndeki Samson Sergi Merkezi’nde düzenlenecek.

ABD’nin Fox News sunucusu Chris Wallace’ın moderatörlüğünü yapacağı tartışma “konu başlığı” formatında olacak. Trump ve Biden, 15’er dakikalık 6 bölümde kişisel geçmişleri ve siyasi sicilleri, Yüksek Mahkeme, koronavirüs salgını, ırk ilişkileri ve şehirlerdeki şiddet, seçim güvenliği ve ekonomi konularında görüşlerini ortaya koyacak.

Her iki adaya da moderatörün konu başlığını belirtmesinin ardından görüşlerini dile getirmek üzere 2 dakikalık süre tanınacak. Katılımcılar görüşlerinin genel çerçevesini dile getirdikten sonra eşit süreler kullanarak birbirleriyle tartışacak.

Adaylar ikinci kez 15 Ekim’de Florida eyaletine bağlı Miami kentinde Adrienne Arsht Gösteri Sanatları Merkezi salonunda düzenlenecek “kasaba meclisi” formatındaki tartışmada bir araya gelecek.

Üçüncü ve son tartışma ise 22 Ekim’de Tennessee eyaletinin Nashville kentinde Belmont Üniversitesi’nde yapılacak. Söz konusu tartışmanın “panel” formatında olması bekleniyor.

Başkan yardımcıları da tartışma sahnesine çıkacak

Öte yandan, Cumhuriyetçi Parti başkan yardımcısı adayı Başkan Yardımcısı Mike Pence ile Demokrat Parti başkan yardımcısı adayı eski California Başsavcısı Senatör Kamala Harris, 7 Ekim’de Utah eyaletinin Salt Lake şehrindeki Utah Üniversitesindeki Kingsbury Salonunda düzenlenecek tartışmada kozlarını paylaşacak.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – ABD Merkez Bankasının (Fed) geçen hafta “şahin” algılanan haziran ayı toplantısının ardından yeni haftaya da düşüşle başlayan pay piyasalarının, daha sonra yükselişe geçtiği ve genel olarak pozitif kapanış gerçekleştirdiği görüldü.

Veri gündeminin nispeten zayıf kaldığı piyasalarda, enflasyon endişeleri ile büyüme beklentileri arasında gidip gelen fiyatlamaların oldukça volatil bir seyir izlemesi dikkati çekti.

Yatırımcı beklentilerinin şekillenmesindeki belirsizliğin etkileri, tahvil piyasasında da izlendi. Uzun vadeli tahvil piyasasına talebin arttığı, kısa vadeli tahvillerde ise tam tersi bir seyrin izlendiği günün ilk yarısında, ABD borsalarının açılışı ile fiyatlamaların değiştiği görüldü.

Beklentilerin enflasyon odağından büyüme tarafına geçmesinde Fed yetkililerinin açıklamaları da etkili oldu. Fed Dallas Başkanı Robert Kaplan, bankanın son toplantısında varlık alımlarının azaltılması konusundaki çerçevenin nasıl yürütüleceğine dair tartışma gerçekleştirildiğini belirterek, “Varlık alımlarında er ya da geç ayarlama yapmak çok daha sağlıklı olur.” dedi.

Fed St Louis Başkanı James Bullard da Fed’in her iki yönde tepki vermeye hazır olması ve çevik kalması vurgulayarak, “Enflasyonun bu yıl hedefin üzerinde olacağı konusunda fazla şüphe yok gibi görünüyor. Şu anda ortam volatil ve enflasyonda yukarı yönlü risk var. Komite varlık alımlarının azaltılması hakkında konuşmaya henüz başlıyor ve uygulama biraz zaman alacak.” ifadelerini kullandı.

Bu gelişmelerle ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi dün yüzde 1,3510 ile 4 ayın en düşük seviyesine gerilemesinin ardından yeniden yükselişe geçerek yüzde 1,50 seviyelerinde dengelenirken, bugün yüzde 1,49 civarında bulunuyor. Dün yüzde 0,28 seviyelerini test eden 2 yıllık tahvil faizleri kapanışta yüzde 0,25’in altını görürken, bugün yüzde 26 sınırında hareket ediyor.

Dolar endeksi dün 92,4 seviyesini test etmesinin ardından günü 91,9 seviyelerinden tamamlarken, endeksteki kısmi gevşeme ve güvenli varlıklara yönelim emtia fiyatlarında yükselişi beraberinde getirdi. Altının onsu dün yüzde 1,1’lik değer kazanımıyla 1.783 dolar seviyesinden kapanırken, bugün 1.783 dolar seviyelerinde yatay seyrediyor. Brent petrolün varili de yüzde 2,1 artışla 74,2 dolardan günü tamamlamasının ardından bugün 74,3 dolar civarında bulunuyor.

Pay piyasaları tarafına bakıldığında ise New York borsasında geçen hafta sert düşen endekslerin, büyüme odaklı beklentilerin fiyatlanmasıyla dün günü yükselişle tamamladığı görüldü. Dow Jones endeksi yüzde 1,76, S&P 500 endeksi yüzde 1,40 ve Nasdaq endeksi yüzde 0,79 değer kazandı. Endeks vadelilerine bakıldığında, yeni günde de fiyatlamaların pozitif tarafta olduğu görülüyor.

Avrupa tarafında da dün güne düşüşle başlayan endeksler, kapanışta yönünü pozitif tarafa çevirdi. Yatırımcıların odak noktasında ise Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde’ın Avrupa Parlamentosu Ekonomik ve Mali İşler Komitesi’nde yaptığı konuşma bulunuyordu. Lagarde, salgında durumun iyileşmesi, aşılamalardaki ilerleme ve güven artışı ile ekonomik görünümün daha “parlak” bir hal aldığını, ekonomik aktivitenin bu çeyrekten itibaren hızlanmasını beklediklerini belirterek, “Manşet enflasyonun sonbahara doğru daha da artabileceğini, geçici faktörlerin ortadan kalkmasıyla birlikte gelecek yılın başında düşmesini bekliyoruz.” dedi.

Bu gelişmelerle dün İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,64, Almanya’da DAX endeksi yüzde 1 ve Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,51 yükseldi. Geçen hafta yüzde 2’nin üzerinde değer kaybeden avro/dolar paritesi, yaklaşık 2,5 ayın en düşük seviyesinden toparlandı ve yüzde 0,5’lik artışla 1,19’un üzerinde dengelendi. Avrupa’da bugün endeks vadelileri tarafında yükselişle başladığı görülüyor.

Asya tarafında da dün oldukça volatil bir seyir izleyen pay piyasalarının bugün pozitif seyretmesi dikkati çekerken, kapanışa yakın Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,8 ve Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 3 yükseldi.

Yurt içinde, dün güne düşüşle başlayan Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, dalgalı bir seyir izlemesinin ardından yükselişe geçti ve günü yüzde 0,54 artışla 1.398,52 puandan tamamladı. Dolar/TL, dün yüzde 0,3’lük artışla 8,7695’ten günü tamamlamasının ardından, bugün bankalararası piyasanın açılışında 8,7979 ile tarihi zirvesini gördü.

Analistler, yatırımcı beklentilerinin şekillenmesi sürecinde pay piyasalarında yaşanan oynaklığın bir müddet daha gündemde kalabileceğini belirterek, bugün makroekonomik veri tarafında yurt içinde ve Avro Bölgesi’nde Tüketici Güven Endeksi, ABD’de ikinci el konut satışları ile Richmond Fed İmalat Endeksi’nin izleneceğini söyledi.

Pay piyasalarının yönü açısından Fed Başkanı Powell’ın bugünkü sunumunun belirleyici olabileceğini aktaran analistler, teknik açıdan BIST 100 endeksi için 1.390 puanın altındaki kapanışlarda 1.370 puanın destek, olası yükselişlerde ise 1.470 puanın direnç konumunda bulunduğunu bildirdi.

NEW YORK (AA) – Günlük hava tahmin raporları yayınlayan Ulusal Hava Servisine (NWS) göre, dünyanın en sıcak noktası olan California’nın Dead Valley (Ölüm Vadisi) bölgesindeki sıcaklık 51 dereceyi geçti.

Bir diğer hava gözlemcisi AccuWeathera göre ise Ölüm Vadisi’nde hissedilen sıcaklık 54 derecenin üzerine çıktı. Bölge tarihinde en yüksek sıcaklık 1913’te 56 ila 57 derece kaydedilmişti.

California’nın dışında, Arizona ve Utah, Montana ve Idaho gibi civar eyaletlerde de sıcaklıkların rekor seviyeye ulaştığı, hafta sonu da tehlikeli boyutta seyredeceği öngörüldü.

Küresel ısınmanın etkisine vurgu

Ülkenin batı yakasındaki aşırı hava sıcaklarıyla ilgili New York Times’taki makalede, yaz mevsimine girmeden termometrelerin tarihi sıcaklıkları göstermesi, küresel ısınma nedenli iklim değişikliğine bağlandı.

Makalede, “Küresel ısınma yıllardır bölgede felaketleri körüklüyor. Şimdi, erken bir sıcak hava dalgası ve şiddetli kuraklık, yaşamları tehdit ediyor ve suyu tehlikeli derecede kıt durumda bırakıyor.” ifadesi yer aldı.

Yazıda, Arizona, Montana ve Utah’ta yer yer orman yangınlarına rastlandığı, Teksas’ta elektrik firmalarının muhtemel kesintileri önlemek için müşterilerine klimaları kapatmaları ricasında bulunduğu bilgisi paylaşıldı.

Makalede, aşırı sıcakların bölgedeki su kaynaklarını da hızla azalttığı belirtildi.

Tarım ve hayvancılığı da etkiledi

Ülkenin batısındaki kuraklığın çiftçileri de zor durumda bıraktığı belirtilen makalede, koyun ve sığır yetiştiricilerinin hayvanlarını daha erken satma eğilimine girdikleri, sulu tarım için gerekli olan kaynakların azalmasından dolayı arazilerin büyük kısmını nadasa bırakmak durumunda kaldıkları vurgulandı.

California Çiftlik Su Koalisyonu yöneticisi Mike Wade’in, çiftliklerin yeterli su kullanımından mahrum kalmasının ürünlerde arz sorunlarına ve fiyatların yükselmesine neden olabileceği görüşüne yer verildi.

California eyaleti, ABD’nin meyve ihtiyacının üçte ikisini ve sebzelerin üçte birini karşılıyor.