ABD'de et fiyatlarındaki artış tartışmalara neden oluyor

WASHINGTON (AA) – ABD’de et fiyatlarındaki artış gıda enflasyonun en önemli nedenlerinden biri olarak öne çıkarken, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgının neden olduğu sorunların yanı sıra tedarik zincirindeki rekabet eksikliğinin de et fiyatlarındaki artışta etkili olduğu belirtiliyor.

ABD’de gıda enflasyonu, Kovid-19 salgının etkisiyle aylardır yükselişini sürdürürken, tüketiciler tarafından gıda enflasyonun temel nedenlerinden biri olarak gösterilen et fiyatlarındaki artış giderek artan bir tartışma konusu haline geliyor.

ABD Çalışma Bakanlığının açıkladığı son veriler, Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE) ağustosta yıllık bazda yüzde 5,3 artarken, gıda enflasyonun aynı dönemde yüzde 3,7’lik yükseliş kaydettiğini ortaya koyuyor. Son açıklanan TÜFE verileri ise kırmızı et fiyatlarının ağustosta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,2, domuz eti fiyatlarının yüzde 9,8 ve tavuk ile hindi gibi kümes hayvanı fiyatlarının yüzde 7 arttığını gösteriyor.

Beyaz Saray’ın paylaştığı veriler de Aralık 2020’den bu yana kırmızı et fiyatlarının yüzde 14, domuz eti fiyatlarının yüzde 12,1 ve kümes hayvanı fiyatlarının yüzde 6,6 arttığına işaret ediyor.

Tarım Bakanlığı ise kırmızı et fiyatlarında bu yıl yüzde 4,5 ila yüzde 5,5, kümes hayvanı fiyatlarında yüzde 16 ila yüzde 19 ve domuz eti fiyatlarında yüzde 6 ila yüzde 7 arasında artış bekliyor.

Bakanlığın verilerine göre, Kovid-19 salgının etkili olmaya başladığı Mart 2020’de 3,881 dolar olan 1 pound (453,6 gram) dana kıymanın ortalama fiyatının Ağustos 2021’de 4,468 dolara yükseldiği dikkat çekiyor.

Beyaz Saray tedarik zincirindeki rekabet eksikliğine dikkati çekiyor

Üreticiler, fiyatlardaki yükselişe neden olarak Kovid-19 salgının neden olduğu arz darboğazları, artan yem maliyetleri, lojistik ve iş gücü sıkıntıları ile artan talebi gösterirken, Biden yönetimi, sektörün yapısının et ve kümes hayvanı ürünlerinde perakende fiyat enflasyonuna neden olduğunu belirtiyor.

Biden yönetimi, tedarik zincirindeki rekabet eksikliğinin fiyatlardaki artışta etkili olduğunu savunuyor.

Konuya ilişkin eylül ayı başında bir blog yazısı paylaşan Beyaz Saray, artan et fiyatlarına ilişkin yasadışı fiyat sabitlemesini engellemek, antitröst yasalarını uygulamak ve et işleme endüstrisine daha fazla şeffaflık getirmek için güçlü adımlar atılacağını bildirmişti.

Büyük şirketler fiyatları manipüle etme suçlamasıyla karşı karşıya

Beyaz Saray’ın paylaştığı yazıda, sadece 4 büyük şirketin pazarın çoğunluğunu kontrol ettiğine işaret edilerek, verilerin bu şirketlerin Kovid-19 salgını sırasında rekor karlar elde ederek fiyatları artırdığını gösterdiği kaydedilmişti.

Tarım Bakanlığını verilerini kaynak gösteren Beyaz Saray, ülkede sadece 4 firmanın kırmızı et, domuz eti ve kümes hayvanları ürünlerinde pazarın yaklaşık yüzde 55-85’ini kontrol ettiğini aktarmıştı.

Accountable.US adlı grup tarafından yapılan bir incelemede de büyük et işleme şirketlerinin son zamanlarda ciddi fiyat sabitleme davaları ile karşı karşıya kaldığı ve birçoğunun fiyatları manipüle ettiği için son yıllarda en az 400 milyon dolar para cezası ve uzlaşma tazminatı ödemeyi kabul ettiği belirtildi.

Söz konusu incelemede, ABD’nin büyük gıda firmalarından Smithfield Foods, JBS, National Beef Packing Company, Tyson Foods ve Cargill’in isimleri yer aldı.

“Artan fiyatlar et ürünleriyle sınırlı değil”

Cornell Üniversitesi Tarım Ekonomisi Emeritus Profesörü Andrew Novakovic, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çeşitli market ürünlerinde aylık TÜFE verilerinin, et fiyatlarındaki genel enflasyon seviyesinin ev kullanımı için satın alınan diğer gıdaların fiyatını aştığını gösterdiğini söyledi.

Daha yüksek uzun vadeli enflasyon oranları gören başka ürünler de olduğuna dikkati çeken Novakovic, taze meyve ve sebzelerde genel olarak yüksek fiyat trendlerinin görüldüğünü aktardı.

Novakovic, verilerin, kısmen panik alımları ve aynı zamanda işleme tesislerindeki arz kesintileri nedeniyle genel olarak kıyma ve et fiyatlarının salgının erken aşamalarından derinden etkilendiğini açıkça gösterdiğini ifade etti.

Salgının etkilerinin tavuk fiyatlarında çok daha düşük büyüklükte etki gösterdiğini ve 2020’nin 2’inci yarısında önemli ölçüde yatıştığını belirten Novakovic, 2021’de ise et fiyatlarının tavuğa göre çok daha “agresif” bir şekilde arttığını kaydetti.

Novakovic, “Markette et ürünlerinde bir şeyler olduğu doğru ama artan fiyatlar et ürünleriyle sınırlı değil.” değerlendirmesinde bulundu.

“Canlı sığır fiyatları kesinlikle son yılların ortalamasının oldukça üzerinde”

Fiyat artışlarının birden fazla nedeni olduğuna dikkati çeken Novakovic, Kaliforniya’daki yangınlar ve kuraklık, Güneybatı’daki kurak havanın meyve ve sebze üretimini kesintiye uğrattığını anlattı.

Novakovic, mısır ve soya fiyatlarında da hem arz hem de talep nedeniyle 2021’de büyük artışlar görüldüğünü belirterek, “Bunlar, hayvancılık üretim maliyetlerinin en büyük bileşeninin göstergesi olduğundan bu durum büyükbaş hayvan fiyatlarında rol oynamıştır. 2020 ilkbaharında gördüğümüz rakamların çok altında olmasına rağmen, canlı sığır fiyatları kesinlikle son yılların ortalamasının oldukça üzerinde.” dedi.

Marketlerde görülen bazı fiyatların sadece genel arz ve talep koşullarını yansıttığını aktaran Novakovic, et işleyici firmaların sayısının ve boyutlarının da sığır, domuz ve kümes hayvanları üreticileri arasında büyük bir endişe kaynağı olduğunu kaydetti.

Novakovic, bu endişenin salgının ilk aşamalarında daha fazla ses getirdiğini belirterek, birçok çiftçi arasında ABD’deki az sayıdaki büyük et işleyici firmaların hatırı sayılır bir pazar gücüne sahip oldukları ve bunu kendi çıkarları için kullandıklarına dair güçlü bir his olduğunu dile getirdi.

“Yüksek yem fiyatları ve güçlü ihracat talebi nedeniyle et fiyatlarında artış yaşandı”

Purdue Üniversitesi Tarım Ekonomisi Bölüm Başkanı Jayson Lusk da, “Yüksek yem fiyatları ve güçlü ihracat talebi nedeniyle bu yazın başlarında toptan sığır eti ve domuz eti fiyatlarında bazı güçlü fiyat artışları yaşandı. Ancak son bir aydır bu iki ürünün toptan fiyatları düşüş eğiliminde.” dedi.

Rekabete aykırı davranışların olmasının söz konusu olmadığını belirten Lusk, mevcut tartışmanın çoğunu yönlendiren daha geniş bir döngüsel eğilim olduğunu ifade etti.

Lusk, paketleme kapasitesini artırmaya yönelik birçok yatırım olduğunu anlatarak, sorunun bu olması halinde bir veya iki yıla kısmen düzeleceğini dile getirdi.

Sektördeki güçlü şirketlerin salgın süresince hisse senedi fiyatlarındaki değişime dikkati çeken Lusk, 6 Ocak 2020’den bu yana halka açık iki büyük şirket olan JBS ve Tyson Foods’un hisselerinin yüzde 5,83 ve yüzde 16,69 düştüğünü kaydetti. Lusk, “Piyasa, et paketlemenin salgın boyunca daha çekici bir yatırım fırsatı haline geldiğini düşünmüyor gibi görünüyor.” ifadesini kullandı.

Muhabir: Dilara Zengin

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Türkiye’de üniversite sıralamaları yapan kuruluş olan ODTÜ URAP Laboratuvarı Koordinatörü Prof. Dr. Ural Akbulut ile dünyanın önde gelen hakemli bilimsel tıp dergilerinden The Lancet’te, Türkiye’nin Sinovac aşısına ilişkin Faz-3 çalışmasının sonuçlarını dünyaya duyuran makalenin koordinatör yazarı Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Akova, konuya ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Ural Akbulut, Kovid-19 salgını nedeniyle, bazı bilimsel dergiler ile Oxford Yayıncılık ve Avrupa Üniversiteler Birliği gibi 160 saygın kuruluşun, 31 Ocak 2020’de yazılı bir basın açıklaması yaparak, Kovid-19 konusunda dergilere ulaşan makalelerin hakem incelemesine göndermeden önce dergilerin internet sayfalarında yayımlanmasının yararlı olacağını açıkladığını ve bu önerinin saygın bilimsel dergilerin çoğu tarafından uygulamaya konulduğunu belirtti.

Saygın bilimsel dergilerin, kendilerine sunulan makaleleri bilim insanlarından oluşan hakemlerin olumlu görüşlerini aldıktan sonra yayımladığına dikkati çeken Akbulut, bu nedenle makalelerin basılmasının genellikle bir yıl, bazen daha uzun zaman aldığını söyledi.

Kovid-19 salgını ortaya çıktıktan sonra aşı, ilaç ve virüs gibi, salgınla ilgili çeşitli konularda 10 binlerce makalenin bilimsel dergilere sunulduğunu aktaran Akbulut, şöyle konuştu:

“Salgının ilk 10 ayında dergilere Kovid-19 ile ilgili 125 bin makale gönderildi. Makale sayısı 1 Ağustos 2021’de 210 bin 183’e ulaştı. Kısa sürede sadece bir konuda bu kadar çok sayıda makale yazılması bilim dünyasında ilk kez gerçekleşti. Bu makalelerin hakemlere gönderilip görüş alınması çok zaman alacağı ve sürmekte olan salgına hızla önlem alınıp çözüm bulunabilmesi için Kovid-19 makalelerine ayrıcalık tanıdı. Yayın kuruluşları Kovid-19 makalelerini kısa süren bir ön incelemenin ardından ‘preprint’ (ön baskı) adı altında internet sayfalarında yayımlıyorlar. Burada amaç, salgının önlenmesine yardımcı olabilecek verilerin bilimsel çevreye ve topluma kısa sürede duyurulması. Bilim insanları, bu makaleler hakkındaki olumlu ve olumsuz görüşlerini ilgili web sayfasına ekleyebiliyor.”

Bu yöntemle bilimsel olarak doğruluğu ve salgını önlemeye yardımcı olacağı anlaşılan makalelerdeki verilerin kısa sürede tüm dünyada bilim insanlarına ışık tuttuğunu dile getiren Akbulut, bilimsel açıdan güvenilir olmayan, verilerinin hatalı olduğu anlaşılan veya önerilen yöntemlerin zararlı olabileceği belirlenen makalelerin ise web sitelerinden çıkartıldığını aktardı.

Böylece, bilim insanlarının yanlış bilgiler nedeniyle zaman kaybetmesinin önlenmeye çalışıldığını ifade eden Akbulut, bu yöntemle dergilerin internet sayfalarında hakem incelemesi olmadan yayımlanan Kovid-19 makalelerinin bazılarının çok ilgi çektiğini, binlerce atıf alabildiğini anlattı.

Bazı makaleler negatif atıf alıyor

Hakem aşamasından geçmedikleri için bazı Kovid-19 makalelerindeki verilerin ve sonuçların güvenilmez olduğunu fark eden bilim insanlarının, “negatif atıf” da yaptığını belirten Akbulut, şöyle devam etti:

“Bu tür negatif atıf alan çok sayıda makale, yayıncı kuruluşlarca sayfadan kaldırılıyor veya makale yazarları tarafından geri çekiliyor. Bu tür tartışmalı makaleler nedeniyle, bazı ülkelerde Kovid-19 hastalarına yararsız ve tehlikeli olduğu kanıtlanan ilaçların verilmeye devam edildiği rapor ediliyor. Kovid-19 ile ilgili çok sayıda makalenin hakem incelemesi olmadan kısa sürede internet sayfalarında yayımlanması faydalı bilgilerin sağlıkçılara ulaşmasını hızlandırmaktadır. Ancak hatalı verilere dayanan makalelerin salgının önlenmesini yavaşlatma tehlikesi bulunmaktadır.”

Ural Akbulut, bilimsel dergilerin hakem incelemesinden geçmeden internet sayfalarında yayımladıkları makaleleri hakemlere gönderip, olumlu görüş alanları cilt ve sayfa numaralarıyla yayımlayacaklarını kaydetti.

“Akademik yükseltmelerde hakemsiz yayımlanmış makaleler dikkate alınmamalı”

Akbulut, URAP’ın her yıl üniversite sıralaması yapan kuruluşlardan biri olduğunu hatırlatarak, geçen yıl hakemsiz ve sadece internet sitelerinde yayımlanan makalelerle ilgili aldıkları yeni kararı da açıkladı.

Prof. Dr. Ural Akbulut, şunları kaydetti:

“Hakem incelemesinden geçmeyen ve aralarında çok sayıda hatalı veriye dayalı Kovid-19 makalesi, binlerce atıf alabildiği için bu makaleler üniversite sıralamalarının güvenirliğini sarsacaktır. Bu tür makalelerin önemli bir bölümü hakemlerce reddedilince, bu yıl üniversite sıralamalarında çok üst sıralara çıkan bazı üniversiteler önümüzdeki yıl alt sıralara düşecektir. Bu nedenle URAP sıralamalarında bu yıl, 2020 yılında sadece internet sitesinde yayımlanmış ve hakem kontrolü olmayan Kovid-19 makaleleri değerlendirme dışında tutulmuştur. Bu makalelerden, hakemlerden olumlu görüş alıp normal şekilde yayımlananlar, önümüzdeki yıldan itibaren sıralamalarda değerlendirmeye alınacaktır. Öte yandan, hakemsiz makaleler çok sayıda atıf da alabiliyor. Bu nedenle üniversite yönetimlerinin, öğretim üyesi atama ve yükseltme kriterlerinde, sayı ve cilt numarası olmayan, web sitelerinde sadece malumat olması için hakemsiz yayımlanmış dergilerdeki makaleleri dikkate almamaları gerekir.”

Türkiye’nin makalesi, 5 farklı hakem sürecinden geçirildi

The Lancet’te yayımlanan Türkiye’nin Sinovac aşısına ilişkin Faz-3 çalışmasının sonuçlarını dünyaya duyuran makalenin koordinatör yazarı Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Akova ise bu yıl mayıs ayında gönderdikleri makalelerinin, temmuz ayında basıldığını ve 5 farklı hakem kontrolünden geçtiğini bildirdi.

Normal koşullarda bir makalenin basılma süresinin 4-5 ayı geçebildiğini dile getiren Akova, “Kovid-19 salgını, bilgi paylaşımını acilen gerektiren bir durum yarattı. Bazı tıp dergileri, bu durumu hızlandırmak için yayın öncesi web siteleri adını verdikleri sayfalarda makaleleri yayımlamaya başladılar. Bu makaleler, bu sayfalarda yayımlanmadan önce sadece şekilsel olarak bakılıyor ve hakem kontrolünden geçirilmiyor. Aslında hakemden geçmeyen bu makalelerin, bilimsel olarak içerikleri ve nitelikleri de belli değil.” diye konuştu.

Yayın öncesi internet sitelerinde yayımlanan ve yeterli niteliğe sahip makalelerin hızlı şekilde hakem kontrolünden geçtikten sonra dergide basıldığını anlatan Akova, bu konudaki bir istatistiği kaynak göstererek, “Mayıs 2021 tarihine kadar hakemli dergilerdeki Kovid-19 ile ilişkili makalelerin sadece yüzde 5’i önceden preprint (ön baskı) olarak yayımlanmış.” bilgisini aktardı.

Ön baskıya, çok önemli bilimsel dergilerde yayımlanacak önemli makalelerin yanı sıra bilimsel olarak çok değeri olmayan bilimsel içeriklerin de alınabildiğine dikkati çeken Akova, “Bu nedenle bilimsel anlamda bir verinin doğru olduğunun kanıtlanabilmesi için ancak hakem eleştirisinden geçmesi gerekir ve ciddi bir dergide yayımlandıktan sonra bilimsel kanıt olarak kabul edilebilir. Bazı veri tabanlarında, hakem eleştirisinden geçmeyen bazı makaleler de taranır hale geldi.” dedi.

Sinovac ile ilgili Brezilya’nın hakemsiz yayını bir şekilde yayıldı

Akova, bu duruma örnek gösterirken, hakemli dergide yayımladıkları ve Sinovac aşısına ilişkin ilk Faz-3 araştırmasının sonuçlarının bir benzerinin Brezilya’da yapıldığını belirterek, şunları kaydetti:

“Brezilyalıların bu çalışmaları, bizden önce bir internet sitesinde yer aldı ancak o çalışma hiç bir zaman bir dergide yayımlanmadı. Ancak Sinovac ile ilgili bu çalışmalara çok sayıda atıf aldı. O makalede aşının etkinliği yüzde 50 gösterilmişti. Bu durumu bilmeyen çoğu kişi ise ‘Çin aşısı yüzde 50 etkili’ diye o makaleyi örnek gösterdi. Halbuki o makale bir hakem eleştirisinden bile geçmedi. Makalemizin yayımlandığı The Lancet ise dünyanın bu konudaki en önemli ikinci yayınevi, buradaki makalemizde Sinovac aşısının etkinlik oranını yüzde 83 gösterdik. Hala bu aşıyla ilgili hakemli bir dergide yayımlanmış başka bir Faz-3 çalışması yok. Bazen internet sitelerindeki bu hakemsiz yayınlar, böyle çelişkiler de yaratabiliyor, insanlar duymak istediklerini orada duyunca hakemsiz şekilde yayımlanan bir makaleye bile bir şekilde itibar edebiliyor.”

ANKARA (AA) – Yeni sanat sezonunda zengin bir repertuvarla sanatseverlerin karşına çıkmaya hazırlanan Ankara Devlet Opera ve Balesi (ADOB), ünlü opera “Saraydan Kız Kaçırma”nın kısaltılmış versiyonunu, 2 Ekim’de izleyiciyle buluşturacak.

Doğumundan ölümüne kadar geçen süreçte insanın iyi ve kötü davranış biçimlerinin ve üzerine çöken büyük bir felaket karşısında bile aymazlığını sürdürmesinin ele alındığı “C-19” balesi, 9 Ekim’de prömiyer yapacak.

Bu sezon birçok farklı konsepte konseri izleyicinin beğenisine sunacak ADOB, Gala Konseri’ni ise 13 Ekim’de CSO Ada Ankara Ana Salon’da verecek.

ADOB Sanat Yönetmeni ve Müdürü Feryal Türkoğlu, yeni sanat sezonuna ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, 20 aylık bir salgın sürecinden sonra sanatseverlerle kapalı salonlarda buluşmaya başlamanın heyecanını yaşadıklarını söyledi.

Sahnede olmayı ve seyircinin alkışlarını duymayı çok özlediklerini dile getiren Türkoğlu, Kovid-19 önlemlerine uyarak yeni sanat sezonunu yürüteceklerini belirtti.

Seyircilerden aşı kartı ya da en az 48 saat önce yapılmış negatif sonuçlu PCR testi isteyeceklerini, salonda bir boş bir dolu koltuk şekilde oturumu sağlayacaklarını, salonun dezenfekte edileceğini anlatan Türkoğlu, “Seyircilerimiz gönül rahatlığıyla salonlarımıza gelebilirler. Ben hiç şüphe duymuyorum, buradaki ortam evlerinden farklı olmayacak.” dedi.

“Hem sağlığımızdan hem sanatımızdan ödün vermeden ortada buluşmaya çalışıyoruz”

Türkoğlu, sanatseverlerin yanı sıra sanatçılar için de önlemler aldıklarını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çalışma odalarımızda piyanoyla sanatçının arasına kalın naylon perdeler yaptırdık. Çalışma anında herhangi bir virüs yayılımını önlemek için onları çekiyoruz. Bütün provalarımızı sahnede yapıyoruz. Çalışma salonlarımıza henüz sanatçılarımızı sokmadık. Provalarda genellikle koroyu seyirci kısmına, solistleri yan tarafa orkestrayı da sahneye yerleştiriyoruz. 1,5 metre sosyal mesafeye riayet ediyoruz.”

Feryal Türkoğlu, provaları henüz kostümlü yapmadıklarını, tedbirli davrandıklarını belirterek, sosyal mesafeyi koruma adına kadrosu daha dar eserleri seçtiklerini, orkestra çukurunu kullanmadıklarını, orkestra üyelerini sahnenin arkasına yerleştirdiklerini anlattı.

“Hem sağlığımızdan hem sanatımızdan fazla ödün vermeden ortada buluşmaya çalışıyoruz.” diyen Türkoğlu, balede orkestrayı çukura indirmeden sahneyi kullanmanın mümkün olmadığını, bu nedenle bale eserlerini bant eşliğinde sergilediklerini dile getirdi.

“Bol bol konser yapacağız”

ADOB Sanat Yönetmeni ve Müdürü Feryal Türkoğlu, Kovid-19 salgını öncesi hazırlanan ve sahneye çıkarmak üzere oldukları eserleri, salgın nedeniyle ertelemek zorunda kaldıklarını belirterek, yeni sanat sezonunda bunları seyirciyle buluşturacaklarını ifade etti.

Maskeli Balo, Tosca, C-19, Midas’ın Kulakları’nın yeni eserler arasında yer aldığını dile getiren Feryal Türkoğlu, şöyle konuştu:

“Ayrıca sahne üzerinde bol bol konser yapacağız, orkestralı, piyanolu. Hatta belki bazı eserlerimizi konsertan şeklinde yapmaya çalışacağız. Sahne üzerinde küçük gruplarımız var, kuartetlerimiz var. Onlarla baleyi birleştirerek bir tango akşamı yapıyoruz. Ben de eserin içinde tango söylüyorum. Bir A planı bir de B planı yaparak programlarımızı yürütmeye çalışıyoruz. Bu çok da kolay olmuyor. Ama yeter ki sanatımız ve bizler sağlıkla devam edelim, gerisi önemli değil.”



Koronavirüs Haber Indeksi


Rusya Koronavirüs  | Hindistan Koronavirüs | İngiltere Koronavirüs | Almanya Koronavirüs | Fransa Koronavirüs | İtalya KoronavirüsKoronavirüs AşısıKoronavirüs TedbirleriSokağa Çıkma KısıtlamasıSağlık Bakanı AşıBrezilya KoronavirüsBioNTechSputnik-VYerli Aşıİran KoronavirüsABD KoronavirüsKoronavirüsü YenenJaponya KoronavirüsEsnaf Koronavirüs Haberleri