ABD'nin sözde barış planı Diyarbakır ve Bingöl'de protesto edildi

DİYARBAKIR/BİNGÖL (AA) – Diyarbakır ve Bingöl'de cuma namazının ardından bir araya gelen yüzlerce vatandaş, ABD'nin sözde barış planına tepki gösterdi.

Diyarbakır'da Mustazaflar Cemiyeti öncülüğünde bazı sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin katılımıyla cuma namazının ardından Ulu Cami önünde bir araya gelen grup, Trump'ın "Yüzyılın Anlaşması" olarak nitelediği sözde barış planını protesto etti.

Yaşlı, kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu grup, sık sık tekbir getirerek, ABD ve İsrail aleyhine slogan attı.

Grup adına açıklama yapan Üzeyir Yuva, İslam ümmetinin mukaddes beldesi Kudüs'ün büyük bir işgalle, Mescid-i Aksa'nın da yıkıcı bir tehditle karşı karşıya olduğunu söyledi.

ABD ve İsrail'in planına karşı bütün Müslümanların harekete geçmesi gerektiğini ifade eden Yuva, "Gün, İslam ümmetine dayatılan zillete karşı direniş gösterme, mücadele başlatma günüdür. Ümmetin içinde bulunduğu parçalanmışlık halini fırsata çeviren siyonistler ile emperyalist ABD'nin, Müslümanları Kudüs'te izole edip yok edecek yüzyıllık işgal planı, nihai proje olmadığı görülmelidir." diye konuştu.

Siyonistlere ve ABD'ye geri adım attırmaya yönelik İslam ülkelerinin idarecilerine büyük sorumluluklar düştüğünü dile getiren Yuva, şöyle devam etti:

"İslam ülkeleri Filistin'de işgalci olan rejimi devlet diye tanımaktan vazgeçmelidir. Terör rejimi ile bütün siyasi ve ekonomik ilişkiler derhal kesilmelidir.
ABD'nin İslam ülkelerindeki üsleri kapatılmalıdır. Petrol ve doğalgaz gibi stratejik enerji maddelerin satışı durdurulmalıdır. Ekonomik boykotun yanı sıra, siyonist rejimle ilişkili tüm sermayedarların faaliyetleri durdurulmalıdır.
İslam ülkelerinin hava sahaları, karasuları ve limanları ABD ve siyonistlere kapatılmalıdır. Bugün safları toparlayıp, sıklaştırma vaktidir. İhanet projesine karşı durup, Filistinli kardeşlerimize destek olma vaktidir."

HÜDA PAR Diyarbakır İl Başkanı Osman Aktaş da İsrail ile hiçbir anlaşmaya razı olmadıklarını söyleyerek, "Tüm antlaşmaların feshedilmesi lazım. Hayatımızın son damlasına kadar her şeyimizle Mescid-i Aksa'nın yanındayız." dedi.

Öte yandan, telefonla bağlanan Hamas'ın yetkililerden Abdul Muti Zakkut, meydanda toplananlara seslendi.

Zakkut, bütün Müslümanların bu antlaşmayı kabul etmediklerini ilan etmelerini istediklerini belirterek, "Tarihi duruşunuzdan dolayı meydandakilere ve bütün Türkiye teşekkür ediyorum." ifadesini kullandı.

Ergani ilçesinde de cuma namazı sonrası toplanan vatandaşlar, ABD'nin Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanıması kararına tepki gösterdi.

– Bingöl

Bingöl'de, Yenişehir Mahallesi Saat Kulesi önünde toplanan İslamı Kardeşlik ve Dayanışma Platformu üyeleri, sözde planı protesto etti.

Grup adına açıklama yapan Ferhat Varolgüneş, Kudüs'ün Filistin’in başkenti ve Müslümanların onuru olduğunu söyledi.

Kudüs'le ilgili Kur'an-ı Kerim'den ayet okuyan Varolgüneş, "Kudüs'ü işgalci İsrail'in başkenti olarak tanıyan ve büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyan ABD yeni bir skandala daha imza attı. Yüzyılın Anlaşması olarak servis edilen tek taraflı anlaşma siyonistlerin yayılmacı politikalarına onay verirken Filistinlileri parya olarak yaşamaya mahkum ediyor." değerlendirmesinde bulundu.

Bugün sadece Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan ve ilhak eden ABD'yi kınamak
için toplanmadıklarını anlatan Varolgüneş, şunları kaydetti:

"Şer olarak gördüğümüz bu karar, üzerine ölü toprağı serpilen ümmetin uyanışına ve dirilişine vesile olacak inşallah. İsrail'le ve ABD'yle dost olan Arap ülkeleri belki de kendilerini tekrar sorgulayacaklar. Umudumuz iş birlikçi yöneticilerden değil, Müslüman halklardadır. Bugüne kadar onurlu ve azimli bir mücadele ortaya koyan Filistin halkını da buradan selamlıyoruz. Bundan sonra da maddi ve manevi olarak yanlarında olduğumuzu ilan ediyoruz."

Kalabalık yapılan duanın ardından dağıldı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Mescid-i Aksa’da ramazan hazırlıkları

Kudüs’te yüzlerce Filistinli, ramazan ayına sayılı günler kala, Müslümanların ilk kıblesi olarak kabul edilen Mescid-i Aksa’da temizlik çalışması yaptı. Filistinliler, Mescid-i Aksa’da namaz kıldı. ( Mostafa Alkharouf – Anadolu Ajansı )

İsrail vatandaşı Filistinliler tarafından kurulan, Filistin 1948 İslami Hareketi’nin güney kanadının yüzlerce mensubu, Doğu Kudüs’te bulunan Harem-i Şerif’te ramazan temizliği yaptı.

Harekete bağlı 48 Igatha adlı insani yardım kuruluşunca, Mescid-i Aksa’nın avluları yıkandı, peyzaj düzenlemesi yapıldı ve Harem-i Şerif’in surlarının dibindeki Müslüman mezarlıkları temizlendi.

48 Igatha Derneği, 12 yıldır düzenlediği “Mescid-i Aksa çıkarması” çerçevesinde, İsrail vatandaşı Filistinlilerin yaşadığı kentlerden 120 otobüsle yüzlerce Filistinliyi işgal altındaki Doğu Kudüs’e taşıdı.

Dernek müdürü Gazi İsa, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Üst üste 12’nci kez düzenlenen ‘Önce Kudüs’ kampı etkinlikleri kapsamında bugün iç Filistin’in (İsrail’e bağlı Filistin kentleri) her yerinden 120 otobüsle yüzlerce vatandaş Mescid-i Aksa’ya geldi.” dedi.

Kudüs İslami Vakıflar İdaresi ile birlikte gönüllü şekilde Harem-i Şerif’i ramazan ayına hazırladıklarını belirten İsa, “Mescid-i Aksa’yı Müslümanların ibadetine hazırlamak için temizliyoruz ve Vakıflar İdaresi’ne destek oluyoruz. Harem-i Şerif’in avlularını yıkıyoruz, etrafını düzenliyoruz ve kabristanları temizliyoruz.” ifadelerini kullandı.

İsa, Önce Kudüs kampının Filistin 1948 İslami Hareketi’nin tüm kurumlarınca desteklendiğine vurgu yaparak, “Çocuklarımızı, kadınlarımızı ve erkeklerimizi buraya, Mescid-i Aksa’ya bağlılıklarını güçlendirmek için getiriyoruz.” dedi.

Dün gerçekleştirilen çıkarmanın kendileri için bir onur olduğunun altını çizen İsa, “Bugün bizim için Mescid-i Aksa’ya bir vefadır. Kudüs ve Mescid-i Aksa bizim önceliğimizdir.” şeklinde konuştu.

Kadın, erkek, genç ve yaşlı demeden her yaştan Filistinlinin gönüllü şekilde Harem-i Şerif’te temizlik yapması, Mescid-i Aksa’nın çevresindeki eski çarşı esnafınca da takdir edildi.

Öte yandan Ürdün Vakıflar, İslami İşler ve Mukaddesat Bakanlığına bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresi’nden de yapılan yazılı açıklamada, Harem-i Şerif’te her yıl olduğu gibi bu yıl da gölgeliklerin kurulduğu belirtildi.

Açıklamada, geçen yıl yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle kapalı olan Mescid-i Aksa’da ramazan ayının manevi atmosferinin yaşanması için Kudüs İslami Vakıflar İdaresi’nin tam teçhizatlı bir şekilde hazır olduğu vurgulandı.

Kudüs İslami Vakıflar İdaresi Başkanı Şeyh Azzam el-Hatib 23 Şubat’ta nisanın ortalarına doğru başlayacak ramazan ayında izleyecekleri tutuma ilişkin yazılı bir açıklama yayımlamıştı.

Hatib, Mescid-i Aksa’nın ramazan ayı boyunca ibadete açık olacağını belirtmişti.

​​​​​​​Harem-i Şerif’te her yıl ramazan ayı boyunca günlük ortalama 10 bin Müslüman ibadet ediyor, bu sayı cuma günleri 150 bine kadar çıkıyor.

İsrail’in resmi İstatistik Merkezi’nin verilerine göre, 9 milyonu aşkın ülke nüfusunun yaklaşık 2 milyonu Filistinlilerden oluşuyor ve bu rakam nüfusun yüzde 20’sine tekabül ediyor.

Abluka ve Ayrım Duvarı engel oluyor

İsrail, daha önceki yıllarda Ayrım Duvarı’yla (Utanç Duvarı) çevrili işgal altındaki Batı Şeria’dan 40 yaş altı erkeklerin Kudüs’e girişini engellerken abluka altındaki yaklaşık 2 milyon nüfuslu Gazze’den de Filistinlilerin girişine izin vermemişti.

İşgal altındaki Batı Şeria ile Kudüs arasında 2003’te inşa edilen 5 metre yüksekliğindeki beton duvar boyunca çok sayıda İsrail askeri kontrol noktası bulunuyor.

İsrail olağan günlerde özel izinliler dışında Batı Şeria’daki Filistinlilerin Kudüs’e geçişine izin vermiyor. İsrail ablukası altındaki Gazze Şeridi’nde yaşayanların ise ne Kudüs’e ne de başka bir yere seyahat etme hürriyeti bulunuyor.

Doğu Kudüs ve Batı Şeria, 1967’den beri İsrail işgali altında tutuluyor.

RAMALLAH (AA) – İsrail’in aşı konusunda görmezden geldiği ve İngiltere mutasyonlu virüsün giderek yayıldığı işgal altındaki Batı Şeria’da hastanelerin neredeyse tamamı yüzde yüz doluluk oranına ulaşmış durumda.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında birinci ve ikinci dalgayı hafif atlatan işgal ve abluka altındaki Filistin topraklarında, üçüncü dalga oldukça ciddi derecede hissediliyor.

İşgal altındaki Doğu Kudüs ile abluka altındaki Gazze Şeridi’nde salgın endişe edilecek boyutlara ulaşmasa da Batı Şeria’da durum giderek ciddileşiyor.

Yaklaşık 3,1 milyon nüfusa sahip Batı Şeria ile Doğu Kudüs’te son bir hafta içinde ortalama günlük Kovid-19 vaka sayısı 2 bin sınırına dayanmış durumda.

Hal böyle olunca da Batı Şeria’daki birçok hastanede yer kalmadı ve yeni hasta kabul edilemez hale geldi.

Batı Şeria’nın en büyük hastanesi 380 yatak kapasiteli Ramallah Hastanesindeki yoğunluk salgının ne derece ciddi boyutlara ulaştığını gözler önüne seriyor.

Yer olmadığı için bazı hastalar koridorda tedavi ediliyor

Yetkililer, hastanedeki 380 yataktan 102’sini Kovid-19 hastalarına ayırdıklarını, acil serviste de 30 koronavirüs hastasının yatış için sıra beklediğini belirtti.

Vaka sayılarındaki sert yükseliş nedeniyle Ramallah Hastanesinin acil servisinin neredeyse tamamı Kovid-19 hastalarına ayrılmış durumda.

Acil servisin yeterli olmaması sebebiyle, hastane içindeki bazı odalar da Kovid-19 hastaları için acil servis merkezine dönüştürülmüş.

Bazı hastaların koridorlarda tedavi edilmeye çalışılması ise Batı Şeria’daki hastanelerin içinde bulunduğu durumun en iyi özeti gibi.

“Yatak sayımız yetmiyor”

Ramallah Hastanesi Başhekimi Dr. Ahmed el-Bitavi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, salgın nedeniyle Batı Şeria’daki hastanelerin oldukça zor durumda olduğunu söyledi.

Durumun çok kötü olduğunu ve mutasyonlu virüsün Batı Şeria’da hızlı yayıldığını kaydeden Bitavi şöyle devam etti:

“Mevcut Kovid-19 hastanesinde ve acil kısımlarındaki yatak sayısı artık yetmiyor. Hasta sayısı, hastanenin kapasitesinden çok daha fazla. Suni solunum cihazları yetersiz. Yatakların tamamı dolu. Hastanenin acil bölümü Kovid-19’a yakalanmış hastalarla dolu. Gidebilecekleri başka hiçbir yerleri yok. Bu durum biz sağlık çalışanlarının içini yakıyor. Çünkü evlatlarımızı, annelerimizi, babalarımızı yatıracak bir yatak bulamıyoruz. Buradaki insanların evlerine gitmesi mümkün değil.”

Yatak sıkıntısını çözmek için Ramallah Belediyesinin desteğiyle 50 yataklı bir sahra hastanesi kuracaklarını ifade eden Bitavi: “Normalde burası koronavirüs için tahsis edilmiş bir hastane değil. Son iki günde 102 yatağı Kovid-19 vakalarına açtık. Şu anda durumu ağır olan 37 hastamız var. Halihazırda en az 100 yatağa daha ihtiyacımız var ki böylece talebi karşılayabilelim.” ifadelerini kullandı.

“Annemiz gözümüzün önünde ölüme terk edilmiş durumda”

Hastanelerdeki doluluk oranı hastaları ve yakınlarını da endişeye sevk ediyor.

Kovid-19’a yakalanan annesini Ramallah Hastanesine getiren Hâni Safi, Filistin’e yardım eli uzatılmasını talep etti.

Boş yer bulamadığı için annesini hastaneye yatırmadığını anlatan Safi, “Şimdi annemiz gözümüzün önünde ölüme terkedilmiş durumda. Ne yapacağız bilemiyoruz, yardım istiyoruz. Doktorun da yapabileceği bir şey yok. Biz kahrolmuş bir halkız, imkanlarımız yok, ne kendi annemi ne de diğerlerinin annelerini tedavi edecek imkanlar üretemiyoruz. Annem 70 yaşında, bulunduğu ortamda çok sayıda hasta var. Odanın ortamı ne öyle bir hasta ne de başka hastalar için müsait değil.” diye konuştu.

İsrail aşı konusunda Filistinlileri görmezden geliyor

Dünyada nüfusuna oranla en fazla aşı yapılan ülke olan yaklaşık 9,3 milyon nüfusa sahip İsrail’de halkın yüzde 55’ine aşının ilk dozu, yüzde 45’ine de ikinci dozu yapıldı.

Vatandaşlarını hızla aşılayan İsrail, işgal ve abluka altında tuttuğu Filistin topraklarındaki insanları ise görmezden geliyor.

İsrail yönetimi, şu ana kadar Filistin’e sağlık çalışanlarının aşılanması için yalnızca 2 bin doz aşı verdi.

İsrail, 8 Mart Pazartesi gününden itibaren ise ülkedeki veya yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerinde çalışan Batı Şeria’daki 135 binden fazla Filistinli işçiyi aşılamaya başladı.

Şu ana kadar Batı Şeria’ya 10 bin doz, abluka altındaki Gazze Şeridi’ne ise 22 bin doz Kovid-19 aşısı ulaşmış durumda.

Filistin yönetimi, Çin’in hibe ettiği 100 bin doz Sinopharm aşısının Batı Şeria’ya “yakında” ulaşacağını belirtiyor.