Ağrı Dağı su kaynakları ve bozulmamış doğasıyla çevresine hayat veriyor

IĞDIR(AA) – Türkiye’nin en yüksek rakımlı dağı olan Ağrı Dağı, su kaynaklarıyla dört mevsim Iğdır Ovası başta olmak üzere çevresine hayat veriyor.

Ağrı-Iğdır sınırında bulunan, 5 bin 137 metre yüksekliğiyle yurdun en yüksek noktası olan ve “Türkiye’nin çatısı” olarak nitelendirilen Ağrı Dağı’nın zirvesinde takke buzulu bulunuyor.

Dağın eteklerden çıkan su kaynakları ile yağışlar ve karların erimesi yöredeki Karasu Çayı’nı oluşturuyor.

Karasu, başta “Doğu’nun Çukurovası” olarak bilinen ve kavun, karpuz, kayısı, pamuk, mısırın yanı sıra domates, salatalık gibi birçok sebzenin yetiştiği Iğdır Ovası’ndaki ürünlere “can suyu” oluyor.

Dağdan akan suların ulaştığı ve yurdun önemli milli parklarından olan Ağrı Dağı Milli Parkı, sulak alanları sayesinde göçmen kuşlar başta olmak üzere çok sayıda yabani hayvana yaşam alanı sunuyor.

Bu özelliğiyle yöreye hayat veren Ağrı Dağı, bozulmamış doğası ve farklı yürüyüş rotaları ile dağcılık ve doğa yürüyüşü meraklılarının da uğrak yerleri arasında bulunuyor.

Türkülere konu olan Ağrı Dağı’nın güzellikleri AA kamerasında

Hem efsanelere hem de türkülere konu olan Ağrı Dağı’nın zirvesi ve eteklerindeki doğal yaşam, AA ekibince görüntülendi

AA ekibi, dağın zirvesindeki buzullar, eteklerindeki su kaynakları ve yöredeki yaban hayatı çeşitliliğini drone ile su altındaki yaşamı ise su altı kamerasıyla kayıt altına aldı.

Iğdır Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Şimşek, AA muhabirine, Ağrı Dağı’nın bölgenin en büyük ekolojik zenginliği olduğunu söyledi.

Dağın zirvesindeki buzulun bölge için yaşam kaynağı olduğunu belirten Şimşek, “Ağrı Dağı, Türkiye’nin en büyük takke buzuluna sahip. Yurdun en büyük buzulu, Ağrı Dağı’nın zirvesinde bulunan buzuldur. Bu buzul dağın kuzey yönünden çok aşağılara kadar vadiler boyunca sarkmaktadır.” dedi.

Özellikle Ağrı Dağı’nın volkanik bir dağ olmasından dolayı eriyen buzul sularının yerin derinliklerine sızdığını belirten Şimşek, “Derine sızan sular, Iğdır Ovası’na bakan yamaçlardan yüzeye çıkıyor. Yüzeye çıktığı alanlarda küçük göletler ve akarsular oluşmuş, bu akarsulara renklerinden dolayı ‘Karasu’ isimleri verilmiş. Bu karasular 3 tanedir, Yukarı, Orta ve Aşağı Karasu. Bu sularla Doğu Iğdır Ovası sulanıyor ve bu ovadaki tarımın gelişmesine büyük bir imkan sağlıyor.” diye konuştu.

“Ağrı Dağı sadece bir dağ değil”Dağdan gelen suların sadece tarımsal amaçlı kullanılmadığını, yaban hayatı için de önemli bir yaşam alanı sunduğunu aktaran Şimşek, şöyle konuştu:

“Yöremizde özellikle yaban hayatının çeşitlenmesi, bazı göçmen kuşların konaklaması açısından da bu sular çok önemli. Ülkemizde çok nadir görülen su maymunları, su kaplumbağaları, değişik balık türleri de bu sularda yaşıyor. Iğdır üzerinden geçen göçmen kuşlar bu bölgeye inerek burada belirli bir süre konakladıktan sonra tekrar göçlerine devam ediyor. Ağrı Dağı sadece bir dağ değil, aynı zamanda bölgeye turizm ve ekolojik olarak katkı sağlayacak doğal bir varlığımızdır.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

AĞRI(AA) – Ağrı’nın Patnos ilçesinin kuzeyinde tatlı su balıkçılığı yapılan, tarımsal üretimde sulama amaçlı kullanılan, kuş türleri ve balıklar başta olmak üzere birçok canlının yaşam alanı olan Patnos Baraj Gölü, bu sene önceki yıllara oranla kuraklıktan daha çok etkilendi.

Kuraklık ve buharlaşma gibi sebeplerden dolayı suyun ciddi oranda çekilmesiyle, daha önce baraj suları altında kalan köyün bazı kısımları da gün yüzüne çıktı.

Sulama amacıyla 1985 yılında yapımına başlanarak 7 yılda tamamlanan Patnos Barajı ve kuruma aşamasına gelen çayın bulunduğu bölge drone ile görüntülendi.

Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi (AİÇÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Kaya, AA muhabirine, Türkiye’nin birçok bölgesi gibi Ağrı’nın da kuraklıktan olumsuz etkilendiğini söyledi.

Barajı besleyen su kaynakları azaldı

Dünya genelinde kuraklığın yaşandığını, Akdeniz havzasında orman yangınlarının olduğunu ve sık sık sellerin meydana geldiğini belirten Kaya, şöyle konuştu:

“2020 ve 2021 yıllarına baktığımızda yağış oranında ciddi azalmanın olduğunu görüyoruz. Ağrı genellikle nisan ve mayısta maksimum yağış alan karasal iklim bölgelerindendir. Bu sene nisan ve mayıs aylarında yağışlar ile kışın yağan karın az olmasıyla yer altı sularını besleyen kaynaklar azaldı. Yer altı kaynaklarını besleyen suların azalmasıyla ülke genelinde olduğu gibi ilimizde de göller ve sularda büyük çekilmenin olduğunu görüyoruz. Patnos Barajı’nı besleyen su kaynaklarının azalması ve kuruması gölde su seviyesinin çekilmesine neden oldu.”

Kuraklığın tüm canlıların hayatı için tehlike oluşturduğunu vurgulayan Kaya, suyun günlük yaşamda ve tarımsal sulamada daha dikkatli kullanılması gerektiğini anlattı.

Su azlığı, tarım ve hayvancılığı olumsuz etkiliyor

Ağrı’nın Patnos ilçesindeki Gevi Çayı üzerinde yer alan, tarım ve doğal yaşam için önem arz eden Patnos Baraj Gölü’ndeki su seviyesi, kuraklık ve yağışların azlığı sebebiyle büyük oranda düştü.

Vahşi sulama yönteminde su kaybının çok fazla olduğunu ve Patnos ilçesinde de bu yöntemin kullanıldığını ifade eden Kaya, “Ağrı’nın ekonomisi büyük oranda tarım ve hayvancılığa bağlıdır. Büyük ölçüde mera hayvancılığı şeklinde yapılmaktadır. Yağış azlığı, suların çekilmesi mera ve tarım alanlarını ciddi şekilde etkilemektedir. Meralardan elde edilen ot veriminin düşmesiyle hayvancılık ve tarımsal ürünlerin büyük ölçüde olumsuz etkilendiğini görebiliriz.” diye konuştu.

Yağmurlama ve damlama yöntemi kullanılmalı

Bu yıl kentte yağışın yok denecek kadar az olduğunu aktaran Kaya, şunları kaydetti:

“Tarımsal sulamaları, yağmurlama ve damlama şeklinde yapmamız gerekiyor çünkü vahşi sulamayla çok ciddi su kaybına yol açabiliyoruz. Bu da ülkemiz, bölgemiz ve ekonomisi tarım ile hayvancılığa dayanan Ağrı gibi yerlerde su azalması ve kuraklığa bağlı olarak çok ciddi ekonomik sıkıntılara neden olabilir.”

Baraj yakınındaki bir köyde yaşayan Feyyaz Sevinç ise “Uzun yıllar barajda böyle bir su çekilmesi görmedik. Geçen sene de oldu ama bu seneki kadar fazla değildi. Suyun dörtte üçü çekildi diyebiliriz.” dedi.

AĞRI(AA) – Yem bitkileri üretiminde artış ve mera alanlarının ıslahını sağlamak amacıyla Valilik öncülüğünde İl Özel İdaresi kaynaklarıyla yüzde 90 hibeyle hayata geçirilen “Yem Bitkileri Üretiminin Yaygınlaştırılması Projesi” kapsamında ilkbahar aylarında 770 çiftçiye 2 bin 400 çuval silajlık mısır tohumu dağıtıldı.

Aldıkları destekle yaz boyunca tarlalarda ekim yapan çiftçiler, büyük emeklerle yetiştirdikleri ve boyları yaklaşık 3 metreyi aşan yem bitkisini hasat etmeye başladı.

Makinelerle biçtikleri silajlık mısırları traktör ve kamyonlarla köylerine götüren üreticiler, stokladıkları bitkiyle hayvanlarının kışlık yem ihtiyacını karşılayacak.

Silajlık mısır alanı üç katına çıktı

İl Tarım ve Orman Müdürü Kenan Engin, AA muhabirine, bu yıl çok sayıda tarımsal projeyi hayata geçirdiklerini söyledi.

Vali Osman Varol ile sürekli çiftçilerle bir araya geldiklerini ifade eden Engin, “Ağrı’da 2020 yılında 6 bin dekar ekili silajlık mısır alanımız varken bu yıl hibe ve tohum desteğiyle 18 bin dekara çıkardık. Hayvancılık yapan yetiştiricilerimiz için çok önemli bir projedir.” dedi.

Engin, Ağrı’nın hayvancılık noktasında Türkiye’nin önemli illerinden biri olduğunu vurgulayarak, “Sahip olduğu 410 bin büyükbaş hayvan ve 1 milyon 400 bin civarındaki küçükbaş hayvan varlığıyla özellikle hayvancılık noktasında yoğun faaliyetin yürütüldüğü bir ildir. Bu sene de kurak geçti ve dolayısıyla çiftçilerimiz girdi noktasında bazı zorluklar ve handikaplar yaşadı. Bitkisel üretimi geliştirme kapsamında yaptığımız silajlık mısır projemiz çiftçiler için çok faydalı oldu.” diye konuştu.

Bu yıl Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle çiftçilere korunga, İl Özel İdaresi desteğiyle de silajlık mısır tohumu dağıtıldığını belirten Engin, olgunlaşan bu ürünlerde hasadın devam ettiğini aktardı.

“Besicilerin girdi maliyetlerini düşürmeye gayret ediyoruz”

Engin, kentte bitkisel ürün çeşitliliğini artırmak için Valilik koordinesinde çalışmalara devam ettiklerini kaydederek, şöyle devam etti:

“Hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın özellikle girdi maliyetlerini düşürmeye gayret ediyoruz. Bunun yanında çiftçilerimizin bütçelerine de katkıda bulunmak istiyoruz. Bu tip projelerle çiftçimiz hem yeni bitkisel ürünlerle tanışıyor hem de bu manada kendilerine katkı sunmuş oluyoruz. İlimizde özellikle son bir yıldır Sayın Valimiz Osman Varol’un gelmesiyle birlikte tarım ve hayvancılıkla ilgili çok yoğun bir çalışma var. Teşkilat olarak sürekli sahadayız. Çiftçinin ihtiyacını tespit ediyoruz ve buna yönelik projeler hazırlıyoruz. Hem Bakanlığımızdan hem de bütçe noktasında bize destek olabilecek kurum ve kuruluşlardan ve özellikle İl Özel İdaresi bütçesinden çiftçilerin ihtiyaçlarına göre proje çalışması yapıyoruz.”

Çiftçilerden olumlu tepki aldıklarını aktaran Engin, silajlık mısırda dekar başına ortalama 7 ton verim beklediklerini ve üretimin geçen yıla öre 3 kat artacağını sözlerine ekledi.