Ağrı'daki Yazıcı Barajı ekonomiye 82 milyon 500 bin liralık katkı sağladı

ERZURUM (AA) – Yıldız, yaptığı yazılı açıklamada, 90 metre yüksekliğindeki barajın biriktirdiği 202 milyon metreküp suyla 150 bin dekar tarım arazisini suladığını ifade etti.

2011 yılında hizmete alınan Yazıcı Barajı’nın Türkiye ekonomisine büyük katkı sağladığını belirten Yıldız, şunları kaydetti:

“Ağrı’nın incisi olan baraj bölgedeki tarımın gelişmesine, ürün çeşitliliğinin artmasına sağladığı katkının yanı sıra milli ekonomiye de 82 milyon 500 bin liralık fayda sağladı. Ayrıca Yazıcı Barajı, içme suyu arıtma tesisi ile Ağrı’ya memba kalitesinde içme suyu sağlıyor. Barajdan alınan yılda toplam 28 milyon metreküp suyla Ağrı’nın 2050 yılına kadar olan içme ve kullanma suyu ihtiyacı karşılanacaktır.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

MARDİN (AA) – Mardin Ovası’nı Fırat’ın suyuyla buluşturacak çalışmalar hızla sürerken, yıl sonuna kadar 5 bin dekar tarım arazisinin sulanması hedefleniyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı öncülüğünde yürütülen Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünce yapılan çalışmalarla 221 kilometre uzunluğundaki Mardin-Ceylanpınar Ana Kanalı’nın tamamlanmasının ardından inşası süren depolama tesisi ve ana kanal üzerindeki şebeke çalışmaları hız kazandı.

Fiziki gerçekleşmenin 80’e ulaştığı depolama ve sulama inşaatlarının tamamlanmasıyla 1 milyon dekarı aşkın tarım arazisi peyderpey Fırat Nehri’nin suyu ile sulanacak. Böylece bölgede yılda 2-3 ürün yetiştirilebilecek, çiftçinin geliri artacak. Proje 100 bini aşkın kişiye iş imkanı sağlayacak.

“Bu çalışma bittikten sonra tarım arazileri suyla buluşmuş olacak”

Mardin Valisi Mahmut Demirtaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 221 kilometre uzunluğundaki yapay nehrin tamamlandığını, bereketli toprakların suyla buluşması için diğer çalışmaların da hızla sürdürüldüğünü söyledi.

Suyun depolanacağı alanın yapımı için çalışmaların devam ettiğini belirten Demirtaş, “Mardin depolama alanı 10 bin dekarlık alana sahip. Bunun yüzde 80’i tamamlanmış durumda. Bu depolama alanı bittikten sonra Allah kısmet ederse 835 bin dekarlık alan çok rahat bir şekilde sulanabilecek. Bunun yanı sıra şebeke ile sulanabilecek olan kanal çalışmaları da hızlı bir şekilde devam ediyor. Bu çalışma da bittikten sonra tarım arazileri suyla buluşmuş olacak.” dedi.

“Hem üretim hem de istihdam alanında artış meydana gelecek”

Demirtaş, projenin şimdiden Mardin’e hayırlı olmasını dileyerek, “Türkiye’nin en uzun kanalı. Süveyş kanalından bile çok daha uzun. Panama kanalının da 3 katı büyüklüğünde. Ülke ekonomisine 233 milyon lira civarında gelir sağlamış olacağız. Çok muhteşem bir proje.” diye konuştu.

Bereketli toprakların suyla buluşmasından yer altı sularının da önemli derecede etkileneceğini dile getiren Demirtaş, “Yer altından su çekilmeyeceği için bir kere mevcut olan suyu muhafaza edeceğiz. Yapmış olduğumuz Mardin depolama alanı da hem sulamayı sağlayacak hem de yer altındaki su miktarını artırmayı sağlayacak. Topraktaki nem oranı artınca verimlilik de artacak. İnşallah hem üretim artışı olacak hem de istihdam alanında artış meydana gelecek.” değerlendirmesinde bulundu.

“GAP bu toprakları sulayacak, bu topraklar da bütün ülke insanını besleyecek”

Kızıltepe Hububat Ticaret Merkezi Başkanı Mehmet Şerif Öter de GAP suyunun bir an önce toprakla buluşmasını arzu ettiklerini belirtti.

GAP’ın sadece bölge değil Türkiye için hayati bir proje olduğuna işaret eden Öter, “Çünkü GAP bu toprakları sulayacak, bu topraklar da bütün ülke insanını besleyecek. Milli servetimiz topraklarımızın tam işlenmesi için GAP’ın gelmesi ve toprakların suyla buluşması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Öter, yaklaşık 30 yıldır toprakların yer altı sularıyla sulandığına dikkati çekerek, bu projeler sayesinde bölgede sulanmayan alan kalmayacağını kaydetti.

Gölete su bırakıldığında tükenmek üzere olan yer altı sularının seviyesinin de yükseleceğini dile getiren Öter, şöyle konuştu:

“Verim iki katına çıkacak. Bunun yanında çeşitlilik de artacak. Bölgede narenciye, seracılık gelişecek. Yılda iki mahsul alıyoruz, bazı yerlerde yılda 3 mahsul bile elde edilebilir. Mardin Ovası bugün ülkenin hububat ve bakliyat ihtiyacının yüzde 20’sini karşılıyor. GAP’ın gelmesiyle Mardin Ovası ülkemizin ihtiyacının en az yüzde 35’ini karşılayacak duruma gelecek. Çalışmaların hızlanmasında emeği olan herkese teşekkür ediyoruz. Çalışmalar bu tempoyla devam etsin ve bir an önce GAP suyu toprakla buluşsun istiyoruz. Bunu özlemle bekliyoruz.”

Öter, yetkililerden, toprağa zarar vermeyecek bilinçli ve planlı sulama yapılmasına yönelik çiftçilere eğitim verilmesini beklediklerini de sözlerine ekledi.

“En kısa zamanda topraklarımızın suyla buluşmasını istiyoruz”

Çiftçi Hasan Kalkan da kuraklık nedeniyle zor günler geçirdiklerini belirterek, “Bu sene kuraklıktan dolayı verim kaybı yaşadık. Bu nedenle GAP Projesi bizim için çok önemli. İnşallah en kısa zamanda topraklarımızın suyla buluşmasını istiyoruz.” dedi.

Muhabir: Halil İbrahim Sincar

TUNCELİ (AA) – Kentin Pertek ilçesine bağlı Çakırbahçe köyünde doğan 83 yaşındaki Abay, Elazığ’daki amcasının yanında uzun yıllar ticaretle uğraştıktan sonra eşi ve 4 çocuğu ile Eskişehir’e göç etti.

Bu kentte açtığı antika dükkanıyla geçimini sağlayıp çocuklarını okutan Abay, 1995 yılında eşini trafik kazasında kaybetmesi üzerine aynı yıl memleketi Tunceli’ye döndü.

Keban Baraj Gölü’nde teknesiyle gezinti yaptığı sırada gördüğü adaya yerleşen Abay, hayatını kaybeden eşinin anısına, bu adaya meyve fidanları dikmeye başladı ve yıllar sonra ağaçların sayısı 4 bine ulaştı.

Doğa sevgisiyle kurak bir adayı kısa sürede diktiği ağaçlarla yeşillendiren Abay, şimdilerde ise ilerleyen yaşına rağmen masmavi suların ortasındaki adaya diktiği şeftali, nar, kayısı, armut, ceviz ve kiraz ağaçlarının bakım ve sulama işlemlerini özenle yapıyor.

Yaşamını genellikle adadaki kulübesinde geçirdiği için yöre sakinlerince, yaşamının bir kısmını ıssız bir adada geçiren roman kahramanı Robinson Crusoe’ya benzetilerek “Robinson Ziya” lakabıyla tanınan Abay, her sabah ilçe merkezindeki evinden ayrılarak söylediği türküler eşliğinde adanın yolunu tutuyor.

Mavi suların ortasında adaya keyifli bir yolculuk yapıyor

Yaklaşık 3 kilometrelik bir yürüyüşün ardından evinden baraj gölü kıyısına ulaşan Abay, burada teknesiyle mavi suların ortasında ve martıların cıvıltısı eşliğinde adasına doğru dümen kırıyor.

Baraj gölünde 10-15 dakikalık yolculuğun sonunda adasına kavuşan Abay, kulübesinde birkaç dakika dinlenip doğanın sesine kulak veriyor ya da eşine ait fotoğrafa bakarak geçmiş günleri yad ediyor.

İlerleyen yaşına rağmen çalışmaktan vazgeçmeyen Abay, 82 dönümlük ada üzerinde yetiştirdiği meyve ağaçlarını da su motoru yardımıyla ya da baraj gölünden kovayla taşıdığı suyla suluyor ve bu sayede yaz mevsiminde ağaçların kurumasını engellemeye çalışıyor.

Gün boyu adadaki doğal güzelliklerin arasında huzurlu vakit geçiren ve doğa tutkusuyla çevresindekilerin dikkatini çeken Abay’ı, yurt içi ve yurt dışından çok sayıda kişi de ziyaret ediyor.

“Adaya geldiğimde mutlu oluyor ve güçleniyorum”

Ziya Abay, AA muhabirine, Tunceli’nin Pertek ilçesine bağlı Çakırbahçe köyünde dünyaya geldiğini ve 8 yaşında Elazığ’da yaşayan amcalarının yanına taşındığını söyledi.

Keban Baraj Gölü’ndeki adaya 1995 yılında eşini trafik kazasında kaybettikten sonra yerleştiğini belirten Abay, “Adada her çeşit ağaç var ve burada incir, kiraz, vişne, elma, armut, nar ve kivi yetişiyor. Adada ev olsa Pertek ilçe merkezindeki evime hiç gitmeyeceğim, adadan ayrıldığımda huzursuz oluyorum. Adaya geldiğimde mutlu oluyor ve güçleniyorum.” dedi.

Abay, 83 yaşında olmasına rağmen adayı gezip tüm ağaçları suladığını dile getirerek, adada 4 bine yakın ağaç yetiştirdiğini, su motoru ve kovayla bu ağaçları suladığını anlattı.

“Adada günüm çok iyi geçiyor ve çalıştığım için bakıyorum ki akşam olmuş”

Yurt içi ve yurt dışından çok sayıda kişinin kendisini ziyarete geldiğini ifade eden Abay, şöyle konuştu:

“Adada yaşamaktan zevk alıyorum. Yoksa evde yıkılıyorum, yürürken düşüyorum. Buraya geldiğimde mutluyum, kafam rahat, dedikodulardan uzağım. İnsanlara da değer veren bir insanım. Adada günüm çok iyi geçiyor ve çalıştığım için bakıyorum ki akşam olmuş. Domates ve biber ekmişim onları suluyorum, böğürtlenleri suluyorum. Adada kendime iş buluyorum, zaten iş çok.”

Abay, yaşlandığı için de artık olgunlaşan meyveleri toplamakta zorlandığını belirterek, “Eskisi gibi Pertek’te ve Tunceli’de meyveleri satamıyorum. Çünkü gücüm yok ve bir kovayı kaldıramıyorum. Yüz kova kiraz oluyor. Ada da birkaç ay öncesine kadar karaydı zaten. Yürüyerek geliyordum. Baraj suyu biraz çoğaldı tekneyle gidip geliyorum.” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Sidar Can Eren