Aile hekimliklerinde kronik hastalıklarla etkin mücadele dönemi

ANKARA (AA) – Türkiye genelindeki tüm aile hekimliği birimlerinin, hedef nüfusundaki vatandaşları, hipertansiyon, diyabet, obezite, kalp-damar hastalıkları ile kanser ve yaşlı izlem taramalarına alarak, sonuçlarını Hastalık Yönetim Platformu’na (HYP) işlemesi zorunlu hale getirildi.

Sağlık Bakanlığınca 30 Haziran’da yayımlanan Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği ile aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının ücretlerinin hesaplanmasına, kronik hastalık yönetimine ait parametreler eklenerek, aile hekimliği çalışanlarına ücret artışı sağlandı.

Bu çerçevede, Bakanlık Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü ile Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğünün ortak çalışmasıyla ocak ayında kullanıma açılan Hastalık Yönetim Platformu (HYP) 1 Temmuz itibarıyla tüm aile sağlığı merkezlerinde yaygınlaştırıldı. Böylelikle, kronik hastaların daha yakından takip edileceği, bazı hastalıkların erken safhalarda tespit edilip gereken önlemlerin alınabileceği dönem başlamış oldu.

Yeni uygulamayla aile hekimlerinin, daha önce de yapılan ama yeterince yaygın olmayan hipertansiyon, diyabet, obezite, kalp-damar hastalıklarına ilişkin değerlendirmeleri ile kanser ve yaşlılara yönelik taramaları, hedef nüfuslarındaki her kişi için gerçekleştirmesi ve HYP’ye işlemesi zorunlu hale getirildi.

Kanser taraması için kişiler tek tek aranıp davet edilecek

AA muhabirinin 1 Temmuz itibarıyla devreye alınan yeni uygulamalardan derlediği bilgilere göre, her aile hekimi, hedef nüfusundaki kişileri, telefon arayarak veya SMS ile davet ederek danışmanlık verecek, 30-65 yaş arası kadınların rahim ağzı kanseri, 50-70 yaş arası kadın ve erkeklerin de kalın bağırsak kanseri taramasını yapacak.

Ayrıca 40-69 yaş arası kadınlar da meme kanseri taraması için en yakın tarama birimine yönlendirilerek takip edilecek. Pozitif veya şüpheli olan sonuçlar, teşhis merkezlerine sevk edilecek.

Aile hekimleri, aylık hedef nüfuslarının taramalarını, rahim ağzı kanseri taraması için en az yüzde 50, meme kanseri taraması için en az yüzde 40, kalın bağırsak kanseri taraması için en az yüzde 50 olacak şekilde yapacak.

18 yaşından büyük herkesin yılda en az bir kez kan basıncı ölçümü yapılacak

Kişilerin hipertansiyon değerlendirmeleri çerçevesinde her aile hekimi, kendi nüfusuna kayıtlı 18 yaşından büyük bireyleri yılda en az bir kez kan basıncı ölçümü yapmak için davet edecek.

Kan basıncı yüksek hastalar ile 50 yaş üstü, kilolu, obez, sigara içen, şeker hastalığı bulunan, ailesinde kronik böbrek yetmezliği hikayesi olan kişilerin kan basıncı, boy, kilo ve bel çevresi ölçümü düzenli yapılacak.

Bu durumdaki hastalar gerektiğinde diyetisyen, fizyoterapist, psikolog gibi uzmanlardan destek almaları için Sağlıklı Hayat Merkezlerine yönlendirilecek.

Hipertansiyonu bulunan kişiler ayrıca e-Nabız sistemi üzerinden kendi tedavi planlarını görebilecek ve evde ölçtükleri kan basıncı değerlerini sisteme yükleyebilecek.

40 yaş üstü kişilerin kalp-damar hastalığı, diyabet ve obezite riski hesaplanacak

Aile hekimleri ayrıca 40 yaş ve üstü bireylerde başvuru sebebinden bağımsız olarak bir kez kardiyovasküler risk değerlendirmesi yapacak. Böylelikle kişilerin 10 yıllık zaman dilimi içinde ölümcül koroner kalp hastalığı, inme ve geçici iskemik atak geçirme riski hesaplanabilecek.

Öncelikle bireylerin, yaş, cinsiyet, sigara kullanımı bilgilerinin alınacağı değerlendirmede, kan basıncı ölçülecek, sistolik kan basıncı değeri alınacak ve total kolesterol değerine bakılacak.

Düşük riskli bireylere, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, tütün ve tütün mamullerinden uzak durma, alkolü bırakma gibi yaşam tarzı değişiklikleri konusunda danışmanlık verilecek, orta, yüksek ve çok yüksek risk grubundaki bireylerin ise Sağlıklı Hayat Merkezlerinden destek alması, daha ileri tetkik ve tedavi planı için uzman hekime yönlendirilmesi sağlanacak. Bu kişiler ayrıca diyabet ve obezite riski açısından da taranacak.

65 yaşından büyük herkes “yaşlı izlem taramalarına” alınacak

Aile hekimleri veya aile sağlığı çalışanları, 65 yaşını aşmış her bireyi yılda en az bir genel durum değerlendirmesi yapmak için telefon veya SMS’le aile sağlığı merkezlerine davet edecek. Kişilerin hastalık öyküleri alınacak, fiziksel muayene ve laboratuvar incelemeleri gerçekleştirilecek.

Yaşlı bireyin değerlendirmesinde, geçirdiği hastalıklar, Alzheimer/demans varlığı, sigara kullanımı, fiziksel aktivite durumu, beslenme alışkanlıkları, işitme, görme, idrar kaçırma gibi sorunları, ağız ve diş sağlığı problemleri ile ilaç kullanımı bilgileri bütüncül bakışla ele alınacak.

Yaşlı hastaların, yemek yeme, giyinme, telefon kullanma, yemek yapma gibi günlük yaşam aktivitelerini gerçekleştirmede yardıma ihtiyaç duyup duymadıkları saptanacak ve buna göre tedavilerine başlanacak. Yaşlılar, gerektiğinde daha ileri tetkik ve tedavi planı için uzman hekime yönlendirilecek.

Aile hekimleri, kişilerin hipertansiyon, diyabet, obezite, kalp-damar hastalıkları ile kanser ve yaşlı izlem taramalarına ilişkin değerlendirmelerini HYP’de bulunan ilgili modüllere kaydederek, düzenli izlenmesini sağlayacak.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

LONDRA (AA) – The Guardian’da yer alan habere göre, ülkedeki yakıt krizi nedeniyle başkent Londra’nın en büyük hastanelerinden University College Hastanesinde bu hafta randevularına gidecek olan çok sayıda kanser hastasına, “randevularının yeniden ayarlanması” gerektiği söylendi.

Bir hastane sözcüsü, “az sayıda” hastanın randevularının yeniden düzenlendiğini doğruladı ancak acil tedavi gerektiren hiçbir hastanın tedavisinin de ertelenmeyeceğini belirtti.

Sözcü, “Acil olmayan hasta taşıma sağlayıcımız tarafından hastanelerimize getirilecek hastalar için önümüzdeki birkaç gün içinde az sayıda ayakta tedavi randevusu düzenleyerek, mümkün olan yerlerde sanal randevular sunuyoruz.” dedi.

“Acilen bir çözüme ihtiyaç var”

Jo’s Cervical Cancer Trust kuruluşu yöneticisi Samantha Dixon da sorunun ciddi boyutta, endişe verici olduğuna işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:

“Bu durum ülke genelinde Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) personeline ek olarak, kanser hastaları ve aileleri üzerinde zaten zor bir zamanda ekstra stres yaratıyor. Kovid-19 nedeniyle kanser hizmetlerinde mevcut gecikme zaten yüksek ve ek gecikmelerin eklemesini göze alamayız. Hastaların ertelenmiş test ve tedavi beklentisiyle uğraşmak zorunda kalmaması için acilen bir çözüme ihtiyaç var. Zaten zor bir yılda, ihtiyaç duydukları son şey bu.”

Bazı sağlık çalışanları işine gidemedi

İngiltere’nin doğusundaki Bedfordshire bölgesindeki bazı hastane danışmanlarının da yakınlarındaki benzin istasyonlarında akaryakıtın bittiği gerekçesiyle işe gidemedikleri kaydedildi.

Ülkede sağlık veya eğitim gibi temel hizmetlerde görevli çalışanlara benzin istasyonlarında öncelik verilmesi çağrısında bulunuldu.

Ancak İngiltere Başbakanı Boris Johnson akaryakıt krizi ortasında kilit görevdeki çalışanlara öncelik verilmeyeceğini açıkladı.

Sağlık çalışanları da yakıt alımında kendilerine öncelikli erişim verilmedikçe hasta bakımının tehlikeye gireceği konusunda hükümeti uyardı.

İngiltere Kraliyet Hemşirelik Koleji Direktörü Patricia Marquis, bazı hemşirelerin iş verenlerine benzin istasyonlarındaki uzun kuyruklar ve boş pompalar nedeniyle bu hafta işe gidemeyeceklerini söylediklerini aktardı.

Marquis, yakıt tedarik sorununun NHS’yi etkilemeye başladığında, krizin özellikle hemşireler için endişe verici olduğunu, işe giden veya hastalarını evlerinde ziyaret eden hemşirelerin genellikle uzun mesafeler kat etmeleri gerektiğini bildirdi.

Nakliye aracı sürücüsü eksikliği yaşanıyor

İngiltere’de tır ve kamyon şoförü eksikliğinden kaynaklanan tedarik sorunları kısa zamanda süpermarketlerde rafların boş kalmasına, akaryakıt istasyonlarının kapanmasına neden oldu.

Uzmanlar, ülkenin Avrupa Birliği’nden (AB) çıkışıyla birlikte, nitelikli çalışanların ülkelerine dönme yönünde bir eğilim gösterdiğini belirtiyor.

Ulusal İstatistik Ofisi’nin (ONS) verilerine göre, İngiltere’de 2020 yılının başında 37 bin olan AB vatandaşı tır ve kamyon şoförü aktif olarak hizmet verirken, bu sayı şu anda 24 bin 350’e gerilemiş durumda.

Uzmanlar, ülkede nakliye şoförlerinin toplam sayısının halihazırda ihtiyaç duyulanın yaklaşık 100 bin altında olduğunu belirtiyor.

İSTANBUL (AA) – Medicana International İstanbul Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Deniz Arslan, "Sigara, alkol, obezite, virüs, bakteriler, UV ışınları ve kimyasal karsinojenler gibi çevresel faktörler tüm kanser nedenlerinin yüzde 50'sini oluşturmaktadır, önlenebilir. Kanserin yarısını önlemek elimizde." ifadelerini kullandı.

Medicana International İstanbul Hastanesi'nden yapılan açıklamaya göre, kanser, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de önemli bir halk sağlığı sorunu. Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) verilerine göre, 2020 yılında tüm dünyada yaklaşık 20 milyon yeni kanser vakasına rastlanırken, yaklaşık 10 milyon kişi kansere bağlı nedenlerle hayatlarını kaybetti. Türkiye de ise geçen yıl yaklaşık 230 bin yeni kanser vakası tespit edilirken, yaklaşık 130 bin kişi kansere bağlı nedenlerle yaşamını yitirdi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Medicana International İstanbul Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Arslan, kanserin sebepleri, korunma ve tarama yöntemlerini aktardı.

Arslan, bu konuda 3 temel nedenin sayılabileceğini belirterek, şunları kaydetti:

"Birincisi, rasgele mutasyon dediğimiz, yaşlanmaya bağlı olarak genlerimizde meydana gelen önleyemediğimiz değişikliklerdir. Bu tüm kanser nedenlerinin yaklaşık yüzde 35'ini oluşturmaktadır. İkincisi, kalıtsal geçiş ve ailevi yatkınlıktır, kanser nedenlerinin yüzde 15'ini oluşturur. Bu da önlenemez fakat erken tanı çoğunlukla mümkündür. Üçüncüsü, sigara, alkol, obezite, virüs, bakteriler, UV ışınları ve kimyasal karsinojenler gibi çevresel faktörlerdir, tüm kanser nedenlerinin yüzde 50'sini oluşturmaktadır, önlenebilir. Buradan da anlaşılabileceği gibi kanserin yarısını önlemek elimizde."

Sigaranın tüm kanserlere bağlı yaşam kayıplarının yüzde 35 nedeni olduğuna işaret eden Arslan, "Sigara, en sık görülen akciğer kanserinin yüzde 95 ana sebebidir. Bunun yanında baş, boyun, meme, böbrek, idrar torbası, pankreas ve rahim ağzı kanserlerine yol açmaktadır. Sigaraya hiç başlamamalı, içiyorsak bırakmalıyız." ifadelerini kullandı.

– "Alkolün vücutta yıkımı sonucu ortaya çıkan Asetaldehit direkt DNA hasarına neden oluyor"

Prof. Dr. Arslan, alkolün de tüm kansere bağlı yaşam kayıplarının yüzde 5-10 nedeni olduğunu vurgulayarak, "Özellikle baş, boyun kanseri, meme, yemek borusu, mide, pankreas ve kolon kanserine yol açabilmektedir. Alkolün vücutta yıkımı sonucu ortaya çıkan Asetaldehit direkt DNA hasarına neden olmakta, bunun sonucunda kanser gelişebilmektedir. Günde bir kadeh alkol kullanmak bile kaza, tüberküloz ve kanser gelişimine yol açarak yaşam süresini azaltmaktadır." değerlendirmesinde bulundu.

Obezitenin başta meme, pankreas, böbrek, rahim ve karaciğer kanserleri için başlıca risk faktörü olduğuna işaret eden Arslan, kilo kontrolü sağlamanın birçok kanserin gelişimini önleyebildiğini bildirdi.

Arslan, egzersizin, az veya orta düzeyde birçok kanser gelişimini azaltırken, ayrıca meme ve kolon kanseri başta olmak üzere birçok kanserin tekrarlama oranlarını düşürdüğünün kanıtlandığını belirtti.

Kırmızı et ve işlenmiş et tüketiminin (salam, sosis, jambon, sucuk gibi) özelikle kalın bağırsak kanser riskini kesin olarak artırdığından Uluslararası Kanser Araştırma Birimi'nin ya hiç tüketilmemesi ya da tüketiminin azaltılmasını önerdiğini anımsatan Arslan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Hava kirliliği çeşitli solunum yolu hastalıklarına yol açmasının yanında, akciğer kanseri ve diğer birçok kansere neden olabilmektedir. Güneşten korunma sonucunda daha az UV ışınlarına maruz kalınması başta melanom (ben kanseri) ve diğer cilt kanser gelişimini azaltmaktadır. Güvenli cinsel ilişki HPV, HIV, EBV, Hepatit B ve C gibi kanserle ilişkili virüslerin (rahim ağzı kanseri, lenfoma, kaposi sarkomu, baş boyun ve karaciğer kanseri gibi) bulaşmasını azaltmaktadır. Ayrıca, HPV ve Hepatit B'ye karşı koruyucu aşı yapılmalıdır. Aile öykümüzü ve kansere genetik yatkınlığımızı biliyorsak genetik danışmanlık alarak ve uygun zamanda başlayacağımız kanser tarama yöntemleriyle kanser gelişmeden tedbirler alabilir ve erken teşhis sağlanarak yaşam kaybının önüne geçebiliriz."

– "Kanser önlenebilen, erken teşhisi ve tedavisi mümkün bir hastalıktır"

Verilen bilgiye göre, kanserleri düzenli tarama testleri ile erken teşhis etmek mümkün oluyor.

Bunlardan bazıları şöyle:

"Meme kanseri; en önemli tarama yöntemi mamografidir. Mamografi tarama yöntemi meme kanserine bağlı ölüm riskini yüzde 20 azaltır, yaptırmayanlarda ileri evre meme kanser gelişimi 4 kat artmıştır. Ortalama meme kanseri riski olan kadınlarda tarama 45-54 yaşları arasında yıllık yapılmalıdır. 55 yaşından sonra 2 yılda bir tarama tavsiye edilir. Fakat istiyorlarsa 40 ve 55 yaşından itibaren de yıllık tarama yaptırabilirler.

Akciğer kanseri; ağır sigara içiciliği olan (günde bir paket 30 yıl ya da iki paket 15 yıl içmiş olmak gibi) özellikle 50-80 yaş arasındaki kişiler, sigarayı 15 yıl içinde bırakmış olsalar dahi ve hiçbir şikayetleri bulunmasa da yıllık düşük doz toraks (akciğer) tomografisi ile tarama yaptırmalıdırlar. Böylece teşhiste ileri evre akciğer kanseri saptanma oranı yüzde 50'den yüzde 10'lara düşmekte, ilk evrede saptanma oranı yüzde 70'lere varmaktadır.

Kalın bağırsak kanseri; tarama yaşına 45 yaşında başlanması önerilmektedir. Yıllık gaitada gizli kan, 3 yılda bir rektosigmoidoskopi (alt kalın bağırsak kısmının kontrolü), 10 yılda bir kolonoskopi (tüm kalınbağırsağın kontrolü) yaptırmalıdır.

Rahim ağzı kanseri; düzenli olarak kadın doğum uzmanlarının belirleyeceği aralıklarda pap smear ve HPV testi yaptırılmalıdır.

Prostat kanseri; 50 yaşından itibaren düzenli olarak PSA testi ve elle makkattan muayene önerilmektedir. Unutulmamalıdır ki kanser önlenebilen, erken teşhisi ve tedavisi mümkün bir hastalıktır."