Pts. Kas 18th, 2019

AK Parti MYK Toplantısı / “Onların zamanında verilen asgari ücretle ilaç bile alınamıyordu”

ANKARA (AA) – AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile danışıklı dövüş içerisinde olduğu iddialarına tepki göstererek, "Bu açıklamaları yapan kişi siyaset biliminin konusu olmaktan çıkmıştır, bu psikolojinin konusudur. Bununla ilgili psikologlardan yorum almakta büyük bir fayda vardır." dedi.

Çelik, Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, parti genel merkezinde gerçekleştirilen AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail Başbakanı Netanyahu ile danışıklı dövüş içerisinde olduğu iddialarının anımsatılması üzerine Çelik, şunları söyledi:

"Bu kadar sorumsuz, bu kadar ciddiyetsiz bir genel başkan olabilir mi? Netanyahu ile danışıklı dövüş içerisinde 'Sen beni eleştir, ben seni eleştireyim; böylece seçimleri kazanalım.' gibisinden bir oyun içerisinde olunduğunu ifade ediyor. Artık bu açıklamaları yapan kişi siyaset biliminin konusu olmaktan çıkmıştır, bu psikolojinin konusudur. Bununla ilgili psikologlardan yorum almakta büyük bir fayda vardır. Cumhurbaşkanımız, Netanyahu'nun orada ortaya koyduğu devlet terörüne karşı, o insanları katletmesine karşı en güçlü duruşu sergiliyor. Fakat parlamenter sistemde ana muhalefet partisinin genel başkanlığı pozisyonundan, bugünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde ikinci parti pozisyonundaki bir partinin genel başkanının ağzından çıkan şeyi delillendirecek bir düzeyde olması lazım, söylediği şeyin ciddiye alınacak olması lazım. Nasıl bir şeydir bu, 'Netanyahu ile Cumhurbaşkanı arasında bir anlaşma var; sen beni eleştir, ben seni eleştireyim; beraber seçim kazanalım' gibisinden bir tutum içerisine giriyor. Bunu nereden üretir, aklına nereden gelir? Yani hangi kurgunun ürünüdür, bunu siyasal alan içerisinde tespit etmek artık bizim vazifemiz değil. Bunun psikolojik alan içerisinde teşhis edilmesi lazım. Yani artık tespit konusu olmaktan çıkmış artık teşhis konusuna dönüşmüştür."

– "Kimse Kılıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanı olmaya çok meraklı değil"

Kılıçdaroğlu'nun, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik "Benim cumhurbaşkanım değilsin", "Nasıl bir seçimle geldiğini ben gayet iyi biliyorum" ifadeleriyle ilgili değerlendirmelerinin sorulması üzerine ise Çelik, şunları kaydetti:

"Siyaset alanı içerisine duran birisinin en çok dikkat etmesi gereken şey, demokratik prensipler konusunda hassasiyettir, demokratik prensiplere saygı göstermesidir. Defalarca seçim kaybetmiş bu şahıs en son geldiği noktada şunu yapıyor. Artık seçimlerin de önemli olmadığını söylüyor, seçimleri itibarsızlaştırmaya çalışıyor. Orada bir ifadesi var, 'Benim cumhurbaşkanım değilsin'. Hiç kimse de Sayın Kılıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanı olmaya çok meraklı değil. Sayın Kılıçdaroğlu gibi sürekli sistematik olarak yanlış bilgi üreten, yalan söyleyen birisinin 'Benim cumhurbaşkanım değil.' sözünün bizim açımızdan hiçbir ciddiyeti yoktur. Ama orada 'Nasıl bir seçimle geldiğini ben gayet iyi biliyorum… 81 milyonun değil çok sınırlı sayıda bir grubun cumhurbaşkanısın.' diyor. Şimdi bu Türkiye'deki seçimlere dönük, vatandaşların iradesine dönük, milli iradeye dönük her türlü prensibin reddedilmesi anlamına geliyor, her türlü prensiple kavga edilmesi anlamına geliyor. Hiçbir şekilde demokratik prensiplerle uyumlu olmayan, hiçbir şekilde demokrasiye saygı duymayan, seçimlere saygı duymayan, seçim kaybettikten sonra bu koltukta niye kalıyorsuna cevabı olmadığı için bu sefer de seçimleri aşağılamaya başlayan bir ruh haline bürünerek önümüze geliyor."

Çelik, bir siyasi partinin başındaki kişi olarak Kılıçdaroğlu'nun siyasi alanın dışına çıktığını ifade ederek, "Seçimleri tanımıyor, demokratik prensipleri tanımıyor. Burada, fikri takip çerçevesinde kaç defa yalanladık. 'Cumhurbaşkanı BM'de konuştuğu zaman Kudüs'ten bahsetmedi.' dedi. Burada belgesini gösterdik, açıkladık, ses gelmedi. Onun dışında kendi milletvekillerinin gayridemokratik, antidemokratik, gayrimeşru ifadelerini burada ortaya koyduk, bunlara herhangi bir cevap gelmedi." dedi.

– "Sen de sokağa çık, durumu görelim"

Kılıçdaroğlu'nun FETÖ'nün 15 Temmuz'da yaptığı işe darbe diyemediğini ama Meclisin aldığı kararı "darbe" diyerek aşağılamaya çalıştığını belirten Çelik, şöyle konuştu:

"Geçmişte Türkiye'de son derece istismar edilen şöyle bir şey vardı; 'laikliğe karşı odak' denilerek, laiklik meselesi bir laikçilik meselesine dönüştürülerek siyasetçinin üzerine gidilirdi, siyasi partiler kapatılırdı. Yanlış bir şekilde kullanılırdı bu. Devletin tek niteliği laiklik değil. Laiklikle birlikte demokrasi ve hukuk devleti niteliği var. Dolayısıyla 'demokrasiye karşı odak olmak' diye bir kavramdan bahsedilse herhangi bir şekilde bu bir arama motoruna yazılsa otomatik olarak artık bundan sonra sanki karşısına Kılıçdaroğlu çıkacak gibi bir noktaya geliyor. Sürekli olarak demokrasiye karşı odak olan, bununla ilgili siyaset üreten bir yapı haline gelmiştir. Başka şeyler de söylüyor. Mesela 'Dünyada halkından bu kadar kopuk başka bir devlet adamı yoktur.' diyor. Hadi bakalım Cumhurbaşkanımız sokağa çıktığındaki durumu görüyoruz. Sen de sokağa çık, durumu görelim. Kim halkla organik ilişki kurmakta, kim halkından kopuk, buna karar verecek merci halktır. Karşımızda çok büyük bir problem var. Bu problem de şu; siyasal alan içerisinde kurulmuş bir siyasal partinin genel başkanı olarak siyasetin prensiplerine, demokrasinin prensiplerine saygı göstermesi gerekirken, her gün siyasal prensipleri, siyasal meşruiyeti ve demokratik prensipleri aşındırmak üzere siyaset yapan birisi haline gelmiş durumda. O konuşmasında hükümet ve bütçeyle ilgili bazı eleştirileri de var. '2019 yılı bütçesi tefecilere hizmet veren bir bütçedir. Bütçede faiz giderleri sürekli artmaktadır.' diyor. Bakın 17 yıldır AK Parti sürekli olarak hizmet bütçesi yapmaktadır. AK Parti olarak iktidara geldiğimizde toplanan her 100 lira verginin 86 lirası faize gidiyordu, şimdi topladığımız 100 lira verginin 87 lirası vatandaşa hizmete ayrılmaktadır. Kılıçdaroğlu'nun temsil ettiği zihniyette en ufak bir değişiklik yoktur."

– "Onların zamanında verilen asgari ücretle ilaç bile alınamıyordu"

CHP zihniyetinin Yassıada zihniyeti olduğunu, bu zihniyetin sadece bütçeyi değil ülkeyi ve demokrasiyi tefecilere teslim ettiğini savunan Çelik, konuşmasına şöyle devam etti:

"Mesela 'Asgari ücretliyi ezen bir bütçedir' diyor. Asgari ücret, işçi ve işveren temsilcilerinin mutabakatıyla açıklandı. Geçmişte asgari ücretliye SSK hastanelerini hapishaneye çevirmişlerdi bunlar. İnsanlar orada neredeyse esir ediliyordu. Onların zamanında verilen asgari ücretle ilaç bile alınamıyordu. İlaç alacak parası olsa ilaç bulamıyordu. 'Bu bütçe emekliye bir şey getirmiyor.' diyor. Emekli eskiden olduğu gibi SKK hastanelerinde perişan olmuyor. Tabii ki daha iyi şartlar olsun, emeklilerimize daha iyi hizmetler sunalım diye hükümetimizin ekonomik hizmetleri artırmakla ilgili gayretleri sürüyor. Yeni yaptırdığımız şehir hastanelerinde birinci sınıf sağlık hizmetleri veriyoruz. Bunun herhangi bir şekilde hayatında seçim başarısı olmayan, herhangi bir iş başarısı olamayan birinin anlaması mümkün olmayan bir olay olduğunu biliyoruz. Onun dışında, 'Türkiye'de traktör üretimi ve satışı düşmüştür.' diye tekrar tekrar açıklama yapıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre, ülkemizdeki traktör sayısı 2002 yılından bugüne kadar yüzde 34,7 oranında artmış. Sürekli olarak artış gösteren bir tablo vardır. Esnafla ilgili söylediklerinin hiçbirinin matematiksel ve siyasal bir gerçekliği yok."

(Sürecek)