Akıncı davası sanıkları cezasız kalmadı: Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Kavşağı'nda 15 kişiyi şehit eden pilot

ANKARA(AA) – Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü’ndeki eylemlere ilişkin davanın sanıkları cezasız kalmadı.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Kavşağı’nı bombalayan eski pilot üsteğmen Müslim Macit de bu sanıklar arasında yer aldı.

AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, son ana kadar ihanet hevesinden vazgeçmeyen Akıncı Üssü’ndeki darbeciler, 16 Temmuz sabah 06.19’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi kavşağı ile otoparkı bölgesine birer bomba attı.

O bölgedeki vatandaşlardan 15’inin şehit olmasına neden olan bombanın atıldığı “Aslan 6” kodunu kullanan “93-0671” kuyruk numaralı uçağın pilot koltuğunda eski üsteğmen Macit vardı.

Darbeci eski kurmay yarbay Hakan Karakuş’un emriyle saldırıyı gerçekleştiren Macit’in eylemi, Akıncı Üssü’nden gerçekleştirilen son bombalı saldırı olarak kayıtlara geçti.

Macit ve bombalama talimatını veren Karakuş arasındaki diyalog telsiz kayıtlarına şöyle yansıdı:

Macit: Bana verilen koordinat, mutabık mıyız?

Karakuş: Mutabık.

Macit: Hepsine tek tek atış gerçekleştireceğim.

Karakuş: Mutabık, üç tane.

Macit: Üç tane alındı.

Macit: Filo, Aslan 6, yol kavşağı ve cami önü tamamlandı, koordinatın batısında herhangi bir noktaya mı?

Karakuş: Bir şey yoksa atmayın.

Macit: Koordinata atmıyorum, mutabık mıyız?

Karakuş: Mutabık.

Macit: Söylenen iki hedef başarıyla vuruldu.

Karakuş: Anlaşıldı, ellerinize sağlık.

Talimatı Karakuş’tan aldı

Darbe girişiminden bir gün önce pilotlar Mehmet Çetin Kaplan ve Adem Kırcı ile eski pilot kurmay binbaşı Mehmet Fatih Çavur’un evinde düzenlenen örgüt toplantısına katılan Macit, darbe yapılacağını burada öğrendi.

Akıncı Üssü 141. Filo’da eski yarbaylar Karakuş ve Hasan Hüsnü Balıkçı’nın başkanlığında görev dağılımının yapıldığı toplantıya katılan 18 darbeci pilotun arasında Macit de vardı.

Gözaltına alındığında olay gecesi uçmadığını, herhangi bir eylemde bulunmadığını iddia eden Macit, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Bu şekilde 14 gün dışarıda kaldıktan sonra yeniden gözaltına alınan Macit, “İlk ifademde Savcı Bey’e uçmadığımı söylemiştim. Haberlerde benim attığım bomba ile insanların öldüğünü öğrendim, bunu kimseye söyleyemedim.” dedikten sonra FETÖ üyesi olduğunu, çalıntı sorularla kurmaylığı kazandığını, Karakuş’un emriyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi bölgesine iki bomba attığını kabul etti.

Darbe girişiminin FETÖ tarafından yapıldığını en ince ayrıntısına kadar anlatan Macit, şu itiraflarda bulundu:

“Devrem Adem Kırcı, bana ‘Çavur binbaşı not bırakmış. Sen, ben ve Mehmet Çetin Kaplan ile görüşmeye gideceğiz.’ şeklinde mesaj çekmiş. Üçümüz Mehmet Fatih Çavur’un evine perşembeyi cumaya bağlayan gece gittik. Çavur, ‘Yarın üste çok farklı bir harekat olacak, üs kalabalık olacak. Merkez burası olacak, dışarıdan asker olarak katılacak birlikler de olacak. Katılmak ister misiniz? Siz bugüne kadar bunlar için yetiştirildiniz. Verdiğimiz emeğin karşılığını ödeyeceksiniz. Ben bugüne kadar savaşvari günler olmasını bekliyordum. Vatan için bunu yapmamız gerekiyor. Bunu bilen 5 kişi var, bugün de siz öğrendiniz. Üs komutanının da haberi yok’ dedi. Diğer 5 kişiyi söylemedi. Biz, ‘Üs komutanının haberi yok.’ deyince Ahmet Özçetin’in bu işin planlayıcıları arasında yer aldığını düşündük.”

“Cemaatin darbe yaptığını biliyordum”

Darbe girişiminden birkaç saat önce 141. Filo Gazinosu’nda düzenlenen son darbe toplantısına da katılan Macit, 15 Temmuz gecesi Ankara’yı vuran pilotlarla onları yönlendiren darbecilerin toplantıda hazır bulunduğunu belirterek, orada konuşulanları detaylarıyla savcıya anlattı.

Macit, Karakuş’un talimatıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Kavşağını nasıl bombaladığını ise şu sözlerle aktardı:

“Karakuş, ‘Hedefleri veriyoruz.’ diyerek bana talimatlarda bulundu. ‘Koordinatın yanındaki kavşak, caminin önü, koordinatın batısı.’ diye tariflerde bulundu. ‘Batı’da bir şey yok.’ deyince, Karakuş diğerlerine ‘Atış serbest.’ dedi ve kavşağa bir MK-82’yi görerek ve dalarak atış yaptım. Sonra tekrar havalandım. Bu sefer de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin oradaki cami yakınlarına dalarak ve görerek, atış yaptım. Bu sırada kuleden Karakuş ile irtibat halindeydim. Onun talimatıyla atış yaptım. Caminin yanına da bir bomba attım. Daha sonra uçaklar beni önlemeye geldiler. Beni uyararak, üssüme dönmem gerektiğini belirttiler. Bunun üzerine üsse döndüm. Bu esnada bizim, yani hizmet hareketinin, cemaatin darbe yaptığını biliyordum.”

Macit, uçaklara bombalama talimatlarının Ahmet Tosun ve Mete Kaygusuz tarafından dönüşümlü olarak verildiğini, onların talimatları Ahmet Özçetin’den aldıklarını, Özçetin’e ise talimatların ya telefondan ya da üste bulunan sivil ya da general rütbesindeki kişilerden geldiğini söyledi.

İtiraflarının sonunda Macit, “O gün olacaklardan erken haberim olmasına rağmen karşı koyacak cesareti gösteremedim.” dedi.

Ablasına da itiraf etti

Macit, cezaevinde kendisini ziyarete gelen ablasına da saldırıya ilişkin itiraflarda bulundu.

Macit, cezaevi müdürlüğünce tutanak altına alınan beyanında ablasına asıl hedefin Jandarma Genel Komutanlığı Nizamiyesi önünde darbecileri protesto eden kalabalık olduğu bilgisini verdi.

Darbe girişimine ilişkin bildiği her şeyi mahkemede anlatacağına işaret eden Macit, ablasının tepkisiyle karşılaştı.

Ablası, eşinin böyle bir şey yapmamasını istediğini söyleyerek avukatın yönlendirmesini dikkate almasını istedi.

Macit’ten bombalama sonucu şehit olanları düşünmemesini de isteyen ablası, “Düşünme artık, o kadar da çok inceleme. Bakalım yani kardeşim, fazla düşünme, sabırlı ol. Eğer çok incelersen olmaz Müslim. Azıcık elini salla, oldu bir kere, olmasaydı iyiydi ama oldu. Böyle üstünde durmanın gereği yok.” telkininde bulundu.

Şehit ettiği vatandaşlar için kefaret orucu tutacağını dile getiren Macit’e ablası, “Ya sen, o denilenlere bakma kardeşim.” karşılığını verdi. Macit de “Ama Kur’an’da yazıyor, denilen değil.” çıkışı üzerine ablası şehit sayısını kastederek “13-15 dediklerine bakma.” dedi.

Macit, savcılık sorgusundaki itirafı, telsiz görüşmeleri ve soğukkanlılıkla sivillere nasıl bomba attığına ilişkin ablasına anlattıklarını mahkemede inkar etti.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince karara bağlanan Akıncı Üssü darbe girişimi davasında yargılanan Müslim Macit, 16 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 283 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Sanıklara verilen cezalar

Akıncı Üssü davasında 291 sanık, en az bir kez “ağırlaştırılmış müebbet” hapis cezasına çarptırıldı.

Bunlardan 15’i asker, 4’ü sivil 19 sanık, yönetici sıfatıyla bütün eylemlerden sorumlu tutularak, “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “Cumhurbaşkanına suikast” ve 77 kişinin şehit edilmesine ilişkin toplam 79’ar kez ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırıldı. Bu sanıkların tamamı, 198 kişiye ilişkin “kasten öldürmeye teşebbüs”, 22 kişiye yönelik “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve bir kişiye yönelik “kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs” suçlarından da toplam 3 bin 901 yıl 6’şar ay hapis cezasına mahkum edildi.

Sanıklardan 46’sına “müebbet hapis” cezası, 19’una “anayasal düzeni ihlale teşebbüse yardım” suçundan 12 yıl 6’şar ay ile 16 yıl 8’er ay arasında değişen hapis cezaları verildi.

“Silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 41 sanığın 6 yıl 3’er aydan 9’ar yıla kadar hapis cezasına mahkum edildiği davada, 70 kişinin de bütün suçlamalardan beraatine hükmedildi.

Aralarında FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ile firari Adil Öksüz’ün bulunduğu 6 sanığın dosyası ise ayrıldı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Türkiye’nin talebi üzerine sınır dışı edildiği Brezilya’dan geldiği İstanbul Havalimanında 3 Temmuz’da gözaltına alındıktan sonra İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne götürülen “Çiftlik Bank” davası sanığı Mehmet Aydın’ın burada verdiği ifadenin ayrıntıları ortaya çıkmaya başladı.

İfadesinde, “Çiftlik Bank” projesini öncelikle bir internet oyunu olarak tasarladığını, oyuna yüksek katılım olunca şirket kurmaya karar verdiğini savunan Aydın, sistemi Kıbrıs’ta kurduğu şirket üzerinden yönetmeye başladığını ve zamanla şarküteri ve çiftlikler açtığını söyledi.

Bazı kişilerin para istemesi üzerine eşiyle yurt dışına çıktığını ve geri gelmediğini anlatan Aydın, yurt dışında bulunduğu süreçte de çeşitli ülkelerde firmalar açtığını, Türkiye’deki “Çiftlik Bank” işlerinin ise çalışanlarınca yürütüldüğünü ifade etti.

“Kimseye kesin kazanç vaadinde bulunmadım”

Aydın, “Çiftlik Bank” sisteminde kimseye kesin kazanç vaadinde bulunulmadığını, onlara sadece sistem herhangi bir şekilde kapanırsa sadece ana para iadesi garantisi verildiğini öne sürerek, oyuna üye olanların reel çiftliklerde payının olmadığını, binlerce üyenin de oyunda kazandığı paraları nakit olarak teslim aldığını iddia etti.

“Çiftlik Bank”ın mucidi ve kurucusu olduğunu söyleyen Aydın, bu sistemi asla dolandırıcılık amacıyla kurmadığını, her zaman iyi niyetli davrandığını, şirketin kapandığı son ana kadar ana para iadesi yapmasının da iyi niyetli olduğunu gösterdiğini savundu.

“Mağduriyetleri karşılayabilirim”

Sistemde görev alan şahısların kötü niyetli davranıp kendilerine haksız menfaat temin ederek kendisini de zarara uğrattığını iddia eden Aydın, tüm malvarlığının bu sistemden zarar görenlerin mağduriyetinin giderilmesi için kullanılmasını istedi.

Basından soruşturmayı takip ederken Çiftlik Bank mağdurlarının 64 milyon lira zarara uğradığı yönünde haberler gördüğünü ifade eden Aydın, Türkiye’de kurulu “Çiftlik Bank” organizasyonundaki şirketlerin malvarlıklarının ise 200 milyon lira civarında olduğunu öne sürdü.

Mehmet Aydın, bu mağduriyeti karşılayacağından dolayı teslim olmaya karar verdiğini, bu kapsamda Brezilya’da teslim olduğunu anlattı.

Olay

Kamuoyunda “Çiftlik Bank” olarak bilinen ve gelir getirme vaadiyle çok sayıda vatandaşın mağdur olmasına yol açan sistemin kurucusu olan ve 2 yıldan fazla süredir firari bulunan Mehmet Aydın, Türkiye’nin talebi üzerine Brezilya tarafından sınır dışı edilmişti.

Aydın, 3 Temmuz’da 22.10’da getirildiği İstanbul Havalimanı’nda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla uçakta gözaltına alınmıştı.

Savcılığın hakkında 4 gün gözaltı süresi verdiği “Tosuncuk” lakaplı Aydın, havalimanındaki işlemlerinin ardından Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü yerleşkesine getirilmişti.

Hakkında, 102 mağdurun şikayetçi olması üzerine “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “suç örgütüne üye olma”, “bilişim sistemlerini araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık” ve “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçlarından yeni bir soruşturma dosyası açılan Aydın’la ilgili devam eden davada ise “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” ve “dolandırıcılık”, “Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” gibi çeşitli suçlardan 75 bin 260 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Muhabir: Filiz Kınık Öz,Ali Cevahir Aktürk

ANKARA (AA) – Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Antalya’nın Elmalı ilçesinde iki kardeşin istismarına ilişkin davada mağdur iki çocuğun devlet korumasına alınması talebinin mahkemece kabul edildiğini, çocuklara bakanlığa bağlı bir kuruluşta sağlıklı ve güvenli bir yaşam alanı sağlanacağını bildirdi.

Bakanlıktan Elmalı’da iki kardeşin istismarına ilişkin davayla ilgili yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Antalya Elmalı’da yargılama süreci devam eden istismar vakasında, mağdur iki çocuğumuz hakkında mahkemeye yaptığımız devlet korumasına alınma talebi kabul edilmiştir. Çocuklarımıza, bakanlığımıza bağlı bir kuruluşta sağlıklı ve güvenli bir yaşam alanı sağlayacağız.”