Akıncı davası sanıkları cezasız kalmadı: Pilotları yönlendiren eski yarbay Hakan Karakuş

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü’ndeki faaliyetlere ilişkin davanın sanıklarının eylemleri cezasız kalmadı.

Mahkum edilen isimlerden biri de darbeci eski orgeneral Akın Öztürk’ün damadı olan Hakan Karakuş’tu.

AA muhabirinin dava dosyasından derlediği bilgilere göre, darbe girişimine kadar yarbay rütbesiyle Akıncı Üssü 141. Filo Komutanı olan Karakuş, 12 ve 13 Temmuz’da dönemin üs komutanı eski tuğgeneral Hakan Evrim, dönemin üs harekat komutanı eski albay Ahmet Özçetin, 143. Filo Komutanı eski binbaşı Mustafa Azimetli, eski pilot yarbay Hasan Hüsnü Balıkçı ve eski pilot binbaşı Mehmet Fatih Çavur ile darbe hazırlıkları kapsamında toplantılar yaptı.

Darbe girişiminden hemen önce Akıncı davasında mahkum edilen Mustafa Azimetli ile birlikte Balıkesir’e uçarak F-16 savaş uçağına hedefleri tam isabetle vurmalarını sağlayan “sniper pod” cihazı taktıran Karakuş, darbe girişimi başlamadan önce uçaklara mühimmat yüklenmesini sağladı.

Karakuş, 14 Temmuz 2016’da, darbe girişimi sırasında alıkonulacak generallerin tutulacakları yerleri hazırlattı.

Darbe girişimi günü örgüte sadık pilotlarla bir araya gelerek görev dağılımı yapan Karakuş, olay gecesi Akıncı Üssü’ndeki uçuş kulesinde bulunanlara ve havalanan darbeci pilotlara emirler verdi. Karakuş, ayrıca Adana’dan kalkan tanker uçaklarının Ankara’ya gelmesini sağladı.

“Sarayı da bombalayın…”

Darbe girişimi gecesi uçuş kulesinde görev yapan nöbetçi subay R.G, girişimin başarısız olduğu bilinmesine rağmen Karakuş’un uçakları havada tutmak istediğini, sabah saatlerinde havadaki son uçağa “Sarayı da bombalayın, elinize sağlık.” dediğini bildirdi.

16 Temmuz 2016 sabahı darbeci F-16 pilotu Müslim Macit, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi çevresini bombalayarak 15 vatandaşı şehit etti, 7 kişiyi de yaraladı. Macit’e bombalama emrini veren Karakuş, bombaları atmasının ardından “Eline sağlık” dedi.

Karakuş, darbe girişiminin başarısızlığa uğratılmasının ardından yakalandı.

Akıncı Üssü davasında yaptığı esas hakkındaki savunmada filodan kalkan uçuşları kontrol ettiğine ilişkin suçlamaları reddeden Karakuş, kule ile uçaklar arasındaki konuşmaların montaj olduğunu öne sürdü. Karakuş, darbe girişimi gecesine ait telsiz konuşmalarının hukuka uygun şekilde elde edilmediğini savundu. Ama Adli Tıp Kurumunca verilen uzman raporu, Karakuş’un konuşmaların montajlandığına yönelik iddiasını boşa çıkardı.

Darbe girişimi sonrası evinde yapılan aramada çok sayıda 1 banknotluk ABD doları bulunan Karakuş, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “Cumhurbaşkanına suikast” ve 77 kişinin şehit edilmesine ilişkin toplam 79 kez ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edildi.

Karakuş, 198 kişiye yönelik “kasten öldürmeye teşebbüs”, 22 kişiye yönelik “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve bir kişiye yönelik “kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs” suçlarından da toplam 3 bin 901 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Sanıklara verilen cezalar

Akıncı Üssü davasında 291 sanık, en az bir kez “ağırlaştırılmış müebbet” hapis cezasına çarptırıldı.

Bunlardan 15’i asker, 4’ü sivil 19 sanık, yönetici sıfatıyla bütün eylemlerden sorumlu tutularak “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “Cumhurbaşkanına suikast” ve 77 kişinin şehit edilmesine ilişkin toplam 79’ar kez ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırıldı. Bu sanıkların tamamı, 198 kişiye ilişkin “kasten öldürmeye teşebbüs”, 22 kişiye yönelik “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve bir kişiye yönelik “kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs” suçlarından da toplam 3 bin 901 yıl 6’şar ay hapis cezasına mahkum edildi.

Sanıklardan 46’sına müebbet hapis cezası, 19’una “anayasal düzeni ihlale teşebbüse yardım” suçundan 12 yıl 6’şar ay ile 16 yıl 8’er ay arasında değişen hapis cezaları verildi.

“Silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 41 sanığın 6 yıl 3’er aydan 9’ar yıla kadar hapis cezasına mahkum edildiği davada, 70 sanığın bütün suçlamalardan beraatine hükmedildi.

Aralarında FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ile firari Adil Öksüz’ün bulunduğu 6 sanığın dosyası ise ayrıldı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Türkiye’nin talebi üzerine sınır dışı edildiği Brezilya’dan geldiği İstanbul Havalimanında 3 Temmuz’da gözaltına alındıktan sonra İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne götürülen “Çiftlik Bank” davası sanığı Mehmet Aydın’ın burada verdiği ifadenin ayrıntıları ortaya çıkmaya başladı.

İfadesinde, “Çiftlik Bank” projesini öncelikle bir internet oyunu olarak tasarladığını, oyuna yüksek katılım olunca şirket kurmaya karar verdiğini savunan Aydın, sistemi Kıbrıs’ta kurduğu şirket üzerinden yönetmeye başladığını ve zamanla şarküteri ve çiftlikler açtığını söyledi.

Bazı kişilerin para istemesi üzerine eşiyle yurt dışına çıktığını ve geri gelmediğini anlatan Aydın, yurt dışında bulunduğu süreçte de çeşitli ülkelerde firmalar açtığını, Türkiye’deki “Çiftlik Bank” işlerinin ise çalışanlarınca yürütüldüğünü ifade etti.

“Kimseye kesin kazanç vaadinde bulunmadım”

Aydın, “Çiftlik Bank” sisteminde kimseye kesin kazanç vaadinde bulunulmadığını, onlara sadece sistem herhangi bir şekilde kapanırsa sadece ana para iadesi garantisi verildiğini öne sürerek, oyuna üye olanların reel çiftliklerde payının olmadığını, binlerce üyenin de oyunda kazandığı paraları nakit olarak teslim aldığını iddia etti.

“Çiftlik Bank”ın mucidi ve kurucusu olduğunu söyleyen Aydın, bu sistemi asla dolandırıcılık amacıyla kurmadığını, her zaman iyi niyetli davrandığını, şirketin kapandığı son ana kadar ana para iadesi yapmasının da iyi niyetli olduğunu gösterdiğini savundu.

“Mağduriyetleri karşılayabilirim”

Sistemde görev alan şahısların kötü niyetli davranıp kendilerine haksız menfaat temin ederek kendisini de zarara uğrattığını iddia eden Aydın, tüm malvarlığının bu sistemden zarar görenlerin mağduriyetinin giderilmesi için kullanılmasını istedi.

Basından soruşturmayı takip ederken Çiftlik Bank mağdurlarının 64 milyon lira zarara uğradığı yönünde haberler gördüğünü ifade eden Aydın, Türkiye’de kurulu “Çiftlik Bank” organizasyonundaki şirketlerin malvarlıklarının ise 200 milyon lira civarında olduğunu öne sürdü.

Mehmet Aydın, bu mağduriyeti karşılayacağından dolayı teslim olmaya karar verdiğini, bu kapsamda Brezilya’da teslim olduğunu anlattı.

Olay

Kamuoyunda “Çiftlik Bank” olarak bilinen ve gelir getirme vaadiyle çok sayıda vatandaşın mağdur olmasına yol açan sistemin kurucusu olan ve 2 yıldan fazla süredir firari bulunan Mehmet Aydın, Türkiye’nin talebi üzerine Brezilya tarafından sınır dışı edilmişti.

Aydın, 3 Temmuz’da 22.10’da getirildiği İstanbul Havalimanı’nda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla uçakta gözaltına alınmıştı.

Savcılığın hakkında 4 gün gözaltı süresi verdiği “Tosuncuk” lakaplı Aydın, havalimanındaki işlemlerinin ardından Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü yerleşkesine getirilmişti.

Hakkında, 102 mağdurun şikayetçi olması üzerine “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “suç örgütüne üye olma”, “bilişim sistemlerini araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık” ve “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçlarından yeni bir soruşturma dosyası açılan Aydın’la ilgili devam eden davada ise “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” ve “dolandırıcılık”, “Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” gibi çeşitli suçlardan 75 bin 260 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Muhabir: Filiz Kınık Öz,Ali Cevahir Aktürk

ANKARA (AA) – Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Antalya’nın Elmalı ilçesinde iki kardeşin istismarına ilişkin davada mağdur iki çocuğun devlet korumasına alınması talebinin mahkemece kabul edildiğini, çocuklara bakanlığa bağlı bir kuruluşta sağlıklı ve güvenli bir yaşam alanı sağlanacağını bildirdi.

Bakanlıktan Elmalı’da iki kardeşin istismarına ilişkin davayla ilgili yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Antalya Elmalı’da yargılama süreci devam eden istismar vakasında, mağdur iki çocuğumuz hakkında mahkemeye yaptığımız devlet korumasına alınma talebi kabul edilmiştir. Çocuklarımıza, bakanlığımıza bağlı bir kuruluşta sağlıklı ve güvenli bir yaşam alanı sağlayacağız.”