Akıncı davası sanıkları cezasız kalmadı: Uçaklara bombalanacak noktaları bildiren eski yüzbaşı Ahmet Tosun

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü’ndeki faaliyetlere ilişkin davanın sanıklarının eylemleri cezasız kalmadı.

Akıncı Üssü davası dosyasındaki bilgilere göre, bu sanıklardan eski yüzbaşı Ahmet Tosun, darbe girişiminden iki gün önce üssün o dönemki komutanı eski tuğgeneral Hakan Evrim ile Diyarbakır 8. Ana Jet Üssü’ne gitti. Tosun ve Evrim, burada hedeflerin hatasız vurulmasını sağlayan sniper pod cihazını F16 uçağına taktırdı.

Tosun, 15 Temmuz’daki darbe teşebbüsünü yöneten sivil ve askerlerden oluşan ekibin talimatlarını gece boyunca pilotlara aktararak, Polis Özel Harekat Başkanlığı, TÜRKSAT, TBMM ve Polis Havacılık Dairesi Başkanlığının bombalanmasını sağladı.

“Önleyeceğiniz uçağı tarif edeceğiz. Hocam önleyeceğiniz uçak muhtemel Cumhurbaşkanlığı uçağı forsu olacak, kocaman bir uçak.” sözleriyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uçağının takibe alınmasını isteyen Tosun, pilotlardan AK Parti, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve Genelkurmay Başkanlığı binasının bütün camlarının kırılacak şekilde alçak uçuş yapmalarını istedi.

İfadelerini değiştirdi

Darbe girişiminin başarısızlığa uğramasının ardından üsten kaçarken yakalanan Tosun, savcılık sorgusunda şunları söyledi:

“DESK bölgesine, Harekat Komutanı Ahmet Özçetin geldi. Bana, ‘Verdiğim talimatları uçuculara ilet’ dedi. Ben de talimatları havadaki pilotlara ilettim. TBMM’ye, Emniyet Özel Harekat Dairesi Başkanlığına, Emniyet Havacılık Dairesi Başkanlığına bomba atılması yönündeki talimatları bana Ahmet Özçetin verdi. Ben de havadaki uçuculara ilettim. Özçetin, cep telefonu, telsiz ve dahili hatla başka bir yerlerle görüşüp oradan aldığı talimatlarla bana emirler veriyordu. Ancak kimlerle görüştüğünü bilmiyorum.”

Tosun, ifadesinin devamında darbe girişimini saat 01.00 civarında öğrendiğini ileri sürerek, o saatten sonra da aldığı bombalama talimatlarını pilotlara aktarmayı sürdürdüğünü ifade etti.

Bu sorgusunda “Karşı koymadığım için pişmanım. Keşke karşı koysaydım da bu olayların içerisinde olmasaydım.” diyen, darbe girişimini FETÖ’nün yaptığını söyleyen Tosun, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 8 Eylül 2017’de yaptığı savunmada ise darbeyi kimin yaptığını anlamadığını, terörle mücadele harekatı için üste olduğunu iddia etti.

Tosun, “Telsizdeki talimatların nereden, kimden verildiğini bilmiyorum. Haberim olmayan bu darbe girişiminde ‘Terörle mücadele harekatı görevi var’ denilerek bir gecede kandırıldım, kumpasa getirildim. Alçakça kullanılan bu darbe girişiminden kurtulmaya çalıştım. Silahlı ve maskeli komandolar nedeniyle direnç gösteremedim. Bu hain darbe girişiminde beni kullanmak istediklerini düşünüyorum. Bu darbe girişiminde bilerek ve isteyerek yer almadım. FETÖ/PDY terör örgütünü lanetliyorum. Laik ve Atatürkçü bir subay olarak böyle illegal bir örgütün üyesi olmam mümkün değildir.” ifadelerini kullandı.

16 Ekim 2020’deki duruşmada yaptığı esas hakkındaki savunmasında da dosyadaki telsiz kayıtlarını kabul etmeyen Tosun, “Telsiz kayıtları tarafıma kurulmuş tuzaktır.” iddiasında bulundu.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Tosun’u “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “cumhurbaşkanına suikast” ve 77 kişinin şehit edilmesine ilişkin toplam 79 kez ağırlaştırılmış müebbetin yanı sıra “kasten öldürmeye teşebbüs”, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs” suçlarından 3 bin 901 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı.

Sanıklara verilen cezalar

Akıncı Üssü davasında 291 sanık, en az bir kez “ağırlaştırılmış müebbet” hapis cezasına çarptırıldı.

Bunlardan 15’i asker, 4’ü sivil 19 sanık, yönetici sıfatıyla bütün eylemlerden sorumlu tutularak “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “cumhurbaşkanına suikast” ve 77 kişinin şehit edilmesine ilişkin toplam 79’ar kez ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırıldı. Bu sanıkların tamamı, 198 kişiye ilişkin “kasten öldürmeye teşebbüs”, 22 kişiye yönelik “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve bir kişiye yönelik “kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs” suçlarından da toplam 3 bin 901 yıl 6’şar ay hapis cezasına mahkum edildi.

Sanıklardan 46’sına müebbet hapis cezası, 19’una “anayasal düzeni ihlale teşebbüse yardım” suçundan 12 yıl 6’şar ay ile 16 yıl 8’er ay arasında değişen hapis cezaları verildi.

“Silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 41 sanığın 6 yıl 3’er aydan 9’ar yıla kadar hapis cezasına mahkum edildiği davada, 70 sanığın bütün suçlamalardan beraatine hükmedildi.

Aralarında FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ile firari Adil Öksüz’ün bulunduğu 6 sanığın dosyası ise ayrıldı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

DİYARBAKIR (AA) – 19 yıl önce 10 olan tesis sayısının 58’e, 2 bin 200 olan yurt kapasitesinin 5 bin 500’lere ulaştığı 8 gençlik merkezinin bulunduğu kente yeni yatırımların kazandırılması için 1 Temmuz’da imzalanan protokol kapsamında çalışmalar hız kazandı.

Diyarbakır Valisi Münir Karaloğlu, AA muhabirine, son 20 yılda Diyarbakır’da gençlik ve sporla ilgili çok önemli yatırımlar yapıldığını söyledi.

Kentte stat, gençlik merkezleri, havuzlar ve çok sayıda spor tesisinin bulunduğunu belirten Karaloğlu, gençlik ve spor alanındaki eksiklikleri Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’na Diyarbakır’ı ziyaretinde ilettiklerini ifade etti.

Karaloğlu, Bakan Kasapoğlu’nun yapılan tüm teklifleri kabul ettiğini dile getirerek, bu kapsamda Ankara’da yapılacak gençlik ve spor yatırımları ile ilgili protokol imzaladıklarını hatırlattı.

“Bu proje Diyarbakır’ı ulusal ve uluslararası spor aktivitelerinin merkezi haline getirecek”

Protokol ile merkez dahil 17 ilçenin tamamında gençlik ve sporla ilgili altyapı eksikliklerini gidereceklerini aktaran Karaloğlu, yakın zamanda Büyükşehir Belediyesi, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve ilçe belediyelerince ihalelerin başlatılacağını kaydetti.

Karaloğlu, şöyle konuştu:

“Bunlar içerisinde aklınıza gelebilecek bütün spor aktiviteleri ile ilgili mekanlar var. Neredeyse bütün olimpik spor branşları ile ilgili mekan var. Çok büyük yatırımlar da var. Örneğin Kayapınar ilçemizde 375 dönüm üzerine kuracağımız Spor Park Projemiz var. İçerisinde olimpik yüzme havuzları, gençlik merkezleri, hizmet birimleri, okçuluk parkurları, tenis kortları, futbol sahaları mevcut. Hem doğal çim hem de sentetik çim voleybol ile basketbol sahaları, macera parkları, atlama kuleleri gibi aklınıza gelebilecek her türlü spor aktivitesinin yapılabileceği bir spor park projemiz var. Bu proje Diyarbakır’ı hem ulusal hem de uluslararası spor aktivitelerinin merkezi haline getirecek.”

“Bölgenin en önemli gençlik merkezi Diyarbakır’da olacak”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gençlik merkezleri ve gençlik kampları ile ilgili talimatı olduğunu belirten Karaloğlu, kentte gençlik kampının bulunmadığını, protokolde bu yatırımın da yer aldığını bildirdi.

Karaloğlu, “Dicle ilçemizde 180 dönüm alanda Selahattin Eyyubi Uyanış Gençlik Kampı’nı yapacağız. Bu gençlik kampıyla sadece Diyarbakır’daki değil, yurdun dört bir tarafından gençlerimizi getirip Diyarbakır’daki gençlerimizle kaynaşmasını da sağlayacağız. Orada zaten halihazırda binalarımız var. Onların restorasyonu yapılacak ve spor aktiviteleri ilave edilecek. İnşallah bölgenin en önemli gençlik merkezi Diyarbakır’da olacak.” dedi.

Merkez Yenişehir ilçesi üniversite köprüsü bitiminde Dicle Nehri’nin kıyısında Dicle Vadisi Spor Kompleksi oluşturacaklarını aktaran Karaloğlu, içinde yüzme havuzu, futbol, voleybol ve basketbol sahası, çim hokeyi ve atletizm pistinin bulunacağını söyledi.

Karaloğlu, bu kompleksten hem Sur’daki gençlerin hem de üniversiteli gençlerin yararlanacağını dile getirdi.

Bunların dışında diğer ilçelerde salon, yüzme havuzu, gençlik merkezi ve gençlik kampı gibi birçok merkezin yapılacağını anlatan Karaloğlu, engellilere yönelik de projelerin olduğunu vurguladı.

“Dicle’nin kuzularını artık çakallara yem etmeyeceğiz”

Karaloğlu, projeler bittiğinde kentin hem gençlik hem de sporla ilgili eksiğinin kalmayacağına işaret ederek, “Şu anda Diyarbakır aslında spor kenti. Diyarbakır’da gençlerimiz gerçekten spora çok meraklı. Bu yaz Tokyo Olimpiyatları var. Diyarbakır’dan ilk defa dört sporcumuz Tokyo’da ülkemizi temsil edecek. Temennimiz bu çocuklarımızdan bir veya birkaçının Tokyo’dan madalya ile dönmesi, inşallah bayrağımızı dalgalandırması ve İstiklal Marşımızı okutması.” ifadelerini kullandı.

“Diyarbakır’da bütün çocuklarımıza ve gençlerimize dokunmak istiyoruz. Bir iddiamız var ve diyoruz ki; Dicle’nin kuzularını artık çakallara yem etmeyeceğiz. Bu tesisler bittiğinde çocuklarımız okul dışı zamanlarını da kaliteli bir şekilde gençlik merkezlerimizde, spor merkezlerimizde geçirecekler. Çocuklarımızı hem ruhen hem de bedenen iyi eğitelim arzusundayız.” diyen Karaloğlu, çalışmaların hızla başlayacağını aktardı.

Karaloğlu, kaymakamlar, ilçe belediye başkanları ve kurum müdürleriyle eğitim koordinasyon toplantısı yaptıklarını belirterek, toplantıda yaz Kur’an kurslarına devam eden çocukları mutlaka yaz spor okulları ile de buluşturma kararı aldıklarını kaydetti.

Belediyenin “Spora gel” kampanyasının olduğunu ifade eden Karaloğlu, “17 ilçede 18 branşta çocuklarımıza ücretsiz spor eğitimleri veriyoruz. Bunu yaz spor okullarıyla yaz Kur’an kursularını irtibatlandırıyoruz. Çocuğumuz sabahtan öğleye kadar yaz Kur’an kursuna gidecek, öğleden sonrayı da çocuğun ilgisine göre herhangi bir spor branşında spor yaparak değerlendirmesini sağlayacağız.” şeklinde konuştu.

Muhabir: Ömer Yasin Ergin

İSTANBUL (AA) – Türkiye’nin talebi üzerine sınır dışı edildiği Brezilya’dan geldiği İstanbul Havalimanında 3 Temmuz’da gözaltına alındıktan sonra İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne götürülen “Çiftlik Bank” davası sanığı Mehmet Aydın’ın burada verdiği ifadenin ayrıntıları ortaya çıkmaya başladı.

İfadesinde, “Çiftlik Bank” projesini öncelikle bir internet oyunu olarak tasarladığını, oyuna yüksek katılım olunca şirket kurmaya karar verdiğini savunan Aydın, sistemi Kıbrıs’ta kurduğu şirket üzerinden yönetmeye başladığını ve zamanla şarküteri ve çiftlikler açtığını söyledi.

Bazı kişilerin para istemesi üzerine eşiyle yurt dışına çıktığını ve geri gelmediğini anlatan Aydın, yurt dışında bulunduğu süreçte de çeşitli ülkelerde firmalar açtığını, Türkiye’deki “Çiftlik Bank” işlerinin ise çalışanlarınca yürütüldüğünü ifade etti.

“Kimseye kesin kazanç vaadinde bulunmadım”

Aydın, “Çiftlik Bank” sisteminde kimseye kesin kazanç vaadinde bulunulmadığını, onlara sadece sistem herhangi bir şekilde kapanırsa sadece ana para iadesi garantisi verildiğini öne sürerek, oyuna üye olanların reel çiftliklerde payının olmadığını, binlerce üyenin de oyunda kazandığı paraları nakit olarak teslim aldığını iddia etti.

“Çiftlik Bank”ın mucidi ve kurucusu olduğunu söyleyen Aydın, bu sistemi asla dolandırıcılık amacıyla kurmadığını, her zaman iyi niyetli davrandığını, şirketin kapandığı son ana kadar ana para iadesi yapmasının da iyi niyetli olduğunu gösterdiğini savundu.

“Mağduriyetleri karşılayabilirim”

Sistemde görev alan şahısların kötü niyetli davranıp kendilerine haksız menfaat temin ederek kendisini de zarara uğrattığını iddia eden Aydın, tüm malvarlığının bu sistemden zarar görenlerin mağduriyetinin giderilmesi için kullanılmasını istedi.

Basından soruşturmayı takip ederken Çiftlik Bank mağdurlarının 64 milyon lira zarara uğradığı yönünde haberler gördüğünü ifade eden Aydın, Türkiye’de kurulu “Çiftlik Bank” organizasyonundaki şirketlerin malvarlıklarının ise 200 milyon lira civarında olduğunu öne sürdü.

Mehmet Aydın, bu mağduriyeti karşılayacağından dolayı teslim olmaya karar verdiğini, bu kapsamda Brezilya’da teslim olduğunu anlattı.

Olay

Kamuoyunda “Çiftlik Bank” olarak bilinen ve gelir getirme vaadiyle çok sayıda vatandaşın mağdur olmasına yol açan sistemin kurucusu olan ve 2 yıldan fazla süredir firari bulunan Mehmet Aydın, Türkiye’nin talebi üzerine Brezilya tarafından sınır dışı edilmişti.

Aydın, 3 Temmuz’da 22.10’da getirildiği İstanbul Havalimanı’nda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla uçakta gözaltına alınmıştı.

Savcılığın hakkında 4 gün gözaltı süresi verdiği “Tosuncuk” lakaplı Aydın, havalimanındaki işlemlerinin ardından Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü yerleşkesine getirilmişti.

Hakkında, 102 mağdurun şikayetçi olması üzerine “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “suç örgütüne üye olma”, “bilişim sistemlerini araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık” ve “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçlarından yeni bir soruşturma dosyası açılan Aydın’la ilgili devam eden davada ise “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” ve “dolandırıcılık”, “Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” gibi çeşitli suçlardan 75 bin 260 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Muhabir: Filiz Kınık Öz,Ali Cevahir Aktürk