Almanya Başbakanı Angela Merkel’in koltuğuna aday üç isim vaatlerini açıkladı

BERLİN (AA) – Başbakan adayı, Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı Armin Laschet, Sosyal Demokrat Partili (SPD) Maliye Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Olaf Scholz ile Yeşiller Eş Başkanı Annalena Baerbock, ülkenin geleceğini şekillendirecek planlarını ortaya koydu.

Merkel’in 2018’in sonunda CDU genel başkanlığı devrettiği Annegret Kramp-Karrenabauer’in partiyi toparlayamamasının ardından 2019’un ocak ayında parti liderliğine seçilen Armin Laschet’in şansölye seçilmesi durumunda Başbakan Merkel’in politikasını devam ettirmesi bekleniyor.

Laschet ve vaatleri

Parti içinde ve dışında farklı grupları bir araya getirebilen ve uzlaşmacı bir profil çizen Laschet, CDU’nun Hristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) ile hazırladığı seçim beyannamesinin yanı sıra iktidara geldiğinde 100 gün içinde gerçekleştirmeyi planladığı 6 maddelik bir programı kamuoyuyla paylaştı.

Çocuk parasını yükselteceğini ve 6 bin avroya kadar çocuk bakım masraflarını gelir vergisinden düşüreceğini vadeden Laschet, güvenlik konusunda da kamuya açık meydanlarda yılda bin kamera yerleştirilmesini, polis ve diğer güvenlik güçlerine karşı yapılan saldırılara en az 6 ay hapis cezası verilmesini ve stratejiler geliştirecek ulusal güvenlik konseyini oluşturmak istediğini açıkladı.

2017’den beri Kuzey-Ren Vestfalya Eyaleti Başbakanı olarak görev yapan 60 yaşındaki Laschet, bürokrasiyi azaltma ve karbondioksit salınımı düşürecek yatırımlara vergi kolaylığı getirileceği vaadinde bulundu.

Laschet başbakan olduğunda vergilerin artırılmayacağı sözünü de verdi.

Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partilerinin seçim beyannamesinde, seçim kampanyasındaki tartışmalarda çok fazla yer almayan dış politika konularında izlenecek politikaya da yer verildi.

Avrupa’nın ekonomik olarak en güçlü ülkesi olan Almanya’nın dış ve güvenlik konularında öncü rol oynamasını isteyen CDU/CSU, AB’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi olması talep ediliyor.

CDU/CSU küresel yarışta AB’yi daha güçlü hale getirmeyi hedefliyor.

Laschet’in liderliğindeki CDU/CSU hükümetinde AB’nin iltica ve göç politikasını değiştirmek ve Avrupa’nın dış sınırlarını daha fazla korunması gerektiğini savunuyor.

Alman ordusunun güçlenmesi istenen seçim beyannamesinde ordunun silahlı insansız araçlarıyla güçlendirilmesi isteniyor.

Olaf Scholz ve SPD’nin vaatleri

Birinci Merkel hükümetinde 2007-2009 yıllarında Çalışma ve Sosyal İşler Bakanı olan, 2011-2018 yıllarında Hamburg Eyalet Başbakanlık görevini üstlenen, 2018’den bu yana da 4. Merkel hükümetinde Maliye Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı görevini yürüten SPD’nin başbakan adayı Olaf Scholz, seçim kampanyasında ve televizyonlardaki sakin tavırlarıyla dikkati çekti.

Partide 2019’da genel başkanlık yarışını Sakia Esken ve Norbert Walter-Borjans’a karşı kaybeden 63 yaşındaki Scholz, anketlerde en sevilen sosyal demokrat siyasetçi çıktığı için 2020’de başbakan adayı gösterildi.

Karizmatik olmamakla ve heyecan verici konuşmalar yapamamakla eleştirilen Scholz, vergi adaleti getirmeyi vadederek yılda 500 bin avrodan fazla kazanan çiftler için gelir vergisini yüzde 3 artırmayı, varlık vergisini getirmeyi ve Avrupa Birliği düzeyinde finansal işlem vergisini yürürlüğe koymayı planlıyor.

Scholz, saat başına asgari ücreti 12 avroya yükseltilmek yılda en az 24 gün mobil çalışmayı yasal hak olarak getirmek istiyor.

İklimin korunmasına ilişkin 2040 yılına kadar elektriğin tamamen yenilebilir enerji kaynaklarından üretilmesi öngörülen SPD’nin seçim programında, Almanya’nın 2030 yılına kadar hidrojen teknolojilerinde pazar lideri olması için tedbirlerin alınması öngörülüyor.

AB’nin, uluslararası krizlerin önlenmesinde, barış ve demokrasinin teşvik edilmesinde ve insan haklarının korunmasında öncü rol üstlenmesini isteyen Scholz’un partisi, ABD ile iklimin korunmasında, küresel sağlık politikasında, ticarette ve güvenlik alanlarında ilişkileri yoğunlaştırmayı planlıyor.

SPD, iç güvenlik alanında önleyici tedbirleri uygulanmasını isterken silahlı insansız hava araçlarının ülke içinde yapılacak kapsamlı tartışmanın ardından alınabileceğini savunuyor.

Yeşiller Partisinin adayı Annalena Baerbock ve vaatleri

Yeşiller kamuoyu araştırmalarında, 2018’den beri yüksek oy oranı alması dolayısıyla parti yönetimi, ilk kez başbakan adayını belirlemeye karar verdi.

Böylelikle başbakan adayı gösterilen 40 yaşındaki Annalena Baerbock, partinin ilk başbakan adayı ve Merkel’den sonra ikinci kez bu görev için aday gösterilen ikinci kadın olarak tarihe geçti.

Başbakan adaylarının en genci olan Baerbock, 2018’de partisinin eş başkanı seçilmesinden önce kamuoyu tarafından pek tanınmayan bir isimdi.

Gençliğinde trambolin cimnastik sporunu icra ederek bu branşta 3 kez Almanya üçüncüsü olan ve 2013’ten beri Federal Mecliste yer alan Baerbock, aday gösterildikten sonra milletvekilliği maaşının yanında elde ettiği ek gelirini meclise bildirmemesinin, öz geçmişinde yanlış bilgilerin yer aldığının ve kitabında intihal yaptığının ortaya çıkmasının ardından kamuoyunda destek kaybetti.

Baerbock ve partisi seçim beyannamesinde en uzun bölümünü iklimin ve çevrenin korunmasına ayırdı.

Seçim beyannamesinde acil bir iklim koruma programını ortaya koymayı hedefleyen Yeşiller, bu programın temelini Paris İklim Anlaşması ve Dünya İklim Konseyi’nin raporunun oluşturmasını istiyor.

Kömür enerjisinin üretiminden 2030’a kadar çıkmak isteyen Yeşiller, dört yıl içinde 1,5 milyon çatının güneş panelleri ile kaplanmasını hedefliyor.

Yeşiller çevre kirliğini ve kaynak tüketimine daha yüksek vergiler getirmek için vergi sistemini yeniden düzenlemek istiyor.

Yüksek gelirlilere gelir vergisini artırmayı vadeden Yeşiller, 200 bin avro kazanan evli çiftlerden yüzde 45, 500 bin avronun üzerinde kazananlardan da yüzde 48 gelir vergisi alınmasını talep ediyor. Bunun yanı sıra 2 milyon avrodan fazla varlığı olanlardan yüzde 1 oranında varlık vergisi alınması planlanıyor.

Dış politikada AB kurumlarını güçlendirmek isteyen Yeşiller, AB’nin dış ve güvenlik politikasında Sosyal Demokrat Parti gibi oy çokluğuyla kararların verilmesini istiyor.

İklim ve çevreye zarar veren içeriklerin yer alması durumunda uluslararası ticaret anlaşmaların yapılmasına karşı çıkan Yeşiller, NATO ile Rusya arasındaki diyaloğun yeniden başlatılmasını talep ediyor.

NATO’nun gayrisafi milli hasılanın yüzde 2’si kadar savunma harcaması hedefini reddeden Yeşiller, NATO’yu stratejik olarak yeniden konumlandırmayı hedefliyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BERLİN (AA) – Ülkede 20. Federal Meclis’i (Bundestag) belirlemek için yapılan genel seçimlerde, Sosyal Demokrat Parti (SPD) oyların yüzde 25,7’sini alarak birinci çıktı.

SPD’yi, yüzde 24,1 ile Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partileri, yüzde 14,8 ile Yeşiller, yüzde 11,5 ile Hür Demokrat Parti (FDP), yüzde 10,3 ile göçmen ve İslam karşıtı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi ve yüzde 4,9 ile Sol Parti takip etti.

Bu sonuçlara göre mecliste milletvekili dağılımı da şöyle oldu: SPD 206, CDU/CSU 196, Yeşiller 118, FDP 92, AfD 83, Sol Parti 39, SSW 1.

Meclis aritmetiğine göre ise hiçbir parti tek başına hükümeti kurmak için yeterli milletvekili sayısını bulamadı.

Bu sonuçlar, Angela Merkel sonrası dönemi belirlemek amacıyla partiler arasında çetin koalisyon pazarlığının yaşanacağını gösterirken, seçimden önce hiçbir parti AfD ile koalisyon görüşmeleri yapmayacağını, CDU ise Sol Parti ile herhangi bir hükümete girmeyeceğini açıklamıştı.

Hem SPD’nin başbakan adayı Olaf Scholz hem de CDU/CSU’nun başbakan adayı Armin Laschet, kendi liderliklerinde gelecek 4 yıl görev yapacak yeni hükümeti kurmak istediklerini açıkladı.

Seçimlerin ardından oluşan tabloda, 3 seçenekli koalisyon ihtimali bulunuyor.

Trafik lambası koalisyonunu

Mecliste en fazla milletvekili sayısına sahip SPD’nin öncelikle “trafik lambası koalisyonunu” için Yeşiller ve FDP ile üç partili hükümet kurmak amacıyla görüşmeler yapması bekleniyor.

SPD ve Yeşillerin liderleri, seçim programındaki ortak noktalardan dolayı bu ortaklığa sıcak bakıyor.

Ancak FDP kurmayları, vergi, finans ve iklim politikalarında SPD ve Yeşiller ile aralarında büyük farklılıkların bulunduğuna dikkati çekiyor.

Büyük koalisyon

2002’deki seçimlerden sonra ilk kez CDU/CSU’dan fazla oy alan SPD’nin liderliğinde kurulabilecek bir diğer koalisyon seçeneği ise “büyük koalisyon” olarak adlandırılan SPD-CDU/CSU koalisyonu.

8 yıldan beri koalisyon ortağı olarak hükümette bulunan bu iki partinin yeniden hükümet kurmasını iki partinin yöneticileri de istemiyor. Bu seçeneğin ancak diğer ihtimaller mümkün olmadığında gündeme gelmesi bekleniyor.

– Jamaika koalisyonu

Diğer bir seçenek ise partilerin renklerinin (siyah-yeşil-sarı) Jamaika bayrağını çağrıştırmasından dolayı CDU/CSU, Yeşiller ve FDP’nin oluşturacağı “Jamaika koalisyonunun” kurulması.

Bu partilerin kuracağı üçlü koalisyon ihtimali ise çok uzak görünmüyor, zira FDP Lideri Christian Lindner, katıldığı televizyon programında Jamaika koalisyonunu tercih ettiğini belirtmişti.

2017’deki seçimlerin ardından CDU/CSU, Yeşiller ve FDP arasında koalisyon görüşmeleri yapılmış, ancak FDP lideri son anda “Yanlış yönetmektense, yönetmemek daha iyi” ifadesini kullanarak, söz konusu koalisyon görüşmelerinden çekilmişti.

4 yıl önce iktidara gelme şansını bu şekilde yitiren Lindner, bu fırsatı bir kez daha kaçırmak istemiyor.

Başbakanlığı SPD’ye kaptırmak istemeyen CDU/CSU yöneticileri de bu seçeneğe sıcak bakıyor.

Hristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) Genel Başkanı Markus Söder ise Laschet yönetiminde “mantık ittifakı” kurmak istediklerini belirterek, “Jamaika koalisyon fikrine kesinlikle inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

FDP en kilit parti

Almanya’daki seçimlerin ardından oluşan tabloda kilit parti konumuna gelen FDP, koalisyon görüşmelerinden mümkün olan en iyi sonucu çıkarmak ve pazarlık payını artırmak için tüm demokratik partilerle görüşeceğini açıkladı.

FDP Meclis Grubu Başkan Yardımcısı ve partinin yönetim kurulu üyesi Michael Theurer, Alman Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, koalisyon müzakerelerinde “tamamen özgür” olduklarını ve SPD ile görüşmeler yapmayı önceden dışlamadıklarını belirtti.

Theurer, CDU/CSU ile finans ve ekonomik konulardaki yakınlığından dolayı Jamaika koalisyonunu tercih ettiklerini ifade ederek, ancak bunun hiçbir şey yapmadan oluşacak bir şey olmadığını kaydetti.

Almanya’da üç ayrı partinin hükümet oluşturması yakın tarihte olağan bir durum değil. En son 1950’li yıllarda CDU’lu başbakan Konrad Adenauer döneminde ikiden fazla partiyle hükümet kurulmuştu. 1960’lı yıllardan sonra iki partinin bulunduğu hükümetler Almanya’yı yönetti.

Geçmişte Almanya’da mecliste en fazla milletvekiline sahip partinin, başbakanı belirlemediği dönemler de oldu.

1969 yılında SPD, mecliste CDU/CSU’dan daha az milletvekiline sahip olmasına rağmen FDP ile hükümeti kurmuş ve Willy Brandt başbakan olmuştu. Aynı şekilde Helmut Schmidt başkanlığında 1976 ve 1980’de SPD-FDP koalisyonları kurulmuştu.

Koalisyon şekli cumhurbaşkanı seçimini de etkileyebilir

Öte yandan Almanya’da gelecek yıl görev süresi sona erecek Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier’in bir kez daha seçilmesinde, kurulacak hükümetin etkili olması bekleniyor.

Buna göre SPD’nin liderliğinde bir hükümet kurulması durumunda, Steinmeier’in bir kez daha seçilme ihtimali yüksek olacak.

Ancak CDU/CSU’nun liderliğinde Yeşiller ve FDP ile hükümet kurulması halinde bu makamın, Yeşiller Partisinden bir kadın siyasetçiye verilmesi, Berlin’de konuşulanlar arasında yer alıyor.

Almanya’da uzmanlar yeni hükümetin kurulmasının aylar süreceğini ifade ediyor. 2017’de yeni hükümetin kurulması yaklaşık 6 ay sürmüştü. Yeni hükümet kurulana kadar mevcut hükümet, Başbakan Angela Merkel liderliğinde görevde kalacak.

BERLİN (AA) – Seçmenler, sabah erken saatlerde oy kullanmak için seçim merkezlerine gitmeye başladı.

Yerel saatle 08.00’de (TSİ 09.00) başlayan oy verme işlemi saat 18.00’e (TSİ 19.00) kadar devam edecek.

Yaklaşık 60,4 milyon seçmenin oy kullanma hakkı olduğu seçimlere 47 parti katılıyor.

6 bin 211 adayın yarıştığı seçimlerde 16 eyalette 299 seçim bölgesinde 85 bin sandık kuruldu.

709 milletvekili bulunan Federal Meclis’teki milletvekili sayısının, seçim sistemindeki farklı uygulama nedeniyle daha da artması bekleniyor.

Almanya seçimlerinde 100’ün üzerinde Türkiye kökenli aday da bulunuyor. Bu adaylardan 20’sinin parlamentoya girmesi bekleniyor.

2,8 milyon seçmenin ilk kez oy kullanacağı seçimlerde seçmenlerin 31,2 milyonu kadın, 29,2 milyonu erkeklerden oluşuyor.

Seçmenlerin yüzde 21,3’ü 70 yaşın üzerinde olurken, 30 yaşın altındaki seçmenlerin oranı yüzde 14,4.

Bu yıl seçimlerde mektupla oy kullananların sayısının artacağı ve halkın en az yüzde 40’nın mektupla oy kullanma uygulamasından yararlanacağı tahmin ediliyor.

Ülkeyi 16 yıldır yöneten Başbakan Angela Merkel’in yeniden aday olmadığı seçimlerde başbakanlık için, Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partilerinin adayı 60 yaşındaki Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı Armin Laschet, Sosyal Demokrat Parti’den (SPD) 63 yaşındaki Maliye Bakanı Olaf Scholz ve Yeşillerden 40 yaşındaki partinin Eş Başkanı Annalena Baerbock yarışıyor.

Anketlere göre seçimlerdeki yarışın CDU/CSU ile SPD arasında geçmesi bekleniyor.

2017’de yapılan seçimlerde CDU/CSU yüzde 32,9, SPD yüzde 20,5, AfD yüzde 12,6, FDP yüzde 10,7, Sol Parti yüzde 9,2, Yeşiller yüzde 8,9 oy alarak mecliste temsil edilmişti.