Almanya sel felaketi sonrasında afetzedelerin yaralarını tam olarak saramadı

BERLİN (AA) – Kuzey Ren Vestfalya ve Rheinland Pfalz eyaletlerinde 15 Temmuz’da meydana gelen sel felaketinden 40 gün geçmesine rağmen bölgenin halen temizlenememesi, içme suyu, elektrik ve kanalizasyon sorunlarının tam olarak çözülememesi Avrupa’nın lokomotif ülkesi Almanya’nın afetlere aslında hazır olmadığını gösteriyor.

Almanya’nın eyalet sistemiyle yönetilmesi de son doğal afetlerde federal hükümetin acilen devreye girmesini geciktiren bir faktör oldu. Federal hükümet, felaket için 16 eyalet yönetimiyle yapılan toplantı sonrasında devreye girebildi.

Sel mağdurlarının sürekli yaşadıkları sıkıntılardan dem vurarak bir türlü çözülememesinden yakınmaları dikkati çekiyor.

200 bin kişi uzun süre elektriksiz kaldı

Sel felaketinin ardından birçok ilçe ve kasabada uzun süre elektrikler kesildi, cep telefonu şebekeleri devre dışı kaldı.

14 ve 15 Temmuz’daki yoğun yağışların ardından Euskirchen, Bad Münstereifel, Eifel, Rhein-Sieg-Kreis’ın da aralarında olduğu yerleşim bölgelerde yaklaşık 200 bin kişi günlerce elektriksiz kaldı. Bazı bölgelerde elektrik şebekeleri büyük zarar görürken, bazı bölgelerde ise ekipler güvenlik amacıyla elektrikleri kesti.

Selden en çok etkilenen ve 30 bin kişinin yaşadığı bölgelere, yaklaşık bir hafta boyunca elektrik verilemedi.

Rheinland Pfalz eyaletinin Ahrtal bölgesinde ise yaklaşık 2 bin kişi, sel felaketinin ardından iki hafta boyunca elektriksiz kaldı.

Cep telefonları çalışmadı

Sel nedeniyle cep telefonu şebekesi ancak iki hafta sonra devreye alınabildi. Sel felaketinin etkilenen bölgelerde 150’den fazla baz istasyonu zarar gördü, birçok bölgede günlerce cep telefonu şebekeleri çalışmadı. Deutsche Telekom, sel felaketinden üç gün sonra baz istasyonlarının ancak yarısını tekrar devreye sokabildi.

Afet bölgelerinin tamamında cep telefonu şebekelerinin tümünün tekrar devreye sokulabilmesi yaklaşık iki hafta sürdü.

İçme suyu halen verilemiyor

Bir aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaklaşık 20 bin nüfuslu Bad Münstereifel ilçesinde evlere ulaşan su içilemiyor. Yetkililer eve gelen suları kaynatarak kullanmalarını ya da dışarıdan temiz su temin etmeleri yönünde uyarılarda bulunuyor.

Sel felaketinden en çok etkilenen Ahrtal bölgesinde aradan bir ay geçmesine karşın kanalizasyon sistemi yeniden inşa edilemedi. Çalışmadığı için en ufak bir yağışta kanalizasyonda taşmalar meydana geliyor. Doğaya büyük zarar verecek nitelikteki atıkların doğrudan Ahr nehrine boşalması eleştirilere neden oluyor.

Doğalgaz hattının tamiri ancak 5 hafta sonra başlayabildi

Sel felaketinde büyük yıkıma uğrayan Bad Neuenahr-Ahrweiler’de doğalgaz şebekesi de harap oldu, bölgede birçok eve doğalgaz verilemiyor. Heppingen ve Lohrsdorf’ta doğalgaz şebekesinin yeniden inşasına ancak felaketin üzerinden beş hafta geçtikten sonra başlanabildi.

Yıkılan demiryolu hatlarının yapımı aylar sürecek

Sel felaketinde büyük zarar gören Bonn–Rheinbach, Essen–Wuppertal, Euskichen–Bad Münstereifel demiryolu hatlarının yeniden inşa edilerek hizmete alınması bu yılın sonundan önce mümkün görülmüyor.

Hükümet yaşanan olumsuzlukların ardından sel mağdurları için kesenin ağzını açarak 30 milyar avro fon ayırdı. Buna göre, sigortası olmayan ev sahipleri, zararlarının yüzde 80’ini tazmin edebilecek. Sigortası olanlar ise zararlarının tamamını karşılayabilecek.

Sel felaketinde 180’den fazla kişi hayatını kaybetmişti

Almanya’da Rheinland-Pfalz, Kuzey-Ren Vestfalya ve Bavyera eyaletlerinde aşırı yağışların yol açtığı sellerde 180’den fazla kişinin yaşamını yitirdiği açıklanmıştı. Yaklaşık 25 milyar avroluk zararın meydana geldiği felakette erken uyarı sistemlerinin bulunmaması nedeniyle hükümet yoğun eleştiri almıştı. Bunun üzerine Federal hükümet ve eyalet yönetimlerinin toplantısında halkın uyarılması için cep telefonlarına aynı anda otomatik olarak kısa mesaj atılmasına imkan tanıyacak bir sistem oluşturulmasında kararı alınmıştı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BERLİN (AA) – Ülkede 20. Federal Meclis’i (Bundestag) belirlemek için yapılan genel seçimlerde, Sosyal Demokrat Parti (SPD) oyların yüzde 25,7’sini alarak birinci çıktı.

SPD’yi, yüzde 24,1 ile Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partileri, yüzde 14,8 ile Yeşiller, yüzde 11,5 ile Hür Demokrat Parti (FDP), yüzde 10,3 ile göçmen ve İslam karşıtı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi ve yüzde 4,9 ile Sol Parti takip etti.

Bu sonuçlara göre mecliste milletvekili dağılımı da şöyle oldu: SPD 206, CDU/CSU 196, Yeşiller 118, FDP 92, AfD 83, Sol Parti 39, SSW 1.

Meclis aritmetiğine göre ise hiçbir parti tek başına hükümeti kurmak için yeterli milletvekili sayısını bulamadı.

Bu sonuçlar, Angela Merkel sonrası dönemi belirlemek amacıyla partiler arasında çetin koalisyon pazarlığının yaşanacağını gösterirken, seçimden önce hiçbir parti AfD ile koalisyon görüşmeleri yapmayacağını, CDU ise Sol Parti ile herhangi bir hükümete girmeyeceğini açıklamıştı.

Hem SPD’nin başbakan adayı Olaf Scholz hem de CDU/CSU’nun başbakan adayı Armin Laschet, kendi liderliklerinde gelecek 4 yıl görev yapacak yeni hükümeti kurmak istediklerini açıkladı.

Seçimlerin ardından oluşan tabloda, 3 seçenekli koalisyon ihtimali bulunuyor.

Trafik lambası koalisyonunu

Mecliste en fazla milletvekili sayısına sahip SPD’nin öncelikle “trafik lambası koalisyonunu” için Yeşiller ve FDP ile üç partili hükümet kurmak amacıyla görüşmeler yapması bekleniyor.

SPD ve Yeşillerin liderleri, seçim programındaki ortak noktalardan dolayı bu ortaklığa sıcak bakıyor.

Ancak FDP kurmayları, vergi, finans ve iklim politikalarında SPD ve Yeşiller ile aralarında büyük farklılıkların bulunduğuna dikkati çekiyor.

Büyük koalisyon

2002’deki seçimlerden sonra ilk kez CDU/CSU’dan fazla oy alan SPD’nin liderliğinde kurulabilecek bir diğer koalisyon seçeneği ise “büyük koalisyon” olarak adlandırılan SPD-CDU/CSU koalisyonu.

8 yıldan beri koalisyon ortağı olarak hükümette bulunan bu iki partinin yeniden hükümet kurmasını iki partinin yöneticileri de istemiyor. Bu seçeneğin ancak diğer ihtimaller mümkün olmadığında gündeme gelmesi bekleniyor.

– Jamaika koalisyonu

Diğer bir seçenek ise partilerin renklerinin (siyah-yeşil-sarı) Jamaika bayrağını çağrıştırmasından dolayı CDU/CSU, Yeşiller ve FDP’nin oluşturacağı “Jamaika koalisyonunun” kurulması.

Bu partilerin kuracağı üçlü koalisyon ihtimali ise çok uzak görünmüyor, zira FDP Lideri Christian Lindner, katıldığı televizyon programında Jamaika koalisyonunu tercih ettiğini belirtmişti.

2017’deki seçimlerin ardından CDU/CSU, Yeşiller ve FDP arasında koalisyon görüşmeleri yapılmış, ancak FDP lideri son anda “Yanlış yönetmektense, yönetmemek daha iyi” ifadesini kullanarak, söz konusu koalisyon görüşmelerinden çekilmişti.

4 yıl önce iktidara gelme şansını bu şekilde yitiren Lindner, bu fırsatı bir kez daha kaçırmak istemiyor.

Başbakanlığı SPD’ye kaptırmak istemeyen CDU/CSU yöneticileri de bu seçeneğe sıcak bakıyor.

Hristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) Genel Başkanı Markus Söder ise Laschet yönetiminde “mantık ittifakı” kurmak istediklerini belirterek, “Jamaika koalisyon fikrine kesinlikle inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

FDP en kilit parti

Almanya’daki seçimlerin ardından oluşan tabloda kilit parti konumuna gelen FDP, koalisyon görüşmelerinden mümkün olan en iyi sonucu çıkarmak ve pazarlık payını artırmak için tüm demokratik partilerle görüşeceğini açıkladı.

FDP Meclis Grubu Başkan Yardımcısı ve partinin yönetim kurulu üyesi Michael Theurer, Alman Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, koalisyon müzakerelerinde “tamamen özgür” olduklarını ve SPD ile görüşmeler yapmayı önceden dışlamadıklarını belirtti.

Theurer, CDU/CSU ile finans ve ekonomik konulardaki yakınlığından dolayı Jamaika koalisyonunu tercih ettiklerini ifade ederek, ancak bunun hiçbir şey yapmadan oluşacak bir şey olmadığını kaydetti.

Almanya’da üç ayrı partinin hükümet oluşturması yakın tarihte olağan bir durum değil. En son 1950’li yıllarda CDU’lu başbakan Konrad Adenauer döneminde ikiden fazla partiyle hükümet kurulmuştu. 1960’lı yıllardan sonra iki partinin bulunduğu hükümetler Almanya’yı yönetti.

Geçmişte Almanya’da mecliste en fazla milletvekiline sahip partinin, başbakanı belirlemediği dönemler de oldu.

1969 yılında SPD, mecliste CDU/CSU’dan daha az milletvekiline sahip olmasına rağmen FDP ile hükümeti kurmuş ve Willy Brandt başbakan olmuştu. Aynı şekilde Helmut Schmidt başkanlığında 1976 ve 1980’de SPD-FDP koalisyonları kurulmuştu.

Koalisyon şekli cumhurbaşkanı seçimini de etkileyebilir

Öte yandan Almanya’da gelecek yıl görev süresi sona erecek Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier’in bir kez daha seçilmesinde, kurulacak hükümetin etkili olması bekleniyor.

Buna göre SPD’nin liderliğinde bir hükümet kurulması durumunda, Steinmeier’in bir kez daha seçilme ihtimali yüksek olacak.

Ancak CDU/CSU’nun liderliğinde Yeşiller ve FDP ile hükümet kurulması halinde bu makamın, Yeşiller Partisinden bir kadın siyasetçiye verilmesi, Berlin’de konuşulanlar arasında yer alıyor.

Almanya’da uzmanlar yeni hükümetin kurulmasının aylar süreceğini ifade ediyor. 2017’de yeni hükümetin kurulması yaklaşık 6 ay sürmüştü. Yeni hükümet kurulana kadar mevcut hükümet, Başbakan Angela Merkel liderliğinde görevde kalacak.

BERLİN (AA) – Seçmenler, sabah erken saatlerde oy kullanmak için seçim merkezlerine gitmeye başladı.

Yerel saatle 08.00’de (TSİ 09.00) başlayan oy verme işlemi saat 18.00’e (TSİ 19.00) kadar devam edecek.

Yaklaşık 60,4 milyon seçmenin oy kullanma hakkı olduğu seçimlere 47 parti katılıyor.

6 bin 211 adayın yarıştığı seçimlerde 16 eyalette 299 seçim bölgesinde 85 bin sandık kuruldu.

709 milletvekili bulunan Federal Meclis’teki milletvekili sayısının, seçim sistemindeki farklı uygulama nedeniyle daha da artması bekleniyor.

Almanya seçimlerinde 100’ün üzerinde Türkiye kökenli aday da bulunuyor. Bu adaylardan 20’sinin parlamentoya girmesi bekleniyor.

2,8 milyon seçmenin ilk kez oy kullanacağı seçimlerde seçmenlerin 31,2 milyonu kadın, 29,2 milyonu erkeklerden oluşuyor.

Seçmenlerin yüzde 21,3’ü 70 yaşın üzerinde olurken, 30 yaşın altındaki seçmenlerin oranı yüzde 14,4.

Bu yıl seçimlerde mektupla oy kullananların sayısının artacağı ve halkın en az yüzde 40’nın mektupla oy kullanma uygulamasından yararlanacağı tahmin ediliyor.

Ülkeyi 16 yıldır yöneten Başbakan Angela Merkel’in yeniden aday olmadığı seçimlerde başbakanlık için, Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partilerinin adayı 60 yaşındaki Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı Armin Laschet, Sosyal Demokrat Parti’den (SPD) 63 yaşındaki Maliye Bakanı Olaf Scholz ve Yeşillerden 40 yaşındaki partinin Eş Başkanı Annalena Baerbock yarışıyor.

Anketlere göre seçimlerdeki yarışın CDU/CSU ile SPD arasında geçmesi bekleniyor.

2017’de yapılan seçimlerde CDU/CSU yüzde 32,9, SPD yüzde 20,5, AfD yüzde 12,6, FDP yüzde 10,7, Sol Parti yüzde 9,2, Yeşiller yüzde 8,9 oy alarak mecliste temsil edilmişti.