Almanya'da 6 hafta önce meydana gelen selin izleri hala silinemedi

STOLBERG (AA) – Sel felaketinde büyük zarar gören Stolberg şehrinde hala bazı bölgelere gaz, elektrik, telefon ve internet hizmeti sağlanamazken içme suyu ile kanalizasyon sorunları da çözülemedi.

Almanya’nın Kuzey-Ren Vestfalya ve Rheinland-Pfalz eyaletlerinde 15 Temmuz’da meydana gelen sel felaketinin üzerinden 6 haftadan fazla zaman geçmesine rağmen, selin izleri hala silinemedi.

Selin ardından sokakların ve iş yerlerinin temizlenemediği şehirde, kanalizasyon sistemi etrafa kötü koku yayarken bu sorunun çözülmesinin uzun zaman alabileceği belirtiliyor.

Almanya’nın Kuzey-Ren Vestfalya ve Rheinland-Pfalz eyaletlerinde 15 Temmuz’da meydana gelen sel felaketinin üzerinden 6 haftadan fazla zaman geçmesine rağmen, selin izleri hala silinemedi.

Camide büyük maddi zarar var

Stolberg’deki Diyanet İşleri Türk İslam Birliğine (DİTİB) bağlı Ahmet Yesevi Camisi selde büyük maddi zarar görürken, şehirde çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu esnafın iş yerleri tamamen yok olmuş durumda.

DİTİB Stolberg Ahmet Yesevi Camisi din görevlisi Yüksel Çan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, camilerinin arkasındaki derenin taşması sonucu tüm caddelerin dereyle birleştiğini ve sel felaketinden caminin de zarar gördüğünü söyledi.

Camide 130 bin avro civarında hasar oluştuğunu belirten Çan, “Camimizin özellikle bodrum ve giriş katları suyla doldu. Buralarda bulunan eşyalarımız, elektronik sistemlerimiz ve kalorifer sistemimiz tamamen kullanılamaz hale geldi. İki hafta civarında suyumuz olmadı, bir hafta kadar elektriğimiz olmadı. Şu anda halen gaz sistemimiz çalışmıyor.” dedi.

Cami lokali işletmecisi Hacı Arslan Sezgin, caminin bodrum katındaki eşyaların kullanılamaz hale geldiğini, gençlik lokalinin su altında kaldığını ve derenin geçtiği tarafta da cami duvarının büyük hasar aldığını belirterek cami cemaatinden 25-30 gencin yardımıyla camiyi tekrar temizlemeye çalıştıklarını belirtti.

“Çarşıdaki 400 dükkandan bir tane sağlam kalmadı”

Stolberg’de 10 yıldır fırın işleten Murat Yurtsever de sel felaketinde iş yerinin tamamen kullanılamaz hale geldiğini, birinci katlara halen elektrik verilemediğini, telefon ve internetlerinin kesik olduğunu söyledi.

Yurtsever, “O gün saat 18.00’e kadar çalışıyorduk, birden su geldi. Su yükselince yukarı katlara kaçtık, kendimizi zor kurtardık. Bütün gece evde kaldık, gece su daha fazla geldi. Sabah baktığımızda hiçbir şey kalmamıştı, tüm iş yerlerimiz su altında kalmıştı. Her şeyi kaybettik yani her şey gitmiş.” dedi.

En az 100-150 bin avro civarında zararları olduğunu söyleyen Yurtseven, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bütün malzemelerimiz elektrikli olduğu için yeniden almamız lazım. Devlet dükkanlara 5 bin avro para verdi, başka bir şey yok yani. Yetkililerden caddeleri tekrar yapmalarını istiyoruz, iş yerlerimizi düzeltip tekrar işimizin başına geçmek istiyoruz. Neredeyse 2 ay oldu halen bizim dükkanımızda elektrikler yok. İlk zamanlar hizmet vardı, son iki haftadır hiç hizmet yok. Sokaklar çöp dolu, arıyoruz gelip almıyorlar, telefonumuz yok, internet yok, alt katlarda elektrik yok. Sorunlarımız çok ama gelen giden yok, böyle bekliyoruz. Çarşıdaki 400 dükkandan bir tane sağlam kalmadı.”

Stolberg sakinlerinin birçoğu sigorta şirketleri ya da belediyeden henüz para ya da yardım almadıklarını belirterek onların aleyhine konuşurlarsa bunun kendi aleyhlerine olabileceği endişesiyle röportaj vermekten kaçındı.

Sel felaketinde 180’den fazla kişi hayatını kaybetmişti

Almanya’da Rheinland-Pfalz, Kuzey-Ren Vestfalya ve Bavyera eyaletlerinde aşırı yağışların yol açtığı sellerde 180’den fazla kişinin yaşamını yitirdiği açıklanmıştı. Yaklaşık 25 milyar avroluk zararın meydana geldiği felakette erken uyarı sistemlerinin bulunmaması nedeniyle hükümet yoğun eleştiri almıştı. Bunun üzerine Federal hükümet ve eyalet yönetimlerinin toplantısında, halkın uyarılması için cep telefonlarına aynı anda otomatik olarak kısa mesaj atılmasına imkan tanıyacak bir sistem oluşturulması kararı alınmıştı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

KÖLN (AA) – Köln’de AA muhabirine konuşan Türklerin çoğu, Alman vatandaşlığı taşıyan ya da çifte vatandaş olan herkesin seçime katılıp Türklere yakın partilere oy vermesini istedi.

Köln’de yaşayan iş adamı Doğan Gündoğdu, oy kullanma hakkı olan herkese partilerin programlarını inceleyip 26 Eylül’de sandığa giderek Türklere en yakın partileri destekleme çağrısı yaptı.

Hem Almanya hem de burada yaşayan çoğu Türk yabancılar için önemli döneme girildiğine işaret eden Gündoğdu, “Seçimlerde önemli bir yere sahip olmak ve seçimi yönlendirmek için seçimlere mutlaka katılmamız lazım. Partilerin içerikleri ve programları hakkında iyi bilgilenmemiz lazım. Baktığımızda hemen hemen her partide Türk kökenli milletvekili adaylarımız var, onların programlarını incelemek ve onları desteklemek çok önemli olacaktır çünkü onlar bir anlamda bizim sesimiz olacak.” dedi.

Herkesi sandığa davet eden Gündoğdu, “Buradaki Türk seçmen için önemli beklentiler var, çifte vatandaşlıktan tutun da Türkiye ile ilgili konulara kadar, partilerin programlarına bakıp bize en yakın olanları desteklememiz gerekiyor.” şeklinde konuştu.

“Seçim hakkı önemli”

Türk Üniversiteliler Derneği (Turk-Unid) Başkanı Levent Taşkıran, “Almanya seçimlerinde herkesin oy kullanmasını tavsiye ediyorum. Burada seçim hakkı önemli, demokratik bir koşul. Burada özellikle Türk kökenliler olarak Türklere yakın olan partilere oy verilmesini tavsiye ederim. Özellikle sorunlarımızı halledebilecek siyasi partileri öne çıkarmak gerekiyor.” ifadesini kullandı.

Taşkıran, “Geçen senelerde siyasi partilere Türkiye karşıtı hava vardı. Şimdi mülteci krizi sonucu Almanya ve Avrupa Birliği’nin Türkiye ile olan ilişkilerini düzeltmeye çalıştığını düşünüyorum. Ama yine de her siyasi parti içinde Türkiye karşıtı grupların mevcut olduğunu gözlemliyoruz.” şeklinde konuştu.

“Merkel’den çok memnunduk”

Köln’de restoran sahibi Şakir Toprak, “Yıllardır burada işletmeciyiz ve (Başbakan Angela) Merkel’in yönetiminden çok memnunduk. Merkel iyi bir siyasetçi, iyi bir politikacıydı ve ülkesi için güzel şeyler yaptı, keşke gitmeseydi. Diğer politikacılar için henüz bir şey konuşmak istemiyorum ama ben Merkel taraftarıydım. Yeni gelenler İnşallah Merkel’in boşluğunu doldurur, yabancılara karşı duyarlı olurlar, mağduriyetlerde esnafın yanında olurlar.” değerlendirmesinde bulundu.

Yeni siyasetçilerin sahneye çıkmasını isteyen Mehmet Baynaz, “Yeni insanlara şans verilmesini istiyoruz. Böylece yeni fikirler ortaya çıkabilir, bazı şeyler değişebilir. Örneğin ırkların birbirini sevmesi konusunda çalışılabilir, örneğin Almanya’da bazı kesimler başka kesimleri sevmiyor. Şu an takip ettiğim kadarıyla Sosyal Demokrat Parti (SPD) önde gidiyor ama yine sonucun belirlenmesi için seçim sonucunu beklemek gerek.” dedi.

Köln’ün Weidengasse semtinde hediyelik eşya dükkanı olan Suha Ardaniç, “Bahsedilen bütün bu partileri temsil eden kişiler seçim geldiği zaman geleneksel şekilde üç beş partinin içine göstermelik Türk ve Müslüman siyasetçi arkadaşlarımızı alırlar, onların üzerinden oy potansiyeli yakalarlar. Bu arada son derece liberal, ılımlı politikalar vadederler ve başa geçtikten sonra o üç beş tane arkadaşımıza herhangi bir söz hakkı tanımadan ve bir şeyleri değiştirme fırsatı bulamazlar. Devran böyle sürer gider.”

BERLİN(AA) – Güçlü bir büyüme, düşük işsizlik ve “ülkenin ikinci ekonomik mucizesinin” son aşamasının yaşandığı bir zeminde gerçekleşen 2017 seçimlerinden bu yana çeşitli iniş çıkışlar yaşayan Alman ekonomisindeki bazı yapısal sorunlar devam ediyor.

Merkel’in 16 yıllık döneminde Alman ekonomisinde önemli krizler ve değişimler görüldü. Almanya’nın ekonomik ve istihdam politikaları, 2008 finansal kriz ve avro krizini takip eden yıllarda köklü değişiklikler geçirdi.

Merkel döneminde işsizlik oranı azaldı ve ekonomideki kronik zayıf büyüme sorunu çözüldü. Merkel, kamu borcunun GSYH’ye oranının azaltılmasında, kişi başına düşen milli gelirin artırılmasında ve bütçe açığının kapatılmasında önemli başarılara imza attı.

Bunun yanında Merkel döneminde “ekonominin rekabet gücünü güçlendirme” hedefi arka plana atılarak, odak nokta refah devletinin genişletilmesi oldu.

Ayrıca, Merkel döneminde ülkenin enerji ve iklim hedefleri fazla ivme kazanamadı. Almanya, yenilenebilir enerjiyi teşvik etmek için çoğu sanayileşmiş ülkeden daha fazla para harcadı, ancak çok fazla başarılı olamadı.

Almanya sadece enerji sektöründe değil, ekonominin diğer sektörlerinde de geleceğe yeterince hazır değil. Ülke, kamuda dijital altyapı ve dijitalleşme açısından geride kalıyor. Ülke için hayati önem taşıyan otomotiv sektörü, “dizel manipülasyonu” skandalı ile çalkalandı.

Son yıllarda otomobil endüstrisinde çığır açan teknolojilerin Çin ve ABD’den gelmesi, dünyada çok satan dijital ürünlerde Alman imzası olmaması ve en fazla ziyaret edilen internet sitesi arasında Alman sitesinin bulunmaması Alman kamuoyunda tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Kendi ulusal pazarını GAFA’ya (Google, Apple, Facebook, Amazon) kaptıran Almanya, bunu dijital inovasyonda geri kalmasına bağlıyor.

Alman sanayisi, çeşitli faktörlerin yanı sıra devam eden ticari gerilimler nedeniyle 2018 ortasından itibaren kademeli bir düşüş gösterdi.

Kovid-19 salgınından zarar gören ilk sektör olan Alman sanayisi, salgının ikinci dalgası sırasında büyümenin itici gücü oldu. Alman sanayisi, şu anda tedarik zinciri sürtüşmelerinden muzdarip.

Salgın, Almanya’nın dijitalleşme eksikliğinin bir başka hatırlatıcısı oldu. Yeni Alman hükümetinin gelecek yıllarda dijital altyapı, eğitim sistemi ve e-devlet uygulamalarına odaklanması bekleniyor.

“Yatırımların büyümesi salgına kadar Avro Bölgesi’nin geri kalanından çok daha zayıftı”

ING Almanya Başekonomisti Carsten Brzeski, 26 Eylül genel seçimlerinin ekonomiye etkisini değerlendirirken, “Alman uluslararası rekabet gücüne ilişkin sıralamada, Alman ekonomisi 2017-2019 döneminde daha da geriledi. Ülkenin altyapısının kalitesi zayıfladı ve yatırımların büyümesi Kovid-19 krizinin başlangıcına kadar Avro Bölgesi’nin geri kalanından çok daha zayıftı.” ifadelerini kullandı.

Ülkede internet erişiminin diğer birçok ülkeye kıyasla yavaş ve pahalı olmaya devam ettiğini aktaran Brzeski, “Enerji dönüşümün maliyetleri hala yüksek kalıyor. Pandemi nedeniyle yapısal ekonomik göstergelerin tümü 2020 veya 2021’de güncellenmedi ancak mevcut göstergelerde genel resim, 2017’dekinden pek farklı görünmüyor.” dedi.

Brzeski, görevdeki hükümetin maliye politikasında salgın sırasındaki U dönüşünün, kamu harcamaları ve yatırımların daha genel kabul görmesi için zemin hazırladığını belirterek, şunları kaydetti:

“Bu nedenle tüm partilerin önümüzdeki yıllarda nasıl ve nereye yatırım yapılacağına dair birçok plan sunmuş olması şaşırtıcı değil. İklim değişikliği, emeklilik ve sağlık hizmetleri üzerindeki etkisiyle demografik değişim, dijitalleşme, enerji dönüşümü ve imalattan hizmetlere yapısal değişim gibi sadece birkaç sıcak konu, partilerin vaatleri arasında. Bununla birlikte partilerin tüm bu vaatlerinin finansmanının çok net olmaması da dikkati çekiyor.”

Vergiler, partileri farklılaştırıyor

Bir sonraki hükümete katılma olasılığı en yüksek olan 3 partiyi farklılaştıran şeyin vergiler olması dikkati çekiyor. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU)/Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) vergi artışını değil, farklı vergi indirimleri önerirken, Yeşiller ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) en yüksek gelir grubu için vergi artışlarının yanı sıra bir varlık vergisi getirilmesini önerdi.

Almanya’da partiler 1949’da Federal Cumhuriyet’in kurulmasından sonra yeniden inşa edilen istikrarı, refahı ve uluslararası saygınlığı koruma sözü vererek seçimlere katılıyor. Ekonomi ve dış politikadaki önemli atılımlar partilerin seçim performansını etkiliyor.

Partilerin vaatleri

Almanya’da hükümeti oluşturan muhafazakar CDU ve CSU partileri seçim programlarında, devletin 18 yaşına gelene kadar her yeni doğan çocuk için ayda 100 avronun yatırılacağı bir “Gelecek Nesil Fonu” kurulacağı vaadinde bulundu.

Devlet sübvansiyonlarıyla desteklenecek ve düşük ücretliler için zorunlu olacak emeklilik fonu da vadeden partiler, sosyal yardım ve barınma politikası olarak, 2025 yılına kadar 1,5 milyondan fazla yeni konut inşa etmek istiyor. Ayrıca, kamu çalışanlarının konutları için federal bir inşaat programı ve özel şirket konutlarının inşası için teşvikler öngörüyor.

Almanya’nın yaklaşık 2,3 trilyon avroluk kamu borcuna karşın partiler, seçim programında, salgın nedeniyle vergi artışları olmayacağına işaret etti. Program, vatandaşlar için önemli bir vergi indirimi öngörmüyor. Birlik partileri, kurumlar vergisini yüzde 25 ile sınırlamayı, gelir vergisinden muaf aylık ücreti 450 avrodan 550 avroya yükseltmeyi vadediyor.

AB’nin Kovid-19 kurtarma fonunun “tek seferlik ve geçici” kalmasını destekleyen birlik partilerinin programında, uzay yolculuğunun KOBİ’lerin de faydalanması gereken önemli bir endüstri olduğu belirtiliyor. Partiler, start-up ve KOBİ dostu bir uzay yasasını vadediyor. Partilerin seçim programında, “Gelecek nesillerin uzaya erişimini sağlamak için, uzayın sürdürülebilir kullanımı için uluslararası düzeyde çalışacağız.” deniliyor.

Yeşiller Partisi’nden sosyo-ekolojik dönüşüm için 10 yılda 500 milyar avro harcama vaadi

Yeşiller Partisi, hükümetlerin çok fazla yeni borç almasını engelleyen borç freni mekanizmasını gözden geçireceğini açıkladı. Mevcut düşük faiz ortamının kaçırılmayacak kadar iyi bir fırsat olduğunu savunan Yeşiller Partisi, ekonominin “sosyo-ekolojik dönüşümü” için gelecek 10 yılda 500 milyar avro harcama vadediyor.

Yeşiller, enerji ve dijital dönüşüm yoluyla yeni istihdam oluşturma sözü verirken, varlık vergisi ve sosyal ödemelerde yüzde 50’lik bir artışın Almanya’da gelir eşitsizliğin giderilmesine yardımcı olacağını savunuyor.

Yeşiller’in seçim programında, ülkede AR-GE çalışmalarını teşvik etmek ve yenilikçi girişimleri desteklemek için yeni risk sermayesi fonları oluşturulması öngörülüyor.

Parti, Almanya’da yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırma ve düşük gelirlilerin elektrik faturalarını düşürme sözü veriyor. Yeşiller, değeri 2 milyonu aşan varlıklar için yüzde 1 vergi alarak, iddialı sosyal ve ekolojik harcama planını finanse etmek istiyor. Parti, asgari saat ücretinin 9,60 avrodan 12 avroya yükseltilmesi, yeni kiracılar için en fazla yüzde 2,5 kira artışı üst sınırı ve ürünlerin onarımını ve geri dönüşümünü teşvik eden döngüsel ekonominin genişlemesini diğer ekonomik taahhütleri olarak sıralıyor, ayrıca Avrupa Para Fonu kurulmasını öneriyor.

SPD, AB’nin bir mali, ekonomik ve sosyal birlik olarak genişlemesini savunuyor

Konut edinmeyi daha ulaşabilir yapmayı ve asgari ücret saatini 9,60’dan avrodan 12 avroya yükseltmeyi vaat eden SPD ise ayrıca eğitim ve dijitalleşmeye yapılan yatırımları artırma sözü verirken, anayasal olarak korunan denk bütçe kuralından vazgeçmemeyi taahhüt ediyor.

SPD, ticaret ile ilgili programında sürdürülebilirlik vurgusu yaparak, Almanya’nın silah ihracatının daha güçlü bir şekilde düzenlemesi gerektiğini belirtiyor. Borç freni mekanizması konusunda partinin sessiz kalması dikkat çekiyor. Parti, ayrıca AB’nin bir mali, ekonomik ve sosyal birlik olarak genişlemesini savunuyor.