Almanya'da seçmenler sandık başında

BERLİN (AA) – Seçmenler, sabah erken saatlerde oy kullanmak için seçim merkezlerine gitmeye başladı.

Yerel saatle 08.00’de (TSİ 09.00) başlayan oy verme işlemi saat 18.00’e (TSİ 19.00) kadar devam edecek.

Yaklaşık 60,4 milyon seçmenin oy kullanma hakkı olduğu seçimlere 47 parti katılıyor.

6 bin 211 adayın yarıştığı seçimlerde 16 eyalette 299 seçim bölgesinde 85 bin sandık kuruldu.

709 milletvekili bulunan Federal Meclis’teki milletvekili sayısının, seçim sistemindeki farklı uygulama nedeniyle daha da artması bekleniyor.

Almanya seçimlerinde 100’ün üzerinde Türkiye kökenli aday da bulunuyor. Bu adaylardan 20’sinin parlamentoya girmesi bekleniyor.

2,8 milyon seçmenin ilk kez oy kullanacağı seçimlerde seçmenlerin 31,2 milyonu kadın, 29,2 milyonu erkeklerden oluşuyor.

Seçmenlerin yüzde 21,3’ü 70 yaşın üzerinde olurken, 30 yaşın altındaki seçmenlerin oranı yüzde 14,4.

Bu yıl seçimlerde mektupla oy kullananların sayısının artacağı ve halkın en az yüzde 40’nın mektupla oy kullanma uygulamasından yararlanacağı tahmin ediliyor.

Ülkeyi 16 yıldır yöneten Başbakan Angela Merkel’in yeniden aday olmadığı seçimlerde başbakanlık için, Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partilerinin adayı 60 yaşındaki Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı Armin Laschet, Sosyal Demokrat Parti’den (SPD) 63 yaşındaki Maliye Bakanı Olaf Scholz ve Yeşillerden 40 yaşındaki partinin Eş Başkanı Annalena Baerbock yarışıyor.

Anketlere göre seçimlerdeki yarışın CDU/CSU ile SPD arasında geçmesi bekleniyor.

2017’de yapılan seçimlerde CDU/CSU yüzde 32,9, SPD yüzde 20,5, AfD yüzde 12,6, FDP yüzde 10,7, Sol Parti yüzde 9,2, Yeşiller yüzde 8,9 oy alarak mecliste temsil edilmişti.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BERLİN (AA) – Ülkede 20. Federal Meclis’i (Bundestag) belirlemek için yapılan genel seçimlerde, Sosyal Demokrat Parti (SPD) oyların yüzde 25,7’sini alarak birinci çıktı.

SPD’yi, yüzde 24,1 ile Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partileri, yüzde 14,8 ile Yeşiller, yüzde 11,5 ile Hür Demokrat Parti (FDP), yüzde 10,3 ile göçmen ve İslam karşıtı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi ve yüzde 4,9 ile Sol Parti takip etti.

Bu sonuçlara göre mecliste milletvekili dağılımı da şöyle oldu: SPD 206, CDU/CSU 196, Yeşiller 118, FDP 92, AfD 83, Sol Parti 39, SSW 1.

Meclis aritmetiğine göre ise hiçbir parti tek başına hükümeti kurmak için yeterli milletvekili sayısını bulamadı.

Bu sonuçlar, Angela Merkel sonrası dönemi belirlemek amacıyla partiler arasında çetin koalisyon pazarlığının yaşanacağını gösterirken, seçimden önce hiçbir parti AfD ile koalisyon görüşmeleri yapmayacağını, CDU ise Sol Parti ile herhangi bir hükümete girmeyeceğini açıklamıştı.

Hem SPD’nin başbakan adayı Olaf Scholz hem de CDU/CSU’nun başbakan adayı Armin Laschet, kendi liderliklerinde gelecek 4 yıl görev yapacak yeni hükümeti kurmak istediklerini açıkladı.

Seçimlerin ardından oluşan tabloda, 3 seçenekli koalisyon ihtimali bulunuyor.

Trafik lambası koalisyonunu

Mecliste en fazla milletvekili sayısına sahip SPD’nin öncelikle “trafik lambası koalisyonunu” için Yeşiller ve FDP ile üç partili hükümet kurmak amacıyla görüşmeler yapması bekleniyor.

SPD ve Yeşillerin liderleri, seçim programındaki ortak noktalardan dolayı bu ortaklığa sıcak bakıyor.

Ancak FDP kurmayları, vergi, finans ve iklim politikalarında SPD ve Yeşiller ile aralarında büyük farklılıkların bulunduğuna dikkati çekiyor.

Büyük koalisyon

2002’deki seçimlerden sonra ilk kez CDU/CSU’dan fazla oy alan SPD’nin liderliğinde kurulabilecek bir diğer koalisyon seçeneği ise “büyük koalisyon” olarak adlandırılan SPD-CDU/CSU koalisyonu.

8 yıldan beri koalisyon ortağı olarak hükümette bulunan bu iki partinin yeniden hükümet kurmasını iki partinin yöneticileri de istemiyor. Bu seçeneğin ancak diğer ihtimaller mümkün olmadığında gündeme gelmesi bekleniyor.

– Jamaika koalisyonu

Diğer bir seçenek ise partilerin renklerinin (siyah-yeşil-sarı) Jamaika bayrağını çağrıştırmasından dolayı CDU/CSU, Yeşiller ve FDP’nin oluşturacağı “Jamaika koalisyonunun” kurulması.

Bu partilerin kuracağı üçlü koalisyon ihtimali ise çok uzak görünmüyor, zira FDP Lideri Christian Lindner, katıldığı televizyon programında Jamaika koalisyonunu tercih ettiğini belirtmişti.

2017’deki seçimlerin ardından CDU/CSU, Yeşiller ve FDP arasında koalisyon görüşmeleri yapılmış, ancak FDP lideri son anda “Yanlış yönetmektense, yönetmemek daha iyi” ifadesini kullanarak, söz konusu koalisyon görüşmelerinden çekilmişti.

4 yıl önce iktidara gelme şansını bu şekilde yitiren Lindner, bu fırsatı bir kez daha kaçırmak istemiyor.

Başbakanlığı SPD’ye kaptırmak istemeyen CDU/CSU yöneticileri de bu seçeneğe sıcak bakıyor.

Hristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) Genel Başkanı Markus Söder ise Laschet yönetiminde “mantık ittifakı” kurmak istediklerini belirterek, “Jamaika koalisyon fikrine kesinlikle inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

FDP en kilit parti

Almanya’daki seçimlerin ardından oluşan tabloda kilit parti konumuna gelen FDP, koalisyon görüşmelerinden mümkün olan en iyi sonucu çıkarmak ve pazarlık payını artırmak için tüm demokratik partilerle görüşeceğini açıkladı.

FDP Meclis Grubu Başkan Yardımcısı ve partinin yönetim kurulu üyesi Michael Theurer, Alman Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, koalisyon müzakerelerinde “tamamen özgür” olduklarını ve SPD ile görüşmeler yapmayı önceden dışlamadıklarını belirtti.

Theurer, CDU/CSU ile finans ve ekonomik konulardaki yakınlığından dolayı Jamaika koalisyonunu tercih ettiklerini ifade ederek, ancak bunun hiçbir şey yapmadan oluşacak bir şey olmadığını kaydetti.

Almanya’da üç ayrı partinin hükümet oluşturması yakın tarihte olağan bir durum değil. En son 1950’li yıllarda CDU’lu başbakan Konrad Adenauer döneminde ikiden fazla partiyle hükümet kurulmuştu. 1960’lı yıllardan sonra iki partinin bulunduğu hükümetler Almanya’yı yönetti.

Geçmişte Almanya’da mecliste en fazla milletvekiline sahip partinin, başbakanı belirlemediği dönemler de oldu.

1969 yılında SPD, mecliste CDU/CSU’dan daha az milletvekiline sahip olmasına rağmen FDP ile hükümeti kurmuş ve Willy Brandt başbakan olmuştu. Aynı şekilde Helmut Schmidt başkanlığında 1976 ve 1980’de SPD-FDP koalisyonları kurulmuştu.

Koalisyon şekli cumhurbaşkanı seçimini de etkileyebilir

Öte yandan Almanya’da gelecek yıl görev süresi sona erecek Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier’in bir kez daha seçilmesinde, kurulacak hükümetin etkili olması bekleniyor.

Buna göre SPD’nin liderliğinde bir hükümet kurulması durumunda, Steinmeier’in bir kez daha seçilme ihtimali yüksek olacak.

Ancak CDU/CSU’nun liderliğinde Yeşiller ve FDP ile hükümet kurulması halinde bu makamın, Yeşiller Partisinden bir kadın siyasetçiye verilmesi, Berlin’de konuşulanlar arasında yer alıyor.

Almanya’da uzmanlar yeni hükümetin kurulmasının aylar süreceğini ifade ediyor. 2017’de yeni hükümetin kurulması yaklaşık 6 ay sürmüştü. Yeni hükümet kurulana kadar mevcut hükümet, Başbakan Angela Merkel liderliğinde görevde kalacak.

BERLİN (AA) – Ülkede 60,4 milyon seçmenin, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını gölgesinde oy kullanacağı seçimler için 16 eyalette 85 bin sandık kuruldu.

2,8 milyon gencin ilk kez oy kullanacağı ülkede yaklaşık 650 bin seçim görevlisi çalışacak.

47 partinin yarıştığı seçime katılan 6 bin 211 aday arasında, çeşitli partilerden 100’den fazla Türk kökenli bulunuyor.

299 seçim bölgesinin bulunduğu Almanya’da seçmenler, yeni meclisin 598 üyesini belirlemek için iki oy kullanacak. Seçmenler ilk oylarını kendi bölgelerindeki milletvekili adayına, ikinci oylarını ise seçtikleri partiye veriyor. Alman seçim sisteminde partinin aldığı oylara göre fazladan milletvekili çıkarmak mümkün olacak.

Seçimlerde yaklaşık 900 bini Türk olmak üzere 7,5 milyon göçmen kökenli, siyasi tercihlerini sandığa yansıtacak.

Ülkeyi 16 yıldır yöneten Başbakan Angela Merkel’in yeniden aday olmayacağı seçimlerde; Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partileri 60 yaşındaki CDU Genel Başkanı Armin Laschet’i, Sosyal Demokrat Parti (SPD) 63 yaşındaki Maliye Bakanı Olaf Scholz’u ve Yeşiller 40 yaşındaki partinin Eş Başkanı Annalena Baerbock’u başbakan adayı gösterdi.

Mektupla oy kullananların sayısı arttı

Seçmenlerin mektupla oy kullanma imkanı da bulunuyor. Bu yıl özellikle Kovid-19 salgınından dolayı çok sayıda seçmenin mektupla oy kullanmayı tercih edeceği belirtiliyor.

Almanya’da mektupla oy kullanma uygulaması 1957 yılında başladı. O dönem seçmenlerin yüzde 5’i mektupla oy kullanırken bu oran 2017 seçimlerinde yüzde 29’a çıktı. 26 Eylül’de yapılacak mektupla oy kullanımının yüzde 40 civarında olması bekleniyor.

Almanya’da seçim kurulu yetkilileri bu yıl mektupla oy kullananların sayısının salgın nedeniyle yüzde 40 oranında olmasını beklediklerini belirtiyor.

Ülkede son haftalarda yapılan anketlerde SPD önde görünmesine rağmen seçimin SPD ile CDU/CSU partileri arasında başa baş geçeceği öngörülüyor.

2017’de yapılan seçimlerde CDU/CSU yüzde 32,9, SPD yüzde 20,5, AfD yüzde 12,6, FDP yüzde 10,7, Sol Parti yüzde 9,2, Yeşiller yüzde 8,9 alarak mecliste temsil edilmişti.

Anketlere göre bu seçimde Maliye Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Olaf Scholz’un adayı olduğu SPD yüzde 25 oy oranıyla birinci sırada görülürken CDU Genel Başkanı Armin Laschet’in aday olduğu CDU/CSU’nun oy oranı yüzde 23 bandında yer alıyor.

Bu seçimlerde Annelena Baerbock ile ilk kez başbakan adayı gösteren Yeşillerin oy oranı da yüzde 15-17 olarak anketlere yansıyor.

Seçimlerde ne kadar oy alacağı kamuoyunda merak edilen aşırı sağcı ve ırkçı görüşleriyle bilinen AfD ise yüzde 11-12 oy oranıyla dördüncü parti konumunda görünüyor.

Yüzde 5’lik seçim barajını geçmesi beklenen Hür Demokrat Partinin (FDP) oy oranı yüzde 11-12 olarak verilirken Sol Partinin de yüzde 6-7 oy alacağı tahmin ediliyor.

Koalisyon seçenekleri

Seçimlerden sonra oluşması beklenen tabloya göre, koalisyon görüşmeleri çetin geçecek ve iki Afrika ülkesi Jamaika ve Kenya’nın isimleri kamuoyunda sıkça duyulacak.

CDU/CSU kesinlikle AfD ve Sol Parti ile koalisyona girmeyeceğini duyururken SPD’nin, içinde aşırı sol grupları barındıran ve NATO’ya karşı çıkan Sol Parti ile kesin olarak bir koalisyon oluşturmayacağını söylememesi dikkatİ çekiyor.

CDU/CSU’nun dışında mecliste temsil edilmesi beklenen partilerin tümü AfD ile hükümet kurmayacağını açıkladı.

Anket sonuçlarındaki partilerin alacağı oy oranına göre, koalisyon ihtimallerine bakıldığında 6 seçenekten 5’i üç partinin kurabileceği bir koalisyon hükümetine işaret ediyor.

Muhtemel hükümet seçeneklerinden olan CDU/CSU, Yeşiller ve FDP koalisyonu, partilerin renklerinin (siyah-yeşil-sarı) Jamaika bayrağını çağrıştırmasından dolayı “Jamaika koalisyonu” olarak adlandırılıyor.

Bir diğer seçenek ise SPD, CDU/CSU ve Yeşillerden oluşan koalisyon. Bu da partilerin renkleri (kırmızı-siyah-yeşil) Kenya bayrağını andırdığı için “Kenya koalisyonu” olarak nitelendiriliyor.

Seçimlerden sonra partilerin hükümeti oluşturabileceği bir diğer ihtimal ise SPD, FDP ve Yeşillerin kurabileceği “trafik lambası koalisyonu” olacak.

“Almanya koalisyonu” ise CDU/CSU, SPD ve FDP’den oluşacak bir hükümete işaret ederken ülkede büyük tartışmalara sebep olan SPD, Sol Parti ve Yeşiller arasında (kırmızı-kırmızı-yeşil koalisyonu) bir ittifak oluşmasının ihtimali düşük olmasına rağmen mümkün görülüyor.

İki partili bir koalisyon oluşması için tek seçenek CDU/CSU ve SPD’den oluşan “büyük koalisyon” olabilir.

Bu seçeneklerden hangisi sonuçta iktidara geleceği yapılacak koalisyon görüşmelerden sonra belli olacak. 2017’de yapılan genel seçimden sonra koalisyon görüşmeleri yaklaşık 6 ay sürmüştü.

Öte yandan 2017’de yüzde 12,4 oranında oy alan aşırı sağcı AfD partisinin bu seçimde ne kadar oy alacağı merakla bekleniyor.

Anketlerde yüzde 11-12 oy oranında gösterilen AfD’nin özellikle ülkenin doğu eyaletlerinde güçlü çıkacağı öngörülüyor.

26 Eylül’de genel seçimlerin yanı sıra Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern’de eyalet meclisi seçimleri de düzenlenecek.​​​​​​​