Almanya'da şüpheli 13 polisin Hanau'daki katliamın yaşandığı gece görevde olduğu ortaya çıktı

KÖLN (AA) – Hessen İçişleri Bakanı Peter Beuth, Rheinland-Pfalz’dan 38 yaşındaki eski bir Frankfurt Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Timi (SEK) yetkilisinin elektronik verileri değerlendirilirken ortaya çıkan bilgilere göre, çok sayıda kişinin aşırı sağcı sohbet gruplarına dahil olduğunun belirlendiğini, bunların içinde SEK polislerinin yanı sıra başka birimlerden polislerin de olduğunu söyledi.

Beuth, söz konusu timde yer alan ve suçlamalar nedeniyle görevden uzaklaştırılan 13 polisin, ırkçı terör saldırısının düzenlendiği gece Hanau’da görevli olduklarını açıkladı.

Bakan Beuth, internet üzerindeki sohbet gruplarında, aşırı sağ örgüt propagandası yapma, yasak sembol ve görüntülerin yanı sıra kışkırtıcı içerik paylaşıp yaymakla suçlanan 36 kişi hakkında soruşturma başlatıldığını aktardı.

Hessen eyaleti İçişleri Bakanlığı, 10 Haziran’da yaptığı açıklamada, aşırı sağcı polisler hakkında yürütülen soruşturmanın ardından Frankfurt Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Timinin (SEK) lağvedildiğini duyurmuştu.

Irkçı terör saldırısında 9 kişi hayatını kaybetmişti

Almanya’nın Frankfurt kenti yakınlarında bulunan Hanau’da 19 Şubat 2020’de ırkçı Tobias Rathjen tarafından iki nargile kafeye ve bir büfeye ırkçı saldırı düzenlenmişti.

Saldırıda Mercedes Kierpacz, Sedat Gürbüz, Gökhan Gültekin, Hamza Kurtoviç, Ferhat Ünvar, Kaloyan Velkov, Vili Viorel Paun, Said Nesar Hashemi ve Fatih Saraçoğlu hayatını kaybetmişti.

Rathjen, saldırının ardından evine dönerek annesi Gabriele Rathjen’i öldürdükten sonra intihar etmişti.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BERLİN (AA) – Kuzey Ren-Vestfalya ve Rheinland-Pfalz’daki eyalet hükümetlerinin sel felaketinin ardından açtıkları “ortak bağış hesabı”yla yardım toplamaya başlamaları, Almanya’da afet yardımını finanse etme ve yönetme konusunda onlarca yıllık deneyime sahip hiçbir yardım kuruluşu ve ittifakın olmadığı algısına yol açtı.

Bölge halkı, sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımlarda; devletin, yardım kuruluşlarını rakip gibi görüp koordinasyonu engellediğini, bu nedenle mağdur olduklarını belirtiyor.

Özellikle yerel hükümetlerin açtıkları hesaplarda toplanan paraların kime, hangi şartlarda, ne kadar zamanda ve ne derece adil dağıtıldığının muamma olması ve yardımların dağıtımında çok fazla bürokratik işlemlere tabi tutulması, eleştiri konularının başında geliyor.

“Kimse yeni bir çamaşır makinesine ihtiyaç duyduğunda üç sayfalık bir form doldurmak istemiyor”

Yardım kuruluşları, devletin bağış toplama aracı olarak bir anda rekabete girmesinden rahatsızlık duyuyor.

Bugüne kadarki sel veya doğal afetlerde yardım işini tamamen bu kuruluşlara bırakan devletin şimdilerde onlara rakip gibi davranması, yardım kuruluşlarının işini zorlaştırıyor.

Caritas International, Diakonie Katastrophenhilfe, UNICEF ​​​​ve Kızıl Haç kuruluşlarını birleştiren Aktionbündnis Katastrophenhilfe’den Dariush Ghobad, Alman medyasına yaptığı açıklamada, devletin kendilerine rakip olmasının, afet bölgelerindeki karmaşık yardım koordinasyonunu daha da zorlaştırdığını söyledi.

Ghobad, yardım kriterlerinin devletinki kadar zor olmadığını dile getirerek “Orada biraz daha özgürüz. Parayı kamyondan atmamıza izin yok ama kimse yeni bir çamaşır makinesine ihtiyaç duyduğunda üç sayfalık bir form doldurmak istemiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Yardım kuruluşları, topladıkları paralarının tümünü afetzedelere dağıtabilirken devletin açtığı hesaplarda biriken paranın tümünün, selzedelere aktarılıp aktarılmayacağı sorusunun cevabı henüz net değil.

Öte yandan bugüne kadar toplanan paralar, kimin etkin bir şekilde bağış toplayabileceğini gösteriyor.

Yardım kuruluşları bir haftada 110 milyon avro toplarken yerel hükümetlerin açtıkları hesaplarda yaklaşık 12 milyon avro birikmesi, vatandaşın, yardım kuruluşlarına hükümetlerden daha fazla güvendiğini ortaya koyuyor.

Alman medyası hem federal hem de eyalet hükümetlerini, doğal afetler gibi durumlara müdahalede beceriksizlikle itham ediyor.

Cüneyt Karadağ

İSTANBUL (AA) – Birevim Yönetim Kurulu Başkanı Murat Çiftçi, "Tasarruf Finansmanı Avrupa’da yıllardır var olan bir sistem. Sadece Almanya’da Yapı Tasarruf Sandığı adıyla yılda 1,5 milyon kişi bu sistemden yararlanıyor. Bizim de amacımız tasarruf finansmanını yaygınlaştırmak ve 2023 yılı sonunda 3 milyon kişiyi tasarruf finansıyla tanıştırmak." ifadelerini kullandı.

Birevim'den yapılan açıklamaya göre, Tasarruf Finansman Yasası kapsamında intibak planı onaylanan şirketlerin 2 Temmuz 2021’de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından açıklanması akabinde Türkiye’deki yasal gelişmeyi sektördeki başarısı dünyada örnek gösterilen Almanya ile değerlendiren Birevim, “Birlikte Mümkün Buluşmaları” kapsamında Almanya Tasarruf Sandıkları Başkanı Chriastian König ile canlı yayın bağlantısı gerçekleştirdi. Almanya ve Türkiye’deki tasarruf finans sisteminin karşılaştırıldığı buluşmada König, Çiftçi’nin sorularını da yanıtladı.

– "Almanya’da Yapı Tasarruf Sandığı adıyla yılda 1,5 milyon kişi bu sistemden yararlanıyor"

Açıklamada, söz konusu etkinlikteki açıklamalarına yer verilen Çiftçi, çıkan yasayla birlikte sorumluluklarının daha da arttığını dile getirdi.

Murat Çiftçi, “Regülasyon sürecinin hem sektör hem de tasarruf sahipleri açısından etkili ve verimli geçmesi adına çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Tasarruf Finansmanı Avrupa’da yıllardır var olan bir sistem. Sadece Almanya’da Yapı Tasarruf Sandığı adıyla yılda 1,5 milyon kişi bu sistemden yararlanıyor. Bizim de amacımız tasarruf finansmanını yaygınlaştırmak ve 2023 yılı sonunda 3 milyon kişiyi tasarruf finansıyla tanıştırmak." değerlendirmesinde bulundu.

– "Sektör Türkiye’de daha fazla gelişecek"

Almanya Tasarruf Sandıkları Başkanı Chriastian König ise Türkiye’de sektörün yasallaştırılmasının çok önemli ve gerekli bir gelişme olduğunu dile getirdi.

König, tasarruf sahiplerinin haklarının devlet tarafından desteklenmesinin ve savunulmasının sektöre duyulan güven için son derece önemli olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Yasal mevzuatla birlikte sektörde güçlü şirketlerin faaliyet gösterecek olması ve aynı zamanda tasarruf sahiplerinin bu şirketlerle tasarruflarını gerçekleştirdiklerinde yasal olarak haklarının güvence altında olduğunu bilmesi sektörün gelişmesi açısından büyük bir avantaj. Bugün Almanya’da yılda 1 buçuk milyon kişi tasarruf finans yöntemiyle birikimlerini gerçekleştiriyor. Yapı Tasarruf Sandığı sistemimizde 29 milyon sözleşmeye ulaşmıştık ama genç nüfus oranının azalmasına bağlı olarak bugün 25 milyon sözleşmeye sahibiz ve tasarruf sandığımızda 919 milyar avro bulunuyor. Türkiye’de tasarrufa en çok ihtiyaç duyan genç nüfus oranını Almanya’ya hatta Avrupa’ya kıyasla daha fazla olması ve genç nüfus oranının Avrupa’da giderek azalması sebebiyle sektör, ilerleyen dönemlerde Türkiye’de çok daha fazla gelişme gösterecek."