Almanya'daki Türk dernekleri: Kullanılmayan her oy ırkçı partilerin işine yarayacak

KÖLN (AA) – Almanya’da 900’den fazla caminin bağlı olduğu ve genel merkezi Köln’de bulunan Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Genel Başkanı Kazım Türkmen, yaklaşan seçimlerle ilgili AA muhabirine açıklamada bulundu.

Almanya’nın 83 milyon nüfusu ile Avrupa’nın en önemli ülkesi olduğuna dikkati çeken Türkmen, 26 Eylül’deki seçimlerin herkes için büyük önem arz ettiğini, Almanya’da yaşayan Türk kökenlilerin hem anayasal hak hem de sorumluluklarını yerine getirmek için mutlaka sandığa gitmeleri gerektiğini söyledi.

Türkmen, “Almanya’daki Türk kökenli Alman vatandaşı seçmen sayısı, istatistiklere göre yaklaşık 1 milyon 250 bin civarında. 61,5 milyonluk seçmen kitlesine bakıldığında Türk kökenli seçmenler yüzde 2,03 oranına tekabül etmekte. Sandığa giderek veya önceden mektup yoluyla oy kullanmanın anayasal bir hak olduğunun bilincinde olmak gerekmektedir. Bu hakkı Türk kökenli seçmen mutlaka değerlendirmelidir.” dedi.

Türkmen, şunları kaydetti:

“Buradaki Türk kökenli Alman vatandaşı seçmenler kendi geleceğini kendileri belirlemelidir. Seçmen seçimlere ne kadar etkin katılım sağlarsa o derece ciddiye alınır. Ayrıca anketlere bakıldığında bazı partiler arasındaki oy farkı veya yüzde 5 barajına olan mesafe o kadar azdır ki her bir oyun değeri bu durumda daha da artmış durumdadır. Böylelikle bir oy bile seçim sonucunu değiştirebilir. Aksi takdirde kullanılmayan her bir oy aşırılıkçı bir partiye yarayabilir. Oy kullanmak sadece kendiniz için değil, oy kullanma hakkı olmayan insanlar için de bir sorumluluk anlamına gelmektedir.”

Kimseyi tercihleri konusunda yönlendirmediklerinin altını çizen Türkmen, partilerin programlarının incelenerek sandığa gidilmesini tavsiye etti. Türkmen, “Bizler bu toplumun bir parçasıyız. Özellikle çifte vatandaşlık, dini cemaat statüsü, din dersleri, eşit haklar gibi bazı hakların elde edilmesi, başörtülü kardeşlerimizin hak mağduriyetine uğramamaları için seçimlere katılmalıyız. Bu hakların meşru yollardan elde edilmesinin yolu demokratik katılımdan geçer.” değerlendirmesinde bulundu.

“Katılım oranının düşük olması aşırı sağa yarar” vurgusu

Genel merkezi Köln’de bulunan Avrupa Türk İslam Birliği (ATİB) Genel Başkanı Durmuş Yıldırım da “Demokratik vazifemizi yerine getirmek için sandıklara gidelim.” çağrısında bulundu.

Yıldırım, “Bu toplumun bir parçası olarak, siyasal hak ve özgürlüklerin temsil edilmesi ve ülke yönetimine katkı sunmak anlamında, seçimler bu ülkenin bir vatandaşı olarak bize, paha biçilmez bir imkan sunmaktadır. Bu imkanın hak ettiği yer ve değer, toplumumuz tarafından yeterince dikkate alınmadığı zaman, bizi hangi tehlikelerin beklediği hepimizin malumudur. Seçimlere katılımın az ve düşük olması, her zaman aşırı sağcı partilerin oy oranlarının daha çok değer kazanmasına imkan sağlamıştır.” dedi.

Çok kültürlü bir toplumda, gelecek 4 yılda kişilerin hayatlarını etkileyecek kararlar alacak Federal Meclisin oluşumuna katkı sunmanın bir vatandaşlık görevi olduğunu belirten Yıldırım, “Bu ülkenin bir vatandaşı olarak, hem kendi geleceğimize hem de çocuklarımızın geleceğine sahip çıkma noktasında, seçimlere katılarak, demokratik haklarımızı kullanma ile ilgili tavrımızı en bariz bir şekilde göstermiş oluruz. Bu ifade ettiğimiz düşünceler ışığında, Türk kökenli Alman vatandaşlarımızı seçime katılmaya davet ediyoruz.” diye konuştu.

“Mutlaka sandığa gidin, oy verin”

İslam Toplumu Milli Görüş (IGMG) Genel Sekreteri Bekir Altaş, Almanya için Alternatif (AfD) gibi ırkçı bir partinin Federal Meclis veya eyalet parlamentolarına kalıcı bir şekilde yerleşmeyi başarmasının kendilerini endişelendirdiğini belirterek, “Federal hükümetin her türlü ırkçılığa, her türlü önyargı suçlarına karşı her düzeyde kararlı adımlar atmasını bekliyorum. Aşırı sağcılıkla mücadelenin, sivil toplumla olduğu kadar kamu hizmetleriyle de olması gerekir.” ifadelerini kullandı.

Altaş, “İslami cemaatlerin kamu hukuku kapsamında tanınması gerekir. Bu konuda Müslümanlara farklı davranılıyor ve Müslümanlar pek çok haktan mahrum bırakılıyor. Elbette bu bağlamda sıradan çözümlerin olmadığının farkındayım ancak Almanya’nın hiçbir yerinde, bu statükoyu değiştirmek için samimi ve kapsamlı bir çaba da görmüyorum.” dedi.

Almanya’da yaşayan yaklaşık 5,5 milyon Müslüman seçmene çağrıda bulunan Altaş, “Mutlaka sandığa gidin, oy verin çünkü seçimlerde sadece kullanılan oylar değil, kullanılmayan oylar da sayılıyor. İki şer arasından ehven-i şerri seçin.” şeklinde konuştu.

“Siyasal katılımı önemsiyoruz”

Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) Genel Başkanı Köksal Kuş, 26 Eylül seçimiyle ilgili yaptığı açıklamada, vatandaşlarımızın hak arama mücadelesi için bu ülkedeki siyasal hak ve özgürlüklerinin temsil edilmesi ve ülke yönetimine katkı sağlamaları anlamında siyasal katılımı önemsediklerinin altını çizdi.

Kuş, “Son yıllarda Avrupa’da gittikçe sertleşen ve çirkinleşen göçmen karşıtı ırkçı siyasi söylemler, bu ülkelerde yaşayan vatandaşlarımızın siyasal anlamda daha güçlü temsile ihtiyaç duyduğunu ortaya koymakta olup, siyasete ilginin ve aktif katılımın arttırılmasına yönelik çalışmaların arttırılmasını kaçınılmaz kılmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

26 Eylül’deki seçimlerle ilgili yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi veren Kuş, “Partilerin seçim beyannamelerinde ülkede yaşayan Türkler ve diğer yabancıların dikkate alınmamış olması üzerine, tüm partilere gerek doğrudan Türkleri ilgilendiren gerek yaşadığımız ülkenin sorunlarıyla alakalı 10’ar adet soru içeren mektup ve e-mail göndererek, Türk toplumunun demokratik hakkını kullanacağını ifade ettik.” dedi.

Muhabir: Mesut Zeyrek

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BERLİN (AA) – Ülkede 20. Federal Meclis’i (Bundestag) belirlemek için yapılan genel seçimlerde, Sosyal Demokrat Parti (SPD) oyların yüzde 25,7’sini alarak birinci çıktı.

SPD’yi, yüzde 24,1 ile Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partileri, yüzde 14,8 ile Yeşiller, yüzde 11,5 ile Hür Demokrat Parti (FDP), yüzde 10,3 ile göçmen ve İslam karşıtı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi ve yüzde 4,9 ile Sol Parti takip etti.

Bu sonuçlara göre mecliste milletvekili dağılımı da şöyle oldu: SPD 206, CDU/CSU 196, Yeşiller 118, FDP 92, AfD 83, Sol Parti 39, SSW 1.

Meclis aritmetiğine göre ise hiçbir parti tek başına hükümeti kurmak için yeterli milletvekili sayısını bulamadı.

Bu sonuçlar, Angela Merkel sonrası dönemi belirlemek amacıyla partiler arasında çetin koalisyon pazarlığının yaşanacağını gösterirken, seçimden önce hiçbir parti AfD ile koalisyon görüşmeleri yapmayacağını, CDU ise Sol Parti ile herhangi bir hükümete girmeyeceğini açıklamıştı.

Hem SPD’nin başbakan adayı Olaf Scholz hem de CDU/CSU’nun başbakan adayı Armin Laschet, kendi liderliklerinde gelecek 4 yıl görev yapacak yeni hükümeti kurmak istediklerini açıkladı.

Seçimlerin ardından oluşan tabloda, 3 seçenekli koalisyon ihtimali bulunuyor.

Trafik lambası koalisyonunu

Mecliste en fazla milletvekili sayısına sahip SPD’nin öncelikle “trafik lambası koalisyonunu” için Yeşiller ve FDP ile üç partili hükümet kurmak amacıyla görüşmeler yapması bekleniyor.

SPD ve Yeşillerin liderleri, seçim programındaki ortak noktalardan dolayı bu ortaklığa sıcak bakıyor.

Ancak FDP kurmayları, vergi, finans ve iklim politikalarında SPD ve Yeşiller ile aralarında büyük farklılıkların bulunduğuna dikkati çekiyor.

Büyük koalisyon

2002’deki seçimlerden sonra ilk kez CDU/CSU’dan fazla oy alan SPD’nin liderliğinde kurulabilecek bir diğer koalisyon seçeneği ise “büyük koalisyon” olarak adlandırılan SPD-CDU/CSU koalisyonu.

8 yıldan beri koalisyon ortağı olarak hükümette bulunan bu iki partinin yeniden hükümet kurmasını iki partinin yöneticileri de istemiyor. Bu seçeneğin ancak diğer ihtimaller mümkün olmadığında gündeme gelmesi bekleniyor.

– Jamaika koalisyonu

Diğer bir seçenek ise partilerin renklerinin (siyah-yeşil-sarı) Jamaika bayrağını çağrıştırmasından dolayı CDU/CSU, Yeşiller ve FDP’nin oluşturacağı “Jamaika koalisyonunun” kurulması.

Bu partilerin kuracağı üçlü koalisyon ihtimali ise çok uzak görünmüyor, zira FDP Lideri Christian Lindner, katıldığı televizyon programında Jamaika koalisyonunu tercih ettiğini belirtmişti.

2017’deki seçimlerin ardından CDU/CSU, Yeşiller ve FDP arasında koalisyon görüşmeleri yapılmış, ancak FDP lideri son anda “Yanlış yönetmektense, yönetmemek daha iyi” ifadesini kullanarak, söz konusu koalisyon görüşmelerinden çekilmişti.

4 yıl önce iktidara gelme şansını bu şekilde yitiren Lindner, bu fırsatı bir kez daha kaçırmak istemiyor.

Başbakanlığı SPD’ye kaptırmak istemeyen CDU/CSU yöneticileri de bu seçeneğe sıcak bakıyor.

Hristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) Genel Başkanı Markus Söder ise Laschet yönetiminde “mantık ittifakı” kurmak istediklerini belirterek, “Jamaika koalisyon fikrine kesinlikle inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

FDP en kilit parti

Almanya’daki seçimlerin ardından oluşan tabloda kilit parti konumuna gelen FDP, koalisyon görüşmelerinden mümkün olan en iyi sonucu çıkarmak ve pazarlık payını artırmak için tüm demokratik partilerle görüşeceğini açıkladı.

FDP Meclis Grubu Başkan Yardımcısı ve partinin yönetim kurulu üyesi Michael Theurer, Alman Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, koalisyon müzakerelerinde “tamamen özgür” olduklarını ve SPD ile görüşmeler yapmayı önceden dışlamadıklarını belirtti.

Theurer, CDU/CSU ile finans ve ekonomik konulardaki yakınlığından dolayı Jamaika koalisyonunu tercih ettiklerini ifade ederek, ancak bunun hiçbir şey yapmadan oluşacak bir şey olmadığını kaydetti.

Almanya’da üç ayrı partinin hükümet oluşturması yakın tarihte olağan bir durum değil. En son 1950’li yıllarda CDU’lu başbakan Konrad Adenauer döneminde ikiden fazla partiyle hükümet kurulmuştu. 1960’lı yıllardan sonra iki partinin bulunduğu hükümetler Almanya’yı yönetti.

Geçmişte Almanya’da mecliste en fazla milletvekiline sahip partinin, başbakanı belirlemediği dönemler de oldu.

1969 yılında SPD, mecliste CDU/CSU’dan daha az milletvekiline sahip olmasına rağmen FDP ile hükümeti kurmuş ve Willy Brandt başbakan olmuştu. Aynı şekilde Helmut Schmidt başkanlığında 1976 ve 1980’de SPD-FDP koalisyonları kurulmuştu.

Koalisyon şekli cumhurbaşkanı seçimini de etkileyebilir

Öte yandan Almanya’da gelecek yıl görev süresi sona erecek Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier’in bir kez daha seçilmesinde, kurulacak hükümetin etkili olması bekleniyor.

Buna göre SPD’nin liderliğinde bir hükümet kurulması durumunda, Steinmeier’in bir kez daha seçilme ihtimali yüksek olacak.

Ancak CDU/CSU’nun liderliğinde Yeşiller ve FDP ile hükümet kurulması halinde bu makamın, Yeşiller Partisinden bir kadın siyasetçiye verilmesi, Berlin’de konuşulanlar arasında yer alıyor.

Almanya’da uzmanlar yeni hükümetin kurulmasının aylar süreceğini ifade ediyor. 2017’de yeni hükümetin kurulması yaklaşık 6 ay sürmüştü. Yeni hükümet kurulana kadar mevcut hükümet, Başbakan Angela Merkel liderliğinde görevde kalacak.

BERLİN (AA) – Seçmenler, sabah erken saatlerde oy kullanmak için seçim merkezlerine gitmeye başladı.

Yerel saatle 08.00’de (TSİ 09.00) başlayan oy verme işlemi saat 18.00’e (TSİ 19.00) kadar devam edecek.

Yaklaşık 60,4 milyon seçmenin oy kullanma hakkı olduğu seçimlere 47 parti katılıyor.

6 bin 211 adayın yarıştığı seçimlerde 16 eyalette 299 seçim bölgesinde 85 bin sandık kuruldu.

709 milletvekili bulunan Federal Meclis’teki milletvekili sayısının, seçim sistemindeki farklı uygulama nedeniyle daha da artması bekleniyor.

Almanya seçimlerinde 100’ün üzerinde Türkiye kökenli aday da bulunuyor. Bu adaylardan 20’sinin parlamentoya girmesi bekleniyor.

2,8 milyon seçmenin ilk kez oy kullanacağı seçimlerde seçmenlerin 31,2 milyonu kadın, 29,2 milyonu erkeklerden oluşuyor.

Seçmenlerin yüzde 21,3’ü 70 yaşın üzerinde olurken, 30 yaşın altındaki seçmenlerin oranı yüzde 14,4.

Bu yıl seçimlerde mektupla oy kullananların sayısının artacağı ve halkın en az yüzde 40’nın mektupla oy kullanma uygulamasından yararlanacağı tahmin ediliyor.

Ülkeyi 16 yıldır yöneten Başbakan Angela Merkel’in yeniden aday olmadığı seçimlerde başbakanlık için, Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partilerinin adayı 60 yaşındaki Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı Armin Laschet, Sosyal Demokrat Parti’den (SPD) 63 yaşındaki Maliye Bakanı Olaf Scholz ve Yeşillerden 40 yaşındaki partinin Eş Başkanı Annalena Baerbock yarışıyor.

Anketlere göre seçimlerdeki yarışın CDU/CSU ile SPD arasında geçmesi bekleniyor.

2017’de yapılan seçimlerde CDU/CSU yüzde 32,9, SPD yüzde 20,5, AfD yüzde 12,6, FDP yüzde 10,7, Sol Parti yüzde 9,2, Yeşiller yüzde 8,9 oy alarak mecliste temsil edilmişti.