Altın Koza'da en iyi film Ercan Kesal imzalı 'Nasipse Adayız'

ADANA (AA) – Adana Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, yeni tip koronavirüs koşulları nedeniyle İstanbul Beşiktaş Süleyman Seba Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ve sunuculuğunu Volkan Severcan’ın yaptığı törende Ferhat Göçer sahneye çıktı.

Törende konuşan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, festivali bu yıl yeni tip koronavirüs tedbirleri koşullarında da olsa yapmak istediklerini kaydetti.

“Sanat, barış, kardeşlik ve insan sevgisidir.” ifadesini kullanan Karalar, şöyle devam etti:

“Sanata karşı çıkanların aksine, sanatı destekleyeceğiz ve sanatsal etkinliklerimize devam edeceğiz. Festival boyunca çok önemli etkinliklere imza attık. Eşi benzeri şimdiye kadar görülmeyen ‘Gondolda Film Keyfi’ etkinliğimizle Seyhan Nehri üzerinde insanlarımız açık havada, gondol üzerinde film seyretme keyfi yaşadı.”

Karalar, konuşmasının ardından, Ferhat Göçer’e ve ödül törenine ev sahipliği yapan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’a plaket verdi.

10 filmin yarıştığı Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması ile 4 kategoride 22 filmin yarıştığı Ulusal Öğrenci Kısa Film Yarışması’nda dereceye girenlere ödülleri takdim edildi.

Festival kapsamında “Yaşam Boyu Onur Ödülü” Nur Sürer ve Rutkay Aziz’e, “Orhan Kemal Emek Ödülü” de yönetmen Orhan Oğuz’a verildi.

Nur Sürer, sinemaya 1979 yılında Adana’nın Karataş ilçesinde “Bereketli Topraklar” filmiyle başladığını ve Adana’nın kendisi için çok önemli olduğunu dile getirdi.

Rutkay Aziz de yeni tip koronavirüs nedeniyle zor günlerden geçildiğini belirterek, ödülünü doktorlara ve sağlık çalışanlarına hediye ettiğini belirtti.

Ödülünü yazar Orhan Kemal’in oğlu Işık Öğütçü’den alan yönetmen Orhan Oğuz, kendisini Orhan Kemal’in elinden tutmuş gibi hissettiğini dile getirdi.

Festivalde ödüle layık görülen sanatçı ve eserler şöyle:

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması Ödülleri

En İyi Film Ödülü: “Nasipse Adayız” (Ercan Kesal)

Yılmaz Güney Özel Ödülü: “Bilmemek” (Leyla Yılmaz)

En İyi Yönetmen Ödülü: “Bilmemek” (Leyla Yılmaz)

En İyi Senaryo Ödülü: “Nasipse Adayız” (Ercan Kesal)

En İyi Kadın Oyuncu Ödülü: “Bilmemek” (Senan Kara)

En İyi Erkek Oyuncu Ödülü: “Plaza” (Onur Berk Arslanoğlu) ve “Ceviz Ağacı” (Serdar Orçin)

En İyi Film Müziği Ödülü: “Ceviz Ağacı” (Payam Azadi)

En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü: “Mavzer” (Orçun Özkılınç)

En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü: “Topal Şükra’nın Maceraları” (Emel Erden)

Ayhan Ergürsel En İyi Kurgu Ödülü: “Nasipse Adayız” (Ali Aga)

Yardımcı Rolde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü: “Mavzer” (Ozan Çelik)

Yardımcı Rolde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü: “Mavzer” (Seda Türkmen) ve “Nasipse Adayız” (Selin Yenici)

Türkan Şoray Umut Veren Genç Kadın Oyuncu Ödülü: “Plaza” (Deniz Altan) ve “Ben Bir Denizi” (Sitare Akbaş)

Umut Veren Genç Erkek Oyuncu Ödülü: “Bilmemek” (Emir Özden) ve “Yeniden Leyla” (Ahmet Melih Yılmaz)

Film Yönetmenleri Derneği En İyi Yönetmen Ödülü: “Nasipse Adayız” (Ercan Kesal)

SİYAD Cüneyt Cebenoyan En İyi Film Ödülü: “Bilmemek” (Leyla Yılmaz)

Ulusal Öğrenci Kısa Film Yarışması Ödülleri

En İyi Belgesel Film: “Seval” (Ahmet Keçili)

En İyi Canlandırma Film: “Circle” (Melisa Hoş)

En İyi Deneysel Film: “61 Sokak No:4” (Çağıl Saydam)

En İyi Kurmaca Film: “Vaveyla” (Birhat Temel)

Kurmaca dalındaki ödül, Festival Direktörü Kadir Beycioğlu’nun bir süre önce trafik kazasında hayatını kaybeden oğlu Bora Beycioğlu adına verildi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Türkiye’deki sinema salonlarında bu hafta 3’ü yerli olmak üzere 5 film vizyona girecek.

Yönetmen, oyuncu ve senarist Ercan Kesal’ın ilk uzun metraj filmi “Nasipse Adayız” sinemaseverlerle buluşacak.

İstanbul’da bir ilçenin belediye başkanlığına aday olmak isteyen bir adamın yaşadıklarına odaklanan filmde, Kesal’ın yanı sıra eşi Nazan Kesal, Selin Yeninci, İnanç Konukçu ve Muttalip Müjdeci rol alıyor.

8. Boğaziçi Fim Festivali’nde de izleyicilerle buluşan yapım, 12-22 Kasım’da bu yıl 9’uncusu düzenlenecek “Uluslararası Mannheim-Heidelberg Film Festivali’nde” yarışacak.

“Yakın Tehlike”

Avustralya yapımı, Kriv Stenders’in yönetmen koltuğuna oturduğu “Yakın Tehlike” adlı film, 1966 yılında Vietnam Savaşı sırasında “Long Tan” isimli kauçuk plantasyonunda 2 bin 500 kadar Vietnam askerine karşı mücadele veren Avustralya ve Yeni Zelandalı 108 askerin hikayesini anlatıyor.

Aksiyon ve dram türündeki filmin oyuncu kadrosunda, Travis Fimmel, Toby Blome, Alexander England, Aaron Glenane ve Uli Latukefu yer alıyor.

“Hashtag”

Film çekimi için ıssız bir yere giden 6 sosyal medya fenomeninin başlarına gelenleri konu edinen “Hashtag” filminde Özüm Çakır, Ela Yörüklü, Gülderen Güler, Burak Çoban ve Ergülcan Akıncıoğlu rol alıyor.

Korku türündeki filmin yönetmenliğini Başaran Şimşek’in üstleniyor.

“Kabus Evi”

ABD yapımı, korku ve gerilim filmi “Kabus Evi”nin yönetmen koltuğunda “A Quiet Place” filminin senaryo ekibinde yer alan Scott Beck ve Bryan Woods oturuyor.

Oyuncu kadrosunda Katie Stevens, Will Brittain ve Lauryn Alisa McClain’nın yer aldığı yapım, cadılar bayramında bir korku evine giden bir grup arkadaşın, girdikleri yerin bir korku evinden fazlası olduğunu keşfetmeleriyle başlayan hayatta kalma mücadelelerini anlatıyor.

“Y. Köyü Ye’cüc Me’cüc”

Batuhan Gündüz’ün yönetmenliğini üstlendiği yerli korku filmi “Y. Köyü Ye’cüc Me’cüc” ise doğaüstü olayların yaşandığı iddia edilen bir köye gidip buradaki tecrübelerini kayıt altına alan üç arkadaşın akabinde başından geçenleri konu ediniyor.

Filmde yönetmen Gündüz’ün yanı sıra Onur Ertuş, Arif Kılıç, Burak Bican ve Mustafa Yıldız oynuyor.

Üsküdar Üniversitesi Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen “Bi’ Çay Bi’ Sohbet” etkinliğinde öğrencilerle buluşan Kesal, kameranın önüne ilk olarak 47 yaşında geçtiğini ve ilk senaryosunu da yine 47-48 yaşlarında kaleme aldığını söyledi.

Her zaman yazan, çizen ve okuyan bir kişi olduğunu belirten Kesal, Tanıl Bora’nın teklifi üzerine yazılarını bir kitapta toplamaya karar verdiğini belirterek “Peri Gazozu” kitabının ortaya çıkış hikayesini anlattı.

Kesal, 2013 yılında okuyucuyla buluşan “Peri Gazozu”nun ismini eşi Nazan Kesal’ın koyduğunu anımsatarak, “Şunu fark ettim, bu iyi bir şey ve ben saçıp savurduğum etrafta duran şeyleri daha disiplinli bir şekilde kitaplaştırırsam çok kalıcı hale gelir ve bu bir hafızanın aktarılması gibi bir şey.” ifadesini kullandı.

“Biz bu yeryüzünün misafiriyiz”

Hayatı boyunca başına gelenlere, çocukluğuna ve ailesine sevgi, saygı ve minnetini giderek daha güçlü hissettiğinin altını çizen Kesal, şöyle devam etti:

“Eninde sonunda hepimiz öleceğiz. Bu çok ciddi bir varoluşsal mevzu, bundan kaçış yok. Bizden önce de var olan, bizden sonra da devam edecek olan bir hayat var ve biz bu yeryüzünün misafiriyiz. Sofraya oturduk, kalkacağız, sofrayı dağıtmadan edebimizle kalkacağız. Nasibimize ne düştüyse ona bakacağız ama bir yandan da sofrayı ve kendimizi güzelleştirme görevimiz var ve onu yerine getireceğiz.”

Kitapların çok değerli olduğunu vurgulayan Kesal, “Benden öncekiler bana bir miras, bir hafıza bırakmışlar. Kendi yaşadıklarını benimle paylaşmaktan çekinmemişler. Kitaplar, hiç tanımadığınız insanların size sunduğu çok kıymetli hediyelerdir. ’10 lira 20 lira verip alıyorum.’ demeyin, bir kitabın değeri bu değildir. Onu yazan onu size bağışlamış, hediye etmiş gibi düşünün.” diye konuştu.

Dizi sektörüne ve dijital platformlara ilişkin bir soru üzerine Kesal, sektördeki çok hızlı bir değişim ve dönüşüm olduğunu söyledi.

Kesal, “Son 10 yıldır başımıza gelenlere akıl erdiremiyoruz, teknolojik anlamda büyüleyici garip bir şey bu. Dünya çok hızlı değişiyor ve dönüşüyor. Televizyonlar da büyük ihtimalle bu hızlı değişimle kabuk değiştirecek. İnsan hikayesi bitmeyecek. Senaryolar, kitaplar her şey değişecek ama insanın dünya ile kurduğu bu tuhaf ve sarsılmaz güvenli ilişki devam edecek.” değerlendirmesine bulundu.