Pts. Eki 14th, 2019

ANALİZ – BRICS yalnız ekonomik bir aktör değil

ADDİS ABABA (AA) -İBRAHİM TIĞLI- Dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisine sahip dört ülkesi Çin, Rusya, Hindistan, Çin ve Brezilya bir araya gelerek 2001’de BRIC’i kurdu ve kendilerini “dört büyük güç”, “BRIC ekonomileri” “BRIC” ülkeleri olarak tanımladı. 2010’de Güney Afrika’yı davet ettiler ve 2011’de Güney Afrika da kısa adı BRICS olarak değiştirilen birliğin yeni üyesi oldu.

BRICS üyesi Çin, dünyanın en büyük nüfusuna, Rusya en büyük yüzölçümüne sahip ülkesi. Hindistan ise en hızlı büyüyen dünya nüfusuna sahip. 2020’de Çin’i nüfus olarak geçeceği belirtiliyor. Brezilya, Latin Amerika’nın yükselen yıldızı. Hem yüzölçümü hem de nüfus olarak ekonomisi ile birlikte diğer Latin Amerika ülkelerinin lideri. Güney Afrika ise maden ve diğer tabii kaynakları bakımından zengin bir ülke. Afrika ülkeleri arasında hem ekonomisi hem de yönetimi ile örnek teşkil eden bir durumu var.

BRICS, ekonomik işbirliği gücü olarak, son 10 yıldır dünyada. Ama tek kutuplu Batı hegemonyasındaki dünya düzenine karşı, alternatif bir grup sinyali de veriyor. BRICS, dünya düzenine çok kutuplu bir dünya inşa etmenin de ilk adımı olarak görülüyor.

BRICS’i oluşturan 5 ülke, küresel politikada da önemli aktörler. Hindistan eski başbakanı BRICS’in sadece ekonomik işbirliğini öncelemediğini, aynı zamanda küresel ve bölgesel sorunlara çözümler sunacağını dile getiren ilk lider olmuştu. BRICS’in 2013’de Güney Afrika’nın Durban kentinde gerçekleştirdiği zirvede, bünyesinde bir düşünce kuruluşu oluşturulması, BRICS’in oynayacağı siyasi rolün ilk kanıtıydı.

Afrika’da çatışma kaynaklı sorunların çözümü için, BRICS ülkelerinin benzer tavırları benimsediği söylenebilir. Mesela, Güney Sudan'daki iç savaşın çözüme kavuşturulması için, birliğin tüm ülkeleri aynı tavrı gösterdi ve taraflar arasında arabuluculuk rolü üstlendi. Benzer bir durum, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki siyasi krizin çözülmesinde de izlendi.

BRICS’in diğer birliklerden ayrılan bir başka yönü ise üç kuzey, iki güney devletini birleştirmesi. Yani bir bakıma, ABD ve Avrupa ülkelerinin küresel hakimiyetine karşı, kuzey ve güneyin birleşmesi. Birlik, küresel sorunlara tek bloklu bir çözüm yerine, çok yönlü çözümlerin sunulmasını benimsiyor.

– Güney Afrika, BRICS’in en zayıf halkası

Güney Afrika, BRICS ülkeleri arasında en zayıf halkayı teşkil etmekte. Gerek ekonomik gerek nüfus olarak diğer devletlerin çok gerisinde. Üyeler arasında işsizliğin en fazla olduğu ülke olarak da bilinen Güney Afrika’nın BRICS’e katkısı tartışmalı. Endonezya yerine Güney Afrika’nın tercih edilmesinin birkaç nedeni olduğu söylenebilir. Öncelikle, Güney Afrika’nın tercihinde jeopolitik durumun önemli bir etkisi olduğu kabul edilebilir. Güney Afrika, coğrafi olarak Güney yarımkürede ve Afrika kıtasındadır. BRICS zirvesi Kuzey Amerika ve Avrupa dışındaki bölge devletlerinden bir bakıma onların küresel ekonomideki belirleyiciliklerine karşı oluşturulmuştur.

Güney Afrika, aynı zamanda Afrika’nın bağımsız kararlar alan nadir ülkelerinden birisidir. ABD, İngiltere, Fransa gibi ülklelerin Güney Afrika’da siyasi gücü, fazla hissedilmez. Filistin konusunda, ABD ile ters düştüğü gibi, Libya krizinde Fransa ile de çok farklı bir yaklaşım içinde olduğu görülür. Ekonomisi ve siyasi yapısı ise diğer Afrika ülkeleri ile karşılaştırıldığında, istikrarlıdır. İngiltere’nin Afrika’daki en önemli müttefiklerinden biri kabul edilen Kenya’da her seçim döneminde, krizler yaşanırken, Güney Afrika’da benzer siyasi krizler pek görülmez. Afrika’nın en büyük ekonomisi kabul edilen Nijerya’da terör tehdidi bulunurken, Güney Afrika herhangi bir terör tehdidi altında değildir.

Güney Afrika’nın BRICS içinde bulunması, üye ülkelerin sadece ekonomik amaçlar peşinde olmadıklarının da bir göstergesi. Çünkü Güney Afrika, makro ekonomi açısından iyi durumda olsa bile, mikro ekonomisi oldukça zayıftır. 1994’de apartheid rejiminin sona ermesiyle, Güney Afrika ilk defa çok partili serbest seçimlere geçmiş, ilk siyasi başkanını seçerek, başarılı bir şekilde demokrasiyi uygulamıştır. BRICS üyeleri içinde, Batı tipi demokrasiye en yakın ülkenin Güney Afrika olduğu kabul edilmektedir. Güney Afrika’nın 24 yıldır başarılı bir demokrasi sergilemesi, diğer üyeler için de bir örneklik teşkil etmektedir.

Yani Güney Afrika için BRICS’in Afrika yüzü olduğu söylenebilir. Özellikle, 10 Güney Afrika ülkesine giriş niteliğinde olan bu ülke, önemli bir pazar olmasının yanı sıra, 16 güney Afrika ülkesinin oluşturduğu Güney Afrika Kalkınma Topluluğu’nun liderliğini de yapmaktadır. Kısa adı SADC olan Güney Afrika Topluluğu sosyal, ekonomik siyasi ve askeri iş birliğini öncelemektedir.

– Türkiye’nin BRICS’e katkısı ne olabilir?

BRICS zirvesi için Güney Afrika’nın en büyük şehri Johanesburg’a giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, üye devletlerin başkanları ile ikili temaslar da gerçekleştirilecek. Öncelikle BRICS zirvesi, Türkiye’ye yeni alternatifler getirecek. Endonezya gibi, Türkiye de BRICS pazarında yer alacak. BRICS, ekonomik faydalarının yanı sıra Türkiye’ye yeni bir dış politika alanı da açacak.

ABD ve Avrupa’nın son beş yıldır Türkiye’ye karşı ikircikli tavırları, dışarıda bırakma gibi yaklaşımlarına, Türkiye’nin farklı partnerleri devreye sokacak olması, çaresiz ve yalnız olmadığını gösterecektir. Bir bakıma bu zirve, birlik üyesi ülkeler ile Türkiye arasında gerçekleşen bir zirve olarak da değerlendirilebilir.

Hindistan Başbakanın dediği gibi ekonomi ve güç doğuya kayıyor. Artık ABD ve Avrupa, güç merkezi olmaktan yavaş yavaş çıkıyor. Türkiye’nin doğu ve güneyde etkili olabilmesi için BRICS’e ihtiyacı olduğu gibi, BRICS’in de siyasi yaklaşımlarında Türkiye’ye ihtiyacı var. Türkiye, BRICS’in Ortadoğu ve Avrupa’ya açılan kapısı olabilir.

BRICS ülkelerinin Türkiye ile işbirlikleri, ekonomik kazanımların yanı sıra, siyasi, sosyal, kültürel ve güvenlik kazanımlarını da beraberinde getirecek. ABD ve Avrupa’ya karşı çok kutuplu bir yaklaşım, Türkiye ile daha da güçlenecektir. BRICS-Türkiye zirvesi ile bir milyarı aşkın Müslüman nüfus ile sosyal ve kültürel iletişimi daha canlı kılacaktır. Türkiye, güvenlik noktasında Ortadoğu coğrafyasında deneyimli bir ülke. Özellikle Çin ve Hindistan bu deneyimden faydalanabilecek; kendi ülkelerindeki krizlerinin aşılmasında, Türkiye’nin desteğini yanlarında bulacak.

Türkiye'nin birkaç yıldır Rusya ile yakınlaşmasında önemli mesafeler alınmıştı. Bu yakınlaşmanın diğer BRICS devletlerini de kapsaması durumunda, daha çözüm odaklı bir dış politikanın kapısı aralanacaktır. Erdoğan’ın her zaman söylediği gibi “dünya beşten büyüktür” ve BRICS gibi daha başka alternatifler de vardır.

Dışişleri Bakanlığı: "AB'nin, DEAŞ'a karşı mücadele konusunda, ülkemize ders verme hakkı bulunmadığının altını çiziyoruz"

Dışişleri Bakanlığı: "AB Dış İlişkiler Konseyi’nin Suriye ve Doğu Akdeniz kararları ve ülkemize yaptığı çağrıları, tümüyle reddediyor ve kınıyoruz."

Akar: "(Şoygu görüşmesi) Faaliyetlerin koordinasyonu, uygun bir şekilde gelişmesi için yapılması gerekenleri görüştük. Yapıcı bir görüşmeydi. "

Milli Savunma Bakanı Akar: "Bugün Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ile telefonda görüştük. Karşılıklı bilgi alışverişinde bulunduk"

Orgeneral Güler ve Orgeneral Gerasimov arasındaki telefon görüşmesinde, Suriye'deki güvenlik durumu ve günlük gelişmelerin ele alındığı bildirildi.