ANALİZ – TürkAkım Türkiye'nin enerjide merkez ülke konumunu güçlendirecek

İSTANBUL (AA) – YUNUS FURUNCU – Rusya’dan başlayıp Türkiye üzerinden Avrupa’ya doğal gaz taşıyan TürkAkım projesinin 8 Ocak 2020 tarihinde doğal gaz akışına başlaması Türk-Rus ilişkilerinde enerji alanında ileri bir aşama olarak yorumlanıyor.

Her biri 15,75 milyar metreküp doğal gaz taşıma kapasitesine sahip iki hattan oluşan proje özellikle Avrupa’nın güneyindeki ülkeler açısından da önemli. Bu proje ile birlikte Rus doğal gazı ilk kez Türkiye üzerinden geçerek Avrupa’ya ulaşmaktadır. TürkAkım projesi Türkiye’nin Batı Hattı’ndan aldığı doğal gazı direkt olarak Türkiye’ye taşırken aynı zamanda Avrupadaki ülkeler için de yeni bir güzergâh anlamına gelmektedir. Böylece Türkiye Avrupa’nın enerji güvenliğine katkı yapan ülke konumunu güçlendirmektedir.

– Türkiye’nin enerji güvenliği artıyor

Batı Hattı’ndan gelen doğal gazı direkt olarak TürkAkım projesiyle alacak olan Türkiye’nin enerjide merkez olma iddiası güçlenmektedir. BOTAŞ ve GAZPROM’un kurduğu ortak firma tarafından işletilecek olan TürkAkım, Avrupa’nın doğal gaz ihtiyacını karşılayan önemli bir rota niteliği taşımaktadır. Ankara ile Moskova’nın karşılıklı bağımlılık oranlarını artıran proje iki ülkenin gelecekteki ilişkileri açısından iş birliği zemininin artmasına olumlu katkı sunmaktadır. Böylece TürkAkım, enerji kaynaklarının çatışmadan ziyade iş birliğini kuvvetlendiren ve ekonomik fayda sağlayan yönünün ortaya çıkması açısından önem arz etmektedir.

Rusya’dan gelen iki rotadan biri olan Batı Hattı Ukrayna ve Bulgaristan’ı geçerek Türkiye’ye ulaşmaktadır. Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan siyasi ve ekonomik gerginlikler Batı Hattı’ndan Türkiye’ye gelen doğal gazda zaman zaman kesintiler yaşanmasına neden olmaktadır. Bu durum Türkiye ekonomisi açısından büyük riskler ortaya çıkarmaktadır. Batı Hattı’ndan alınan yıllık 14 milyar metreküp gazın mevcut sözleşmelerin şart ve koşulları değişmeksizin TürkAkım’ın birinci hattı üzerinden Türkiye’ye teslim edilmesi, bu riskin azalması anlamına gelmektedir. Böylece aracı ülkelere gerek kalmaksızın doğrudan Rusya’dan Türkiye’ye gaz ulaşmış olacak ve üçüncü taraflardan kaynaklı muhtemel kesintilere maruz kalınması sorunu ortadan kaldırılacaktır. Sonuç olarak bu proje ile birlikte Türkiye’nin enerji güvenliği artmıştır.

Ukrayna'daki boru hatları hizmet ömrünün sonuna ulaştığı için tamir edilmesi ve yenilenmesi gerekmektedir. Toplamda 33 bin km iletim boru hattının 20 bin km’si 33 yaşın üzerindedir. Yaklaşık 13 bin km’si ise 11-33 yaşında olan hatların daha fazla çalışması için büyük bir kaynağa ihtiyaç vardır. Bu koşullara bir de Rusya’nın isteksiz davranması, bakım ve onarım yerine başka güzergâhlara yatırım yapmak istemesi bu hattan beslenen ülkeler için önemli bir risk barındırmaktadır. TürkAkım projesi yapılmasa bile gelecekte Batı Hattı'nın eski işlevini yerine getirmede yetersiz kalacağı anlaşılmaktadır. Bu yüzden TürkAkım ile birlikte ileride ortaya çıkacak altyapı eksikliği problemi de bertaraf edilmiştir.

– Bağımlılığa etkisi

Türkiye’nin 2011-2018 yılları arasında Rusya’dan almış olduğu doğal gaz miktarının ortalama 26,4 milyar metreküp olduğu anlaşılmaktadır. En düşük miktar ise 2018 yılında 24 milyar metreküp olarak gerçekleşmiştir. Doğal gazda AB ülkelerinin ortalama yüzde 40 oranında Rusya’dan doğal gaz ithal ettiği görülmektedir. Bu oran bazı AB ülkeleri arasında yüzde 100’e kadar çıkmaktadır. Türkiye Rusya’ya olan bağımlılığın azaltılması noktasında önemli adımlar atmaya devam etmektedir. Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynaklardan daha fazla istifade edilmesi Rusya’dan gelen gazın oranını yüzde 60’lardan 2018 yılında yüzde 48’lere kadar düşürmüştür. Ayrıca 2020 yılında Türkiye’ye ayrılan TANAP’tan gelen doğal gaz kapasitenin tam olarak kullanılması durumunda bu oranın yüzde 40’a kadar düşeceği beklenmektedir.

Türkiye yıllık ortalama 50 milyar metreküp doğal gaz tüketmekte ve bu miktarın da yüzde 99’unu yurtdışından temin etmektedir. Tek bir kaynağa bağımlı kalmayan Türkiye TANAP gibi yeni boru hatlarıyla kaynak ülke ve güzergâh çeşitlendirmesini önceleyen stratejiler ortaya koymaktadır. Aynı şekilde 2023’te yaklaşık 10 milyar metreküp doğal gaz depolama kapasitesine ulaşmayı hedefleyen Türkiye tükettiği doğal gazın yarısını LNG (Liquefied Natural Gas – sıvılaştırılmış doğal gaz) olarak alabilecek teknik kapasiteye sahiptir. Ayrıca elektrik üretimi içerisinde doğal gaz kullanım oranını düşürme politikasını takip eden Türkiye uluslarası enerji projelerine katılarak bölgesel aktör gücünü artırmaktadır. Bütün bu gelişmeler Türkiye’nin Rusya’ya olan bağımlılığını azaltırken TürkAkım ile birlikte Rusya’nın Türkiye’ye olan bağımlılığının eskiye göre daha fazla arttığı anlaşılmaktadır.

TürkAkım’ın Balkanlara gelmesi ile birlikte burada doğal gaz yapısının bir ölçüde değişeceği anlaşılmaktadır. Batı Doğal Gaz Boru Hattı’nın TürkAkım’dan dolayı işlevsiz hale geleceği ifade edilmektedir. Macaristan, Bulgaristan ve Sırbistan’ın artan doğal gaz talebinin TürkAkım ile karşılanacak olmasından dolayı bu ülkelerin enerji güvenliği bakımından Türkiye’nin önemi artacaktır. Ayrıca Avrupa’ya gidecek olan ikinci hattın işletmesini yapacak olan BOTAŞ ile GAZPROM ortaklığı, Türkiye’nin TürkAkım projesinden ekonomik olarak fayda sağlayacağı anlamına gelmektedir.

– ABD yaptırımları ve muhtemel sonuçlar

TürkAkım’ın AB’nin stratejik amaçları ve üçüncü enerji paketiyle uyuşmadığı iddia edilmektedir. Diğer taraftan ABD ise CATSAA (Yaptırımlarla Amerika’nın Düşmanlarına Karşı Koyma Yasası) yaptırımları ile TürkAkım’a karşı olduğunu ortaya koymaktadır. Kongre, 2019 Aralık ayında kabul ettiği “2020 yılı Ulusal Savunma Yetki Yasası” ile bazı yaptırımları destekleyerek TürkAkım ve Kuzey Akım 2’ye karşı baskısını arttırmaktadır. Bu projelerdeki deniz tabanına boru döşenmesinde görev alan gemileri hedef alan maddelerin 2020 yılında uygulanması gündeme gelebilir. Ancak bu projenin deniz kısmını Türk firmaları yapmadığı için Türkiye’ye direkt olarak ABD yaptırımlarının uygulanması söz konusu değildir. Diğer taraftan TürkAkım projesi CAATSA’nın kanunlaşmasından daha önce yapılmaya başlandığı için bu yaptırım kapsamına girmemesi gerekmektedir.

TürkAkım Ankara ile Moskova'yı birbirine daha fazla yakınlaştırmakla birlikte Türkiye’ye dış politikanın önemli meselesi olan Suriye ve Libya gibi konularda kazanımlar sunmaktadır. Bu iş birliğinin ilerlemesi ve artması Türkiye’ye dış politikada önemli esneklikler sağlayacaktır. Diğer taraftan AB’nin ihtiyacı olan doğal gazın Türkiye üzerinden AB’ye taşınması ve taşınan miktarın zamanla çoğalması ortaya çıkan bu iş birliğinin sonucu olarak görülmektedir. AB’ye yakın olmasısından dolayı sigorta niteliği taşıyan Norveç’in rezervlerinin kısa sürede bitmesi durumunda AB, daha fazla doğal gaz ithal etmek durumunda kalacaktır. 2000’li yıllarda AB’nin doğal gazda dışarıya bağımlılık oranı yüzde 47 iken 2017 yılında bu oran yüzde 55’e yükselmiştir. Bu oran 2030 yılında yüzde 70’lere kadar yükseleceği öngörünmektedir. Bundan dolayı Türkiye AB’nin enerji ihtiyacının karşılanması noktasında en güvenilir güzergahlardan biri olarak ön plana çıkmaktadır.

TürkAkım ve TANAP gibi projeler Avrupa’nın doğal gaz ihtiyacını karşılamak için ortaya çıkmıştır. Bu projelerin sayılarının artırılması bölgesel ve küresel düzeyde güvenlik ve ekonomik başta olmak üzere olumlu katkılar sunmaktadır. Orta Asya'daki kanıtlanmış en büyük doğal gaz rezervine sahip olan Türkmenistan gibi bu coğrafyaya yakın ülkelerle yeni işbirlikleri ortaya çıkabilir. Türkmen gazının Avrupa'ya ulaştırılmasında aktif rol oynayacak kilit ülkelerden biri olan Türkiye enerjide oyun kurucu rolünü TANAP ve TürkAkım’dan elde ettiği tecrübe ile daha kolay ortaya koyabilir. Bundan dolayı uluslararası projelerin hayata geçirilmesi bakımından Türkiye’nin enerjideki liderlik rolünün güçlenmekte olduğu ifade edilebilir.

[Lisans ve yüksek lisansını Viyana Ekonomi Üniversitesi’nde, doktorasını Düzce Üniversitesi’nde tamamlayan Yunus Furuncu, SETA enerji masasında araştırmacı olarak çalışmaktadır]