Anne karnındaki 32 haftalık bebek sezaryen doğum sırasında ameliyat edildi

BURSA (AA) – Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Tıp Fakültesi Hastanesinde, 32 haftalık hamile kadının bebeği sezaryen doğum sırasında anne karnında ameliyat edilip, sağlıklı şekilde dünyaya gelmesi sağlandı.

BUÜ Rektörlüğünden yapılan açıklamaya göre, BUÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Yüksek Riskli Gebelikler Polikliniği Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Bilge Çetinkaya Demir, ultrasonografi takiplerinde tanısı konulan bebeğin boyun bölgesine bası yaparak solunum yolunu kapatan bir kitle tespit etti.

Kitle nedeniyle doğum sonrasında bebeğin kendiliğinden soluk almasının mümkün olmayacağını belirleyen Demir, anne karnında 32 haftalık olan bebeğe sezaryen doğum yaptırılırken acil müdahale prosedürünü uyguladı.

Operasyon, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Anesteziyoloji ve Reanimasyon, Çocuk Cerrahisi Ana Bilim dalları ile Yenidoğan Bilim Dalı uzmanlarının iş birliği ve organizasyonu ile başarılı bir şekilde tamamlandı.

Açıklamada ifadelerine yer verilen Doç. Dr. Demir, bebeği anne karnından çıkarmadan ameliyatı gerçekleştirdiklerini bildirdi.

Bu işlemin Türkiye'de ve dünyada sayılı merkezlerde yapıldığını aktaran Demir, şunları kaydetti:

"Sağlık sorunu olduğunu tespit ettiğimiz bebeğin sezaryen doğum esnasında başı ve kollarını rahimden çıkartarak, gövde rahmin içerisindeyken (doğum tamamlanmadan), göbek kordonu kesilmeden solunum yoluna tüp yerleştirilerek hava yolunun açıklığını sağladık. Kitlenin boğazda yaptığı bası nedeni ile bebek kendiliğinden soluk alamayacak vaziyetteydi. Bebeğin hava yolunun güvenliği önceliğimizdi. Hava yolu güvenliği sağlandıktan sonra bebek plasentadan göbek kordonu kesilerek ayrıldı ve yenidoğan bakımı başlatıldı. Bebeğimizin başarılı işlem sonrası hava yoluna bası yapan kitlesi, Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arif Gürpınar tarafından ameliyat edildi."

Doç. Dr. Bilge Çetinkaya Demir, bebeğin bakımının Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde devam ettiğini de sözlerine ekledi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Türk Telekom'un müşteri deneyimi şirketi AssisTT, sektör deneyimini gençlere aktarmak amacıyla kurduğu Çağrı Merkezi Okulu programı için Bursa Uludağ Üniversitesi ile iş birliği protokolü imzaladı.

AssisTT açıklamasına göre, Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz ve AssisTT Genel Müdürü Haktan Saran arasında imzalanan protokol kapsamında AssisTT Çağrı Merkezi Okulu'nda çeşitli eğitimler, teknik gezi ve staj programları sunulacak. Ayrıca, öğrencilere mezuniyet sonrasında AssisTT bünyesinde istihdam imkanı da verilecek.

Açıklamada görüşlerine yer verilen AssisTT Genel Müdürü Haktan Saran, sektörle ilgili bilgi ve deneyimleri aktarmak ve sektörün yetişmiş insan kaynağına katkıda bulunmak amacıyla hayata geçirdikleri Çağrı Merkezi Okulu'nda Bursa Uludağ Üniversitesi öğrencilerini ağırlayacak olmaktan son derece mutlu olduklarını belirterek, "Üniversite, Türkiye'nin aydınlık gençlerini yetiştirirken, biz de Çağrı Merkezi Okulumuz ile gençleri yeni teknolojilerle donatıp onların iş hayatına geçiş sürecini kolaylaştırmak istiyoruz. Bu anlamda Türkiye'nin en büyük çağrı merkezi olarak vereceğimiz teorik eğitimin yanında gençlere staj, tam ve yarı zamanlı çalışma olanaklarında öncelik sağlayacağız. Bu tür özel sektör ve üniversite iş birliklerimizin sürdürülebilir bir şekilde devam etmesi ve çoğalmasını diliyoruz." ifadelerini kullandı.

Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz da "Bursa Uludağ Üniversitesi olarak kampüsün içinde kalan bir üniversite yerine şehirle, sanayiyle, toplumla ve iş dünyasıyla entegre, hayatın içerisinde ve öğrenci memnuniyetinin üst düzey olduğu bir üniversite olarak konumlanıyoruz. Bu anlayışla öğrencilerimizi hayata hazırlarken özel sektör ile önemli iş birlikleri gerçekleştiriyoruz. AssisTT ile yaptığımız protokol sayesinde öğrencilerimiz hayata bir adım önde başlayacak." değerlendirmesinde bulundu.

BURSA(AA) – Konservatuvardaki öğretim görevlisi Ozan Sari ile yaptığı çalışmalarla kısa sürede uluslararası yarışmalarda önemli başarılara imza atan Elif Çalışan, 2020 yılında katıldığı Music & Stars Awards Yarışması’nda Golden Star ödülünü alırken, öğretmeni Ozan Sari’ye de “Best Teacher of the Year” (Yılın En İyi Öğretmeni) ödülü verildi.

Çalışan 2020’de Kazakistan Uluslararası Müzik Yarışması’nda Grand Prix ödülü, Uluslararası Music and Stars Awards Müzik Yarışması’nda Golden Star ödülü, Sırbistan XI. Uluslararası Müzik Yarışması’nda 2’incilik ödülü, 2021’de Türkiye Genç Yetenekler Müzik Yarışması, Polonya Uluslararası Enstrüman Performans Yarışması ve 2. Uluslararası Alkanova Müzik Yarışması’nda birincilik ödülü kazandı.

Elif Çalışan, AA muhabirine, keman çalan amcasının çocuğundan etkilendiğini söyledi.

Çalışan, 4 yaşında kemana ilgi duymaya başladığını belirterek, şunları dile getirdi:

“Ailem ilk başta, ‘Çocuklar bir şeyi isterler, iki gün sonra kenara atarlar.’ diye keman almamıştı, 6 ay ağlamamın sebeplerinden biri de buydu. Daha sonra yeteneğim olduğunu keşfettiler, bazı öğretmenlere götürdüler beni. Oralarda başladım. Çok küçüktüm, Ozan öğretmenimin konserine gitmiştim orada kendisine, ‘Ben sizin öğrenciniz olacağım’ demiştim. Babamlar beni konservatuvara yönlendirdiler. İlk önce yarı zamanlı girmeye çalıştım ama sınavı kazanamadım. Daha sonra bir sene sonra tam zamanlı girmeye çalıştım ve o zaman kazandım çünkü çok sıkı çalışmıştım. Sınav benim doğum günümdeydi, o günü sınavla geçirmiştim ama sonucu öğrenmek benim için doğum günü partisinden daha güzeldi.”

“İz bırakan bir sanatçı olmak istiyorum”

“Keman benim ayrılmaz bir parçam” diyen Elif Çalışan, kendini kemanla ifade ettiğini belirtti.

Lisede müzik eğitimi için Almanya’ya, üniversite eğitimi için de ABD’ye gitmeyi hedeflediğini dile getiren Çalışan, şunları kaydetti:

“2019’dan beri birçok yarışmaya katıldım, çok stresli dönemlerdi ama yarışma sonuçlarını gördüğüm zaman havalara uçuyordum ve o strese değiyordu. Çevremdeki insanlar, arkadaşlarım, akrabalarım benimle gurur duyuyorlar, onlar da benimle birlikte sevinip, benimle birlikte strese giriyorlardı. Benim hep arkamda oldular, hep destek çıktılar. Sizi zorlayan şeyler sizi aslında geliştirir, bu süreç beni hem zorluyor hem de geliştiriyor ama bu vakti başka bir yerde harcasaydım herhalde bu kadar mutlu olmazdım. Benim kuzenim benden özenip piyanoya başladı, eski okulumda da birçok kişinin keman çalmasında etkili oldum. Vazgeçmek en kolay olan, sıkı sarılmak en zor olandır. O yüzden kesinlikle eminseniz müziğe başlayın. Kemanda Maxim Vengerov, Alexander Markov, Hilary Hahn’ı örnek alıyorum. İz bırakan bir sanatçı olmak istiyorum, herkes tarafından hatırlanacak şeyler yapmak istiyorum.”

Çalışan, müzik eğitiminde yüksek lisans ve doktora da yapmak istediğini belirtti.

“Elif için ‘ileride çok büyük bir kemancı olacaktır’ diyebilirim”

Elif’in öğretmeni Ozan Sari ise konservatuarda keman dersleri verdiğini, kendisinin de ilkokuldan itibaren üniversitede müzik eğitimi gördüğünü söyledi.

Öğrencileri yetenek sınavıyla ilkokulun son iki senesinden itibaren kabul ettiklerini ifade eden Sari, “Biz de diğer okullara göre ders saatleri 9-10 saat. Elif, 5’inci sınıfta okulumuza kabul edildi, 2 senedir Bursa Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuarının müzik ve bale ortaokulunda eğitim alıyor. Burada verdiğimiz eğitim tam anlamıyla bir sanatçı yetiştirme, bir sanatçının tüm meslek hayatında ihtiyacı olacak tüm dersleri ve bilgi, birikimi verecek şekilde bir eğitim sürüyor.” dedi.

Elif’in kazandığı yarışmaların ilerideki müzik yaşamında daha büyük yarışma birinciliklerinin habercisi olduğunu aktaran Sari, şöyle konuştu:

“Elif şu anda bir yarışmaya nasıl hazırlanılır, o süreç nasıl takip edilir, nasıl yönetilir bunları öğreniyor. Okulumuz ülkemizin sayılı konservatuvarlarından biri, biz bu ayrıcalıkları öğrencilerimizin pozitif anlamda ve uzun vadede faydalanabilmeleri için elimizden geleni yapıyoruz. Elif için ‘ileride çok büyük bir kemancı olacaktır’ diyebilirim. Ben de kendisi de ailesi de bu temenniyle çalışıyoruz. Bu yüzden zaman zaman birlikte ağlıyoruz, birlikte gülüyoruz, derslerimiz zannedildiği gibi hiç öyle sevimli ve güler yüzlü geçmiyor çünkü her seferinde biraz daha zorlamak gerekiyor. Elif’in içinde bulunduğu ortamı o an ne kadar zor tutarsak o zorluğun üstesinden kısa sürede gelebiliyor. Elif’in ismini ileride çok daha sık ve çok daha büyük mecralarda uluslararası anlamda ülkemizi, okulumuzu, naçizane beni ve kendisini çok başarılı temsil edeceğini söyleyebilirim.”