Antik kentin üzerine kurulu ilçede yer arayışı

TOKAT(AA) – Tokat’ın Sulusaray ilçesinin altındaki Sebastapolis Antik Kenti’nin tamamen gün yüzüne çıkarılabilmesi için ilçenin taşınması bekleniyor.

Bugüne kadar bir kısmı ortaya çıkarılan, yaklaşık üç bin yıllık geçmişe sahip Sebastapolis Antik Kenti’nin büyük bölümü Sulusaray ilçesinin altında yer alıyor.

Antik kent üzerindeki evlerin kamulaştırma çalışmalarının sürdüğü, 3 bin 500 nüfuslu Sulusaray ilçesinde vatandaşlar tarihle iç içe bir yaşam sürüyor.

İlçenin büyük bölümünün sit alanı olması nedeniyle evlerde herhangi bir tadilat yapılamıyor.

“Sebastapolis Antik Kenti’mizin bir an önce turizme kazandırılması gerekiyor”

Sulusaray Belediye Başkanı Necmettin Coruk, AA muhabirine, Sebastapolis Antik Kenti’nde Roma ve Bizans dönemine ait kalıntıların olduğunu, kentin Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde önemli bir yerleşim yeri olduğunu söyledi.

Latince “Büyük azametli şehir” anlamına gelen Sebastapolis Antik Kenti’nin önemine dikkat çekmek için Galler Prensi Charles’ın antik kenti iki kez ziyaret ettiğine işaret eden Coruk, 1986 yılındaki sondaj çalışmasının ardından başlayan kazı çalışmalarının şu an devam etmediğini belirtti.

Antik kentte, 22 yıl aradan sonra 2013 yılında kazı çalışması başlatıldığını, son iki yıla kadar Tokat Müze Müdürlüğü ve Gaziosmanpaşa Üniversitesi iş birliğinde kazı çalışması yürütüldüğünü anlatan Coruk, “Son iki yıla kadar Özel İdare bütçesi ile burada kazı çalışması sürdürülüyordu. Yılda 2 ay gibi kazı çalışması yapılıyordu. Taşeron yasasının çıkması ile 28 güne düştü. O da yeterli değil. Buranın kurtulması için bakanlık düzeyinde kazı çalışması yapılması gerekiyor. Sebastapolis Antik Kenti’mizin bir an önce restore edilerek turizme kazandırılması gerekiyor.” diye konuştu.

İlçe halkının Sebastapolis Antik Kenti’nin üzerinde yaşadığını, antik kentin tamamen ortaya çıkarılabilmesi için ilçenin taşınması gerektiğini dile getiren Coruk, şöyle devam etti:

“Bu konuda TOKİ ile görüşmelerimiz devam ediyor. AK Parti Genel Başkan Yardımcımız Özlem Zengin, AK Parti Tokat milletvekilleri Yusuf Beyazıt, Mustafa Arslan’a ve tüm yetkililere teşekkür ediyorum. Oranın bakanlık düzeyinde kazı yapılarak turizme kazandırılması gerekiyor. Tarihin üzerinde yaşıyoruz. İnsanlar sit alanı olduğu için yerleşim yeri yapamıyor. Şehrin farklı alana taşınması gerekiyor. Yeni yaşam alanları açmamız gerekiyor.”

Coruk, Sebastapolis Antik Kenti’nin tamamen gün yüzüne çıkarılıp turizme kazandırılmasının ilçelerinin kalkınmasında önemli rolü olacağına inandıklarını sözlerine ekledi.

Sebastapolis Antik Kenti

Tokat kent merkezine 69 kilometre uzaklıktaki Sulusaray’da bulunan ve kuruluş tarihi kesin olarak bilinmeyen antik kentin bazı kaynaklarda MÖ 1. yüzyılda kurulduğu ifade ediliyor.

Roma İmparatoru Trajan zamanında MS 98-117 yıllarında Pontus Galatius ve Polemoniacus eyaletlerinden ayrılarak Kapadokya eyaletine dahil edilen antik kentin o dönem geçiş yolları üzerinde bulunması ve günümüzde de kullanılan termal kaynaklar sayesinde 2 bin yıl kadar önce Karadeniz’in en büyük 5 şehrinden biri olduğu belirtiliyor.

Döneminde çok az şehrin sahip olduğu, zenginliğin göstergesi olarak para basma yetkisi bulunan Sebastapolis’in büyük savaşlar, yıkımlar, afetler ile geçiş yollarının değişmesi sonucu eski önemini kaybettiği, zamanla da unutulduğu kaydediliyor.

Sebastapolis Antik Kenti’nde Tokat Müze Müdürlüğünce 1986’da sondaj kazılarıyla başlayan çalışmalar, sonraki yıllarda kurtarma kazısı şeklinde 1991’e kadar devam etti. 1991’de ara verilen çalışmalara 2013 yılında tekrar başlandı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

AYDIN(AA) – Kazı heyeti başkanlığını yapan Hamburg Üniversitesi Arkeoloji Bölümünden Prof. Dr. Christof Berns, gazetecilere yaptığı açıklamada, Antik Yunan medeniyetinde felsefe, bilim ve sanat bakımından öne çıkan kentlerin başında, ünlü filozof ve matematikçi Thales’in de yaşadığı Miletos’un geldiğini ve kentin “filozoflar şehri” olarak anıldığını söyledi.

Kentte “ızgara sistemi” olarak anılan iyi bir şehirleşme yapısı olduğunu aktaran Berns, bugüne kadar yürütülen çalışmalarda tiyatro, pazar yeri, tapınak gibi kamusal yapıları ortaya çıkardıklarını ifade etti.

“Kazı çalışmalarımızda şu an iki ağırlık noktası var, evler ve sokaklar…”

Berns, bu yılki kazılarda günlük yaşama ait evleri gün ışığına çıkarmayı istediklerini belirterek şöyle konuştu:

“Kazı çalışmalarımızda şu an iki ağırlık noktası var, evler ve sokaklar… Bu şimdiye kadar pek araştırılmayan bir konu. Yani çoğunlukla geçmişte kamusal yapılar kazıldı. Tapınaklar ve pazar alanları gibi ama Miletos’un günlük hayatından bir iz pek yok. O yüzden dedik ki, günlük yaşam ve normal insanların hayatından izleri araştıralım. 2 bin 400 yıl önceki normal insanların yaşadığı 2 konuta ulaştık. Evlerin boyutları küçük ama daha genişlerinin olduğunu da biliyoruz. Bu konuda çalışmalarımız devam ediyor. Evlerin oda sayısı ya da içindeki detaylara ilişkin çalışmalarımız sürüyor.”

Evlerin toplumda “sıradan” sayılan insanlara ait olduğunu anlatan Berns, bu yaşama ilişkin en geniş kapsamlı çalışmayı yaptıkları için heyecanlı olduklarını sözlerine ekledi.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Umut Tuncer de Miletos’taki kazıların bu yıl çok verimli geçtiğine işaret ederek, böylesi yapıların gün yüzüne çıkmasıyla özellikle yabancı turistlerin antik kente ilgisinin artacağını dile getirdi.

DENİZLİ (AA) – Büyük Menderes Nehri kıyısındaki Yenicekent Mahallesi’nde yamaç üzerine kurulmuş antik kentte, 2012’de başlatılan kazı ve restorasyon çalışmaları, Pamukkale Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahadır Duman başkanlığında sürdürülüyor.

Geçen 9 yıllık sürede birçok eser gün ışığıyla buluşturulurken, Antik Dönem’de meydana gelen depremlerin izleri de araştırılıyor.

Birçok medeniyete ev sahipliği yapan antik kentte yıkıntılar arasında yapılan incelemelerde o yıllarda deprem nedeniyle hayatını kaybettiği düşünülen kemik iskelet parçalarına rastlandı.

Tripolis Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Bahadır Duman, AA muhabirine, kentte farklı bölgede yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Bu çalışmalar esnasında en dikkat çekici unsurlardan birinin, geçmişi milattan önce 5 bin 500’e dayanan kentteki yapıların defalarca depremlerle yıkılıp tekrar onarılması olduğunu ifade eden Duman, şöyle dedi:

“Depremlere rağmen tekrar burada yaşamın devam ettiğini gördük. Bir nevi Tripolisliler depremle yaşamayı öğrenmişler ve depremi tecrübe etmişler diyebilirim. Antik dönemde meydana gelen depremlerle ilgili tahribatı hem kamu yapılarında hem de halkın yaşadığı sivil mimariye ait konutlarda tespit ettik. Kazılar sırasında bazı evlerin odalarında hayvanlarla insanların beraberce depremde duvar altında kaldığını belirledik.”

Tripolis’te 4 büyük deprem tespit edildi

Tripolislilerin 1. derecedeki deprem bölgesinde yaşamayı öğrendiklerini, kazı yaptıkları her yapıda tespit ettiklerini vurgulayan Duman, şöyle devam etti:

“Depreme dayanıklı taşların tercih edildiğini görüyoruz. Birden fazla kata sahip kamu binalarında güçlendirici çeşitli materyallerin kullandığını belirledik. Tripolis konumu itibarıyla ılıman iklimi ve tarımsal olarak önemli bölgede yer aldığı için terk edilmemiş. Terk etmek yerine depremle mücadele etmeyi tercih etmişler. Yazıtlar ve kalıntılardan, kentin 4 defa büyük depreme maruz kalmış olduğunu düşünüyoruz. Milattan sonra 4. yüzyıla ait bir yazıtta, kentte meydana gelen depremde büyük kamu binalarının zarar gördüğü belirtiliyor.”

Duman, kentteki Ana Cadde’nin bitişiğinde yer alan ve “Kemerli Yapı” olarak isimlendirilen binadaki kazı çalışmaları esnasında da depremin izlerine rastladıklarını belirtti.

Depremde en az 11 kişi hayatını kaybetmiş

Depremlerin bölgede dramatik sonuçları olduğunu da aktaran Duman, “Deprem nedeniyle binanın yıkıntıları arasında 7-8 yaşlarında bir çocuk, biri 15-17, diğeri 18-19 yaşlarında iki genç, yetişkin bir kadın gibi çeşitli detaylara da sahip olabildiğimiz toplamda yedi kişinin hayatını kaybettiğini tespit etmiş bulunuyoruz. Farklı depremden etkilenen ve kentin konut alanı içerisinde yer alan bir evde gerçekleştirilen kazılarda yıkıntıların altında birisi kadın, ikisi erkek toplam dört bireyin yaşamını kaybettiği tespit edildi. Tripolis’te meydana gelen depremlerde, arkeolojik kazılar sayesinde öğrendiğimiz kadarıyla bilinen ya da tespit edilen kayıp sayısı en az 11.” değerlendirmesinde bulundu.