Arslantepe Höyüğü'nde ömür geçiren arkeologların UNESCO sevinci

Malatya’da yaklaşık 7 bin yıllık geçmişe sahip Arslantepe Höyüğü’nün UNESCO Dünya Kültür Mirası Kalıcı Listesi’ne alınması, bölgede yaklaşık 60 yıldır kazı yapan İtalyan arkeologları mutlu etti.

Arslantepe Höyüğü Kazı Başkanı Doç. Dr. Francesca Balossi Restelli, AA muhabirine, höyükte dünyanın ilk sarayının bulunduğunu ve burada ilk devlet sisteminin kalıntılarına rastladıklarını anımsattı.

Restelli, Arslantepe’nin bu yıl UNESCO Dünya Kültür Mirası Kalıcı Listesi’ne girdiğini hatırlatarak, “Biz çok memnunuz. Bizim ekip 60 yıldır burada çalıştı ve bizim için en önemli hediye diyebilirim. Biz akademisyeniz, bilim için çalışıyoruz. Bizim gibi bilim insanları burayı ve önemini biliyorduk, şimdi UNESCO ile Arslantepe’nin önemini dünya anladı ve bundan çok memnunuz. Bu çok önemli bizim için ve bu gelişme bize onur veriyor.” diye konuştu.

Restelli, Arslantepe Höyüğü’nün hayatı için önemli bir yere sahip olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

“Arslantepe kazılarına öğrenciyken başladım İlk olarak staj yapmak için 1996 yılında buraya geldim. O yıl, kral mezarı bulduk, çok şanslıydım. Ondan sonra her yıl geldim, burada her yıl o kadar güzel şeyler ve tarih anlatan şeyler çıkıyordu ki o heyecanımı anlatamam. Bazen işimiz bize çok zor geliyor ancak buraya gelince, iki ay çalışınca bize enerji veriyor çünkü o kadar güzel bir yer, o kadar bilgi veren bir yer ki bazen ben bile inanamıyorum.”

Evli olduğunu, 16 ve 13 yaşlarında 2 çocuğunun olduğunu aktaran Restelli, “Çocuklarım da buraya benimle çok geldiler. Her yıl burada benimle kalıyorlar, yaşıyorlar, burayı seviyorlar. Ama bu durum, sadece iş değil. Yaşım 50’ye geliyor. Buraya 26 yılımı verdim. Kolay değil, yıllar geçiyor. Burada geçirdiğim zaman için ben hep çok memnunum.” ifadelerini kullandı.

Restelli, bu yılki kazılara 10 gün önce başladıklarını ve çalışmaların devam ettiğini söyledi.

“Benim hayatım, işim, araştırmam, her şeyim buradan geliyor”

Höyükte 30 yıl kazı başkanlığı yaparak emekli olan Prof. Dr. Marcella Frangipane ise 28 yaşında başladığı Arslantepe kazılarında 45 sene çalıştığını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Burası benim için çok önemli. Benim hayatım, işim, araştırmam, her şeyim buradan geliyor. Arkeoloji çok uzun bir iş, kısa zaman olmaz, Arslantepe her sene daha güzel, daha önemli sonuçlar verdi. Arslantepe, Anadolu için, Mezopotamya ve dünya için önemli. 2013’te biz bir saray bulduk. O saray çok önemli. Bu sarayda devlet sistemi de başladı. Yine biz burada 5 bin parça mühür baskısı bulduk. Bunları rekonstrüksiyon yaptık. Bu mühür baskılarından burada bürokrasinin başladığını gördük. Yazı yok o dönem ama mührü imza gibi kontrol için kullanmışlar. Buranın önemini anlatmak için 2013’te UNESCO’ya başvurmak için hareket geçtik. 8 yıllık çalışmayla iyi sonuç elde edildi. Ben çok memnunum. Umarım gelecek, Arslantepe için daha iyi olacak.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

MALATYA(AA) – Malatya’da yaklaşık 7 bin yıllık geçmişe sahip olan ve UNESCO Dünya Kültür Mirası Kalıcı Listesi’ne giren Arslantepe Höyüğü’nde milattan önce 3 bin 600 yılına ait iki çocuk iskeleti gün yüzüne çıkarıldı.

Arslantepe Höyüğü Kazı Başkanı Doç. Dr. Francesca Balossi Restelli, AA muhabirine, 2 aydır devam eden kazıları 7 Ekim’de tamamlayacaklarını söyledi.

Bu seneki kazılarda geç kalkolitik tabakalara indiklerini ve orada elit evler bulduklarını dile getiren Restelli, “Şu an tam evlerin tabanına geldik. Tabanlar üstünde çok seramik bulduk. Küçük, büyük, çok farklı seramikler. Seramik (topraktan yapılmış) tencere ve küçük bardaklar var, tohum, çamur ile yapılmış dolaplar bulduk. Üç oda dolusu seramik var. Şu anda onları kaldırıyoruz, tabandan kimyasal analiz yapmak için örnek alacağız. Bu analizden daha fazla bilgi alabiliriz, organik madde varsa veya ne yaptılar oda içinde öğrenebiliriz.” dedi.

Malatya’da yaklaşık 7 bin yıllık geçmişe sahip olan ve UNESCO Dünya Kültür Mirası Kalıcı Listesi’ne giren Arslantepe Höyüğü’nde milattan önce 3 bin 600 yılına ait iki çocuk iskeleti gün yüzüne çıkarıldı.

Evlerde hayvan kemiklerinden yapılmış iğne de bulduklarına işaret eden Restelli, iğnelerin o dönemde elbise yapımında kullanıldığını anlattı.

Kazılarda vazo ve büyük küpler de ortaya çıktığını, bu küp ve vazoların tarımsal ürünlerin muhafazası için kullanıldığını aktaran Restelli, küplerden ikisinde iki çocuk iskeleti bulunduğunu kaydetti.

Restelli, bulunan küplerdeki iskeletlerin geç kalkolitik döneme ait olduğuna ve milattan önce 3 bin 600 yılına tarihlendiğine değinerek, inceleme sonunda iskeletlerin tam kesin tarihi ile çocukların herhangi bir hastalığı olup olmadığının da ortaya çıkacağını dile getirdi.

Kalkolitik döneme ait bir peynir kabı da bulduklarını ifade eden Restelli, “Tam böyle bir süzgeç veya peynir yapmak için seramik diyebilirim. Nasıl kullandılar daha belli değil ama anlamak için biraz araştırma yapacağız. O da geç kalkolitik döneme tarihlenen evlerden çıktı. O dönemde bugünkü hayvanlar vardı. İnek, keçi ve koyun Arslantepe’de onları çok kullandılar. Biz bu yönde hayvan kemikleri çok buluyoruz.” ifadesini kullandı.

Höyüğün kuzeyinde geç Hitit dönemine tarihlenen kazılar da yaptıklarını belirten Restelli, “Orada şu an yeni tabakaya iniyoruz, üstünde çok büyük anıtsal bir bina vardı, kaldırdık. Şu anki kazılarımızda yine duvarlar başlıyor. Burada duvar içinde milattan önce 900 yılına ait bir altın küpe bulduk.” diye konuştu.

Restelli, Arslantepe’nin çok önemli bir höyük olduğuna dikkati çekerek, “Malatya ovasının tam kenarında, yaşamak için çok güzel bir yer. Ondan dolayı burada yerleşim binlerce yıl devam etti. Demek ki biz de burada yüzlerce yıl çalışabiliriz. Bizden sonra gelecek arkeologlar da burada kesinlikle çok güzel şeyler bulacaklar ve tarihi çok daha iyi anlayabileceğiz.” dedi.

MALATYA (AA) – Yeşilyurt ve Akçadağ ilçelerinde üretilen ve kendine has tadıyla bilinen Banazı karası üzümünde hasat, mevsimsel şartlara bağlı olarak eylül ayının ikinci haftasında başlıyor. Üreticiler tarafından bağdan toplanan üzümler, kurutma işlemlerinin ardından tüketicilere sunuluyor.

Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar, AA muhabirine, ilçenin tarım, sanayi ve turizmle ön plana çıktığını söyledi.

İlçe tarımının gelişimine katkı sağlamak amacıyla 2019’da Yeşilyurt Tarımsal Hizmetler Müdürlüğünü kurduklarını belirten Çınar, yörede yetişen ancak bilinirliği az olan tarım ürünlerinin tanıtılması ve katma değerinin arttırılması hedefiyle çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.

Çınar, üreticilerin nitelikli ürünlere yönelmesi noktasında onlara teknik destek verdiklerini dile getirerek, “Bu kapsamda ilçenin farklı noktalarında sera ile kapama kiraz ve vişne bahçeleri oluşturduk. Tarımsal üretim merkezimizde nohut, fasulye, buğday ve arpa ektik. Her yıl bahar ayında üreticilerimize daha kaliteli ürün elde edebilmeleri için fide desteği veriyoruz. Bu yıl 200 bin fide çiftçilere verdik.” dedi.

Kentin, dünya kayısı başkenti olarak bilindiğini ancak meyve çeşitliliği açısından Malatya’nın her bölgesinde farklı ürünlerin yetiştiğine işaret eden Çınar, Yeşilyurt’un kendine özgü kirazı ve üzüm çeşitlerinin bulunduğunu kaydetti.

Çınar, ilçeye has tarım ürünlerinin tescillenmesi için çalışma yaptıklarını belirterek, şöyle devam etti:

“İlçede kurutmalık amacıyla yetiştirilen Malatya Banazı karası üzümünün tescili için yaptığımız başvuru Türk Patent ve Marka Kurumunca olumlu sonuçlandı. Gündüzbey Mahallesi’nin üst kesimleri, Banazı, Cafana ve Gözene bölgelerinde yöreye ait çok güzel üzümler yetişiyor. Banazı karası siyah üzümümüz hasadın ardından güneşte kurutuluyor. Banazı karası, kuru yemişçilerde çerez olarak tüketiciye sunuluyor. Bu üzüm, gün kurusu kayısı çekirdeğiyle gerçekten kış gecelerinin en güzel muhabbet yiyeceği diyebiliriz.”

Banazı karası üzümünün bölgede uzun yıllardır yetiştirildiğini ancak yeterince tanıtılmadığını dile getiren Çınar, “Fırat Kalkınma Ajansının desteğiyle tescil için süreci takip ettik. Ürünümüzü Türk Patent ve Marka Kurumu tescilledi. Malatya Banazı karası üzümü, tescille Türk Patent ve Marka Kurumunun listesinde ilçemizin ürünü olarak yerini aldı. Böylece ticari olarak talep artacak.” ifadelerini kullandı.

“Geçen yıl kurusunun kilogramı 30-35 liradan alıcı buldu”

Yeşilyurt Ziraat Odası Başkanı Doğan Solmaz da üzümün tescillenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

Solmaz, geçmişte yörede yetişen üzümü bilenlerin tanıdıkları vasıtasıyla temin etmeye çalıştıklarını belirterek, “Daha önce İstanbul, Ankara ve diğer büyük şehirlerden Malatya Banazı karası üzümü, tanıdıklar vasıtasıyla temin edilirdi. Geçen yıl üzümün kurusunun kilogramı 30-35 liradan alıcı buldu, fiyatların bu yıl yükselmesi yönünde çiftçinin beklentisi var.” dedi.

“Mutluyuz, pazarımız artacak”

Özkan Koca da yıllardır ilçede ürettikleri üzümün tescillenmesinin kendileri için memnuniyet verici bir gelişme olduğunu söyledi.

Malatya Banazı karası üzümünün pazarda hak ettiği yeri şimdiye kadar alamadığını ancak tescilin ardından hak ettiği noktaya geleceğine inandıklarını anlatan Koca, “Üzümümüzün tanınırlığı daha da artacak, bazı yerlerde ismimizi kullanarak farklı üzümler satıyorlardı. Tescillendiği için artık bizim üzümün ismini kullanarak farklı satamayacaklar. Mutluyuz, pazarımız artacak.” diye konuştu.