AssisTT ile Bursa Uludağ Üniversitesi'nden gençler için iş birliği

İSTANBUL (AA) – Türk Telekom'un müşteri deneyimi şirketi AssisTT, sektör deneyimini gençlere aktarmak amacıyla kurduğu Çağrı Merkezi Okulu programı için Bursa Uludağ Üniversitesi ile iş birliği protokolü imzaladı.

AssisTT açıklamasına göre, Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz ve AssisTT Genel Müdürü Haktan Saran arasında imzalanan protokol kapsamında AssisTT Çağrı Merkezi Okulu'nda çeşitli eğitimler, teknik gezi ve staj programları sunulacak. Ayrıca, öğrencilere mezuniyet sonrasında AssisTT bünyesinde istihdam imkanı da verilecek.

Açıklamada görüşlerine yer verilen AssisTT Genel Müdürü Haktan Saran, sektörle ilgili bilgi ve deneyimleri aktarmak ve sektörün yetişmiş insan kaynağına katkıda bulunmak amacıyla hayata geçirdikleri Çağrı Merkezi Okulu'nda Bursa Uludağ Üniversitesi öğrencilerini ağırlayacak olmaktan son derece mutlu olduklarını belirterek, "Üniversite, Türkiye'nin aydınlık gençlerini yetiştirirken, biz de Çağrı Merkezi Okulumuz ile gençleri yeni teknolojilerle donatıp onların iş hayatına geçiş sürecini kolaylaştırmak istiyoruz. Bu anlamda Türkiye'nin en büyük çağrı merkezi olarak vereceğimiz teorik eğitimin yanında gençlere staj, tam ve yarı zamanlı çalışma olanaklarında öncelik sağlayacağız. Bu tür özel sektör ve üniversite iş birliklerimizin sürdürülebilir bir şekilde devam etmesi ve çoğalmasını diliyoruz." ifadelerini kullandı.

Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz da "Bursa Uludağ Üniversitesi olarak kampüsün içinde kalan bir üniversite yerine şehirle, sanayiyle, toplumla ve iş dünyasıyla entegre, hayatın içerisinde ve öğrenci memnuniyetinin üst düzey olduğu bir üniversite olarak konumlanıyoruz. Bu anlayışla öğrencilerimizi hayata hazırlarken özel sektör ile önemli iş birlikleri gerçekleştiriyoruz. AssisTT ile yaptığımız protokol sayesinde öğrencilerimiz hayata bir adım önde başlayacak." değerlendirmesinde bulundu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BURSA(AA) – Konservatuvardaki öğretim görevlisi Ozan Sari ile yaptığı çalışmalarla kısa sürede uluslararası yarışmalarda önemli başarılara imza atan Elif Çalışan, 2020 yılında katıldığı Music & Stars Awards Yarışması’nda Golden Star ödülünü alırken, öğretmeni Ozan Sari’ye de “Best Teacher of the Year” (Yılın En İyi Öğretmeni) ödülü verildi.

Çalışan 2020’de Kazakistan Uluslararası Müzik Yarışması’nda Grand Prix ödülü, Uluslararası Music and Stars Awards Müzik Yarışması’nda Golden Star ödülü, Sırbistan XI. Uluslararası Müzik Yarışması’nda 2’incilik ödülü, 2021’de Türkiye Genç Yetenekler Müzik Yarışması, Polonya Uluslararası Enstrüman Performans Yarışması ve 2. Uluslararası Alkanova Müzik Yarışması’nda birincilik ödülü kazandı.

Elif Çalışan, AA muhabirine, keman çalan amcasının çocuğundan etkilendiğini söyledi.

Çalışan, 4 yaşında kemana ilgi duymaya başladığını belirterek, şunları dile getirdi:

“Ailem ilk başta, ‘Çocuklar bir şeyi isterler, iki gün sonra kenara atarlar.’ diye keman almamıştı, 6 ay ağlamamın sebeplerinden biri de buydu. Daha sonra yeteneğim olduğunu keşfettiler, bazı öğretmenlere götürdüler beni. Oralarda başladım. Çok küçüktüm, Ozan öğretmenimin konserine gitmiştim orada kendisine, ‘Ben sizin öğrenciniz olacağım’ demiştim. Babamlar beni konservatuvara yönlendirdiler. İlk önce yarı zamanlı girmeye çalıştım ama sınavı kazanamadım. Daha sonra bir sene sonra tam zamanlı girmeye çalıştım ve o zaman kazandım çünkü çok sıkı çalışmıştım. Sınav benim doğum günümdeydi, o günü sınavla geçirmiştim ama sonucu öğrenmek benim için doğum günü partisinden daha güzeldi.”

“İz bırakan bir sanatçı olmak istiyorum”

“Keman benim ayrılmaz bir parçam” diyen Elif Çalışan, kendini kemanla ifade ettiğini belirtti.

Lisede müzik eğitimi için Almanya’ya, üniversite eğitimi için de ABD’ye gitmeyi hedeflediğini dile getiren Çalışan, şunları kaydetti:

“2019’dan beri birçok yarışmaya katıldım, çok stresli dönemlerdi ama yarışma sonuçlarını gördüğüm zaman havalara uçuyordum ve o strese değiyordu. Çevremdeki insanlar, arkadaşlarım, akrabalarım benimle gurur duyuyorlar, onlar da benimle birlikte sevinip, benimle birlikte strese giriyorlardı. Benim hep arkamda oldular, hep destek çıktılar. Sizi zorlayan şeyler sizi aslında geliştirir, bu süreç beni hem zorluyor hem de geliştiriyor ama bu vakti başka bir yerde harcasaydım herhalde bu kadar mutlu olmazdım. Benim kuzenim benden özenip piyanoya başladı, eski okulumda da birçok kişinin keman çalmasında etkili oldum. Vazgeçmek en kolay olan, sıkı sarılmak en zor olandır. O yüzden kesinlikle eminseniz müziğe başlayın. Kemanda Maxim Vengerov, Alexander Markov, Hilary Hahn’ı örnek alıyorum. İz bırakan bir sanatçı olmak istiyorum, herkes tarafından hatırlanacak şeyler yapmak istiyorum.”

Çalışan, müzik eğitiminde yüksek lisans ve doktora da yapmak istediğini belirtti.

“Elif için ‘ileride çok büyük bir kemancı olacaktır’ diyebilirim”

Elif’in öğretmeni Ozan Sari ise konservatuarda keman dersleri verdiğini, kendisinin de ilkokuldan itibaren üniversitede müzik eğitimi gördüğünü söyledi.

Öğrencileri yetenek sınavıyla ilkokulun son iki senesinden itibaren kabul ettiklerini ifade eden Sari, “Biz de diğer okullara göre ders saatleri 9-10 saat. Elif, 5’inci sınıfta okulumuza kabul edildi, 2 senedir Bursa Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuarının müzik ve bale ortaokulunda eğitim alıyor. Burada verdiğimiz eğitim tam anlamıyla bir sanatçı yetiştirme, bir sanatçının tüm meslek hayatında ihtiyacı olacak tüm dersleri ve bilgi, birikimi verecek şekilde bir eğitim sürüyor.” dedi.

Elif’in kazandığı yarışmaların ilerideki müzik yaşamında daha büyük yarışma birinciliklerinin habercisi olduğunu aktaran Sari, şöyle konuştu:

“Elif şu anda bir yarışmaya nasıl hazırlanılır, o süreç nasıl takip edilir, nasıl yönetilir bunları öğreniyor. Okulumuz ülkemizin sayılı konservatuvarlarından biri, biz bu ayrıcalıkları öğrencilerimizin pozitif anlamda ve uzun vadede faydalanabilmeleri için elimizden geleni yapıyoruz. Elif için ‘ileride çok büyük bir kemancı olacaktır’ diyebilirim. Ben de kendisi de ailesi de bu temenniyle çalışıyoruz. Bu yüzden zaman zaman birlikte ağlıyoruz, birlikte gülüyoruz, derslerimiz zannedildiği gibi hiç öyle sevimli ve güler yüzlü geçmiyor çünkü her seferinde biraz daha zorlamak gerekiyor. Elif’in içinde bulunduğu ortamı o an ne kadar zor tutarsak o zorluğun üstesinden kısa sürede gelebiliyor. Elif’in ismini ileride çok daha sık ve çok daha büyük mecralarda uluslararası anlamda ülkemizi, okulumuzu, naçizane beni ve kendisini çok başarılı temsil edeceğini söyleyebilirim.”

BURSA (AA) – Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) akademisyenleri, salgın sürecinde Sağlık Bakanlığı tarafından riskli işlemler arasında gösterilen göz muayenelerinin güvenle yapılabilmesi için "Uludağ Biyomikroskop Adaptörü" adını verdikleri yeni bir alet geliştirildi.

Üniversiteden yapılan yazılı açıklamaya göre, çok yakından yapılan ve hasta doktor arasında virüs geçişine neden olabilen göz muayeneleri için BUÜ'de görev yapan akademisyenler yeni bir çözüm yolu buldu. BUÜ Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sertaç Argun Kıvanç, Doç. Dr. Berna Akova, Mühendislik Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümünden Dr. Öğretim Üyesi Betül Gülçimen Çakan ile bölümün son sınıf öğrencisi Volkan Mesut Küçükakarsu yeni bir alet üretti.

Konuyla ilgili değerlendirmelerine yer verilen Doç. Dr. Kıvanç, son 2-3 haftadır bu proje üzerinde çalıştıklarını ve 3 boyutlu yazıcı ile muayene mikroskobuna oturabilen bir araç geliştirip bunun üzerine her türlü akıllı telefonun yerleşmesini sağladıklarını ifade etti.

Böylece görüntüleri cep telefonu ekranına yansıttıklarını ve bu çözüm sayesinde muayene mesafesinin artırıldığını aktaran Kıvanç, şunları kaydetti:

"Aynı zamanda riskli hastalarda görüntüyü kaydetme veya videoya alma imkanı sağlayıp görüntünün başka bir odada ayrıntılı incelenmesi imkanı da vermesi sağlandı. Telefon aplikasyonu ve bilgisayar programı yapan ABD menşeli bir şirket ile görüştüm, programlarını bize 3 aylığına ücretsiz açtı. Böylece de telefon ekranında gördüğümüz görüntünün aynısını kablosuz bir şekilde bilgisayar ekranında görme şansımız oldu. Bu hem sosyal mesafeyi sağlamamızı hem de birden çok hekimin bakması gereken hastalarda tek seferde tüm hekimlerin görüntüyü görerek muayene zamanını kısaltmamızı sağladı."

Kıvanç, geliştirdikleri araca "Uludağ Biyomikroskop Adaptörü" adı verdiklerini ve dünyada göz hekimlerinin böyle bir sistemi uyguladığına rastlamadıklarını belirterek, "Çok maliyetli, binlerce liralık kablolu sistemler var ancak bizim sistemimiz 5-6 liraya mal oldu hem de daha az karbon ayak izi ile. Bu sayede Türkiye'nin her köşesindeki hekimlerimizin kullanabileceği bir sistem geliştirilmiş oldu. Şu andaki hali ile katarakt muayenesinde, kornea, iris yani gözün ön kısmının muayenesinde ve göz kapaklarının, gözyaşı kanallarının muayenesinde kullanılabilecek bir sistem geliştirmiş olduk ancak henüz göz dibi dediğimiz retina muayenesinde kullanılamıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Uygulanan sistemin ulusal ve uluslararası patent başvurularının Uludağ Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi tarafından yapıldığına işaret eden Kıvanç, salgın nedeniyle aletin kullanımını tüm Türk ve dünyadaki diğer göz hekimlerine açmak istediklerini vurguladı. Kıvanç, şu aşamada 1 kişinin dahi enfekte olmasını engellemenin kendilerini için çok önemli olduğunun altını çizdi.