Avrupa'daki en eski Osmanlı temliknamesi Berlin'de ortaya çıktı

BERLİN (AA) – Almanya’nın başkenti Berlin’de Avrupa’daki en eski Osmanlı temliknamesi ortaya çıktı.

Temlikname, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Güler Doğan Averbek’in yürüttüğü “Berlin Devlet Kütüphanesinde Bulunan Kayıtsız Türkçe Yazmaların Tespiti” projesi kapsamında yapılan çalışmalar sırasında geçen yaz aylarında tespit edilerek dün akşam Berlin Devlet Kütüphanesinde düzenlenen bir etkinlikte sergilendi.

Doğan Averbek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Osmanlı padişahları tarafından verilen beratın bir çeşidi olan ve mülk ihsan edildiğini gösteren temliknamenin 2. Murat’ın ilk saltanatı dönemine ait ve bu türde Avrupa’nın en eski belgesi olduğunu söyledi.

Beratın Hicri 845 (Miladi olarak 1441) tarihini taşıdığını belirten Doğan Averbek, içerik olarak da 2. Murat tarafından dönemin veziri Fazlullah Paşa’ya devlete sağladığı yararlar neticesinde bugün Bulgaristan sınırları içinde kalan Saruhan Sancağı’na bağlı Batıkon köyünün tüm müştemilatıyla verildiğini gösterdiğini anlattı.

Doğan Averbek, “Bizim için eski olması belgeyi önemli kılan bir unsur. 2. Murat döneminden çok fazla bu türde esere sahip değiliz bugün. Şahitlerin isimleri oldukça dikkat çekici. Çandarlı Halil Paşa var aralarında. Yine burada Osmanlı idari teşkilatı açısından öne çıkan bir husus var. Biz o tarihte henüz defterdar makamının tesis edilmiş olduğunu görüyoruz. Bu da tabii belgeyi yine önemli kılan unsurlardan biri.” dedi.

Belgenin okunabilir durumda olduğuna işaret eden Doğan Averbek, “Bunlar şahıslara verilen belgeler olduğu için şahıs bunu kendisi muhafaza ediyor. Tabii üst tarafına bir deri yapıştırmış, özellikle tuğra bölgesini koruyabilmek için. Bu sayede tuğra korunmuş. Sürekli katlanarak taşındığından, sürekli şahıslardan şahıslara nakledildiği için de çok yıpranmış. Kat yerleri çok yıpranmış. Bunların sonraki tarihlerde yırtılmaması ve yazının daha fazla zarar görmemesi için düzleştirilerek muhafaza edilmesi lazım.” diye konuştu.

Doğan Averbek, Berlin Devlet Kütüphanesinde 1300’den fazla kayıtsız Türkçe yazma bulunduğunu ifade ederek, “Üniversitemin desteğiyle yazmaların her biri için tespit fişini oluşturabilmek amacıyla buraya geldim. Bunu da (temliknameyi) onların arasında gördüm. Kataloglanmadığı için şu an araştırmacıların kullanımına kapalı. Ama oluşturduğumuz tespit fişiyle ve restore edildikten sonra incelemeye açık hale gelecek.” şeklinde konuştu.

Bunun önemli şahsa ait bir belge olduğunu ve muhtemelen miras yoluyla veya başka kanallarla buraya kadar geldiği için hiçbir zaman resmi kurumun kayıtlarına girmediğini vurgulayan Doğan Averbek, belgeyi burada gördükten sonra ilgili yetkililere ve Türkiye’nin Berlin Büyükelçiliğine bilgi verildiğinin altını çizdi.

“Burada belgeyi gördüğümüz zaman içinde bulunduğu durum çok içimizi acıttı.” diyen Doğan Averbek, Berlin Büyükelçiliği Eğitim Müşaviri Prof. Dr. Cemal Yıldız’ın konuyla ilgilendiğini, yapılan görüşmeler sonucunda Berlin’deki iş insanı Vahap Bayram’ın katkılarıyla 15. asra ait olan belgenin restore edileceğinden memnuniyet duyduğunu kaydetti.

Bu belgenin Berlin Devlet Kütüphanesinin mülküne girmiş olduğuna ve bunu buradan almanın mümkün olmadığına dikkati çeken Doğan Averbek, şimdi en azından iyi muhafaza edilmesinin sağlanabileceğini ve araştırmacıların erişimine açılabileceğini dile getirdi.

Doğan Averbek, eserin restorasyonunun yaklaşık 6 ay süreceğini söyledi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BERLİN (AA) – Kuzey Ren-Vestfalya ve Rheinland-Pfalz’daki eyalet hükümetlerinin sel felaketinin ardından açtıkları “ortak bağış hesabı”yla yardım toplamaya başlamaları, Almanya’da afet yardımını finanse etme ve yönetme konusunda onlarca yıllık deneyime sahip hiçbir yardım kuruluşu ve ittifakın olmadığı algısına yol açtı.

Bölge halkı, sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımlarda; devletin, yardım kuruluşlarını rakip gibi görüp koordinasyonu engellediğini, bu nedenle mağdur olduklarını belirtiyor.

Özellikle yerel hükümetlerin açtıkları hesaplarda toplanan paraların kime, hangi şartlarda, ne kadar zamanda ve ne derece adil dağıtıldığının muamma olması ve yardımların dağıtımında çok fazla bürokratik işlemlere tabi tutulması, eleştiri konularının başında geliyor.

“Kimse yeni bir çamaşır makinesine ihtiyaç duyduğunda üç sayfalık bir form doldurmak istemiyor”

Yardım kuruluşları, devletin bağış toplama aracı olarak bir anda rekabete girmesinden rahatsızlık duyuyor.

Bugüne kadarki sel veya doğal afetlerde yardım işini tamamen bu kuruluşlara bırakan devletin şimdilerde onlara rakip gibi davranması, yardım kuruluşlarının işini zorlaştırıyor.

Caritas International, Diakonie Katastrophenhilfe, UNICEF ​​​​ve Kızıl Haç kuruluşlarını birleştiren Aktionbündnis Katastrophenhilfe’den Dariush Ghobad, Alman medyasına yaptığı açıklamada, devletin kendilerine rakip olmasının, afet bölgelerindeki karmaşık yardım koordinasyonunu daha da zorlaştırdığını söyledi.

Ghobad, yardım kriterlerinin devletinki kadar zor olmadığını dile getirerek “Orada biraz daha özgürüz. Parayı kamyondan atmamıza izin yok ama kimse yeni bir çamaşır makinesine ihtiyaç duyduğunda üç sayfalık bir form doldurmak istemiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Yardım kuruluşları, topladıkları paralarının tümünü afetzedelere dağıtabilirken devletin açtığı hesaplarda biriken paranın tümünün, selzedelere aktarılıp aktarılmayacağı sorusunun cevabı henüz net değil.

Öte yandan bugüne kadar toplanan paralar, kimin etkin bir şekilde bağış toplayabileceğini gösteriyor.

Yardım kuruluşları bir haftada 110 milyon avro toplarken yerel hükümetlerin açtıkları hesaplarda yaklaşık 12 milyon avro birikmesi, vatandaşın, yardım kuruluşlarına hükümetlerden daha fazla güvendiğini ortaya koyuyor.

Alman medyası hem federal hem de eyalet hükümetlerini, doğal afetler gibi durumlara müdahalede beceriksizlikle itham ediyor.

Cüneyt Karadağ

İSTANBUL (AA) – Birevim Yönetim Kurulu Başkanı Murat Çiftçi, "Tasarruf Finansmanı Avrupa’da yıllardır var olan bir sistem. Sadece Almanya’da Yapı Tasarruf Sandığı adıyla yılda 1,5 milyon kişi bu sistemden yararlanıyor. Bizim de amacımız tasarruf finansmanını yaygınlaştırmak ve 2023 yılı sonunda 3 milyon kişiyi tasarruf finansıyla tanıştırmak." ifadelerini kullandı.

Birevim'den yapılan açıklamaya göre, Tasarruf Finansman Yasası kapsamında intibak planı onaylanan şirketlerin 2 Temmuz 2021’de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından açıklanması akabinde Türkiye’deki yasal gelişmeyi sektördeki başarısı dünyada örnek gösterilen Almanya ile değerlendiren Birevim, “Birlikte Mümkün Buluşmaları” kapsamında Almanya Tasarruf Sandıkları Başkanı Chriastian König ile canlı yayın bağlantısı gerçekleştirdi. Almanya ve Türkiye’deki tasarruf finans sisteminin karşılaştırıldığı buluşmada König, Çiftçi’nin sorularını da yanıtladı.

– "Almanya’da Yapı Tasarruf Sandığı adıyla yılda 1,5 milyon kişi bu sistemden yararlanıyor"

Açıklamada, söz konusu etkinlikteki açıklamalarına yer verilen Çiftçi, çıkan yasayla birlikte sorumluluklarının daha da arttığını dile getirdi.

Murat Çiftçi, “Regülasyon sürecinin hem sektör hem de tasarruf sahipleri açısından etkili ve verimli geçmesi adına çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Tasarruf Finansmanı Avrupa’da yıllardır var olan bir sistem. Sadece Almanya’da Yapı Tasarruf Sandığı adıyla yılda 1,5 milyon kişi bu sistemden yararlanıyor. Bizim de amacımız tasarruf finansmanını yaygınlaştırmak ve 2023 yılı sonunda 3 milyon kişiyi tasarruf finansıyla tanıştırmak." değerlendirmesinde bulundu.

– "Sektör Türkiye’de daha fazla gelişecek"

Almanya Tasarruf Sandıkları Başkanı Chriastian König ise Türkiye’de sektörün yasallaştırılmasının çok önemli ve gerekli bir gelişme olduğunu dile getirdi.

König, tasarruf sahiplerinin haklarının devlet tarafından desteklenmesinin ve savunulmasının sektöre duyulan güven için son derece önemli olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Yasal mevzuatla birlikte sektörde güçlü şirketlerin faaliyet gösterecek olması ve aynı zamanda tasarruf sahiplerinin bu şirketlerle tasarruflarını gerçekleştirdiklerinde yasal olarak haklarının güvence altında olduğunu bilmesi sektörün gelişmesi açısından büyük bir avantaj. Bugün Almanya’da yılda 1 buçuk milyon kişi tasarruf finans yöntemiyle birikimlerini gerçekleştiriyor. Yapı Tasarruf Sandığı sistemimizde 29 milyon sözleşmeye ulaşmıştık ama genç nüfus oranının azalmasına bağlı olarak bugün 25 milyon sözleşmeye sahibiz ve tasarruf sandığımızda 919 milyar avro bulunuyor. Türkiye’de tasarrufa en çok ihtiyaç duyan genç nüfus oranını Almanya’ya hatta Avrupa’ya kıyasla daha fazla olması ve genç nüfus oranının Avrupa’da giderek azalması sebebiyle sektör, ilerleyen dönemlerde Türkiye’de çok daha fazla gelişme gösterecek."