Avukatlık Kanunu'nda planlanan değişikliklere itiraz eden baro başkanları Anıtkabir'i ziyaret etti

ANKARA (AA) – Avukatlık Kanunu'nda yapılması planlanan değişikliklere itiraz eden baro başkanları, Anıtkabir'i ziyaret etti.

Türkiye'nin farklı illerinden bazı baro başkanları, "Savunma Yürüyüşü" adıyla başlattıkları yürüyüşe izin verilmesinin ardından Anıtkabir'i ziyaret etti.

Ziyaretin ardından Anıtkabir'in çıkış kapısı önünde basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan, "Türkiye'de bugün, belki savunma tarihinin tekrar yazıldığı gün olarak tarihe geçmiştir." ifadesini kullandı.

Ankara'da simgesel yapılacak çok kısa bir yürüyüşe tahammül gösterilemediğini öne süren Sağkan, "Aslında Ankara'da büyük bir coşkuyla karşılanması gereken avukatlar ve baroların, şiddet ve hak gaspıyla karşılandıklarını" iddia etti.

Sağkan, bu yapılanın hukuka ve Anayasa'ya aykırı olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İnsani tüm değerlerden uzak bir 24 saat yaşadık. Oradakilerin baro başkanı olması, farklı bir muameleyi tabii ki gerektirmez ancak bir insana bu şekilde bir tavır göstermeye de kimsenin hakkı yoktur.

Yasal haklarımızı sonuna kadar savunduk ve bugün itibarıyla aslında sadece 10 dakikada gerçekleştirebileceğimiz bir yürüyüş, yaklaşık 24 saatten daha uzun bir süre boyunca, hem Türkiye kamuoyu hem de maalesef dünya kamuoyunda Türkiye ile ilgili çok olumsuz bir görüntü çizilmesine sebebiyet vermiştir. Fakat bunun sebebi biz değiliz. Biz yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü, insan hakları için mücadele ediyoruz. Bu mücadeleyi de örgütlü gücümüzden alıyoruz."

Sağkan, bütün olumsuzluklara rağmen yanlarından ayrılmayan meslektaşlarına teşekkürlerini ileterek, "İnsan onuru, onlar sayesinde tekrar kurtuldu." dedi.

– "Yolun açılmasına tek sebep kararlılıktır"

Açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Sağkan, bir soru üzerine, "Bilecik Baro Başkan Vekilimiz gözaltına alınmadı. Sadece başkanların bulunduğu bölüme girmesi noktasında bir arbede yaşandı. Hoş olmayan, kesinlikle kabul edilemez görüntülerdi. Bir gözaltı olmadı, daha sonra başkan vekilimizi aldık ve olması gereken, bizlerin yanına yerleştirdik." bilgisini paylaştı.

Sağkan, "Yolunuzun açılma süreci nasıl gerçekleşti?" sorusuna karşılık, "Yolumuzun açılma süreci bizim kararlılığımızla gerçekleşti. Çünkü biz bugün saat 10.00 gibi oradaki emniyet mensupları neye karar verdiğimizi bize sorduklarında, 'Bu yol açılmadığı müddetçe buradan bir yere kıpırdamayacağız, bir ay da bir sene de sürse biz buradayız.' dedik ve o yol ondan sonra açıldı. Yolun açılmasına tek sebep kararlılıktır." değerlendirmesini yaptı.

"Suç duyurusunda bulunacak mısınız?" sorusu üzerine ise Sağkan, şunları kaydetti:

"Bu olayda suç duyurusunda bulunmayacaksak hiçbir şeyde bulunmamamız gerekiyor. Çünkü bizim hürriyetimiz gasp edildi. Bize zorla bir yerde, üç tur üzerinden barikatların sergilendiği, vatandaşla ve meslektaşla görüşme olanağımızın kaldırılması için çevremizin minibüslerle kapatıldığı, kısmi bir gözaltı süreci yaşatıldı. Tabii ki bu hukuksuzluğa, kanun tanımazlığa karşı suç duyurusunda bulunacağız ve sonuna kadar takipçisi olacağız."

– Türkiye Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu'nun açıklamaları

Ankara Barosu Başkanı Sağkan, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu'nun "İstifa etmemi gerektirecek bir durum yok." yönündeki açıklamalarına yönelik soru üzerine şu değerlendirmelerde bulundu:

"Türkiye Barolar Birliği Başkanı'nın asli görevi, meslektaşın ve mesleğin sorunlarıyla ilgilenmek, devamında da hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, bu kavramlara işlerlik kazandırmak olarak tanımlanmıştır. Sayın Feyzioğlu'nun çok uzun zamandır hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı ve insan hakları mücadelesinden uzaklaştığını ve bunun tam karşısında yer aldığını, hak ihlalleri alanına geçtiğini zaten görüyoruz.

Ancak bugün gördüğümüz, bir kez daha şahit olduğumuz, aynı zamanda meslektaşı zor durumdayken, darp edilirken, yerlerde süründürülürken, baro başkanları koltuk bulamayıp çamurlarda otururken gelmeyip, daha sonra iş çözülmüş, gerekli uzlaşı sağlandıktan sonra olay mahaline gelip kendi üzerine bir kısım payeler kapma gayesi olan bir baro başkanı seyretmek durumunda kaldık. Kabul edilemez bir tutum ama tarih hepimizi yaptıklarıyla ve yapmadıklarıyla yargılayacaktır. Sayın Feyzioğlu'nun tavırlarını da kamuoyunun ve tarihin vicdanına bırakıyorum."

Sağkan, "Bundan sonrasına dair bir planınız var mı?" sorusuna karşılık, bunu baro başkanlarıyla görüşeceklerini aktardı. Bir gün dinleneceklerini söyleyen Sağkan, "Yarın itibarıyla gelişmelere bakarak tekrar belirleyeceğimiz eylem haritasını kamuoyuyla paylaşacağız." açıklamasında bulundu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber


Türkiye Değişim Partisi (TDP) Genel Başkanı Mustafa Sarıgül, partinin kurucular kurulu ile Anıtkabir’i ziyaret etti.

ANKARA (AA) – Dünya metropollerinin sayılı müzik merkezlerinden biri olmayı hedefleyen Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının (CSO) yeni binası, ilk kez müzikseverleri ağırladı.

CSO, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dün açılışını yaptığı yeni konser salonunda, Genel Müzik Direktörü ve şefi Cemi’i Can Deliorman’ın yönetiminde bu akşam sanatseverlere müzik ziyafeti sundu.

Pandemi önlemlerin yoğun bir şekilde alındığı yeni binada, misafirlerden binaya girerken HES kodu istendi.

Dünya standartlarında bir eser olan ve teknolojiyi zarafetle birleştiren bir anlayışla projelendirilen CSO yeni konser salonunun proje müellif mimarları Semra ve Özcan Uygur, AA muhabirine konser öncesi açıklamada bulundu.

Semra Uygur, dün akşam Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un davetlisi olarak açılış programına geldiklerini, CSO yeni binasının sanatseverlere kapılarını açmasından büyük gurur duyduklarını söyledi.

Türkiye’de senfonik müzik salonu olarak yapılan ilk bina

Semra Uygur, “Başkentimizde Ankara Kalesi ve Anıtkabir aksında bir kültür merkezi. Cumhurbaşkanlığının adını taşıyan tek kurumun yeni evi. Bu binanın açılması ülkemiz için çok önemli. Bu yapı, Türkiye’de senfonik müzik salonu olarak yapılan ilk mekan olması açısından da çok önemli. Bu yapıda üretilecek hem sanattan hem mimarlık sanatıyla ilgili öğreneceğimiz çok şeyler olacak. Bunun içinde olmaktan onur duyuyoruz.” ifadesini kullandı.

1992’de katıldıkları CSO Konser Salonu ve Koro Binaları Mimari Yarışması’nda birincilik aldıklarını belirten Özcan Uygur da mekanı aynen açıldığı haliyle hayal ettiklerini ve neticenin hayallerindeki gibi olduğunu, yeni sanat mekanının Ankaralılara ve Türkiye’ye hayırlı olmasını diledi.

Özcan Uygur, “Bu güzel salonda daha da coşkulu konserler olacak.” dedi.

“Yeni binanın açılmasını dört gözle bekledik”

Dinleyicilerden Ayşen Üşenmez, konser için heyecanlı olduğunu, burada olmayı çok istediğini belirterek, “Yıllardır beklenen bir bina. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının hak ettiği, ülkemizin hak ettiği bir bina hepimize hayırlı olsun.” dedi.

Yıllardır CSO’nun konserlerini takip ettiğini söyleyen Üşenmez, “Açılış konserine de böylesine süper sanatçılar yakışırdı. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum.” ifadesini kullandı.

İranlı müziksever Faraz Safai ise CSO yeni konser salonunun açılışını aylardır beklediklerini belirterek, “Yeni binanın açılmasını dört gözle bekledik. Bugün konser olmayacak diye korkmuştuk, meraktaydık Allah’a şükür açıldı. Güzel bir program izleyeceğimizi düşünüyorum.” diye konuştu.

Gheorghiu ve Pekinel kardeşlerden müzik ziyafeti

Salona girişte yer alan dezenfektanları kullanan izleyiciler, üçer koltuk boş kalacak şekilde oturtuldu.

CSO, dünyaca ünlü soprano Angela Gheorghiu ve dünyanın en iyi piyano ikilileri arasında gösterilen Güher ve Süher Pekinel kardeşleri Şef Cemi’i Can Deliorman yönetimindeki konserde ağırladı.

Ailesine bu yıl yeni katılan sanatçılarla ilk kez müzikseverlerin karşısına çıkan CSO, Ulvi Cemal Erkin’in Köçekçe, Ferit Tüzün’ün Türk Kapriçyosu eserlerini icra etti, Güher ve Süher Pekinel kardeşlerin icra ettiği Wolfgang Amadeus Mozart’ın “İki Piyano ve Orkestra İçin Konçerto” eserine eşlik etti.

Pekinel kardeşler yoğun alkış üzerine bir eser daha icra etti. Dünyaca ünlü soprano Angela Gheorghiu’nun seslendirdiği Georges Bizet’nin “Habanera” yorumu ise sanatseverlerden büyük alkış aldı.