Azad Cammu ve Keşmir Cumhurbaşkanı Han'dan uluslararası topluma çağrı:

ANKARA (AA) – Pakistan kontrolündeki Azad Cammu ve Keşmir Cumhurbaşkanı Serdar Mesud Han, Keşmir sorununda siyasal ve diplomatik sürecin başlatılmaması halinde bölgedeki gerilimin nükleer çatışmaya dönüşebileceği ve bunun bölgeye ve dünyaya bedelinin ağır olacağı uyarısında bulunarak, sorununun kesin, nihai ve adil şekilde çözülmesi için uluslararası topluma destek çağrısı yaptı.

Türkiye'ye konuk olan Cumhurbaşkanı Han, Ankara'da Anadolu Ajansına (AA) yaptığı ziyarette, Hindistan ile Pakistan arasındaki ihtilaflı bölgede yakın dönemde yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Keşmir sorununun kesin, nihai ve adil şekilde çözülmesi için uluslararası topluma destek çağrısında bulunan Han, "Bölgede konvansiyonel düzeyde bir savaş başlar ve nükleer çatışmaya doğru tırmanırsa, bunun sonuçları Güney Asya bölgesiyle sınırlı kalmaz." dedi.

Hindistan'da Başbakan Narendra Modi liderliğindeki Hindistan Halk Partisi (BJP) hükümetinin, 4 Ağustos'ta yaptığı anayasa değişikliğiyle Cammu ve Keşmir'in özel statüsünü kaldırması ve bölgede haberleşme kısıtlamaları gibi tedbirlerle halk üzerindeki baskıları arttırmasıyla bölgenin yeniden uluslararası gündeme geldiğini hatırlatan Han, Yeni Delhi yönetiminin bu hamlesiyle "bölgedeki işgalini resmileştirmiş olduğunu" savundu.

– "Hindistan'ın hakkı yok"

Hindistan'ın işgal altında tuttuğu ihtilaflı bir bölgenin özel statüsünü kaldırmak gibi bir hakka sahip olmadığını belirten Han, "Hindistan'ın kesinlikle bu adımları atmaya hakkı yok. Kendi anayasasının 370. maddesi ile 35. maddesinin A bendini değiştirerek Cammu Keşmir'in eyalet olarak özel statüsünü kaldırmak istiyor fakat şu var ki bölgenin aslında özel statüsü yok. Burası bir ihtilaflı bölge, işgal altındaki bir yer." diye konuştu.

– "Hint yanlısı yönetimler ile Hint eliti arasındaki ittifak bozuldu"

Hindistan ve Pakistan'ın İngiltere'den bağımsızlıklarını kazandıkları 1947'den bu yana Yeni Delhi yönetiminin o dönemde bağımsız bir prenslik olan bölgenin yöneticilerini ayartarak veya zorlayarak, özerkliğini gasbettiğini hatırlatan Han, şunları kaydetti:

"1947'de Hindistan önce Keşmir Maharajası'nı (prens) sahte bir katılım belgesi imzalamaya zorladı. Ardından dönemin Başbakanı Pandit Cevahirlal Nehru, Keşmir'in en popüler lideri Şeyh Muhammed Abdullah'ın desteğini aldı. Hint yanlısı yönetimler ile Hint eliti arasındaki ittifak işte böyle ortaya çıktı. Bugün bozulan bu ittifaktır. Cammu Keşmir halkı için ise asıl gerçeklik, 72 yıldır işgal altında olduklarıdır."

– "Hindistan işgalini resmileştirdi"

Hindistan'ın özerkliği, bölgeyi işgalini uluslararası alanda meşrulaştırmak için kullandığını dile getiren Han, "Hindistan artık işgalini resmileştirdi. Daha önce Cammu Keşmir eyaletinin özerk olduğunu söyleyerek dünyayı yanıltıyorlardı. Şimdi kendi anayasalarında Keşmirlilere tanıdıkları tüm ayrıcalıkları geri aldılar." ifadelerini kullandı.

Öte yandan Hint merkezi yönetiminin Cammu Keşmir halkına uyguladığı baskıların da arttığına dikkati çeken Han, bölgedeki insan hakları ihlallerinin, tecavüz ve cinsel istismarın savaş aracı olarak kullanılmasının, çocukların ailelerden kaçırılarak gözaltına alınmasının, yasa dışı yerleşimlerde Hint nüfusunu bölgeye yerleştirerek Müslüman Keşmirlileri azınlık durumuna düşürme girişimlerinin etnik temizlik çabasına işaret ettiğini vurguladı.

Benzer Haber:  Cammu Keşmir'de koronavirüs vakalarında rekor artış

– "Nükleer savaş tehdidi şantaj değil"

Cumhurbaşkanı Han, Pakistan tarafının bölgedeki gerilimin nükleer savaş tehdidi doğurabileceğine dair uyarıların bazı çevrelerce "nükleer şantaj" olarak nitelendirilmesini nasıl değerlendirdiğine ilişkin soru üzerine, "Nükleer savaş tehdidi, şantaj değil. Biz sahadaki gerçekleri dile getiriyoruz. Biz dünyayı bu ciddi gelişmeler ve Hint tarafından gelen tahrik edici açıklamalar konusunda bilgilendirmeye çalışıyoruz fakat Hindistan kabinesindeki savaş yanlıları ki maalesef Başbakan da bunlardan biri, bu tehditleri yapıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Pakistan'ın tüm çabasının uluslararası toplumu Hindistan'ın niyetleri konusunda bilgilendirmek olduğunun altını çizen Han, "Eğer uluslararası toplum müdahalede bulunmaz ve siyasi ve diplomatik süreci veya süreçleri başlatmazsa, o zaman Azad Keşmir halkı ve Pakistan halkı kendi topraklarını ve halklarını korumak için savaşmak zorunda kalacaktır." dedi.

– "Sonuçları Güney Asya bölgesiyle sınırlı kalmaz"

Han, "Bu varoluşsal bir tehdit. Söylediğimiz bu. Biz diyoruz ki eğer bölgede konvansiyonel düzeyde bir savaş başlar ve nükleer çatışmaya doğru tırmanırsa, bunun sonuçları Güney Asya bölgesiyle sınırlı kalmaz." ifadelerini kullandı.

– Cammu Keşmir'in özel statüsünün kaldırılması

Hindistan, anayasanın yarım asırdan uzun süredir Cammu Keşmir'e ayrıcalık tanıyan 370'inci maddesini 5 Ağustos'ta iptal ederek bölgenin özel statülü yapısını ortadan kaldırmış ve eyaleti ikiye bölmüştü.

Eyalet, 31 Ekim'de resmi olarak merkeze bağlı Cammu Keşmir ve Ladakh, "Birlik Toprağı" statüsünde iki bölgeye ayrılmıştı.

Kararın ardından Hint güvenlik güçleri, Cammu Keşmir'de asayiş operasyonlarını ve halk üzerindeki baskıları yoğunlaştırmış, bölgedeki tüm yerel partilerin yöneticileri ve üyeleri gözaltına alınmıştı.

İngiltere'den bağımsızlığın kazanıldığı 1947'den bu yana Cammu Keşmir, kendi yasalarını çıkarabilen ayrıcalıklı konumdaydı. Bu özel statü, yabancıların bölgeye yerleşmesine ve mülk edinmesine izin vermeyen vatandaşlık yasasını da içeriyordu.

ABD, Kovid-19'un Latin Amerika'daki merkez üssü olan Brezilya'dan ülkeye girişlerin durdurulduğunu açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Umman Sultanı Heysem bin Tarık görüşmesinde ikili ilişkiler ve bölgesel meseleler ele alındı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Umman Sultanı Heysem bin Tarık ile telefonda görüştü.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile telefonda görüştü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbangulu Berdimuhamedov ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Karşılıklı bayram tebriğinde bulunulan Erdoğan-Alvi görüşmesinde, Kovid-19 ile mücadelede iş birliği ve bölgesel meseleler ele alındı.