Bahçeşehir Koleji Konya Kampüsü yeni eğitim yılına hazır

KONYA (AA) – Bahçeşehir Koleji Konya Kampüsü'nde yüz yüze ve dijital eğitim için 2021-2022 eğitim-öğretim yılı hazırlıkları tamamlandı.

Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Özlem Dağ, yaptığı yazılı açıklamada, yeni eğitim öğretim yılı için A'dan Z'ye hazır olduklarını vurguladı.

Bahçeşehir Koleji Konya Kampüsü'nde yapılan çalışmalara değinen Dağ, "2019 yılı başından itibaren süren yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını koşullarında Türkiye'nin örnek eğitim kurumu olmaya devam ettik." ifadesini kullandı.

Dağ, dijital eğitimdeki öncü uygulamalarla eğitimleri 360 derece, kesintisiz olarak devam ettirdiklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Ayrıca, içerik ve uygulama olarak güncellemeye de devam edeceğiz. Yüz yüze eğitim başta olmak üzere eğitimin tüm platformları için Bahçeşehir Üniversitesi'nden çok değerli akademisyenler bizlere kılavuzluk ediyor. Bahçeşehir Koleji yöneticileri olarak K12 eğitimine dair her alanda, özellikle pedagojik yaklaşımlar konusunda katkıda bulunuyoruz. Bu tecrübe ve iş birliği ile tüm kampüslerimizde alınan sağlık ve hijyen kurallarını en ince ayrıntısına kadar belirledik, güncelledik."

Dağ, dijital eğitimde, yapay zeka tabanlı kişiye özgü dijital öğrenme platformlarının "Metodbox" ile başarıyla sürdüğünü belirterek, "Senkron ve asenkron eğitimlerimizi entegre bir şekilde yürütmemiz için ekibimiz tarafından tasarlanan eğitim entegrasyonlu ilk yerli görüntülü görüşme platformumuz SeeMeet de öğrencilerimizin kullanımına sunuldu. Bu yıl da yaz döneminde Metodbox ve SeeMeet platformları için çalışmalarımız kesintisiz devam etti. Metodbox platformu için yabancı dil ve uygulamalı dersler dahil tüm akademik alanlarda içerik güncellemelerimizi yaptık, yapmaya devam ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

KONYA (AA) – Konya’da faaliyet gösteren tohum şirketinin sahibi Samet Ergündüz, AA muhabirine, Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesinde birlikte öğrenim gördüğü iki arkadaşıyla sektöre girdiğini söyledi.

Mezuniyetin ardından bir süre tohumculuk firmalarında tecrübe kazandıklarını belirten Ergündüz, daha sonra da hububat ve yem bitkilerinde yüksek verimli ve kaliteli çeşitleri geliştirmek amacıyla şirket kurduklarını ifade etti.

“Çiftçilerden olumlu dönüş alıyoruz, çok fazla talep geliyor”

Ergündüz, ülke şartlarına uygun, yüksek rekolteli hububat tohumu üzerine araştırma yaptıklarını dile getirerek şöyle devam etti:

“Yurt dışından getirdiğimiz, ıslah ve Ar-Ge çalışmalarıyla deneme sahasında üretimini geliştirdiğimiz 6 sıralı arpa çeşidini çiftçimizle buluşturduk. Bu yıl üretim sezonu kurak başladı ve öyle de gitti. Hububat ciddi etkilendi. Konya başta olmak üzere ülkemizin çeşitli bölgelerinde 6 bin dekar sözleşmeli üretim sahamız var. Kendimiz de 3 bin dekar arazide üretim yapıyoruz. Rekolteyle rekor kırıyoruz. Suluda 600 ila 1200 kilogram verim gerçekleşiyor, bu iyi bir rakam. Çiftçilerden olumlu dönüş alıyoruz, çok fazla talep geliyor. Biz de yaptığımız işten keyif alıyoruz. Islahçı bir firmayız, global iş ortaklarımız var. Türkiye’den üretimini ve satışını yaptığımız 6 sıralı mutlak kışlık arpa, soğuğa ve mantar hastalıklarına dayanıklı, yüksek verimli bir ürün. Kendini ispat etti.”

Kuraklıkta yüksek zararın önüne geçilebilir

Ziraat Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Murat Akbulut da özel sektörün ve enstitülerin kuraklığa dayanıklı ürün geliştirmek için çalıştığını söyledi.

Birçok bölgede çok sayıda çeşit üzerine deneme yapıldığını belirten Akbulut, “Bu anlamda olumlu gelişmeler var. Kuraklığa dayanıklı ürünle susuz tarım yapılacağı anlamına gelmez. Kuraklıkta yüksek hasarın olmasına karşın bu çeşit ürünlerle zayiat düşecek. Bu da genel rekoltedeki kaybı azaltır. Bu çeşitler kuraklığın yaşandığı yıllarda elimizi kuvvetlendirecektir. Bu çalışmaların hızla artması gerekiyor. Su olmadan tarım olmaz. Suyla ilgili tedbirlerin alınması büyük önem taşıyor.” dedi.

“Sezon kurak gitmese yüzde 60-70 daha fazla ürün çıkardı”

Sarayönü ilçesi Gözlü Mahallesi’nde ektiği bu arpa çeşidini hasat eden İbrahim Yıldırım da bölgede kuraklık nedeniyle hububatın çoğunun tarlada kaldığını ifade etti. Yıldırım, “Bu tarladan iyi mahsul alındı. Dekarına 700-800 kilogram ürün çıktı. Böyle bir senede bu çok iyi. Sezon kurak gitmese yüzde 60-70 daha fazla ürün çıkardı.” diye konuştu.

Çumra ilçesinde sözleşmeli üretim yapan çiftçilerden Mevlüt Ferahkay da arpanın kurak sezonda yüksek rekolteyle diğer ekim alanlarındaki verim kaybını telafi ettiğini dile getirdi.

İSTANBUL (AA) – Konya Şeker, Kurban Bayram öncesi üreticiyi desteksiz bırakmayarak, bugün saat 18:00'den sonra avansların üretici hesaplarına yatırılacağını duyurdu.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, Konya Şeker, bahar aylarında gübre, tohum, ilaç gibi ayni ve Ramazan Bayramı öncesi verdiği nakdi destekler ile 1 ay önce verdiği 27,9 milyon TL mazot avansından sonra şimdi de 57 milyon 210 bin TL’lik nakit avansı Kurban Bayramı'ndan 10 gün önce, bugün saat 18.00’den sonra üreticilerin hesabına yatıracak.

Konya Şeker, üreticinin çapa ve sulama masrafları için destek verirken, öte yandan piyasaya çıkacak nakit para aynı zamanda Konya’nın dört bir yanında çarşının pazarın da hareketlenmesine vesile olacak.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Pancar Ekicileri Kooperatifleri Birliği (PANKOBİRLİK) Genel Başkanı Recep Konuk, kurumların da insanlar gibi karakteri olduğunu, insanların karakteri insanlarla ilişkilerinden kurumların karakteri yaklaşımlarından, duruşlarından belli olduğunu belirtti.

Konuk, şunları kaydetti:

"Nasıl gündelik hayatta bir yaraya merhem olmayan insanlar olduğu gibi halden anlayan insanlar varsa, iş dünyasında da ekonomide de bilançolarından başka şeyi gözü görmeyen ticaretlerinden başka kaygıları olmayan şirketler olabileceği gibi halden anlayan, hayatın içinde, bilançolarındaki başarıları kadar iş yaptığı insanların hayatını kolaylaştırdıkları ölçüde kendini başarılı sayan kurumlar da olur. Hatta bazı kurumların yani Konya Şeker gibi şirketlerin ise yatırımlarının, ticaretlerinin gayesi bizatihi temsil ettiği insanların hayatını kolaylaştırmak, onların işini büyütmektir. Konya Şeker ve onun gibi kurumlar için hiçbir ticari başarı insanların hayatına pozitif manada dokunmanın yerini tutmaz. Malum önümüz Kurban Bayramı. Bayramda üreticiler de her meslekten, her işten vatandaşımız gibi akrabasına, eşine, dostuna gönlünce ikramda bulunmak, çocuklarını, ailesini sevindirmek ister. Yani bu gönlünce olmasa bile yeterince harcama yapabilecek bir bütçe gerektirir. İçinden geçtiğimiz günler üreticinin gelirinin ya olmadığı ya cüzi miktarda olduğu günler. Çünkü, tarladaki birkaç ürün hariç henüz hasadın yapılmadığı, yapılsa, satılsa bile üreticinin henüz parasını alamadığı günler."

Diğer taraftan birçok ürün için üreticilerin hala masraf yapmaya devam ettiğini hatırlatan Konuk, "Çapaydı, sulamaydı, ilaçtı, gübreydi, elektrikti, mazottu hepsi gider demek. Bu giderleri yani hem tarladaki masrafları hem bayram harcamalarını kendi imkânlarıyla karşılayabilecek üreticilerimiz elbette vardır. Ama Konya Şeker halden anlayan bir kurum olarak masraf ve harcamaların altından nasıl kalkacağından endişe eden bir üretici ortağımız bile olsa onu düşünmek zorunda, onun yükünü hafifletmek, onun hanesine de bayram sevinç ve coşkusu ile huzurunu ulaştırmak zorunda. Şirketimiz yıllardır hiçbir bayramda kenara çekilmedi. Bugün de çekilmedi, bundan sonra şartlar ne olursa olsun üreticimizle yükü paylaşmaya devam edecek. Çünkü kurumları kurum yapan gelenekleridir. Konya Şeker bayram avansı ile sadece üreticimize karşı vazifesini yapmakla kalmıyor, kendi geleneğimize ve duruşumuza sahip çıkıyor. Avansın kelime anlamı ileride yapılacak ödemeye mahsuben erken ödenen paradır, Konya Şeker için ise manası üreticinin halinden anlamak, üretenin omuzundaki yükü paylaşmak, durduğu yeri yani üreticinin yanındaki duruşunu muhafaza etmektir." değerlendirmesinde bulundu.

– "Sağlıkta güvenlikte, özellikle de gıda da kendi kendine yetebilmek hayati öneme sahip"

Recep Konuk, salgınla mücadelede belli bir mesafenin alındığını, aşılamada yakalanan başarı ile de hayatın kısmen de olsa normalleştiği bir sürecin yaşandığını belirterek, "Normalleştikten sonra unutmamamız gereken hususlar var. Birincisi küreselleşmiş bir dünyada nasıl fırsatlar değerlendirebilenler için dalga dalga yayılıyorsa, sıkıntılar ondan da hızlı yayılıyor. Bugün inşallah üstesinden geleceğimiz sıkıntıların başka şekilde karşımıza çıkmayacağının garantisi yok ve biz bu süreçte şunu öğrendik dünya küresel ama zorluklarla mücadele milli bir mesele." ifadelerini kullandı.

O nedenle sağlıkta güvenlikte, özellikle de gıda da kendi kendine yetebilmek hayati öneme sahip olduğunu belirten Konuk, "Yaşadık gördük, sağlık sisteminin yetersiz olduğu ülkelerde bırakın tedaviyi hastalar tecrit dönemleri yaşadı, kaderine terk edildi. Yine yaşadık gördük, sağlık malzemeleri, dezenfektan gibi salgınla mücadelede kilit ürünler için ülkeler korsanlık yaptı, uluslararası ticaret kurallarını rafa kaldırdı." değerlendirmesini yaptı.

Konuk, dünyada çoğu ülkenin bir yandan salgınla bir yandan da yetersiz besleme ile mücadele ettiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye salgının zorluklarının üstüne gıda sıkıntısı çekmeden bu süreci atlatmasını sağlayan ise işine dört elle sarılan Türk çiftçisidir. Gelecekte de karşımıza çıkabilecek ve dünyada ticareti etkileyebilecek savaş, salgın, gerginlik her türlü küresel çarkların dönmesini engelleyecek krizlerde gıda güvenliğimizin teminatı yine Türk çiftçisidir ve Türk çiftçisinin ülkemiz için gıdada daha güçlü bir tahkimat yapması için yapmamız gereken tek şey dille bolca takdir edilen üreticiyi elle de desteklemektir. Yani övmek, teşekkür etmek bir erdemdir ancak hiçbir güzel söz üreticinin finans sorununa çare bulacak çözümler üretmenin ve girdilere uygun şartlarda erişmesini sağlayacak adımları atmanın, kuraklıkla boğuşurken tarlasına su akıtmanın, ürettiği ürünü ederinden satacağı pazarlama organizasyonlarını kurmanın yerini tutamaz."