Bakan Akar: Afganistan'dan tahliyelerin başarıyla gerçekleştirilmesi TSK'nın gücünü bir kez daha ortaya koydu

.w3-content { max-width: 100%; margin: auto;} .w3-tooltip, .w3-display-container {position: relative;} .w3-black, .w3-hover-black:hover { color: #fff!important; background-color: #000!important;} .w3-display-left { position: absolute; top: 50%; left: 0%; transform: translate(0%,-50%);-ms-transform: translate(-0%,-50%);} .w3-display-right { position: absolute; top: 50%; right: 0%; transform: translate(0%,-50%);-ms-transform: translate(0%,-50%);} .w3-btn, .w3-button {-webkit-touch-callout: none;-webkit-user-select: none; -khtml-user-select: none;-moz-user-select: none; -ms-user-select: none;user-select: none;} .w3-btn, .w3-button {border: none;display: inline-block;outline: 0;padding: 8px 16px;vertical-align: middle;overflow: hidden;text-decoration: none;color: inherit;background-color: inherit;text-align: center;cursor: pointer;white-space: nowrap;}

KAYSERİ (AA) – Afganistan tahliyesini başarıyla yerine getiren uçuş ekipleri için 12. Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı’nda karşılama töreni düzenlendi.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törene Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Musa Avsever, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz katıldı.


Törende konuşan Akar, küresel ve bölgesel düzeyde risk ve tehditlerin arttığı hassas bir dönemden geçildiğini belirtti.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin uluslararası ilişkilerde özne haline geldiğini, etki ve ilgi alanını her geçen gün genişlettiğini ifade eden Akar, “Ülkemiz tüm gelişmeleri yakından takip etmekte kendi inisiyatiflerini hayata geçirmek suretiyle her türlü tedbiri almaktadır.” diye konuştu.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin ülkesinin ve halkının güvenliği için başta FETÖ, PKK/YPG ve DEAŞ gibi terör örgütleri olmak üzere Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinde, Kıbrıs dahil mavi vatanda her türlü risk, tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve sınır ötesinde azim ve kararlılıkla mücadele ettiğini belirten Akar, Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı ve yoğun mücadelesinin verildiğini vurguladı. Akar, şunları söyledi:


“Biz bu faaliyetleri yaparken komşularımızın egemenliğine, hak ve hukukuna, sınırlarına son derece saygılıyız. Bizim tek amacımız halkımızın, ülkemizin güvenliğidir ve bunun için gayret gösteriyoruz. Bununla birlikte hakkımızı ve hukukumuzu savunmak için çalışıyoruz. Ege’de, Doğu Akdeniz’de ve Kıbrıs’ta da bu konuda önemli gayretler sarf ettik, sarf etmeye devam ediyoruz. Biz Yunan komşularımızla dost olmak istiyoruz. Onlarla uluslararası hukuk çerçevesinde, diyalog içinde, sorunlarımıza siyasal çözümler bulmak suretiyle ilişkilerimizi olumlu yönde geliştirmek istiyoruz. İçinde bulunduğumuz bu coğrafyanın zenginliklerinden iki tarafın vatandaşlarının en iyi şekilde yararlanmasını arzu ediyoruz. Fakat bununla birlikte hiçbir şekilde ülkemizin, milletimizin ve Kıbrıslı kardeşlerimizin hak ve hukukunu çiğnetmeyeceğimizi, herhangi bir oldubittiye izin vermeyeceğini de herkesin bilmesi lazım. Bizim Kıbrıs’ta eşit, bağımsız, egemen iki devletli çözüm konusundaki tezimizin herkes tarafından anlaşılmasını ve bunun bir an önce hayata geçirilmesi için katkı sağlamalarını bekliyoruz.”

Türkiye’nin Kıbrıs konusunda garantör devletler arasında yer aldığını hatırlatan Akar, “Diğer garantörler ne yapar onu kendileri bilir fakat biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak garantörlük sorumluluklarımızın, görevlerimizin bilincindeyiz. Bunları bugüne kadar yerine getirdik, bundan sonra yerine getirmeye devam edeceğiz. Uluslararası hukuktan doğan meşru haklarımızı kullandık, kullanmayı sürdüreceğiz. Oradaki Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının da barış, oradaki vatandaşlarımızın rahat ve huzuru için gayret içinde olduğunun bilinmesi lazım. Hukuk içindeki gücümüzü, kuvvetimizi, haklarımızı, hukukumuzu da sonuna kadar korumaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

2002’den itibaren yaklaşık 20 bin kişi 


TSK’nın NATO, BM, AB ve AGİT görevleri ile ikili ilişkiler kapsamında Azerbaycan’da, Libya’da, Katar’da, Somali’de, Bosna Hersek’te, Kosova’da ve daha birçok coğrafyada dünya ve bölge barışına katkı sağladığını, dost ve kardeş ülkelerin haklı davalarını desteklediğini aktaran Akar, “Afganistan Türk Görev Kuvveti, tarihi ve köklü kardeşlik bağlarımız bulunan Afganistan’da bugüne kadar NATO, BM kararlarına istinaden önemli görevler üstlenmiştir.” dedi. Bu kapsamda yapılan görevleri de anlatan Akar, şöyle konuştu:


“TSK, 2002-2014 yılları arasında Uluslararası Güvenlik Destek Gücü (ISAF) bünyesinde Afganistan’da barış ve istikrarın sağlanması için gayret göstermiş, 2014’ten itibaren ise Kararlı Destek Misyonu kapsamında 6 yıldır Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nın güvenli bir şekilde işletilmesini sağlamıştır. Aynı zamanda Afgan kardeşlerimize eğitim, yardım, danışmanlık desteği de vermiştir. Bu görevler süresince TSK bünyesinde Afganistan’da 2002’den itibaren yaklaşık 20 bin silah ve mesai arkadaşımız görev yapmıştır. Ancak NATO’nun Afganistan’dan ayrılma kararı almasının ardından, beklenenden hızlı gelişen ve değişen şartlar Afganistan’daki misyonumuzu yeniden değerlendirmemizi gerekli kılmıştır. Bu süreçte hızlı ve etkin kararlar alınarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın onay ve talimatlarıyla personelimiz ve vatandaşlarımız 48 saatten az bir sürede Kabil’den tahliye edilmiştir.”


Diğer ülke vatandaşlarının tahliyesine de gerekli desteklerin sağlandığını belirten Akar, şöyle devam etti:


“Kabil havaalanındaki yoğunluk ve gerginliğe rağmen tahliyelerin kısa sürede uçuş emniyetinden taviz verilmeden başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücünü ve Hava Kuvvetlerimizin geldiği seviyeyi bir kez daha ortaya koymuştur. Mehmetçik, bugüne kadar görev aldığı tüm coğrafyalarda olduğu gibi Afganistan’da da ecdadına, şanlı tarihine yaraşır şekilde, görevlerini başarıyla icra ederek, Afgan halkının gönlünü kazanarak ve dünya barışına hizmet etmenin gururuyla sağ salim ülkesine dönmüştür.”


Afganistan görevini başarıyla tamamlayan Mehmetçik için 4. Kolordu Komutanlığında karşılama töreni düzenlendiğini hatırlatan Akar, “Bugün de tahliyelerin sağlıklı ve süratli bir şekilde gerçekleştirilmesinde görev alan siz değerli personelimizle birlikte olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Afganistan’da bugüne kadar başarıyla görev yapan, ayrıca tahliyelerin planlanmasında ve icrasında görev alan tüm silah arkadaşlarımı, katkı sağlayan herkesi, özellikle şu anda aramızda bulunan uçuş ekibini, yer destek ve uçak bakım personelimizi kutluyorum. Her birinizin alınlarından öpüyorum” ifadelerini kullandı.
 Akar, salondakilerle birlikte tahliyede görev alan personeli alkışladı.



“Gelişmeleri yakından takip etmeye devam edeceğiz”

Türkiye’nin göklerdeki gücü ve başarısının çelikleşmiş ifadesi Hava Kuvvetleri Komutanlığının nitelikli personeli, sahip olduğu imkan ve kabiliyetleri ile milletin gurur kaynağı olmaya devam edeceğini aktaran Akar, şunları kaydetti:

“Bu görevi de layıkıyla yerine getiren Hava Kuvvetlerimizi, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği, teşvik ve destekleriyle yüzde 80’lere yaklaşan yerli ve milli silah sistemlerimizle, A-400M uçaklarımızla, İHA-SİHA-TİHA’larımızla, akıllı mühimmatlarımızla her zaman desteklemeye ve Hava Kuvvetlerimizin gücüne güç katmaya devam edeceğiz. Tahliye süresince Türk Silahlı Kuvvetlerine destek olan yerel personele, başta ABD, İngiltere ve Almanya olmak üzere uçak tahsisi dahil gerekli desteği sağlayan NATO müttefiklerimize ve samimi iş birliğinden dolayı kardeş Pakistan ve Tacikistan’a teşekkür ediyorum. Ayrıca Kabil’de birliğimizde görev yapan kahraman ve can kardeşimiz Azerbaycan askerlerine, tahliye sürecinde başta Dışişleri ve İçişleri Bakanlığımız olmak üzere diğer bakanlık ve kurumlara da iş birliklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Türkiye olarak bundan sonra da bölgedeki gelişmeleri yakından takip etmeye devam edeceğiz.”

“Türk pilotunun özelliği…”

Törenin sonunda Bakan Akar, tahliye görevini başarıyla yerine getiren personelin yanına giderek görevlere ilişkin bilgi aldı.

Bir pilotun “Hava sahası çok karışıktı, herhangi bir kontrol yoktu, havaalanında seyrüsefer cihazları çalışmıyordu.” ifadeleriyle görevin zorluğunu aktarması üzerine Akar, “Hava sahasının tam olarak kontrol ve koordine edildiği, hava sahasında radarların, seyrüsefer cihazlarının tam olarak çalıştığı ortamda herkes uçak kullanır. Türk pilotunun marifeti, farkı, özelliği bu tür ağır ve zor şartlarda ortaya çıkıyor. Bundan dolayı hepinizi kutluyorum.” dedi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BRÜKSEL (AA)- AB Konseyinin Afganistan hakkında bugün kabul ettiği kararda, AB’nin Afganistan’da barış ve istikrarın sağlanmasına bağlılığını sürdürdüğü, ayrıca Afgan halkını desteklemek istediği belirtildi.

AB’nin Afganistan’da yakın gelecekteki hareket tarzını belirleyen kararda, Birliğin ülkenin başkenti Kabil’deki güvenlik durumuna bağlı olarak asgari bir mevcudiyet bulundurma niyeti ifade edildi.

Bu mevcudiyetin insani yardımların ulaştırılmasıyla insani durumun gözlemlenmesini kolaylaştıracağı, ayrıca yabancılar ve ülkeden ayrılmak isteyen Afganların Afganistan’dan güvenli şekilde çıkışının koordine edilmesini sağlayacağı belirtildi.

AB’nin Afganistan ile “operasyonel ilişkisinin” Taliban tarafından atanan geçici hükümetin eylemlerine ve politikalarına göre belirleneceği ifade edilen kararda, Taliban’a meşruiyet tanınmayacağı vurgulandı.

AB Konseyi, Taliban ile ilişkinin özellikle kadınların ve kız çocuklarının haklarının göz önünde bulundurulacağı 5 şarta bağlı olarak şekilleneceğini bildirdi.

AB ülkelerinin dışişleri bakanlarının eylül başında yaptıkları toplantıda üzerinde uzlaşılan 5 şart, Taliban’ın diğer ülkelere terör ihraç etmemesi, insan haklarına, hukukun üstünlüğü ve medya özgürlüğüne saygı göstermesi, insani yardımın teslimini kolaylaştırması, ülkeyi terk etmek isteyen yabancı uyrukluların ve risk altındaki Afganların gitmesine izin vermesi, Afganistan’daki siyasi güçler arasında müzakereler yoluyla kapsayıcı ve temsili bir geçiş hükümetinin kurulması şeklinde sıralanmıştı.

Başta BM olmak üzere uluslararası toplum ile Afganistan konusunda iş birliğinin vurgulandığı kararda, AB’nin Afganistan’ın doğrudan komşularıyla “bölgesel siyasi iş birliği platformu” kuracağı, bunun yüksek öncelik taşıdığı kaydedildi.

Muhabir: Ömer Tuğrul Çam

İSTANBUL (AA) – Üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen Amerika’da yaşanan 11 Eylül saldırılarının yankıları uluslararası siyasette hala devam ediyor.

İkiz Kuleler’de hayatını kaybedenlerin yakınları, ABD Başkanı Joe Biden’ın anma törenlerine katılmasının tek başına anlamı olmayacağını ve kendisinin samimiyetini göstermek için 11 Eylül ile ilgili belgeleri açıklamasını istedi.

Bunun üzerine Biden’ın izniyle Federal Soruşturma Bürosu (FBI) 16 sayfalık bir belge yayınladı.

Tamamı yayınlanmayan 16 sayfalık belge, 11 Eylül saldırıları sonrasında yapılan sorgulamaların bir dökümünü içeriyor.

Daha önce George W. Bush, Barack Obama ve Donald Trump yönetimlerinin de eleştirilmesine neden olan gizli belgelerin açıklanmaması konusu, saldırıların arkasında kimin olduğu tartışmalarını sürekli canlı tutuyordu.

Çünkü Amerikalıların büyük bir kısmı saldırıların arkasında Suudi Arabistan hükümetinin olduğuna inanıyor.

Washington Riyad ile gerilimi göze almış gibi gözüküyor”

Antalya Bilim Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarık Oğuzlu, 11 Eylül saldırılarıyla ilgili yayınlanan belgelere ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Oğuzlu, Federal Soruşturma Bürosu FBI’nın 11 Eylül belgelerini yayınlamasının Afganistan’dan çekilme süreci ile alakalı olduğuna vurgu yaparak, ABD’nin, küresel sistemde ve iç kamuoyunda oluşan negatif algıyı bertaraf etmeye çalışıyor olabileceğini belirtti.

Demokrat parti temsilcilerinin ve seçmenlerinin Afganistan’da yönetimin insan haklarında sorunlu olan Taliban’a bırakılmasından rahatsız olduğunu kaydeden Oğuzlu, “ABD’nin artık demokrasiyi önemsemediği yönünde düşünen çok hassas bir kitle var ülkede. Özellikle demokratik kesimlerde, ‘ABD müttefiklerini geride bıraktı, sattı, umursamadı.’ gibi ciddi bir algı oluştu. Taliban’ın insan hakları konusunda problemli olması ve çekilme sürecinde yaşanan insani görüntüler bu kesimlerde ciddi bir rahatsızlık yarattı ve bu da ABD’nin imajını ciddi bir şeklide zedeledi. Bu belgelerin apar topar yayınlanmasını bir nevi vicdan rahatlatmak ya da imaj düzeltmek çabası diye okumak gerekiyor diye düşünüyorum.” dedi.

Oğuzlu, Suudi Arabistan vatandaşlarının saldırganlarla olası ilişkisini araştıran bazı gizli belgelerin de kamuoyu ile paylaşılmasının son derece önemli olduğunu dile getirerek, ABD’nin Riyad ile ilişkileri riske atmaktan artık çekinmediğini ifade etti.

Gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetiyle gerilen Suudi Arabistan-ABD ilişkilerinin açıklanan belgelerden sonra yeniden riske girebileceğini savunan Oğuzlu, şöyle devam etti:

“ABD Afganistan’dan çekildi. Irak’tan da askeri varlığını çekiyor, Yakında Suriye’den de çıkmaya hazırlanabilir. Dolayısıyla Orta Doğu’ya artık önem vermeyen bir politika güdüyor olabilir. Dolayısıyla bölgede işine yaramayan bir Suudi Arabistan’la çok rahat papaz olabilirim diyor olabilir. Çünkü Suudi Arabistan’ı hala stratejik ortak olarak görseydi bu belgeleri yayınlamazdı. Washington, Riyad ile bir gerilimi göze almış gibi gözüküyor.”

“Turpun en büyüğü bence şu anda heybede”

Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Dış Politika Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Bağcı ise ABD’de resmi belgelerin olayın üzerinden 30 yıl geçtikten sonra açıklandığını belirterek, şu anda yayınlananların asıl dokümanlar olmadığını sadece bilgilendirme niteliği taşıdığını aktardı.

Gerçek belgelerin 50-60 yıl sonra yayınlanabileceğini belirten Bağcı, “Turpun en büyüğü bence şu anda heybede. Bence açıklanmayanlar daha önemli. Bu belgelerin çekilmeden hemen sonra açıklanması da bence uluslararası ve Amerikan kamuoyunun vicdanını rahatlatmaktan başka bir anlam taşımıyor. ” ifadelerini kullandı.

“Amaç bir başarı hikayesini yinelemek veya hatırlatmak”

Siyaset Bilimci ve Güvenlik Bilimleri Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Şahin de ABD’nin Afganistan’dan çekilirken verdiği kötü görüntüyü kapatmak için alelacele belgeleri yayınlamaya başladığını vurguladı.

Açıklamaların ABD’nin hem kendi kamuoyunda hem dünya kamuoyunda bozulan imajını düzeltme amacı taşıdığını belirten Şahin, “Şunu söylemeye çalışıyorlar; Biz bir terör saldırısına uğradık. Afganistan’da El-Kaide örgütünü ortadan kaldırdık, saldırıların bedelini ödettik ve çekiliyoruz. Amaç bir başarı hikayesini yinelemek veya hatırlatmak. Öte yandan çekilme sırasında yaşanan kötü görüntüler imajını ciddi zedelemişti. Bu eleştirileri de ortadan kaldırmak için de hemen belgeleri yayınlamış olabilirler.” değerlendirmesinde bulundu.

Suudi Arabistan ile ilgili birçok belgenin yayınlanmadığını, halihazırda devam eden bir soruşturmanın olduğunu hatırlatan Şahin, şöyle konuştu:

“11 Eylül terör saldırılarında ölen yaklaşık 3 bin kişinin ailesi, Suudi Arabistan’a tazminat davası açmıştı. Bu süreç durdurulmuştu ama yeniden başlama ihtimali söz konusu, yani süreç halen devam ediyor. Suudi Arabistan’ın herhangi bir konuda kontrolden çıkması durumunda bunu koz olarak devreye sokabilir.”

“Biden’ın, Kaşıkçı cinayetinden sonra sert tavrını biliyoruz”

İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Diplomasi Araştırmaları Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ragıp Kutay Karaca ise FBI belgelerinin bir yıl önce veya bir yıl sonra değil de Afganistan’dan çekilmeden hemen sonra açıklanmasının son derece manidar olduğunu söyledi.

Karaca, açıklanan belgelerde okların Suudi Arabistan’ı gösterdiğine dikkati çekerek, “Acaba 11 Eylül saldırılarından sonra ortaya çıkan gergin ortam yeniden mi oluşacak? Biden’ın özellikle Cemal Kaşıkçı cinayetinden sonra Suudi Arabistan’a yönelik sert tavrını biliyoruz zaten.” dedi.

Taliban yönetimiyle beraber Afganistan’da Suudi destekli bir Vahhabi oluşumun önünü kapatmak, engellemek amacıyla bu bilgilerin hemen dolaşıma sokulmuş olabileceğini iddia eden Karaca, şunları aktardı:

“ABD her ne kadar Afganistan’dan çekilmiş olsa da Suudi Arabistan destekli bir Taliban yönetimi istemiyor olabilir ve bunun önünü kapatmak için bu belgeleri ayar vermek amacıyla açıklamış olabilir. Ayrıca Riyad’ın Çin ve Rusya ile kurduğu ilişkileri engellemek amacıyla baskı unsuru olarak da kullanabilir diye düşünüyorum.”

“Açıklanan bu belgenin şüpheleri daha da artıracağı açıktır”

Bursa Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nuri Korkmaz da Trump döneminde Suudi Arabistan’ın demokrasi alanındaki kötü durumunun görmezden gelinerek sırf Amerikan çıkarları için iş birliği yapılması, Amerikan halkı arasında 11 Eylül saldırıları ile ilgili bir şeylerin gizlendiği şüphesinin artmasına yol açtığını anlattı.

Amerikalıların, Orta Doğu’da demokrasiyi desteklediğini iddia eden ABD’nin neden hala insan hakları konusunda çok kötü bir performansı olan Suudi Arabistan’la müttefikliğe varan bir ilişki kuruduğunu sorguladığını kaydeden Korkmaz, şöyle devam etti:

“Bu konuda kendi hükümetlerini ve ülkesinin dış politikasını da eleştiren Amerikan vatandaşlarının itirazlarını bir nebze olsun dindirmek için açıklanan bu belgenin, şüpheleri, eleştirileri daha da artıracağı açıktır. Açıklanan belgenin Suudi Arabistan devletinin 11 Eylül saldırıları ile ilgili doğrudan bir rolü olduğu konusunda tam bir kanıt içermese de bundan sonra ABD ile Suudi Arabistan ilişkilerinde yeniden bir kırılma yaşanacağı sinyallerini de içeriyor.”