Bakan Çavuşoğlu: AB'nin Doğu Akdeniz'deki pozisyonu haksızdır ve uluslararası hukuka uygun değildir

BRÜKSEL (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, video konferans ile bağlandığı Avrupa Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komitesi’nde Doğu Akdeniz’deki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye AB ilişkilerinin kusursuz bir dönemde olmadığına işaret eden Çavuşoğlu, “Bu durum bizin samimi biçimde diyalog kurmamıza engel olmamalı.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin yapıcı biçimde gerilimin düşürülmesine hazır olduğunu, ilişkilerin işbirliği, ortak çıkarlar ve diyalogla ilerleyebileceğini anlattı.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikasının iki boyutu olduğuna dikkati çeken Çavuşoğlu, şunları söyledi:

“Birinci boyut, Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırması ile ilgilidir. Uluslararası hukuka göre sahildar devletler deniz sınırları konusunda bir anlaşmaya varmak üzere müzakere etmelidir. Bu eşitlik ilkesine uygun olmalıdır. Türkiye, başta Yunanistan olmak üzere Doğu Akdeniz’deki tüm kıyı devletleri ile müzakere etmeye her zaman hazır olmuştur. Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikasının ikinci boyutu, Kıbrıslı Türkler’in haklarının korunmasıyla ilgilidir. Kıbrıs Türkleri adanın ve açık deniz kaynaklarının ortak sahipleridir ve Rumlarla eşit hakları bulunur. Bu, aynı zamanda onlarca yıllık Birleşmiş Milletler (BM) sürecinin kabul ettiği yerleşik bir ilkedir. Doğu Akdeniz’deki mevcut gerginlik, Yunanistan ve Rumlar’ın Türkiye ve Kıbrıs Türkleri’nin haklarını ihlal eden tek taraflı eylemlerinden kaynaklanıyor.”

Çavuşoğlu, Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkleri’nin haklarını ihlal eden Rumlar’ın 2003 yılında Mısır ve 2007 yılında Lübnan ile deniz alanları konusunda anlaştığını anımsattı. Rumlar’ın 2007’de uluslararası firmalara bu bölgelerde sismik araştırma yaptırdığını vurgulayan Çavuşoğlu, 2010 yılında da İsrail’le benzer biçimde anlaşarak 2011 yılında sondajlara başladığını söyledi.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) 2004 yılında AB’ye üye olmasının yanlış olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, “Yunanistan ve Rumlar maksimalist iddialarını dayatmak için devamlı AB’yi kötüye kullandılar ve Türkiye ile AB arasındaki stratejik bağları zehirlediler.” diye konuştu.

“En uzun kıyı şeridine sahip olan Türkiye”

Çavuşoğlu, “Yunanistan ve Rumlar, Mısır, Lübnan, İsrail, Fransa ve hatta Akdeniz dışından Birleşik Arap Emirlikleri gibi farklı çok uluslu formatlarla Türkiye’yi ve Kıbrıs Türkleri’ni izole eden ittifaklar kurmaya çalışıyor. Doğu Akdeniz’in en uzun kıyı şeridine sahip olan Türkiye’yi bölgenin dışında tutmaya çalışıyorlar.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Yunanistan’la çeşitli karmaşık konuları görüşmeye hazır olduğunu belirten Çavuşoğlu, Yunan hükümetinin ise Türkiye ile samimi diyalog ve müzakereye açık olmadığına dikkati çekti.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin iyi niyetli olarak Almanya’nın arabuluculuğunda diplomasiye şans verdiğini, Yunanistan’ın ise Mısır’la anlaşma imzalayarak bu süreci baltaladığını dile getirdi.

Türkiye’nin, Almanya’nın ve Avrupa Birliği’nin arabuluculuk çabalarını desteklemeyi sürdürdüğünü ancak Yunanistan’ın bunlara yanaşmadığını vurgulayan Çavuşoğlu, Yunanlılar’ın NATO Genel Sekreteri’nin de gerilimi azaltma girişimine olumsuz yaklaştığını ifade etti.

Ön koşulsuz diyalog

Çavuşoğlu, “Herhangi bir ön koşul olmaksızın diyaloğa hazırız. Yunanistan ön koşullarda ısrar ederse biz de öyle yaparız.” dedi.

Türkiye’nin pozisyonun uluslararası hukuka uygun olduğunu ve mahkemelerin çeşitli kararlarına dayandığını vurgulayan Çavuşoğlu, söz konusu adalara münhasır ekonomik bölge veya kıta sahanlığı verilmemesi gerektiğini anlattı.

Çavuşoğlu, Yunan maksimalist iddialarının Türkiye’ye 2 kilometre, Yunanistan’a 580 kilometre uzaklıktaki 10 kilometrekarelik Meis Adası’na 40 bin kilometrekare münhasır ekonomik bölge verilmesi yönünde olduğuna işaret etti.

AB’nin İspanya, Ukrayna, Slovenya ve Hırvatistan gibi ülkelerin deniz yetki uzlaşmazlıklarında tarafsız kaldığına da dikkati çeken Çavuşoğlu, “Burada AB tek tarafın iddialarını savunan bir uluslararası mahkeme gibi davranıyor. Avrupa Adalet Divanı bile deniz sınırları anlaşmazlıkları hakkında yetkisi olmadığına karar vermişken AB maalesef sorunun bir tarafı oldu. Bu nedenle, AB’nin Doğu Akdeniz’deki pozisyonu haksızdır ve uluslararası hukuka uygun değildir.” diye konuştu.

“Türkiye Doğu Akdeniz’de gerginlik istemiyor”

Daha sonra milletvekillerinin sorularını da yanıtlayan Çavuşoğlu, bir milletvekilinin AB bayrağı ile Türk bayrağını yan yana gösteren logoyu görmek istemediğini söylemesi üzerine, bunun, AB Bakanlığının uzun yıllar logosu olarak kullanıldığını söyledi.

Çavuşoğlu, “Türkiye ile iş birliğinden bahsediyorsunuz ama bu 2008’den beri kullandığımız bu logoyu görmeye bile katlanamıyorsunuz. Bu, yeni bir logo değil. Bu, iş birliğinin simgesidir.” ifadelerini kullandı.

Kıbrıs Rum kesiminin AB üyeliğine ilişkin Çavuşoğlu, bunun uluslararası hukuka ve birçok anlaşmaya aykırı olduğunu vurguladı. Çavuşoğlu, AB’nin de bunu kabul ettiğini ancak siyasi bir karar verildiğini kabul ettiğini belirterek “Yunanistan veya Rum kesimi haklıysa destekleyin ama biz sizden dürüst bir yaklaşım bekliyoruz. Eğer bir sorunun parçası olursanız Türkiye ile Yunanistan arasında veya Kıbrıslı Türkler ile Rumlar arasında nasıl ara buluculuk yapacaksınız?” diye konuştu.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de gerginlik istemediğini vurgulayarak şunları söyledi:

“Türkiye’nin Oruç Reis gemisinin etrafındaki savaş gemileri, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan kesin emir almıştır. İlk ateş eden olmayacaklardır ama bu gemiyi koruma görevleri vardır. Yunan gemileri Oruç Reis’i taciz ederse görevleri bunu durdurmaktır. Yunanistan bu tür girişimlerden kaçınmalıdır.”

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının hakça paylaşılmasını talep ettiğini hatırlatan Çavuşoğlu, “Biz bunu denedik ama işe yaramadı. Türkiye tüm girişimlerden dışlandı. Türkiye’nin hakları dışlandı. Şimdi tek taraflı adım dışında benim başka şansım yok. Yine de şu anda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi Akdeniz’e tüm kıyısı olan ülkelerle hakça paylaşım için oturup konuşmaya hazırız.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, AP milletvekillerinden birinin adaların münhasır ekonomik bölge oluşturabileceği yönündeki sözleri üzerine, Türkiye’nin bu konudaki tezlerini destekleyen çok sayıda uluslararası hukuk kararı olduğunu söyledi. Çavuşoğlu, örnek olarak 1985’teki Libya-Malta, 1977’deki Fransa-İngiltere, 2009’daki Ukrayna-Romanya, 2012’deki Nikaragua-Kolombiya arasındaki uluslararası hukuk kararlarını gösterdi. Türkiye’nin uluslararası mahkemeye karşı olmadığını vurgulayan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Aslında önce Yunanistan ile bu konuyu mahkemeye götürmek için anlaşma yapmamız lazım. Bu nedenle Yunanistan’a istikşafi görüşmeleri başlatmayı öneriyoruz. Bu görüşmeler iki ülke arasındaki tüm anlaşmazlıkları içeren görüşmelerdir ama önceki Çipras hükümeti de bu hükümet de bu görüşmeleri yeniden başlatmayı kabul etmedi. Biz Yunanistan’a ön koşulsuz masaya oturmayı öneriyoruz. Yunanistan ön koşullar için ısrar ederse benim de ön koşullarım olur.” dedi.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni neden imzalamadığı sorusunu yanıtlarken bu sözleşmenin bazı ciddi eksiklikleri olduğunu, birçok ülke gibi Türkiye’nin taraf olmamasının buna saygı duymayacağı anlamına gelmediğini ifade etti.

Ege Denizi’ndeki deniz mili tartışması hatırlatılan Çavuşoğlu, denizdeki durumu Yunanistan’ın 6 mil ve 12 mil karasuyu olması halinde iki ayrı haritayla milletvekillerine izah etti. Çavuşoğlu, “Yunanistan’ın Ege’de 12 mil karasuyu olması durumunda Türkiye uluslararası sulara erişemiyor. Size soruyorum. Bunu kabul edebilecek bir ülke var mı? Yunanistan’ın gösterdiği haritalarının amacı Türkiye’yi dar bir deniz alanına hapsetmek. Bu sizin için adilse hepinizle bu konuları tartışmaya hazırım.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin iyi niyet gösterdiğini belirterek Türkiye’nin, Almanya Başbakanı Angela Merkel temmuzda rica ettiğinde Doğu Akdeniz’deki arama çalışmalarına ara verdiğini hatırlattı. Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Aynı iyi niyeti ve jestleri Yunanistan’dan göremedik. Neden hep biz göstermek zorundayız? Neden Yunanistan veya Kıbrıslı Rumlar değil? Neden Yunanistan hakça paylaşıma yanaşmıyor? Bugün bu toplantıya katılanlar neden Rumlara hakça paylaşıma neden yanaşmadıklarını niye sormuyor? Böyle bir paylaşım ortak bir mekanizmayla veya ortak girişimle, ya da AB, BM mekanizmalarıyla olabilir. Hepsi Kıbrıs Türklerinin hakları olduğunu kabul ediyor ama AB sadece Rumların haklarını koruyor. Bu adil değil.”

Fransız bir milletvekiline yanıt veren Çavuşoğlu, Türkiye’nin Fransız halkıyla sorunu olmadığını, iki ülkenin müttefik olduğunu, Suriye gibi birçok konuda aynı düşündüğünü söyledi. Çavuşoğlu, (Emmanuel) Macron’un açıklamalarının Türkiye karşıtlığı içerdiğini belirterek Türkiye’nin terör örgütü PKK’ya karşı düzenlediği operasyonlardan sonra Fransa’nın tutumunun değiştiğini söyledi. Çavuşoğlu, “Fransa, Suriye’yi bölmek isteyen PKK’yı neden destekliyor?” diye sordu.

Türkiye’nin İdlib’de yaptıklarıyla 3 milyon Suriyelinin AB’ye doğru gitmesini engellediğini belirten Bakan Çavuşoğlu, “Buna rağmen İdlib’de olduğumuz için bizi neden eleştiriyorsunuz?” dedi.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin Suriyeliler için evler inşa ettiğini, Fransa ve Almanya gibi ülkelerin destek sözü verdiğini ancak tutmadığını söyledi. “Bizim üzerimizde büyük yük var.” diyen Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Bütün bunlara rağmen Türkiye’yi eleştiriyorsunuz. Eğer destek vermek istemiyorsanız Avrupa’ya gitmelerine izin verin. Bunu söylediğimizde Türkiye AB’yi tehdit ediyor diyorlar. Hayır etmiyoruz. Biz gerçekleri söylüyoruz ve birbirimize karşı dürüst olmalıyız.”

Libya’da Türkiye’nin darbeci Hafter yerine BM tarafından tanınan meşru hükümet ile çalıştığını kaydeden Çavuşoğlu, Türkiye’nin girişimleriyle ülkede ateşkes ilan edildiğini söyledi. Çavuşoğlu, Libya’nın mülteci sorunuyla mücadelesi için Türkiye’nin yadım ettiğini dile getirdi.

Çavuşoğlu, Ayasofya’nın ibadete açılması hakkındaki soru üzerine, buranın 1463’te cami olarak vakfedildiğini hatırlattı ve Ayasofya’nın korunmasına yönelik Türkiye’nin taahhütlerini yerine getireceğini, ibadethanenin herkesin ziyaretine açık olduğunu kaydetti.

Bir başka milletvekilinin AB’nin sınırlarının Yunanistan’dan başladığını söylemesi üzerine de Çavuşoğlu şunları söyledi:

“AB’nin sınırları Yunanistan’dan değil, güneyde Türkiye sınırlarıyla başlar. Bu nedenle İran ve başka ülkelerden gelen düzensiz göçü durduruyoruz. Açık kapı politikamız nedeniyle sıkıntı yaşıyoruz. AB ile 18 Mart bildirisine imza attık. Biz bütün yükümlülüklerimizi yerine getirdik ama bu ortak bildiriye bakarsanız AB’nin çoğu yükümlülüğünü yerine getirmediğini görürsünüz. Lütfen bu konuda da adil olun.”

Muhabir: Ata Ufuk Şeker,Ömer Tuğrul Çam

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

PARİS (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Fransız L’Opinion gazetesinde kaleme aldığı yazıda, Türkiye ile Fransa arasındaki ilişkilerin iki müttefik ülke için alışılmadık şekilde gerilimli süreçten geçtiğini aktardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasında mart ayında tesis edilen temasın, iki ülke arasındaki bağı güçlendirme fırsatı verdiğini ifade eden Çavuşoğlu, Fransa’nın başkenti Paris’e gerçekleştirdiği ziyaretin bu iradeyi yansıttığını kaydetti.

Çavuşoğlu, yakın zamanda birbirlerini karşı karşıya getiren bölgesel meselelere göz atıldığında, bugün birçok konuda giderek artan ortak görüşlerin ve çıkarların belirlendiğini ifade etti.

Bakan Çavuşoğlu, iki ülkenin, Suriye’de insani yardımların ulaşması ve ülkenin toprak bütünlüğünün korunması ve siyasi süreçte ilerleme gerekliliği gibi çok sayıda önemli konularda aynı temel öncelikleri paylaştığını belirtti.

Suriye konusunda yakın zamanda Fransa ile samimi ve faydalı görüşmelerin yapıldığını vurgulayan Çavuşoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Müttefiklerimizin DEAŞ ile mücadelede YPG/PKK’lı teröristleriyle iş birliği yapmalarına ilişkin görüş ayrılıklarımıza gelince, bu, ancak bu iş birliği kesin olarak sona erdiğinde aşılabilir. YPG/PKK’nın asıl amacının, DEAŞ’a karşı mücadele değil, Suriye’yi bölmenin ve NATO ile Avrupa’nın sınırında teröristler tarafından kontrol edilen bölge oluşturmanın olduğunu kimse inkar edemez. Müttefiklerimiz bu terör örgütünün ulusal güvenliğimiz için tehdit olduğunu ve bunun inkar edilemeyeceğini anlamalı.”

Çavuşoğlu; Libya’da istikrar, ülkenin siyasi birliği, ülke genelinde yetkilerini kullanan Milli Birlik Hükümetine ve kurumların yeniden birleştirilmesine destek, kalıcı ateşkes, terörle ve düzensiz göçle mücadelenin, bugün Fransa ile paylaşılan ortak öncelikler olduğunu ifade etti.

Bakan Çavuşoğlu, istikrarının bölgeyi etkilediği Libya’da ortak çıkar konularının bulunması konusunda Fransa ile diyaloğa açık olduklarını kaydetti.

Doğu Akdeniz’de Yunanistan’la yaşanan anlaşmazlıkların, Atina ile çeşitli mekanizmalar çerçevesinde serinkanlı diyalog ile ele alındığını belirten Çavuşoğlu, Türkiye’nin hiçbir zaman yayılmacı hedeflerinin bulunmadığını ve Yunanistan ile diyaloğun bunun bir teyidi olduğunu aktardı.

Çavuşoğlu, Kıbrıs meselesi bağlamında Türkiye’nin, müzakerenin hedefleri konusunda mutabık kalmaları halinde Kıbrıslı Türkler ile Rumların çabalarını destekleyeceğini aktardı.

Bakan Çavuşoğlu, daha önceki girişimlerin başarısızlıkları göz önünde bulundurulduğunda, çözüme ancak eşit egemenlik ve eşit uluslararası statü temelinde ulaşılabileceğini düşündüklerini kaydetti.

“Güney Kafkasya’da kalıcı barışı birlikte destekleyebiliriz”

Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki gerginliğe de değinen Çavuşoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Güney Kafkasya’da Azerbaycan ile Ermenistan’ın refahını sağlayacak kalıcı barışı, birlikte destekleyebiliriz. Tarihin siyasi amaçlar için kullanılması ve çarptırılması hiçbir zaman anlaşmazlığın çözülmesini ve adaletin yerine getirilmesini sağlamadı. Eğer aşırıcı Ermenilerin temelsiz taleplerinin Türk-Fransız ilişkilerini rehin alması engellenebilirse, Türkiye ve Fransa, ortak çabalarıyla Güney Kafkasya’nın istikrarına daha iyi katkıda bulunabilir. Balkanlarda da, Türkiye’nin bir rakip olmadığını, aksine bölgenin istikrarı ve refahı için AB ve transatlantik politikalarını tamamlayıcı rol üstlendiğini unutmamak gerekir.”

Çavuşoğlu, S-400 sistemlerinin NATO’nun güvenliği için herhangi bir risk oluşturmadığını kaydetti.

Türkiye’nin, S-400 meselesini gerçekçi zeminde ve yapıcı diyalog yoluyla değerlendirmeye kararlı olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, Fransız gemisi Courbet konusunda da NATO çerçevesinde sunulan delillerin, iddia edildiğinin aksine Türkiye’nin müttefik gemisine karşı düşmanca eylemde bulunmadığını teyit ettiğini belirtti.

Çavuşoğlu, terörle mücadele konusunda Fransa’nın, NATO’daki ikinci büyük müttefiki Türkiye’ye güvenebileceğini bilmesi gerektiğine dikkati çekti.

Türkiye’nin, özellikle Suriye sınırında yakalanan Fransız teröristlerin ülkelerine geri gönderilmesini sağlaması ve bilgi paylaşımı yoluyla Fransa’nın terörle mücadelesine en çok katkı sağlayan müttefiki olabileceğinin altını çizen Çavuşoğlu, bu iş birliğinin hiçbir zaman aksamamasından ve halen devam etmesinden mutluluk duyduğunu belirtti.

Çavuşoğlu, Avrupa Birliği (AB) ile ilişkiler konusunda, Fransa’nın, hem AB’ye hem ikili ilişkilere fayda sağlayacak gelişmelere katkıda bulunarak yeniden Türkiye ile yakınlaşmanın itici gücü olmasını umduğunu kaydetti.

Her zaman angaje olduğu AB üyeliği hedefinden bağımsız olarak Türkiye’nin, Avrupalı olduğu ve Fransa ile paylaştığı Avrupa’nın değerlerinin gelişmesine ve bu değerlere saygı gösterilmesine katkıda bulunmaya devam edeceğini ifade eden Çavuşoğlu, “Türkiye-AB ilişkileri, birkaç inatçı üyenin maksimalist ve milliyetçi hedeflerinin rehini olmamalı. AB, ancak Türkiye’nin üyeliği ile küresel güç haline gelebilecektir.” ifadesini kullandı.

Çavuşoğlu, bu konuların Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ı davet ettiği Antalya Diplomasi Forumu’nda ele alınacak olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

“Türkiye’nin müdahale iradesi olmadığını yüksek sesle tekrarlıyoruz”

Fransa’da Türkiye algısının, son zamanlarda bir takım yanlış anlaşılmalardan ve ön yargılardan etkilendiğini tespit ettiklerini ifade eden Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Türkiye’nin, hiçbir zaman Fransa’ya herhangi müdahalede bulunma iradesinin olmadığını yüksek sesle ve net şekilde yineliyoruz. Ülkemin Fransa’daki Türklere yönelik tek önceliği, Fransa’ya başarılı şekilde uyum sağlamalarını teşvik ederek Türkiye’den bekledikleri tüm kamu hizmetlerini kendilerine sağlamak. Türkçe öğretmenleri ve imamlar, vatandaşlarımızın bu talebini karşılamaktadır. Bu imamlar özellikle camilerinde hiçbir radikalleşme vakası tespit edilmediği için Fransız yetkililer için önemli katkı olmuştur.”

Çavuşoğlu, Türkiye’nin, radikalleşmenin farklı biçimleriyle mücadele için vazgeçilmez müttefik olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin, radikalleşme ile mücadele etmek ve aynı zamanda İslamofobi, Müslümanları hedef alan ön yargılar ve ayrımcılıkların ortadan kaldırılması için her zaman Fransa’nın yanında olacağını ifade eden Çavuşoğlu, tüm bu konuların önceliklerinin örtüştüğünü ve güveni karşılıklı olarak güçlendirerek birlikte hareket etmenin yararını gösterdiğini kaydetti.

Çavuşoğlu, “Türkiye ve Fransa dost ve müttefik iki ülke ve böyle kalacaklar. Samimiyetle bağlı olduğumuz bu dostluk ilişkisinin zedelenmemesi için yanlış anlaşılmalara mahal vermemeliyiz.” değerlendirmesinde bulundu.

ATİNA (AA) – Yunan devlet ajansı ANA-MPA, “Diplomatik Kaynaklar: Dendias-Çavuşoğlu samimi şekilde tüm meseleler üzerinde görüştü” başlıklı haberinde, Bakan Çavuşoğlu ile Yunan mevkidaşı Nikos Dendias görüşmesinin “samimi bir atmosferde geçtiğini ve tüm meselelerin ele alındığını” duyurdu.

Ajans, Çavuşoğlu’nun Dendias buluşmasından önce Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile de bir araya geldiğini belirterek Yunan diplomatik çevrelerin, görüşmelerde temkinli diyalog adımları atıldığını ve tarafların samimi görüş alışverişinde bulunarak kendi tezlerini dile getirdiği görüşünü paylaştıklarını yazdı.

“Sakin sular için ilk adım”

Kathimerini gazetesinin, “Sakin sular için ilk adım” başlıklı haberinde, “Çavuşoğlu’nun Atina ziyaretinde, Ege Denizi’nde ve Doğu Akdeniz’de yaklaşık 1,5 yıllık sürekli gerginliğin ardından sakin bir dönem çabaları için ilk adım atıldı.” ifadesi kullanıldı.

Haberde, “Bu planlamaların olumlu sonuç getirmesinin, Miçotakis ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Brüksel’de 14 Haziran’da gerçekleştireceği olası görüşme için önemli bir zemin olacağı” belirtildi.

“Çavuşoğlu ve Dendias, 25 maddelik listeyi onayladı”

To Vima gazetesi de “Yunanistan-Türkiye: Dendias ve Çavuşoğlu ekonomik iş birliğiyle ilgili 25 konuyu onayladı” başlığı altında yayımladığı haberinde, Dendias-Çavuşoğlu görüşmesinde ekonomik iş birliğiyle ilgili 25 maddelik bir listenin onaylandığını belirtti.

Gazetenin haberinde, söz konusu listenin 29 Mayıs’ta Kavala’da bir araya gelen Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal ile Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Kostas Frangoyannis tarafından hazırlandığı ve taşımacılık, telekomünikasyon, teknoloji, enerji, turizm, denizcilik, eğitim, sosyal güvenlik, sağlık ve çevre korunmasıyla ilgili konuları içerdiğini aktardı.

Protothema ise “Dendias-Çavuşoğlu görüşmesi: Olumlu gündemin 25 maddesi şunlar” başlığıyla okuyucularına sunduğu haberinde, iki bakanın görüşmesinde, 29 Mayıs’ta Kavala’da bir araya gelen Önal ve Frangoyannis’in üzerinde çalışıp hazırladığı ekonomik iş birliği listesinin onaylandığına vurgu yapıldı.

Haberde, söz konusu listede iki ülkenin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşı sertifikalarının karşılıklı olarak tanınması ve çevresel iş birliği ile ilgili maddelerin yer aldığının da altı çizildi.

“Dostça bir atmosferde geçti”

Avgi gazetesinde yer alan “Sakin bir yaz için bahse girerken” başlıklı haber-yorumda, “Atina’da Dendias-Çavuşoğlu görüşmesi, dostça bir atmosferde geçti ve görüşmede Miçotakis ve Erdoğan’ın NATO Zirvesi’nde bir araya gelmesi kesinleşti.” yorumu yapıldı.

Gazete, Dendias-Çavuşoğlu görüşmesinden çıkan sonucun, “Yunanistan ve Türkiye’nin Ege’de sakin bir yaz arzu ettiğini ortaya koyduğunu” belirterek Yunan ve Türk hükümetlerinin bu nedenle bir zirve görüşmesi konusunda anlaştığı değerlendirmesinde bulundu.