Bakan Çavuşoğlu: Reform gündeminde kararlıyız

ANKARA (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, AB ülkelerinin Ankara büyükelçileriyle Çankaya Köşkü’nde bir araya geldi.

Büyükelçilere hitabında Çavuşoğlu, geçen hafta da ASEAN üyesi ülkelerin Ankara’da ​​​bulunan büyükelçileriyle bölgesel ve küresel meseleleri konuştuklarını hatırlatarak farklı coğrafyalardan ülkelerin büyükelçileriyle yapılan bu toplantıların, Türkiye’nin dış politikasının 360 derecelik geniş bakış açısını yansıttığını belirtti.

Olağanüstü bir yılın geride kaldığını; 2020’nin tarihi bir sene olarak hatırlanacağını söyleyen Çavuşoğlu, geçen yıl yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla birlikte birçok şeyin aynı anda yaşandığını kaydetti.

Bu süreçte bir yandan küreselleşmenin bittiğini söyleyenlerin olduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, diğer yandan da küreselleşmenin ne kadar derinleştiğinin görüldüğünü söyledi.

Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Bir yandan dayanışmanın önemini hatırladık. Diğer yandan insanlığa yakışmayacak manzaralara şahit olduk. Bir yandan 1,8 milyon insan hayatını kaybetti. Diğer yandan çatışmalar durmadı. Bir yandan dijitalleşmenin ne denli hızlandığını gördük. Diğer yandan insan unsurunun ne kadar önemli olduğunu gördük. Bu yıl için daha umutluyuz. 2021’in dayanışmanın, çok taraflılığın, diplomasi ve diyaloğun hakim olduğu bir sene olmasını diliyoruz.”

Türkiye’nin, Avrupa’nın önemli bir aktörü olarak kıtayı ilgilendiren tüm gelişmelerde tarihi rol oynadığını söyleyen Çavuşoğlu, “Soğuk Savaş yılları ve göç krizi gibi tüm kıtayı etkileyen dönem ve gelişmelerde merkezi roller üstlendik. Bugün AB bir refah projesi olabildiyse, bunda Türkiye’nin Soğuk Savaş döneminde NATO bağlamında kıtaya sağladığı güvenlik şemsiyesi ve yine Türk işgücü önemli rol oynadı. Bu vesileyle tüm insanlığın zorlu pandemi sürecinden çıkışı için umut verici aşı çalışmaları nedeniyle bilim insanları Uğur Şahin ve Özlem Türeci’yi ve onları fedakarca yetiştiren ailelerini saygıyla selamlıyorum.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin AB dışındaki tüm temel Avrupa-Atlantik kuruluşlarında da yer aldığını hatırlatarak AB ile 2005’ten bu yana ise müzakere süreci ile bağlı olunduğunu vurguladı.

Geçen zaman içerisinde ticari, ekonomik, yatırım, bilim, sanat, insani, eğitim, kültür, aklınıza gelen her alanda, ilişkilerin daha da arttığını belirten Çavuşoğlu, “Birbirimize daha fazla bağlandık. Bugün, artık pek çok alanda birbirimiz için vazgeçilmez hale geldik.” dedi.

Çavuşoğlu, 2015’teki göç krizinin, Türkiye-AB iş birliğinin somut değerini ortaya koyduğunu vurgulayarak enerji, ticaret, ulaştırma, güvenlik ve savunma gibi alanlarda karşılıklı bağımlılığın da arttığını kaydetti.

Balkanlar, Karadeniz, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Kafkaslar gibi tüm Avrupa’yı doğrudan ilgilendiren bölgelerin ana aktörleri arasında Türkiye’nin de olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, “Bu ortak yanlarımıza rağmen son birkaç yıldır Türkiye-AB ilişkilerinde siyasi zorluklar yaşadık. Geçen yıl da maalesef bu eğilim devam etti. İş birliğine en fazla ihtiyaç duyduğumuz zamanda, iletişim kanalları askıya alındı, fırsatlar heba edildi.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, bunun temel nedeninin, “bazı AB üyesi ülkelerin, Türkiye ile uzun yıllara dayanan ikili sorunlarını AB’ye ithal etmesi” olduğunu belirterek şunları kaydetti:

“Türkiye ile AB karşı karşıya getirilmeye çabalandı. Örneğin, kendi üyeleri arasındaki deniz alanları sorununda taraf tutmayan, hatta bu konuda yetkisi bulunmadığını açıklayan AB, mesele Türkiye olunca, tam tersi davrandı. Bu süreçte, ‘dayanışma’ gibi olumlu bir kavram kötüye kullanıldı. Diyalog çağrı ve çabalarımıza rağmen tek tarafın talepleri dayatıldı.”

Geçen yıl eylül ayında AP Dış İlişkiler Komitesi’nde (AFET) Doğu Akdeniz konusunda Türkiye’nin attığı adımları gerekçeleriyle tek tek anlattığını aktaran Çavuşoğlu, “Biz iktidara geldiğimiz 2002’den bu yana hem Doğu Akdeniz hem Kıbrıs sorunlarını diyalogla çözmeye çalıştık.” dedi.

Çavuşoğlu, 2004 Annan Planı’nın, KKTC’nin hakça paylaşım konusundaki 2011, 2012 ve 2019’daki önerilerinin ve Yunanistan’la istikşafi görüşmelerin yapılmasına ilişkin Türkiye’nin çağrılarının 5 yıldır sonuç vermemesinin, bunun somut örnekleri olduğunu söyledi.

Ekim ayındaki AB Zirvesi’nde Türkiye’ye karşı açıkça tehdit dili kullanılmasının bardağı taşırdığını söyleyen Çavuşoğlu, “Tepkimizi ortaya koyduk. Yine olursa yine koyarız.” dedi.

Çavuşoğlu, ekim ve aralık arasındaki sürenin, tehdit dili ve tırmanmanın kimseye fayda sağlamayacağını gösterdiğini ve aralık ayındaki zirvede AB tarafının daha makul bir dil benimsediğini belirtti.

Zirve bildirisinde Türkiye’nin tasvip etmediği hususların tabii ki olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, “Ancak birçok AB üyesinin Türkiye’nin öneminin bilincinde olduğunu ve sağduyulu davrandığını gördük. Bize uzatılan bu ele biz de olumlu karşılık verdik. Bizzat sayın Cumhurbaşkanımız (Recep Tayyip Erdoğan) AB’yle ilişkilerde yeni bir başlangıcı duyurdu. Geleceğimizi Avrupa’da gördüğümüzü, geleceği birlikte inşa etmek istediğimizi söyledik.” diye konuştu.

“Reform kararlılığımızı vurguladık”

Türkiye’nin, reform kararlılığını vurguladığını söyleyen Çavuşoğlu, AB Aralık Zirvesi kararlarıyla bir fırsat penceresinin açıldığını, ancak, buna AB ve üye ülkelerin de inanması gerektiğini kaydetti.

Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“2021 yılından temel beklentilerimiz, somut gündem temelinde iş birliğimize yeniden ivme kazandırmak, güven tazelemek, kazan-kazan durumu yaratabilecek alanlarda çalışmalara biran önce başlayabilmektir. Bu bağlamda, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi müzakerelerine başlanması, Türk vatandaşlarına vize serbestisi sağlanması, 18 Mart Mutabakatı’nın güncellenmesi, göç iş birliğimizin yeni gerçekler ışığında tazelenmesi, üst düzey diyaloğun başlatılması, üyelik müzakerelerimizde mesafe katedilmesi, güvenlik ve terörle mücadele konularında iş birliği gibi somut beklentilerimiz var.”

Türkiye’nin bu amaçla yeni yılla birlikte hemen çalışmaya koyulduğunu belirten Çavuşoğlu, yapılan üst düzey temaslara dikkati çekerek, kendisinin de 21 Ocak’ta Brüksel’e gideceğini söyledi.

“Dendias’la da bir araya gelme konusunda mutabıkız”

Çavuşoğlu, Türkiye’nin Yunanistan’la istikşafi görüşmeler için tarih önerilerinde bulunduğunu ve görüşmelerin bu ay İstanbul’da yapılacağını da belirtti. Çavuşoğlu, “Daha sonra Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias’la da bir araya gelme konusunda da mutabıkız. Tarihini daha sonra belirleyeceğiz.” dedi.

Fransa ile de yol haritası üzerinde çalıştıklarını anlatan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Genel müdür, direktörler düzeyinde bölgesel, ikili, konsolosluk ve güvenlik konularında istişarelere başlıyoruz ama bu yol haritası sadece iki ülke arasındaki istişareleri kapsamıyor. İlişkilerimizin önce normalleşmesi, daha sonra daha da geliştirilmesi konusunda bu yol haritası üzerinde arkadaşlarımız halen çalışıyor.”

Türkiye’nin reform gündemine dikkati çeken Çavuşoğlu, “İnsanımızın her alanda hakkını korumak, vatandaşlarımızın refahı ve iyiliği için çalışmak, ülkemizin gerçekleri ışığında özgürlük-güvenlik dengesini korumak bizim temel görevimiz. AB bize köstek değil, destek olmalıdır.” diye konuştu.

“Türkiye, AB üyelik sürecine bağlıdır”

Çavuşoğlu, “Türkiye, Avrupa’dadır ve Avrupa kaderimizin bir parçasıdır. Bunun tersi de Avrupa bakımından geçerlidir.” dedi.

Türkiye’nin bugün Suriye, Libya, Kafkaslar, Balkanlar, Orta Doğu ve Karadeniz güvenliği gibi birçok alanda önemli bir aktör olduğunu, göç, enerji, ticaret, tedarik zincirleri, ulaştırma, iletişim, bağlanırlık, güvenlik, terörle mücadele, NATO ve savunma konularında da hayati bir oyuncu olduğunu kaydeden Çavuşoğlu, “Bütün bu konular Avrupa güvenlik ve refahı için de hayati önem taşımaktadır. Birlikte hareket edersek her alanda önemli değişimler sağlayabiliriz. Türkiye olarak biz bu ortaklığa hazırız.” ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, Türkiye ve AB arasındaki bu hayati iş birliğinin, yıllardır çözülemeyen bazı ikili meseleler nedeniyle, hayata geçirilememesinin, bütün Avrupa için bir kayıp olduğunu söyledi.

Bakan Çavuşoğlu, “Bizim önerimiz, ikili meselelerin diyalog yoluyla ayrı formatlarda çözüm yoluna koyulması, bu sırada AB ile ilişkilerimizdeki somut alanlarda ilerleme kaydedilmesidir. Türkiye, AB üyelik sürecine bağlıdır. AB’den olumlu karşılık bulursak biz de gerekli iradeyi gösteririz.” değerlendirmesinde bulundu.

Çavuşoğlu, konuşmasını, 2021’in Türkiye-AB ilişkileri bakımından önemli ve olumlu bir yıl olmasını dileyerek bitirdi.

Muhabir: Nazlı Yüzbaşıoğlu,Behlül Çetinkaya,Muhammet Tarhan

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA/İSTANBUL (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi (Türk Konseyi) Dışişleri Bakanları Konseyi Olağanüstü Toplantısı’nın yapıldığı Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde ortak basın toplantısı düzenledi.

Tüm uluslararası toplum gibi Türk Konseyi üyelerinin de Afganistan konusunda beklenti ve kaygılarının benzer olduğunu belirten Çavuşoğlu, “İnsani krizin ve ekonomik bir çöküşün önlenmesi, azınlık ve kadın hakları dahil insan haklarının korunması, düzeniz bir göç dalgasının önlenmesi, terörizmin tekrar güç kazanmasının önlenmesi gibi. Bunun için ülkede kapsayıcı bir hükümet kurulması ve devlet mekanizmasının çalışması önem arz ediyor.” diye konuştu.

Toplantıda bu kapsamda atılabilecek adımların değerlendirildiğini söyleyen Çavuşoğlu, “Başta komşu ülkeler olmak üzere düzensiz göç yükünü çeken ülkelerle dayanışma çağrısında bulunduk. Terörle mücadelede yapılabilecekleri ele aldık. Bu hususlara vurgu yapan bir ortak bildiri de kabul edildi.” dedi.

“Karabağ’ın çatışmadan çok barış ve kalkınmayla anılmasını istiyoruz”

İstanbul’da 12 Kasım’da yapılacak Türk Konseyi 8. Devlet Başkanları Zirvesi hazırlıklarının da ele alındığını kaydeden Çavuşoğlu, bu zirvede Konsey açısından tarihi adımlar atılacağını belirti.

Çavuşoğlu, 27 Eylül’ün Türkmenistan’ın bağımsızlığının 30. yıl dönümü ve Karabağ’ın işgalden kurtarılmasına giden Vatan Savaşı’nın başlangıç günü olarak Türk dünyası için anlamlı bir tarih olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Türkmen kardeşlerimizi en içten dileklerimizle kutluyoruz. İstanbul Zirvesi’nde Türkmenistan’ın gözlemci olarak aramızda katılmasıyla aile resmimiz tamamlamış olacak. Bugün aynı zamanda Karabağ’ın azatlığına giden Vatan Muharebesinin başladığı, can Azerbaycan’ın şehitlerini anma günü. Toplantımızın açılışında şehitlerimizi hep birlikte andık. Aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Karabağ’ın artık istikrarsızlık ve çatışmadan çok barış ve kalkınma ile anılmasını istiyoruz. Bölge artık normalleşme sürecine girmelidir. Artık bölgesel iş birliği ve refaha yönelik yeni fırsatlar oluştu. Bu yönde can Azerbaycan’ın da önemli teklifleri oldu.”

Çavuşoğlu, tüm tarafların kazançlı çıkacağı bu fırsatların bütün ülkeler tarafından değerlendirilmesi umudunu da dile getirerek, “Cumhurbaşkanımız Sayın (Recep Tayyip) Erdoğan ve Sayın (Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham) Aliyev, bölgede barış, istikrar ve refah isteklerini defalarca vurguladılar.” değerlendirmesini yaptı.

Türk Konseyi’nin Karabağ’da yüksek düzeyli toplantı yapmasının söz konusu olup olmayacağına ilişkin soru üzerine Çavuşoğlu, “Türk Konseyi, vatan muharebesi sırasında yayımladığı bir bildiriyle can Azerbaycan’a desteğini güçlü bir şekilde vurgulamıştır.” dedi.

Çavuşoğlu, Türk Konseyi Genel Sekreteri Baghdad Amreyev’in, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve çok sayıda Türk yetkilinin Azerbaycan’ı ve Azerbaycan’ın işgalden kurtardığı topraklarını ziyaret ettiğini de hatırlatarak, “Buralar artık azat edildiğine göre sadece Türk Konseyi değil, bundan sonra Azerbaycan’ın bu bölgede herhangi bir şehrinde düzenleyeceği her türlü toplantıya katılmaktan büyük bir mutluluk duyarız.” dedi.

“(Ermenistan Dışişleri Bakanıyla görüşme) Böyle bir planlama yok”

Çavuşoğlu, “Ermenistanlı mevkidaşınızla (Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan) Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi için bir görüşme geçirmeniz planlanıyor mu? Bu ilişkilerin normalleşmesi için Türkiye’nin ileri süreceği şartlar ne ve bu şartlarda Azerbaycan ve Karabağ konusunda hangi konular ele alınacak?” şeklindeki soruya, “Böyle bir planlama yok.” yanıtını verdi.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın seçimden sonra bazı olumlu mesajlar verdiğini, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bu mesajlara karşı olumlu mesajlar verdiğini hatırlatan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Bizim başından beri en büyük arzumuz savaş bittikten sonra, vatan muharebesi bittikten sonra bölgenin artık barış ve istikrar bölgesi olmasıdır. Bu yönde de Azerbaycan’ın biliyorsunuz, Ermenistan’a kapsamlı bir barış anlaşması imzalanması teklifi oldu. Henüz daha Ermenistan’dan olumlu bir cevap gelmedi. Ama bundan sonraki süreçte her zaman olduğu gibi, atabileceğimiz adımları can Azerbaycan’la birlikte koordine ederiz. Birlikte karar veririz, birlikte adım atarız.”

“Liderlerimiz ne zaman isterlerse bir araya gelirler”

Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in yakın zamanda görüşmesinin planlanıp planlanmadığına ilişkin soruya, “Zaten iki cumhurbaşkanı olarak, iki kardeş olarak hemen hemen her gün görüşüyorlar. Sürekli telefonda da görüşüyorlar.” dedi.

İki liderin, 12 Kasım’da düzenlenmesi planlanan Türk Konseyi Liderler Zirvesi’nden hemen önce de görüşebileceğini ancak bunun için özel bir planlamaya gerek bile olmadığını söyledi. Çavuşoğlu, “İki kardeş, iki liderimiz ne zaman isterse bir araya gelirler. Bize talimat verirler, biz de bu doğrultuda çalışırız.” diye konuştu.

Bayramov: Azerbaycan imar çalışmalarının hızla yapılmasında ısrarlı

Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ise bugünün Azerbaycan için önemli bir tarih olduğunu vurgulayarak, bir yıl önce Ermenistan’ın askeri provokasyonuna yanıt olarak Azerbaycan ordusunun Başkomutan İlham Aliyev’in emri ile karşı saldırıya geçerek yaklaşık 30 yıl süren işgale son verdiğini belirtti.

Bayramov, 27 Eylül’de başlayan zafer yolunun 44 günlük Vatan Muharebesi ile devam ettiğini ve zaferle sona erdiğini kaydetti.

Bugünkü toplantının öncesinde katılımcı bakanların Azerbaycanlı şehitlerin anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulunduğunu hatırlatan Bayramov, savaşta Azerbaycan’ın haklı davasına destek olan tüm devletlere ve yetkililere teşekkür etti.

Bayramov, özellikle Türkiye’nin rolünden bahsederek “Vatan muharebesinin ilk gününden itibaren en üst düzeyde, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmakla, TBMM Başkanı, milletvekilleri, siyasi partiler, bizzat Sayın Çavuşoğlu, diğer bakanlar, sivil toplum kuruluşları ve Türk halkı tam ve net şekilde Azerbaycan halkı ve devletinin yanında oldu. Bu siyasi ve manevi destek bizim için çok önemliydi. Bu destek bize ek güç verdi. Bu bizim birlik ve kardeşliğimizin sembolüne dönüştü. O tarihin birinci yılında benim Türkiye’de bulunmam ve şehitleri anma gününü Türk kardeşlerimle birlikte geçirmem özel sembolik anlam taşıyor” ifadelerini kullandı.

Bugün çok önemli bir toplantı gerçekleştirdiklerini bildiren Bayramov, “Tüm bakanlar kendi tedirginliklerini ve görüşlerini belirtti. Toplantı sonrasında Afganistan’daki durumla ilgili bildiri kabul edildi. Tüm üye ülkelerin bu konuda koordineli şekilde çalışacağına ve adım atacağına eminim. Afgan halkı adına yorulmadan çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” dedi.

Bayramov, toplantıda, 12 Kasım’da İstanbul’da yapılacak Türk Konseyi Devlet Başkanları Zirvesi’ne hazırlık konularını da ele aldıklarını kaydetti.

2. Karabağ Savaşı’nda Türk Konseyi’nin de Azerbaycan’a destek verdiğini hatırlatan Bayramov, bu desteği önemsediklerini belirtti.

Bayramov, Azerbaycan’ın bugün başlıca hedefinin işgalden kurtarılan bölgelerin tam imar edilmesi olduğunu bildirerek şu bilgileri verdi:

“Çok aktif çalışmalar yapılıyor. İşi zorlaştıran etkenlerden biri bölgenin mayınlı olmasıdır. Ermenistan daha önce mayın haritalarını vermiyordu. Sekiz aydan sonra 3 bölgenin mayın haritalarını verdileri. O haritalarda yaklaşık 200 bin mayının yeri belirtiliyor. Verilen haritalardaki bilgilerin sadece yüzde 20’si doğru. Bu da oradaki imar çalışmalarını etkiliyor. Buna rağmen 1 yıldan az bir zamanda çok büyük işler görüldü. Mucize olarak görülebilecek şekilde Fuzuli’de 8 ay içerisinde havalimanı inşa edildi ve artık ilk uçuşlar gerçekleşti. 13 yönde kara yolu inşa ediliyor. Şuşa’ya giden yol artık kullanıma açıldı. Şuşa’ya giden ikinci yolda da çalışmalar sürüyor. Elektrik hatları çekiliyor. Ağdam şehrinin master planı onaylandı ve inşaat başladı. Şuşa’nın da master planı onaylandı ve tarihi anıtlar restore ediliyor. Zengilan’da akıllı köy inşa ediliyor. Azerbaycan imar çalışmalarının hızla yapılmasında ısrarlıdır. Burada tüm dost ve kardeş ülkelerle iş birliği yapıyoruz. Bu işte de ilk sırada hem mayın temizlemede hem de imar çalışmalarında kardeş Türk şirketleri yer alıyor.”

ANTALYA (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya’nın Manavgat ilçesindeki Gençlik Merkezi’nde, 28 Temmuz’da çıkan orman yangınlarında traktörleri kullanılamaz hale gelen 16 çiftçiye yeni traktörlerinin teslim edilmesi için düzenlenen törende, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Türkiye’ye geçen gün Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi’nin geldiğine işaret eden Çavuşoğlu, “Artık mültecilerin güvenli bir şekilde ülkelerine döndürülmesi, gönderilmesi için uluslararası toplumdan daha iyi bir destek görmeye başladık. Bu işin ciddiyetini biraz anladılar. Başta BM Mülteciler Yüksek Komiserliği olmak üzere, Suriye başta olmak üzere mültecilerin ülkelerine döndürülmesi için çalışmalarımız var.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, en çok Suriyeliye ev sahipliği yapan komşu ülkeler Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Irak olarak bir inisiyatif başlattıklarını aktardı. Lübnan’da durumun çok kötü olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, insanları zorla iterek değil de İdlib’de olduğu gibi dönenlere eğitim, sağlık ve istihdam yaratıcı projelerin hayata geçirilmesi gerektiğini kaydetti.

Avrupa’nın bugüne kadar Suriye’nin yeniden inşasına karşı olduğunu anlatan Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Doğru. Savaş devam ederken bir ülkenin ya da bir yerin yeninden inşası gerçekçi değil. Rejimle ilgili hepimizin tutumu belli ama sahada temel ihtiyaçları karşılamak bir ülkeyi yeniden inşa etmek değildir. Aynı şey Afganistan için de geçerli ama şu anki Afganistan’daki durum nedeniyle insanları hemen göndermek doğru da değil, mümkün de değil. Bir muhatap da yok zaten.”

“Türkiye’de bu işin bir sorun olduğunu görüyoruz, toplumda bir rahatsızlık da var”

Çavuşoğlu, daha önce Türkiye olarak uçaklarla Afganları, önceki hükümet ve yönetim döneminde Afganistan’a gönderdiklerini ifade etti. Pakistanlıları da aynı şekilde gönderdiklerini belirten Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kovid-19 ile beraber bu sorun daha da artmaya başladı. Değişik ülkelerdeki gelişmeler ve ekonomik sıkıntılar sebebiyle de hareketlilik görüyoruz. Bu küresel bir sorunsa uluslararası toplum olarak hep birlikte bu sorunu çözmek için çalışmalıyız. Türkiye’de bu işin bir sorun olduğunu görüyoruz, toplumda bir rahatsızlık da var. Bu işe sadece güvenlik açısından bakmak da doğru değil. Irkçı ve faşizan bir yaklaşımla bakmak son derece yanlış. Diğer taraftan toplumsal bir sorun ise bunu hep birlikte sakin bir şekilde değerlendirip yani yeni politikalar üreterek buna bir çare bulmak gerekiyor. İçişleri Bakanlığımız başta olmak üzere tüm ilgili kurumlarımız çalışıyor, bu anlamda da gerekli altyapı çalışmaları da sürüyor.”