Bakan Elvan: Kredi Garanti Fonu destekli iki yeni mekanizma hayata geçecek

ANKARA (AA) – TOBB Ticaret ve Sanayi Odaları, TOBB Ticaret Odaları, TOBB Sanayi Odaları, TOBB Ticaret Borsaları ve TOBB Deniz Ticaret Odaları Müşterek Konsey Toplantısı Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın katılımıyla gerçekleşti.

Bakan Elvan, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, küresel ekonominin geçen yıl 2. Dünya Savaşı sonrası dönemin en şiddetli daralmalarından birine şahit olduğuna dikkati çekerek, hem toplumların hem de ekonomilerin sağlığının, pandemiden ciddi şekilde yara aldığını belirtti.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının, küresel ekonomide bir dizi yapısal dönüşüme de hız kazandırdığını ifade eden Elvan, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve değer zincirlerinin yeniden şekillenmesinin önümüzdeki dönemin en önemli gündem maddeleri olacağını söyledi.

Dolayısıyla bu konularda proaktif davranıp, sonuç-odaklı politikalar uygulayan ülkelerin rekabet güçlerini de kalıcı bir şekilde artıracaklarını ifade eden Elvan, bu noktada Türkiye’nin çok ciddi bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı.

Elvan, sağlık alanındaki politikalara ek olarak, ekonomi politikalarında da kritik adımlar attıklarını ifade ederek, bu sayede de geçen senenin ikinci yarısında başlayan toparlanma eğiliminin, bu yılın ilk çeyreğinde de sürdüğünü aktardı.

Makine-teçhizat yatırımlarındaki artışın, yatırım iştahının güçlü olduğunu gösterdiğini belirten Elvan, “Yılın ikinci çeyreğinde, güçlü baz etkisinin devreye girmesiyle çift haneli bir büyüme oranı bekliyoruz.” dedi.

Bursa ve Gaziantep’te sanayicilerle bir araya geldiklerini hatırlatan Elvan, sanayicilerin yeni yatırım yapmak istemelerinin, mevcut işlerini ve mevcut pazarlarını daha da büyütmenin peşinden koşmalarının sevindirici olduğunu ifade etti.

Elvan, yılın ilk 6 ayına ilişkin görünümün güçlü bir iktisadi faaliyete işaret ettiğini dile getirerek, “Dolayısıyla, yıl sonu büyümesinin hedeflediğimiz oranın üzerinde gerçekleşme ihtimali oldukça yüksek. Malumunuz aşılanmada da çok ciddi bir ivmelenme söz konusu, bu gelişmenin de hizmetler sektörünü ve istihdamı olumlu etkilemesini bekliyoruz. Ticaret ortaklarımızdaki toparlanma, dış talebin güçlü seyrine büyük katkı veriyor.
İç talebin kontrollü bir şekilde devam etmesi ve turizm gelirlerinin artması şartıyla, ödemeler dengesi cephesinde de sorun görmüyoruz.
Kamu maliyesi tarafında da disiplini asla elden bırakmıyoruz.” şeklinde konuştu.

“Fiyat istikrarına giden yolda herkese görevler düşüyor”

Bakan Elvan, önlerindeki en önemli ve en öncelikli sorunun yüksek enflasyon olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:

“Fiyat istikrarı olmadan, sürdürülebilir bir büyüme ve refah artışından bahsedemeyiz. Fiyat istikrarına giden yolda herkese görevler düşüyor.
Merkez Bankası, sıkı para politikasındaki kararlı duruşunu sürdürdükçe başarı da gelecek. Kamu maliye politikasındaki kararlı duruşumuzla da, para politikasına destek veriyoruz. Arz şoklarını yönetmek için, serbest piyasa ilkeleriyle uyumlu bir şekilde, yapısal tedbirleri devreye alacağız. İç talebi dengelemek adına, gerekmesi halinde makro-ihtiyati tedbirleri de uygulayacağız. Büyüme hedeflerimizden feragat etmeksizin enflasyonu kalıcı olarak düşüreceğiz. Önümüzdeki aydan itibaren Ekonomi Koordinasyon Kurulu, Finansal İstikrar Komitesi ve Fiyat İstikrar Komitesi de düzenli olarak aylık toplantılarına başlayacak.”

Ödeme güçlüğü çeken firmaların kredilerinin yeniden yapılandırılması

Elvan, ödeme güçlüğü çeken firmaların kredilerinin yeniden yapılandırılması için de çalışmalarının devam ettiğini dile getirerek, “Burada önceliğimiz, geçici finansal zorluk yaşayan firmalarımızı ayağa kaldırmak, üretime ve istihdama devam etmelerini sağlamaktır.” ifadesini kullandı.

Bunun için bankaların esas alacakları rehberleri hazırladıklarını belirten Elvan, “Önümüzdeki günlerde uygulamaya geçeceğiz. Böylece kredilerini ödeyemeyen ama aslında iyileşebilecek firmaların borçlarının yapılandırılması da sağlanmış olacak. Geçici ödeme güçlüğü yaşayan sanayicimize mali durumunu düzeltme imkanı verilecek.” diye konuştu.

“KGF destekli iki yeni mekanizma hayata geçecek”

Bakan Elvan, Kredi Garanti Fonu (KGF) aracılığıyla sağladıkları teminat politikalarını da değiştireceklerini belirterek, KGF’nin teminat verirken gözeteceği hususların başında, doğru yere ve doğru işe gidecek kredilerin teminatlandırılmasının geleceğini bildirdi.

Özellikle mikro ve KOBİ ölçeğindeki firmaların finansmana erişim imkanlarını artırmak ve teminat eksikliklerini gidermek için KGF kapsamında yeni destek mekanizmaları oluşturacaklarını ifade eden Elvan, şöyle konuştu:

“Eximbank üzerinden mevcut ihracatçılarımıza sağladığımız desteklerin yanında, yeni ihracatçıların da ortaya çıkmasını sağlayacak bir mekanizma tasarlıyoruz. Temmuz ayıyla birlikte KGF destekli iki yeni mekanizma hayata geçecek, bunların da müjdesini de vermek istiyorum. İlk olarak, ihracatı önceleyen yatırımlara KGF teminatı ile 5. ve 6. bölgelerde uzun vadeli kredi desteği sağlayacağız. İkinci olaraksa küçük ölçekli firmaların istihdama katkısının artırılması ve likidite sıkıntılarını azaltmak için ilave olarak istihdam ettikleri her bir kişi için KGF kefaletiyle krediye erişim imkanı sağlayacağız. Firmanın istihdama kattığı her bir kişi için 12 ay boyunca ödediği sosyal sigorta ve işsizlik sigortası primleri firmaya katkı olarak kredi faiz bakiyesinden düşülecek.”

“Vergi alanında önemli adımlar atacağız”

Elvan, Kovid-19 sonrası döneme de en iyi şekilde hazır olmak için ekonomi ve hukuk alanlarında çok güçlü bir reform programı oluşturduklarını, uygulanacak politikaları belirlerken, TOBB başta olmak üzere ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla yakın iş birliği halinde çalıştıklarını söyledi.

Eylem Planı kapsamında vergi alanında önemli adımlar atacaklarını vurgulayan Elvan, şu örnekleri verdi:

“Şirketinize yurt dışından sermaye gelmesi halinde vergi indirimini artıracağız. Yatırımlarda kısmi tamamlama sonrasında da endeksleme yapılabilecek. Büyük yatırımlarda, kısmi tamamlamayla birlikte hak kazanılan, ancak yararlanılamayan yatırıma katkı tutarının, yeniden değerleme yapılmak suretiyle enflasyon etkisinden korunmasını amaçlıyoruz. Yatırım teşvik sisteminde hak edilen yatırıma katkı tutarının, diğer vergi borçlarına mahsubu imkanını da getiriyoruz. Vergi Usul Kanunumuzda önemli değişiklikler yapacağız. İktisadi kıymetlerin değerlemesine ilişkin düzenlemeler başta olmak üzere, değerleme hükümlerini, ekonomide ve uluslararası alanda yaşanan gelişmeleri de dikkate alarak güncelleyeceğiz. Yatırımların teşviki noktasında da oldukça yenilikçi politikalar hayata geçecek. Yatırım ve istihdam teşviklerinde sadeleştirmeye gideceğiz, etkin olmayanları kaldıracağız, etkin olanları da daha güçlü bir şekilde destekleyeceğiz. Ar-Ge yoğun, yüksek teknolojili ve katma değeri yüksek mal ve hizmet üretimine yönelik Yeni Nesil İhtisas Serbest Bölgelerini faaliyete geçireceğiz. Yeni yatırım çekmek için nakit teşvik modellerini de çalışıyoruz.
Bu kapsamda, nakit teşvik uygulamalarına proje bazlı teşvik sistemiyle başlamayı öngörüyoruz.”

“Türk sanayisi rüştünü fazlasıyla ispatladı”

Reform Paketi’ndeki ilerlemelere de değinen Elvan, haziran sonuna süre koydukları 35 eylem başlığından 31’inin tamamlandığını ifade etti.

Elvan, “Geriye kalan 4 eylemden 2’sinin teknik çalışmalarına nihai halini verdik. Aslında bu 2 çalışma da tamamlandı. 2 eylem içinse Yüce Meclisimizin takdirini bekliyoruz. Böylece yılın ilk yarısı için öngördüğümüz eylemleri başarıyla tamamlamış durumdayız.” diye konuştu.

Küresel salgının verdiği iki mesaj olduğunu dile getiren Elvan, “Birincisi değişimi görüp, dönüşüme ayak uydurma gereği. Salgınla birlikte Türk sanayisi rüştünü fazlasıyla ispatladı. Değişen koşullara hızla adapte olup, üretim ve inovasyon kabiliyetleriyle en zor zamanlarda bile umudumuz oldu.” diye konuştu.

Salgının verdiği diğer mesajın ise “risk yönetiminin en iyi şekilde yapılması gereği” olduğuna dikkati çeken Elvan, “Büyük ya da küçük demeksizin her bir işletmenin risk yönetimini en etkin şekilde uygulamasında fayda bulunuyor.” dedi.

Konsey toplantısı Bakan Elvan’ın konuşmasının ardından basına kapalı devam etti.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BURSA(AA) – Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Senih Yazgan, AA muhabirine, Türkiye yaş meyve sebze ihracatının geçen yıl yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla büyük ivme kazandığını söyledi.

Özellikle Avrupa pazarından gelen talepler doğrultusunda 2020 yılında 2019’a göre yüzde 26’lık artış yaşandığını dile getiren Yazgan, “2020 yılının ilk yarısında 1 milyar 200 milyon dolar civarında olan yaş meyve sebze ihracatının 2021 yılının aynı döneminde yüzde 25’lik artışla 1 milyar 500 milyon dolar civarında olduğunu görüyoruz. İhracattaki bu artış yaş meyve sebze sektörünün büyük bir ivme kazandığının göstergesi olarak yorumlanabilir.” dedi.

Yaş meyve sebze ihracatında Avrupa ve Rusya’nın en önemli pazarlar olduğunu belirten Yazgan, şöyle devam etti:

“Bu yılın ilk yarısında da Avrupa Birliği’ne yaş meyve sebze ihracatımız aynı ivmeyle devam etti. Rusya pazarında da aynı şekilde bir ivme söz konusu ancak geçen yıl büyük güç ve enerji harcayarak açtığımız Uzak Doğu pazarını maalesef yine kendi yaptığımız yanlışlar sonucunda kapattık. Yapacağımız yanlış stratejiler, binbir zorlukla girebildiğimiz pazarların kapılarının tekrar açılmasında bizleri büyük güçlüklerle karşı karşıya bırakacaktır. O nedenle yeni pazarlardaki seçiciliğimiz özellikle ihracatçıların bu konudaki özenlerinin ve bakanlığın bu konudaki denetimlerinin üst seviyelerde olması bizim için ve özellikle yeni pazarımız Uzak Doğu için önem arz ediyor ancak tamamen umutsuz değiliz. Uzak Doğu’da alternatif ülkeler var. Türkiye de bu konuda kendini adapte edecektir. O pazarların da açılmasıyla ivmemizi geçen yıllara göre daha da artırarak devam ettirebileceğimiz umudu içindeyiz.”

En çok ihraç edilen ürünler narenciye, domates ve kiraz

Yazgan, sektörün ihracatında lokomotif ürün grupları bulunduğunu, özellikle narenciyenin çok iyi bir ihracat ürünü olduğunu belirterek şunları kaydetti:

“Narenciyenin ardından örtü altı yetiştiriciliğinden çıkan ürün grubu içinde domates özellikle Rusya için çok önemli. Bunun dışında kiraz, zeytin ve zeytin mamulleri ürün grupları Türkiye için önemli. Biz artık ihracat gerçekleştirirken daha kaliteli, katma değeri daha yüksek ya da aynı ürünün katma değerini yükseltebilecek bir stratejiyle pazarlara ulaşmalıyız. Yani tonajla sıçrama yaparsak ihracatımız daha da anlamlı olacak. Bu da başta üreticimizi sonra ihracatçımızın en temel sorunları olan alım fiyatlarının ve belli bir ayıklama ve seleksiyondan geçip paketlenerek pazara giden ürünlerin arasındaki kayıpların en aza indirilmesini sağlayacaktır.”

İSTANBUL (AA) – İstanbul Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği’nin verilerine göre, Türkiye’nin en yüksek oranda cari fazla veren sektörler arasında yer alan ve ihracatını her geçen yıl yükselten mobilya, kağıt ve orman ürünleri sektörü, ekonomiye katkısını artırarak sürdürüyor.

Yılın ilk yarısında sektörün ihracatı 2020’nin aynı dönemine göre yüzde 29 artarak 3,2 milyar dolara ulaştı. Yüzde 35 yükseliş gösteren mobilya ihracatı ise 2 milyar doları aşarak rekor kırdı.

Haziranda mobilya, kağıt ve orman ürünleri sektörü 614 milyon dolar, mobilya ise 387 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.

En çok mobilya ihracatı yapılan ülkeler Irak, Almanya, ABD, İsrail ve Fransa olarak sıralandı. En çok ihraç edilen ürünler arasında çocuk karyolaları ve beşikler, çocuk odası mobilyaları, yemek odası ve oturma odası yer aldı.

“Büyüme uzun yıllar devam edecek”

İstanbul Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ahmet Güleç, AA muhabirine verilere ilişkin yaptığı değerlendirmede, sektörün istikrarlı büyümesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Büyümenin daha uzun yıllar devam edebileceğini, sektörün uluslararası piyasalarda fırsatlar barındırdığını vurgulayan Güleç, “Ülkemizde ve tüm dünyada hızla devam eden aşılama çalışmaları sayesinde tüm piyasalarda toparlanma olacağını düşünüyoruz ve sektör olarak biz de yeni duruma hazırlık yapıyoruz. Öngörülerimiz, salgının olumsuz etkilerinin eylül ayı itibarıyla zayıflayacağı yönünde.” diye konuştu.

Güleç, Türk mobilyasının tasarım, kalite ve değerinde fiyatlama özellikleri ile tercih edildiğini kaydederek, şu açıklamalarda bulundu:

“Türk mobilyası uluslararası piyasada sekizinci sırada. Beşinci sıraya yükseltmek istiyoruz ve bunu çok rahat gerçekleştirebileceğimize inanıyoruz. Tanıtım ve markalaşma desteğine ihtiyacımız var. Geçtiğimiz aylarda yaptığımız değerlendirmelerde mobilya ihracatının bu yıl 4 milyar dolara ulaşacağı öngörümüzü paylaşmıştık. Geçen bilgiler bizi doğruluyor. Mobilya üretiminde temel ham madde olan MDF ihracatı konusunda da bakanlığımız çözüm geliştirdi. Bu da elimizi güçlendirdi ancak başka etkenler devam ediyor.”

Güleç, son dönemde sünger, kumaş, elektrik, MDF, sunta gibi ham madde ve girdi fiyatlarında artış yaşandığını, bunun satış rakamlarına yansıyabileceğini sözlerine ekledi.