Bakan Selçuk: Kısa Çalışma Ödeneği için yeni uygunluk testi yapılmayacak

ANKARA (AA) – Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada Selçuk, 3,5 milyonu aşkın işçinin yararlandığı kısa çalışma uygulamasından faydalanan iş yerleri için kısa çalışma süresinin 1 ay uzatıldığını hatırlattı.

Uzatmadan yararlanabilmek için işverenlerden yeni bir başvuru alınmayacağını ve uzatılan süre için yeni bir uygunluk tespiti yapılmayacağını aktaran Selçuk, sadece ilk 3 aylık dönemde kısa çalışma ödeneğinden yararlanan işçilerin, yine aynı dönemde uygulanan çalışılmayan süreler kadar bu haktan yararlanabileceğini ifade etti.

Kovid-19 salgını nedeniyle “dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumlar kapsamında zorlayıcı sebep” gerekçesiyle, bugüne kadar 3,5 milyonu aşkın işçiye 13,5 milyar liranın üzerinde kısa çalışma ödemesi yapıldığı bilgisini paylaşan Selçuk, “1 aylık uzatma için işverenlerden yeni bir talep alınmayacak. Ancak normal faaliyetine başladığı için 1 aylık uzatmadan faydalanmak istemeyen veya daha önce uygulanan çalışılmayan süreleri azaltmak isteyen işverenlerimizin bu durumu İŞKUR birimlerine bildirmeleri gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.

Öte yandan açıklamada, Resmi Gazete’de yayımlanan karara istinaden, İŞKUR Yönetim Kurulu kararıyla 1 Temmuz 2020 tarihinden itibaren dışsal etkilerden kaynaklı zorlayıcı sebep gerekçesiyle yeni kısa çalışma başvurusu alınmayacağı da aktarıldı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Kısa çalışma ödeneği kapsamında, 2020’nin Mart ayından bu yılın şubat ayı sonuna kadar 3,7 milyon çalışan için 32 milyar lira ödemede bulunuldu.

Tüm dünyada toplum sağlığı ve günlük hayatı olumsuz etkileyen Kovid-19 salgının yıkıcı etkilerini bertaraf etmek için mart 2020’de açıklanan “Ekonomik İstikrar Kalkanı” Paketi ile birçok destek ve teşvik hayata geçildi. Bu kapsamda kısa çalışma uygulamasından yararlanma şartları da kolaylaştırıldı.

Bu süreçte, kısa çalışma ödeneği hem işçi hem de işverenin kurtarıcısı olurken, ödenekten yararlanma imkanı da dönem dönem uzatılarak bugüne kadar geldi.

Kısa çalışma ödeneği kapsamında 3,7 milyon çalışana 2020 yılında 27 milyar lira, bu yılın ilk iki ayında ise 5 milyar lira olmak üzere toplam 32 milyar lira ödeme yapıldı.

Uygulama bu ay sona erecek

Finansmanı İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanan kısa çalışma ödeneği, bu süreçte fonun en önemli gider kalemi oldu. 2020’de 66 milyar lira olan fonun toplam giderlerinin 27 milyar lirasını kısa çalışma ödeneği oluşturdu.

Salgınına karşı alınan tedbirlere sağlanan kaynakların da etkisiyle İşsizlik Sigortası Fonu’nun gelir-gider dengesi değişti. Uzun yıllar sonra fonun giderleri gelirlerini geçti. Fonun 2020’de 38 milyar 270 milyon liralık gelirine karşın 66 milyar 599 milyon lira gideri oldu.

Bu süreçte, hem işçi hem de işverenin kurtarıcısı olan kısa çalışma ödeneği, normalleşme adımları doğrultusunda bu ay sona erecek.

İSTANBUL (AA) – ERGİN GARİP – İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, fesih yasağı ve nakdi ücret desteği uygulamalarının 2 ay süreyle uzatılması kararının, istihdam piyasasını rahatlattığını belirterek, "Burada üçlü koruma mekanizmasının en önemli halkası olan kısa çalışma ödeneğinin de 31 Mart’tan sonra devam etmesi, iş dünyamız ve milyonlarca çalışanımız için son derece önemlidir. İstihdamda üçlü koruma halkası kısa çalışma ödeneği ile tam olur.” dedi.

Avdagiç, Türkiye’de ilk yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakasının görüldüğü 11 Mart 2020’den bu yana salgında 1 yılın geride bırakıldığını belirterek, iş dünyasının gelecek süreçte beklentilerini AA muhabirine değerlendirdi.

Salgın yılı 2020’nin özellikle hizmetler sektöründeki işletmeler için uzun süreli kapanma ve kısıtlamalarla geçtiğini kaydeden Avdagiç, “Bu sıkıntılı dönemde işyerlerimizi ayakta tutan ve istihdam piyasamızı koruyan, Cumhurbaşkanımızın ve hükümetimizin aldığı tam zamanında kararlar oldu. Fesih yasağı, nakdi ücret desteği ve kısa çalışma ödeneğinden oluşan üçlü mekanizma, ekonomimiz üzerinde adeta bir siper oluşturdu. Kısa çalışma ödeneğinin devreden çıkması bu siperi zayıflatır, bir kanadını eksik bırakır. Bu yüzden kısa çalışma ödeneğini uzatmaya ihtiyacımız bulunuyor. Ayrıca iş dünyamızdan ve üyelerimizden uzatılması yönünde büyük bir talep var." diye konuştu.

– “Kapsamı genişletecek düzenlemelere de ihtiyaç bulunuyor”

Şekib Avdagiç, bugüne kadar 3,7 milyon çalışanın yararlandığı Kısa Çalışma Ödeneğinin özellikle salgından etkilenen turizm, otelcilik, yeme-içme, fuarcılık, kültür-sanat ve bağlantılı işletmelerimiz için normal çalışma düzenine dönene kadar uzatılması gerektiğine inandıklarını söyledi.

Kısa çalışma ödeneğinde uzatma ile birlikte kapsamı genişletecek düzenlemelere de ihtiyaç olduğunu vurgulayan Avdagiç, “Mesela nakdi ücret desteğinin, yani ücretsiz izin desteğinin 17 Nisan 2020’den sonra işe girenlere de verilmesi, kısa çalışma ödeneğine de 30 Haziran’dan önce işe girmiş olanların da başvurabilmesi gibi bazı düzenlemeler de işletmelerimize büyük fayda sağlar." değerlendirmesinde bulundu.

Salgın ile mücadele sürerken 1 Mart’ta başlayan yeni normalleşme adımlarının önemine dikkati çeken Avdagiç, şöyle konuştu:

"Bir yıl sonra vaka sayımız 2.8 milyonu, iyileşen hasta sayımız 2,6 milyonu, vefat sayımız 29 bini aştı. Kovid-19 salgınıyla yaşamaya ve çalışmaya alıştık. Pandemiyi devre dışı bırakamadık, ama onun etkilerini yavaşlatacak aşılama çalışmalarında ciddi yol kat edildi. Sağlık Bakanımızın açıklamasına göre Türkiye, nüfusunun yüzde 60’ını mayıs sonuna kadar aşılamış olacak. Şu ana kadar yapılan aşı sayısı 10 milyonu aştı. Aşılama sürecini başarıyla götüren dünyanın 4-5 ülkesinden biriyiz."

Avdagiç, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya başkanlığında, belediye başkanları, Oda, STK ve meslek birlikleri temsilcilerinin katılımıyla "Pandemi Denetim Süreci" toplantısında denetimleri değerlendirdiklerini kaydetti.

Avdagiç, “Hemen ardından yine valimiz başkanlığında AVM İşletmecileri ile 1 Mart’ta devreye giren yeni dönemin, hem işletmeciler hem de İstanbul halkı için en sağlıklı şekilde yürütülmesi adına alınması gereken tedbirleri görüştük. İstanbul için el ele verdik. Ne turuncu ne kırmızı, İstanbul’a en çok mavi yaraşıyor. Bu amaçla İTO olarak yürüttüğümüz çalışmaların yanı sıra Valiliğimizin başlattığı HedefMaviKategori kampanyasına da tam destek veriyoruz." ifadelerini kullandı.

– “Küresel oligopol yapıların spekülasyonlarıyla ham madde fiyatları fütursuzca artıyor”

İTO Başkanı Avdagiç, son haftalarda hammadde fiyatlarındaki yaşanan artışa dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Küresel oligopol yapıların spekülasyonlarıyla ham madde fiyatları fütursuzca artıyor. Demir-çelik ürünleri, plastik ham maddesi başta olmak üzere pek çok ürünün fiyatı döviz bazında yüzde 100’e varan, hatta aşan oranlarda yükseldi. Uluslararası fonlar da, spekülatif kazanç peşindeler. Emtiada büyük hacimli işlemler yaparak, pandemi nedeniyle zaten mevcut olan arz ve talep dengesizliğini daha da büyütüyorlar. Fiyatlar, suni biçimde şişiriliyor. Mesela, hububat ürünlerinde yapılan spekülasyonların da etkisiyle dünya gıda fiyatları yüzde 20 yükseldi. Yükselmeye de devam ediyor.”

Petrol üreticisi ve ihracatçısı devletlerin manipülasyonu ile petrol fiyatlarının talep etkisinin çok üzerinde arttığını vurgulayan Avdagiç, “Petrol fiyatları son 6 ayda yüzde 60 yükseldi. Bu süreçte, Sağlık Bakanımızın belirttiği ‘aşı milliyetçiliği’ gibi, ‘gıda milliyetçiliği’ de ortaya çıktı. Pek çok tarım üreticisi ülke, bu ürünlerin ihracatına sınırlama getirdi ya da alenen yasakladı. Bunun etkilerini gördük: Rusya’nın ihracatına sınırlama getirmesiyle birlikte, ayçiçeği yağı fiyatlarında olağanüstü artışlar oldu." diye konuştu.

Avdagiç, petrol fiyatları, tarımsal emtia, hammadde fiyatları, uluslararası fonların spekülatif işlemleri, tedarik zincirlerindeki oligopol yapıların ortaya çıkardığı ilave maliyetlerin Türkiye’nin enflasyonla mücadelesini olumsuz etkilediğini söyledi.
Avdagiç, şunları kaydetti:

"Bugün istemeyerek de olsa, bir anlamda dünyadan enflasyon ithal ediyoruz. Dışsal gelişmeler, ekonomimizi ne yazık ki etkiliyor. Aynı şekilde Amerikan 10 yıllık tahvillerinin getirilerinin hızla yükselmesi gibi büyük dengesizlikler de, kurlar üzerinde baskı oluşturdu. Bu da bizim enflasyon ile mücadelemizi güçleştiriyor. Bütün bunlar, pandemiyle birlikte yaşadığımız zorlu süreci gösteriyor. O halde tüm ekonomik aktörlerimiz, dayanışma içerisinde olmalı.

Ülkemizin ekonomik geleceği için bu, gerekli. O halde dünyadaki dengesizliklerin, Türkiye’nin dengesini bozmaması için çok dikkatli olmamız gereken bir süreçteyiz. Bu süreçte, ekonomimizin işleyişini sağlayan prensiplerin ve omurgasını oluşturan tüccar ve sanayicimizin güçlendirilmesi kritik önemdedir. Devletimizin, hükümetimizin, bankalarımızın, velhasıl ekonominin tüm paydaşlarının üretene, tüccara, sanayicimize sahip çıkması gerekiyor.”