Bakan Selçuk: Şubat'ın son haftası öğretmenlerimizin ilk doz aşılarının yapılmasına başlanacak

Iğdır’ın Aralık ilçesindeki Gödekli İlkokulu’nda düzenlenen 2020-2021 eğitim öğretim yılı ikinci yarıyıl açılış törenine katılan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, burada öğrenci ve öğretmenlerle İstiklal Marşı’nı okuduktan sonra ilk ders zilini çaldı.

#Canlı: Milli Eğitim Bakanı Selçuk, 2020-2021 eğitim öğretim ikinci yarıyılının köy okullarında başlaması dolayısıyla Iğdır’ın Gödekli İlkokulu’nda açıklamalarda bulunuyor https://t.co/AIVPi1NC6S

— AA Canlı (@AACanli) February 15, 2021

Bakan Selçuk, okul bahçesinde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, bugün Türkiye’nin bütün köy okulları ile beraber Gödekli Köyü İlkokulunda da 2020-2021 eğitim öğretim yılının ikinci dönemi için ilk ders zilini çaldıklarını söyledi.

Bakan Selçuk: İlkokul düzeyinde yaklaşık 6 bin birleştirilmiş sınıf ile 2 bin 700 anaokulunda yüz yüze eğitime başlandı “6 bin birleştirilmiş sınıf ile 2 bin 700 anaokulunda yüz yüze eğitime başlandı”

İkinci yarıyılın hayırlı olmasını dileyen Selçuk, şöyle konuştu:

“Şu an itibarıyla köylerimizde bulunan ilkokul düzeyinde yaklaşık 6 bin birleştirilmiş sınıf ile 2 bin 700 anaokulunda tam zamanlı olarak yüz yüze eğitime başlarken, diğer öğrencilerimiz de ekranların karşısında yerlerini aldı. İkinci yarıyılın tüm öğrencilerimize, öğretmenlerimize ve velilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu hafta itibarıyla ülkemizin bütün köylerindeki öğrencilerimizi okullarına kavuşturmanın ve gülümsemelerine şahit olmanın mutluluğu içerisindeyiz. Bu ilk adımı takip edecek diğer adımımız, 1 Mart’ta okul öncesi, özel eğitim, ilkokul ile lise ve üniversite giriş sınavlarına hazırlanan 8 ve 12. sınıf öğrencilerimiz için okulların kapısını açmak olacak. Ayrıca il ve ilçe merkezlerinde salgının yaygınlık durumuna göre belirlenen ölçütler uyarınca okul risk değerlendirmesi yapılarak tüm sınıf düzeylerinde okullarımızı açma konusunda da ilin kendi koşulları doğrultusunda kendi adımını atabilmesi için gerekli hazırlıkları yapıyoruz.”

Bakan Selçuk, okulların açılmasıyla ilgili attıkları tüm adımların uzun süren araştırmalar ve planlama süreçlerinin sonunda belirlendiğini ifade ederek, bunun için çalışmaları adım adım yürüttüklerini dile getirdik.

Sağlık güvenliğinin adil ve kontrol edilebilir olmasının kendileri için çok önemli olduğunu aktaran Selçuk, “Bu kararlılıkla bütün evlatlarımızın aynı sağlık güvenliği imkanları içinde olması için 27 Temmuz 2020’de Bakanlığımız ile Türk Standartları Enstitüsü (TSE) arasında imzalanan ‘Eğitim Kurumlarında Hijyen Şartlarının Geliştirilmesi ve Enfeksiyonu Önleme İş Birliği Protokolü’ kapsamında bir kılavuz yayımladık.” dedi.

“Şubatın son haftasında öğretmenlere aşı yapılmasına başlanacak”

Bu kılavuzda okul sınırları içinde öğrencilerin nerede ve nasıl hareket edeceklerine, hangi alanlarda ve şartlarda ders yapacaklarına, okulun hangi alanlarında ne tür faaliyetlerin gerçekleştirilebileceğine ve öğretmenlerin alacağı tedbirlerin ne olacağına ayrıntılı bir şekilde yer verdiklerine değinen Selçuk, şunları kaydetti:

“Sınıf, öğretmenler odası, okul bahçesi gibi bir okul binasında aklınıza gelebilecek her ortak kullanım alanı için ayrı ayrı kurallar belirledik. Kılavuzun yayımlanmasının hemen ardından okullarımızın hijyen şartlarının iyileştirilmesi adına ‘Okulum Temiz’ belgelendirme programını yürürlüğe aldık. Bugün itibariyle okulların yüzde 98,2’sini oluşturan 49 bin 361 okulumuz, ‘Okulum Temiz’ belgesiyle yüz yüze eğitime hazır hale geldi. Bunların yanında okulla bir bağı bulunan herkesin HES uygulaması ile Kovid-19 virüsüne yakalanmış olması ve temaslı olma durumları okul müdürlerine bildirilmektedir. Hepiniz gibi bizim de bu tedbirler içinde son derece önemli bulduğumuz bir konu da öğretmenlerimize aşı uygulaması. Yüz yüze eğitime giren öğretmenler ön sırada olmak üzere listeler Sağlık Bakanlığına iletildi. Bu listeler randevu sistemine işlenmeye başlandı. Şubatın son haftası öğretmenlerimizin ilk doz aşılarının yapılmasına başlanacak.”

“Her bir çocuğun hakkı için hakkıyla çalışan bir sistem kuruluyor”

Bakan Selçuk, açılış töreninde yaptığı konuşmada, en önemli çalışmanın öğrenme kayıplarını ortadan kaldırmaya yönelik eğitim seferberliği olduğunu söyledi.

Fırsat adaleti ilkesinin verdiği dikkatle uzaktan eğitim sürecinde eğitim seferberliği başlatmanın önemini vurgulayan Selçuk, “Bunun için her bir çocuğumuzun gereksinimine uygun olarak yapılandırdığımız ‘Ulusal Destekleme Programı’nı hazırladık. ‘Hangi çocuk derse girdi’, ‘hangisi girmedi’, ‘hangi çocuğa öğretmeni ne ödev verdi’, ‘o çocuk ödevi yaptı mı, yapmadı mı’, ‘kitap okumak için girdiği dijital sayfada kaç dakika kaldı’, ‘canlı derste kaç kere söz aldı.’ Biz bunların cevabını dakikalarıyla biliyoruz. Bu bilgimizden yola çıkarak çocuklarımızın ihtiyacı olan destekleme eğitimini almasını, Ulusal Destekleme Programı’ndan tam da ihtiyacı ölçüsünde yararlanmasını, varsa açığını kapatmasını, yoksa bilgisinin pekişmesini sağlayacağız. Her bir çocuğun hakkı için hakkıyla çalışan bir sistem kuruluyor ve o hak, çocuklarımıza teslim edilecek.” diye konuştu.

“Tablet bilgisayar dağıtımları devam ediyor”

Bakan Selçuk, dünya standartlarının çok üzerinde bir uzaktan eğitim sürecini yönettiklerini anlatarak, şöyle devam etti:

“2023 eğitim vizyonumuzda temel ilkelerimizden biri olarak altını çizdiğimiz eğitimde fırsat adaleti doğrultusunda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, ihtiyaç sahibi olan öğrencilerimizin uzaktan eğitim sürecindeki tablet bilgisayar gereksinimlerini karşılamak üzere dağıtımlarımıza hızla devam ediyoruz. Dünya standartlarında hatta çok zaman bu standartların üzerinde, bir uzaktan eğitim ve yüz yüze eğitime geçiş sürecini yönetiyoruz. Öğrencilerimiz için geliştirdiğimiz her çalışma gibi okulların açılışındaki önlemlerin ve aldığımız kararların belirlenmiş ilkeler içinde, sürdürülebilir ve denetlenebilir olmasını çok istiyoruz. Okulların, her yönden olduğu gibi, sağlık güvenliği bakımından da güvenli olduğunu bütün vatandaşlarımızın bilmesini ve içlerinin rahat olmasını isterim.”

Öğrenme kayıplarının destekleneceğini, telafi edileceğini ve uzaktan eğitimin artık eğitim sistemlerinin içinde sağlam bir yeri olduğunu belirten Selçuk, sürekli güncellenen ve genişleyen altyapısı ile dünyanın en çok başvurulan eğitim platformu EBA ile 3 adet TRT EBA TV kanalının, her zaman açık kalacağını ve yeni içeriklerle öğrencilere ve öğretmenlere hizmet vereceğini dile getirdi.

“Üstesinden gelemeyeceğimiz zorluk olmayacağını salgında tecrübe ettik”

Her bir çocuğu önemsediklerini belirten Selçuk, şunları kaydetti:

“Sizlerle mutabakat halinde ve iş birliği içinde eğitimde üstesinden gelemeyeceğimiz bir zorluk olmayacağını salgın sürecinde birlikte tecrübe ettik. Her bir çocuğumuz ve öğretmenimiz bizim için çok önemli. Her biri biricik, her birinin serencamı kıymetli. Onlar, umutla ve iyimserlikle gözlerinin içine baktığımız, ülkemizin geleceği olan emanetlerimiz. Bugün bu köyde evlatlarımızla birlikte şu zili çalmak onlar kadar bizleri de mutlu etti. Onların önce sağlıklı olmaları ve sonra da iyi bir eğitim almaları için elimizi taşın altına koymaktan çekinmiyoruz. En kısa zamanda sınıflarımızın dolması, okul bahçelerinin cıvıldaması, hasretin tamamen ortadan kalkması temennilerimle, yeni yarıyılın bütün öğrencilerimize ve öğretmenlerimize hayırlı olmasını diliyorum.”

Bakan Selçuk, konuşmanın ardından sınıflara girerek öğrencilerle bir araya geldi.

Okul öğretmenlerinden Demet Yürek’in törene katılan 2 yaşındaki oğlu İsmail Yürek’in “kardelen bebek” hediye ettiği Bakan Selçuk, daha sonra okul önünde öğrenci ve öğretmenlerle hatıra fotoğrafı çektirdi.

Çocuklarla okul bahçesinde salgın döneminde uygulanan “temassız oyun”u oynayan Selçuk, anasınıfında da bir süre öğrencilerle vakit geçirdi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Yeni kesilmiş kurban etinin buzdolabının üst rafında 24 saat boyunca dinlendirilmesi önerilir. Özellikle mide ve bağırsak rahatsızlığı olan kişiler dinlendirilmiş et tüketmelidir.” uyarısında bulunuldu.

KAYSERİ (AA) – Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Rektörü Prof. Dr. Mustafa Çalış, Türkiye’nin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısı TURKOVAC’ın üniversitelerinde geliştirilmesi sürecine ilişkin, “Aykut Özdarendeli ve ekibi çok çok etkin ve yetkin bir ekip hem de 2013’ten beri devam eden fiziki altyapımız buna uygundu. Bu bizim hızlı olmamızı gerektirdi. Tecrübe olduğu için neyin ne zaman gerekeceğini bildiği için Aykut hoca ve ekibi, onunla ilgili önce tedbir aldı, bize sundu, biz de gereklerini yaptık.” dedi.

Aşı Araştırma ve Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezinde AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Rektör Çalış, salgının ortaya çıktığı ilk günden itibaren ekiplerinin büyük bir gayretle çalışmaya devam ettiklerini söyledi.

Yerli aşı adayının tüm çalışmalarının ERÜ bünyesinde yapıldığını hatırlatan Çalış, TURKOVAC’ın Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı tarafından desteklendiğini vurguladı.

“Çok şükür hem preklinik çalışması hem de Faz-1 ve Faz-2 çalışması çok başarılı geçti.” diyen Çalış, birkaç gün önce de Faz-3 çalışmasına geçildiğini ve aşının uygulamasının yapıldığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından aşıya “TURKOVAC” isminin verildiğini hatırlatan Çalış, “İnşallah Faz-3 de başarılı geçer, bir an önce yerli aşımız hem vatandaşlarımıza hem tüm dünyaya hem de mazlumlara uygulanır.” dedi.

Çalış, Faz-3 aşamasını Sağlık Bakanlığının koordine ettiğini belirterek, “Dolayısıyla Sağlık Bakanımız da açıkladı, 20 bine yakın ve üzerinde gönüllüde uygulanacağını ifade ettiler. Faz-3 aşaması yeni başladı.” diye konuştu.

ERÜ’nün araştırma üniversitesi olduğunu vurgulayan Çalış, şunları kaydetti:

“Araştırma üniversitelerinin, asla eğitim öğretimden taviz vermeden Ar-Ge’ye yoğunlaşması gerekiyor. Biz Erciyes Üniversitesi olarak da birçok alanda çok büyük başarılar elde ediyoruz. Aşı örneğini verecek olursak, belki Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir üniversitede Faz-2’yi başarılı bir şekilde bitirmiş çok az örnek vardır. Biz preklinik çalışmayı burada yaptık ve burada geliştirdik. Faz-1 ve Faz-2’yi yine Erciyes Üniversitemizdeki İyi Klinik Araştırma ve Uygulama Merkezinde yaptık. Faz-1 ve Faz-2 de başarılı bir şekilde geçti. Bir üniversitede Faz-2’nin sonuna gelip her aşamayı başarılı geçiren güzel bir örnek, tek örnek diyebiliriz. Bununla gurur duyuyoruz. Erciyes Üniversitesi olarak ülke olarak gurur duyuyoruz. Daha birçok çalışmalar devam edecek. Şunu ifade etmek isterim; yeni aşı uygulama araştırma merkezimiz yapılıyor. Gelecek yıl inşallah bitecek. Orası bittiğinde bir aşının Faz-1, Faz-2, Faz-3’teki gönüllülere uygulama dozunu da biz orada üreteceğiz, bu çok önemli. Hiç kimseye ihtiyaç kalmadan üniversitemiz Faz-3’ü tamamlayıp aşıyı ticari hale getirip insanlığa sunmuş olacak. İnşallah 2022’de aşı merkezimiz bittiğinde onu başaracak düzeye geleceğiz.”

“3. doz olarak yerli aşımız yetişir diye ümit ediyoruz”

Araştırma üniversitesi olarak yeni çalışmalarının olduğuna değinen Çalış, “Tabii sadece Kovid-19 değil bizim birçok projemiz var, şu anda çeşitli enfeksiyon hastalıklarına karşı, kanser hastalıklarına karşı aşı geliştireceğimiz projelerimiz var. İleride birçok aşının Erciyes Üniversitesinden çıkacağını söyleyebilirim.” dedi.

Çalış, yerli aşının Türk ismiyle anılmasının gurur verici olduğunu belirterek, bundan dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etti.

“Yani Türk isminin burada olması Türkiye’de geliştirilen bir aşının insanlığa, mazlumlara ulaşacağını düşünecek olursak geçekten müthiş bir isim, hayırlı, uğurlu olsun.” diyen Çalış, bulunan ismin birçok kesim tarafından beğenildiğini de kaydetti.

Yerli aşıya karşı güven olacağını anlatan Çalış, şöyle devam etti:

“Sağlık Bakanlığımızın izin verdiği tüm aşılar zaten etkili ve güvenilir aşılardır. O soru hep geliyor. Tabii yerli aşımızı bekleyen birçok vatandaşımız oldu. İnşallah yerli aşımız da ticari olarak da kullanılacağını düşünüyorum ama şu anda hangi aşıya ulaşabiliyorlarsa olmaları gerekiyor çünkü bir pandemi durumu var. Sayın Bakanımız da açıklamıştı ileriki dönemlerde takviye olarak veya 3. doz olarak yerli aşımız yetişir diye ümit ediyoruz.”

Çalış, yerli aşının antikor düzeyi ile ilgili şunları kaydetti:

“Tüm aşı olan gruptaki gönüllülerimizde yüzde 100 antikor oluştu. Bu, çok büyük bir veri. Aynı zamanda etkinlik gösteren başka parametreler de var. Onlar da çok etkin çıktı, sadece antikor değil, diğer etkinlik parametreleri de çok iyi çıktı. Bunu Sağlık Bakanlığımız da biliyor. Biz onlara gönderdik verileri. Etkinlik çok iyi tabii Faz-2’deki etkinlik değil Faz-3’teki çalışma bu amaçla yapılacak. Hem güvenlik hem etkinlik Faz-3’te de yapılacak. İnşallah onun sonucu da iyi çıkar diye ümit ediyoruz. Mutant virüslerle ilgili Aykut hocamız ve ekibimiz çalışıyor. İlk İngiliz varyantı ön plana çıktığında da hemen çalışmalara başladılar. Onunla ilgili güzel sonuçlar var ama bunu şimdiden söylemek istemiyoruz, çalışmalar devam ediyor.”

ERÜ olarak her şeyi prosedüre uygun olarak yaptıklarını vurgulayan Prof. Dr. Mustafa Çalış, şöyle devam etti:

“Aslında aşılar 3-5 belki 10 yılda çıkabilecek ürünler. Bizim aşı uygulama araştırma merkezimiz 2013 yılında kuruldu ve 2015 yılında resmi olarak faaliyete geçti. Çok etkin bir merkez. Niye bu kadar hızlı sorusuna, gerçekten hem bizim ekibimiz, Aykut Özdarendeli ve ekibi çok çok etkin ve yetkin bir ekip hem de 2013’ten beri devam eden fiziki altyapımız buna uygundu. Bu bizim hızlı olmamızı gerektirdi. Tecrübe olduğu için neyin ne zaman gerekeceğini bildiği için Aykut hoca ve ekibi, onunla ilgili önce tedbir aldı, bize sundu, biz de gereklerini yaptık. 5 ay sonra gerekecek bir malzemeyi 5 ay önce temin etmeye çalıştık. Bunlar çok etkili oldu. Bazı ülkelerin SARS ve MERS virüsü ile ilgili çalışmaları vardı, dolayısıyla onların en az 6-7-8 ay bizden önce olacağını biz tahmin ediyorduk. Yani sıfırdan başlayıp 1,5 yıl içerisinde Faz-2’yi de içinde olacak şekilde tüm aşamaları çok başarılı bir şekilde geçmemiz çok büyük bir başarı, biz bununla gurur duyuyoruz Erciyes Üniversitesi olarak.”

“Kaliteden asla taviz vermedik”

Prof. Dr. Aykut Özdarendeli’nin başarılı çalışmalara imza attığını belirten Çalış, yapılan tüm çalışmaların dünya standartlarında prosedürlere uygun bir şekilde yapıldığını söyledi.

“Biz kaliteden asla taviz vermedik, prosedürden asla taviz vermedik.” diyen Çalış, İyi Klinik Uygulama ve Araştırma Merkezinin dünya çapında kuruluşlarca, Avrupa İlaç Ajansı, Kanada, ABD gibi birçok yer tarafından denetlendiğini ve kabul edilen bir merkez olduğunu ifade etti.

Dünya çapında büyük şirketlerin faz çalışmalarının yapıldığı bir merkezin aşı çalışmalarında kendilerinin hızını artırdığını vurgulayan Çalış, “Onun için araştırma üniversitelerinin misyonu Ar-Ge çalışması yapmak, ürün geliştirmek, çıktı ortaya koymak. Özellikle Erciyes Üniversitemizin bu alanda çok yetkin olması bizi çok ön plana geçirdi.” dedi.

Çalış, 17-18 merkezde aşı çalışması yapıldığını hatırlatarak, onlarda da çok iyi sonuçlar çıkacağını ümit ettiğini dile getirdi.

Yakın zamanda birden çok yerli aşının olacağına inandığını belirten Çalış, Aşı Uygulama ve Araştırma Merkezinde Aykut Özdarendeli ile beraber 8-10 kişilik çekirdek ekip tarafından aşının geliştirildiğini aktardı.

Çalış, İyi Klinik Uygulama ve Araştırma Merkezinde ise 28-30’a yakın ekibin olduğunu, orada da faz çalışmalarının bu ekip tarafından yürütüldüğünü sözlerine ekledi.