Bakan Soylu: Muafiyet tanıdığımız sektörlerde 691 bin 890 kişi çalışma izni belgesi aldı

AĞRI (AA) – Bakan Soylu, Ağrı Valiliği’nde düzenlenen güvenlik toplantısında, salgınla mücadeleyle birlikte dün başlayan tam kapanma dönemine vatandaşın büyük oranda uyduğunu söyledi.

Kurallara uymayan vatandaşlarla ilgili gereken uyarıların yapıldığını ifade eden Soylu, “Buradan televizyonlara ve gazetelere ufak bir sitemim var. Türkiye’nin yüzde 95’i evine kapanmıştır. Çok doğal olarak bizim sürdürülebilir kılmak zorunda olduğumuz ve başından itibaren de söylediğimiz birtakım sektörler, birtakım ana unsurlar var. Üretim ve tedarik zincirimiz devam edecek. Netice itibarıyla hayat devam ediyor. Tarım ürünleri bir taraftan bir tarafa taşınıyor. Ticaretin ana mekanizması devam ediyor. Türkiye’yi tam kapatırken, Türkiye’nin ana işleme mekaniğini bir vesileyle kapatmış değiliz. O da devam ediyor.” diye konuştu.

“Herkes sokakta gibi gösterdiler”

Bakan Soylu, dün Türkiye’nin yüzde 95’inin evlerinde olduğunu yineleyerek şöyle devam etti:

“Herkesin yardımcı olması ve teşvik etmesi gerekirken ki yüzde 95 de içerideyken, sanki bunu tahrike yönelik ki bizim yöntemimiz bu dönemde denetleme yapıyoruz. Denetleme noktalarına kameraları koyar, orada bizim denetleme yaptığımız süreç içinde birikmeyi, ‘şu anda yollar bu kadar kalabalık’ diye gösterirseniz, tanımlamanız bu olur. Ama ‘kolluk kuvvetleri bu denetlemeleri yapıyor, dışarıya çıkan araçların ve insanların kurallara uyup uymadıklarını kontrol ediyor’ derseniz problem olmaz. Herkes sokakta gibi Türkiye’nin 81 vilayetinin meydanlarını televizyonlarda gösterdiler. Kimse yoktu meydanlarda ama ana arterlerde bir yerden bir yere giden, ulaşmaya çalışanlara şehir girişlerinde, köprülerde bizler araçları durduruyoruz ve onları bir nizama uydurmaya çalışıyoruz. Maalesef teşvik eden kadar tahrik eden de var. Bu kadar noktadan sonra buna güceniyoruz. Ama herkes de işini yapıyor. Kimisi hayra çalışıyor kimisi de şerre çalışıyor. Biz de işimizi yapmaya çalışacağız.”

Tam kapanma döneminde yeni bir çalışma daha başlattıklarına işaret eden Soylu, çalışma izin belgesi işlemini e-devletten yürüttüklerini dile getirdi.

“178 bin 283 kişi seyahat izin belgesi aldı”

Bir anda 5-6 milyonluk bir başvuru aldıklarını söyleyen Soylu, şunları kaydetti:

“Hepsi başvuru değildir belki de bir kısmı da acaba nasıl bir süreç diye bakmıştır. Burada tüm tanımlamaları yaptık. Bunu ilgili kurumlarla birleştirdik. Bir saniye içinde tespit edilebilir bir sistem kurduk. İlk saatlerde biraz yoğunluk oldu. Şu ana kadar muafiyet tanıdığımız sektörlerde e-başvuru, e-devletten çalışma izni belgesi alan kişi sayısı 691 bin 890. 178 bin 283 kişi de seyahat izin belgesi aldı. Buradan belgeyi aldıktan sonra bu denetimi yapan kolluk güçlerimizin de hem cep telefonlarına hem tabletlerine düşüyor. Bu denetimde çok rahat bir şekilde bunu denetleyebilme imkanına kolaylıkla sahip olabiliyor. Bunu da başardık ve bugün bu işliyor.”

Bakan Soylu, çalışma izni alanların çok rahat bir şekilde dışarı çıkabileceğini vurguladı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Evinde dün hayatını kaybeden şehit annesi Zeynep Şafak (68) için Ayyıldız Camisi’nde tören düzenlendi.

Şafak’ın cenazesi, öğle namazının ardından Yukarı Tekke Mezarlığı’nda defnedildi.

Cenazeye katılan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, aileye başsağlığı diledi.

Bakan Soylu, daha sonra Eğriköprü Mahallesi’ndeki Çocuk Trafik Eğitim Parkı’nı ziyaret etti.

Trafik konusunda bilgiler veren ve akülü arabayla gezen çocuklara, önceliğin yayada olduğunu anlatan Soylu, çocuklarla fotoğraf çektirdi.

İSTANBUL (AA) – Merhum Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan, idam edilişlerinin 60. yılında Topkapı’daki Anıt Mezar’da düzenlenen törenle anıldı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, törende yaptığı konuşmada, çocukluğunun, gençliğinin, siyasi yaşantısının Adnan Menderes, Zorlu, Polatkan ve diğer tüm arkadaşlarının hatıralarıyla onların hayaliyle onları düşünerek, onları yaşayarak geçtiğini dile getirdi.

Tüm bu zaman içerisinde 27 Mayıs Darbesi’nin tüm kurgusunun dış bağlantılarını, nasıl bir süreç yönetilerek bu insanların şehit edildiğini, Türk demokrasisinin ayağına nasıl pranga takıldığını her yönüyle çok iyi öğrendiklerini ifade eden Soylu, “Demokrat Parti iktidarı ve 27 Mayıs’ın her saniyesini bize öğrettiler. Ancak bu kadar yıllık ilgiye ve merakımıza rağmen, bu kadar yıl bu meseleyi içimizde canlı tutmamıza rağmen, sadece bir noktayı hala zihnimizde aydınlatabilmiş değiliz. Nedendi bu kadar nefret? İşin bütün politik istihbaratı, bütün kurgu yanı tamam. Batı’nın ne yaptığı ve bu darbeyi planlayanların ne yaptığı tamam. Hangi telkinleri, hangi anlaşmaları ortaya koydukları, hangi menfaatleri temin ettikleri bunlar da tamam. Aslen iktidar hırsı da tamam. Ama bizim içimizdeki insanların, bu topraklarda yetişmiş bizimle aynı dili konuşan, aynı milletten gelen insanların nasıl vicdanla böyle büyük bir nefret ortaya koyabildiklerini, bu nefretin bu kadar büyümesinin altında yatan sebebi inanın ben hala anlayabilmiş değilim.” diye konuştu.

Herkesin kendi hayatında sevmediği, tasvip etmediği siyasilerin muhakkak olduğunu dile getiren Soylu, sözlerine şöyle devam etti:

“Ama hangi iç gücüyle karşınızda duran ve son görüşmeleri olduğunu bildiğiniz bir aileyi birbirine sarılmaktan men edersiniz? Birkaç gün sonra idam edileceğini bildiğiniz halde, bir babanın oğluna, eşine son bir kez sarılmasını nasıl bir vicdanla engellersiniz? Ufak tefek gazete haberlerindeki bir iki yalanı anlayabiliriz. Bugün hala bizlere de aynısı yapılıyor. Ama darbeci de olsa hukuksuz da olsa bir şekilde devleti temsil eden örfi idare denilen bir kurumun ‘Adnan Menderes ile Celal Bayar 12 askeri uçak dolusu altınla kaçmaya hazırlanırken yakalandı’ diye bir iftirayı resmi tebliğ olarak yayınlamasını hangi ruh haliyle sağladınız?”

“Nasıl bir kininiz vardı?”

Bakan Soylu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Nasıl bir kininiz vardı ki hasta olmasına rağmen alelacele idam edebilmek için rahmetli Menderes’i sehpaya götürürken fotoğrafta sağlıklı görünsün diye kollarına girmiş iki askere ‘çekilin’ talimatı verdiniz? Nasıl bir kininiz vardı ki Menderes’in son arzusu yerine getirilmedi? ‘Son dakika gelişmeleri geliyor. İkinci baskıyı bekleyin’ diye, acil manşetler attı. Acaba daha neler yazacaktınız? Siz bu ülkenin havasından solumadınız mı? Bu ülkenin suyundan içmediniz mi? Ezan-ı Muhammedi’nin bin yıldır okunduğu gibi, İstiklal Marşı’nda geçtiği gibi okunmasına karşı nasıl bir nefretiniz vardı da darbenin çete başı, koltuğu işgal eder etmez ‘Ezan aslından tekrar ayrılmalıdır’ diye açıklama yaptı. O çete başının ya nasıl bir yüzsüzlüğü vardır ki ‘Menderes ülkeyi Ruslara satmaya kararlıdır’ diye gazetelere beyanat verdi.

Şurada Şehzadebaşı var. Rahmetli Adnan Menderes’in, Fatin Rüştü Zorlu’nun, Hasan Polatkan’ın idam edildiği gün orada davullar çaldı. Bu nasıl bir kin? Sizin içinizde nasıl bir kin nefret vardır ki İçişleri Bakanı Namık Gedik’i dövüp, işkence edip, ikinci kattan attınız ve sonra utanmadan balkon camındaki küçücük bir deliği gösterip, ‘buradan kendini attı’ diyebildiniz? Kayıtlara da kalp krizi diye yazdı. Nasıl bir hırsınız vardı ki çete başını Cumhurbaşkanı yapmak için, Cumhurbaşkanı adayı Ali Fuat Başgil’e ‘Cumhurbaşkanı olursunuz ama sizi makama götürmek için gelen araç sizi alır, belki Etlik’e götürür, belki oraya gömülürsünüz’ diye utanmadan tehdit edip geri döndüler.”

“Aynı yalanları Cumhurbaşkanımıza atmaktan geri durmuyorsunuz”

Bakan Soylu, darbecilerin bütün bu yalanları, kinleri, ilk günkü tazeliği ile nasıl diri tuttuğunu ve kendilerinden sonrakilere nasıl aktardığının, anlamakta zorluk çektikleri bir mesele olduğunu söyledi.

“Bugün aynı yalanları, sadece rakamları ve isimleri değiştirip, milletin adamlarına, bugünkü Cumhurbaşkanımıza atmaktan geri durmuyorsunuz.” diyen Bakan Soylu, şöyle devam etti:

“Bugün hala maalesef bir siyasetçi, utanmadan, sıkılmadan ‘her gün bir arkadaşı kıyma makinesine atıyorlar’ diye bir ifade kullanabiliyor ve aklı sıra kendi zihnince bir gönderme yapabiliyor. Bugün hala aynı yalanlarla ülkeyi 17-25 Aralık’a taşıdılar. Aynı provokasyonlarla Türkiye’de 6-7 Eylül ile aynı taktiklerle 6-7 Ekim’i yaptılar. 15 Temmuz’da aynı heyecanı yaşayıp, tankları alkışladılar. 1960’a Türkiye’yi getiren olayları daha sonra dönemin aktörleri ‘biz tezgahladık’ diye böbürlene böbürlene anlattı. Nasıl tezgahladınız da o 60 yıl önce Menderes’e ve arkadaşlarına yaptıklarını bugün, Erdoğan ve arkadaşlarına yapmak için gün sayıyorlar. Şunu açık açık ifade etmek isteriz, herkesin de duymasını isteriz; şu arkamızda yatanlar bu iftiralara, bu ihanetlere karşı nasıl dik durmuşlarsa başlarına gelenlere karşı nasıl vakar içerisinde ölüme gitmişlerse bize her gün parmak sallayanlara söylemek isteriz ki bizler de aynı şekilde aynı yoldan, sonunu düşünmeden yürümeye hazırız.”

Törende daha sonra Bakan Soylu ve beraberindekiler, merhum Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın kabrine karanfil bıraktı, Aydın Menderes’in kabrini de ziyaret etti.