Bakan Soylu: Şu anda 9 bin 800 kişiye karantinamız var

TBMM (AA) – İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Meclis’te gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, havalimanından karantinaya alınmak üzere götürülen vatandaşların bulunduğu otobüsten indirilen kişinin durumunu sorması üzerine Soylu, “Bizim derdimiz koronavirüsle mücadele etmek. Bunun için hiç kimseye iltimas sağlayamayacağımız önümüzde duran en önemli gerçeklerden bir tanesi.” ifadesini kullandı.

Soylu, bazı ülkelerden gelişlerin kapatıldığını hatırlatarak, kapatma kararlarının ani kararlar olduğunu söyledi.

Buraya iş için, turistik amaçla, öğrenci olarak giden vatandaşlar bulunduğunu ve bunları almakla mükellef olduklarını belirten Soylu, şöyle devam etti:

“Bu insanların getirilmesi ve bu getirilecek insanlara karantina uygulaması, hepsi bir operasyon. Şu anda bizim 9 bin 800 kişiye karantinamız var, umre dahil olmak üzere. Bazı yerlerden yolcular geliyor, bu yolcuların çok doğal olarak kapattığımız ülkelere yönelik öyküleri var. Diyelim ki Rusya’dan geliyor ama İngiltere’ye, Almanya’ya yönelik öyküleri var. Biz onları da 14 gün karantinaya alıyoruz. Bunun için bizim onları barındıracak, 14 gün hijyen kuralları içinde tutabilecek, odalarına birer birer yemek getirebilecek bir yapı ortaya koymamız lazım. Bir planlama yaptık. Bu planlama çerçevesinde Avrupa’dan gelenlere yönelik de Mevlüt Bey rakamı 2 bin 800 olarak açıkladı zaten. THY ile görüşülüp bir uçak seferi konuldu ve bunlar getirildi. Buradaki temel mantığımız şuydu ‘gelecekler, karantinaya gidecekler, 14 gün duracaklar, ondan sonra hastalıkları yoksa da ayrılacaklar’ bu kadar basit. Bu esnada Kıbrıs’ta çok insani bir şekilde transferi duyunca, ki toplam 7 olduğunu Kıbrıs İçişleri Bakanı bana söyledi. 7 kişiyi bu çerçevede Türkiye’ye göndermek istemiş. Böyle bir talepte bulunmuş. Bu insani bir talep.”

KKTC’nin de vatan olduğunu ifade eden Soylu, bu kişilerin Kıbrıs’a transfer olacaklarını fakat indikleri anda aynı karantina otobüsüne konulduklarını aktardı.

“Bu kadar büyük operasyonlarda bu kadar eksiklikler söz konusu olabilir.” diyen Soylu, yaşananları da sosyal medyadan öğrendiğini dile getirdi. Soylu, şunları söyledi:

“Bir bilgi eksikliğim var. Ben Dışişleri Bakanlığına yapılan bu talebi ve ricayı ilk konuşmamızdan sonra bilmiyorum. Fakat bu yazılı bir şekilde valiliğimize de intikal ettirilmiş, her tarafa intikal ettirilmiş. Çok doğal olarak Kıbrıslı bu kızımız, Kıbrıs vatandaşı olan bu kızımız, bu arabaya binince itiraz ediyor. ‘Ben Kıbrıs’a transfer gideceğim, karantinaya gitmeyeceğim.’ diyor. ‘Karantinaya gireceksem de Kıbrıs’ta karantinaya gireceğim.’ dedikten sonra varolan tartışma oluyor. Neticede orada polis arabaları gözüküyor. Diyorlar ki ‘polisler durdurdu aldı.’ Hayır. Polis eskortlarımızın hepsi karantina otobüslerini götüren eskortlar. Polis orada var yani. Onu Kıbrıs uçağına yetiştirmek üzere havalimanının bir özel aracı geliyor onu alıp oraya getirmek istiyor. O sırada sosyal medyaya ‘iltimaslı bir yolcu var, ayrıcalık tanınıyor ve karantinaya girmeyecek’ diye yansıyor. Böyle bir şey olabilir mi, biz karantinayı ülkemizi, insanları korumak, bu işle mücadele edebilmek, bu yaygınlığı engelleyebilmek için elimizden geleni yapıyoruz. Dışarıda kötülüklerini akıtamayanlar bazen, evlerde olmamız münasebetiyle sosyal medyaya akıtıyorlar. Böyle bir şey oluyor. Enerji oraya dökülüyor.”

Görüntüleri yansıyan kişinin karantinada olduğunu belirten Soylu, KKTC İçişleri Bakanı’nın bu sabah arayıp, “Bunları göndermeniz mümkün mü?’ diye sorduğunu ifade etti. Soylu, “Hayır. Karantinaları bitecek, ondan sonra biz size göndereceğiz” dediğini aktararak şöyle konuştu:

“Yanlış bir arabaya yönlendirmenin ya da binmenin sonucu oluşan bir süreç. Aslında onların şu anda Kıbrıs’ta, karantinada olmaları lazımdı. O otobüse binmeselerdi oradaki Kıbrıs uçağı transferiyle Kıbrıs’a gidecekler ve orada karantinada kalacaklardı. O otobüse bindiler. O otobüse bindikleri için de ‘Madem bu otobüse bindiniz. 14 gün boyunca misafirimizsiniz.’ dedik.”

Sığınmacıların durumu

Türkiye üzerinden Avrupa ülkelerine gitmek isteyen sığınmacıların durumunun sorulmasına karşılık Soylu, “Şu ana kadar bize intikal etmiş bir mülteci vakası söz konusu değil. Zaten bu konuda biz riskli gördüklerimizi geri gönderme merkezlerimizde hemen gözetim altına aldık. Vaka görüp de riskli gördüklerimiz değil. Riskli ülkeden gelenleri hemen ayrı bir yere koyduk ve onlara diğer gözetimler nasıl yapılıyorsa o gözetimler çerçevesinde bir işlem uyguluyoruz.” diye konuştu.

Soylu, ancak çok ciddi önlemler alınsa da İran, Irak, Suriye sınırından kaçak geçişlerin olmadığını söyleyemeyeceğini belirterek, bu konuda göç teşkilatının, valilik ve kaymakamlıkların mücadele içinde olduğunu vurguladı.

Sosyal medya paylaşımları

Bakan Soylu, bir gazetecinin “Sosyal medya üzerinden çeşitli paylaşımlar yapılıyor, sokağa çıkma yasağı da konuşuluyor. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?” sorusuna, “Milletimize bir çağrım var; sosyal medya denilen mecra bizim çok fazla takibini yapmakta zorlandığımız bir mecradır. Sebebi de yurt içi ve yurt dışından da sosyal medya mecrasına girebilmek mümkündür.” yanıtını verdi.

FETÖ, PKK, DEAŞ gibi terör örgütü mensuplarının en ufak bir konuyu dezenforme etmek için ellerinden geleni yaptıklarını vurgulayan Soylu, “Biz yetiştirilirken anne babamız bize Müslümanlığın en önemli kurallarından bir tanesinin haberin nereden geldiğine bakmak olduğunu söylerdi. Bu haberi FETÖ’cüler ismi belli olmayan hesaplarla birlikte sürekli bir dezenformasyon ortaya koyuyor. Sokağa çıkma yasağı da diğer meseleler de böyle.” diye konuştu.

Soylu, vatandaşların sosyal medyayı bir kural, kaide olarak kabul edip istismar etmek isteyenlere alet olmamasını istedi.

Süleyman Soylu, bir doktorun motivasyon için yaptığı çalışmanın bir parçasının sosyal medyadan paylaşılmasının da o doktor ve çalışanlara haksızlık olacağını kaydetti. Meseleye, sosyal medya mecrasından değil, akıl ile bakmak gerektiğini ifade eden Soylu, “Arkadaşlarımızın tespitleri var. Kimsenin gözünün yaşına bakmıyoruz, bakamayız da. Tespitler de devam ediyor.” dedi.

Soylu, vatandaşlara doğru bilgileri zamanında aktarmanın da temel sorumlulukları olduğunu bildirdi. İstatistiki bir veri olup olmadığı sorulan Soylu, olduğunu ve zaman zaman açıklandığını belirterek şunları kaydetti:

“Bunun önemli bir bölümü ABD ve Almanya mahreçlidir. FETÖ’cüler Amerika’dan ve Almanya’dan ‘nasıl Türkiye bunu iyi yönetir, nasıl halk bu kadar sakin, sağduyulu ve kurallara uyar, nasıl Amerika’dan, Almanya’dan daha iyi bir noktada oluruz’… Sosyal medya mecrasından manipüle etmeye çalışanlara, bunu infial haline getirmeye çalışanlara vatandaşımız müsamaha göstermesin. Onları paylaşmasın.”

Karantina altından kaçmak isteyenler

Soylu, karantina altından kaçmak isteyenlere yönelik tedbirler olup olmadığının sorulmasına karşılık, “Tüm kolluk kuvvetlerimiz bu konuda görevlidirler.” dedi.

Vatandaşlar gözetim ve karantina için yurtlara getirildiği ilk andan itibaren valiliklerin, kaymaklıkların, AFAD ve Kızılay’ın görev paylaşımı yaptığını belirten Soylu, şunları kaydetti:

“Kızılay, beslenmesine bakıyor. AFAD, bütün ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyor. Valilerimiz ve kaymakamlarımız da bu işlerin yönetimini sağlıyor. Güvenliğini de jandarma olan yerde jandarma, polis olan yerde polisle alıyoruz ve buranın yönetimlerini sağlamaya çalışıyoruz. ‘En ufak bir eksiklikleri olmasın. Geldikleri yerlerde hangi hizmeti görüyorlarsa o hizmetleri o vatandaşlarımıza verelim’ anlayışımız söz konusu.”

Soylu, karantinadan kaçmanın da doğru bir yaklaşım olmadığını vurgulayarak, bu hastalıkla karşı karşıya kaldıkları şeklinde bir bakış açısında olmadıklarını ancak tedbir alındığını ifade etti.

Muhabir: Ertuğrul Subaşı

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Evinde dün hayatını kaybeden şehit annesi Zeynep Şafak (68) için Ayyıldız Camisi’nde tören düzenlendi.

Şafak’ın cenazesi, öğle namazının ardından Yukarı Tekke Mezarlığı’nda defnedildi.

Cenazeye katılan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, aileye başsağlığı diledi.

Bakan Soylu, daha sonra Eğriköprü Mahallesi’ndeki Çocuk Trafik Eğitim Parkı’nı ziyaret etti.

Trafik konusunda bilgiler veren ve akülü arabayla gezen çocuklara, önceliğin yayada olduğunu anlatan Soylu, çocuklarla fotoğraf çektirdi.

İSTANBUL (AA) – Merhum Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan, idam edilişlerinin 60. yılında Topkapı’daki Anıt Mezar’da düzenlenen törenle anıldı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, törende yaptığı konuşmada, çocukluğunun, gençliğinin, siyasi yaşantısının Adnan Menderes, Zorlu, Polatkan ve diğer tüm arkadaşlarının hatıralarıyla onların hayaliyle onları düşünerek, onları yaşayarak geçtiğini dile getirdi.

Tüm bu zaman içerisinde 27 Mayıs Darbesi’nin tüm kurgusunun dış bağlantılarını, nasıl bir süreç yönetilerek bu insanların şehit edildiğini, Türk demokrasisinin ayağına nasıl pranga takıldığını her yönüyle çok iyi öğrendiklerini ifade eden Soylu, “Demokrat Parti iktidarı ve 27 Mayıs’ın her saniyesini bize öğrettiler. Ancak bu kadar yıllık ilgiye ve merakımıza rağmen, bu kadar yıl bu meseleyi içimizde canlı tutmamıza rağmen, sadece bir noktayı hala zihnimizde aydınlatabilmiş değiliz. Nedendi bu kadar nefret? İşin bütün politik istihbaratı, bütün kurgu yanı tamam. Batı’nın ne yaptığı ve bu darbeyi planlayanların ne yaptığı tamam. Hangi telkinleri, hangi anlaşmaları ortaya koydukları, hangi menfaatleri temin ettikleri bunlar da tamam. Aslen iktidar hırsı da tamam. Ama bizim içimizdeki insanların, bu topraklarda yetişmiş bizimle aynı dili konuşan, aynı milletten gelen insanların nasıl vicdanla böyle büyük bir nefret ortaya koyabildiklerini, bu nefretin bu kadar büyümesinin altında yatan sebebi inanın ben hala anlayabilmiş değilim.” diye konuştu.

Herkesin kendi hayatında sevmediği, tasvip etmediği siyasilerin muhakkak olduğunu dile getiren Soylu, sözlerine şöyle devam etti:

“Ama hangi iç gücüyle karşınızda duran ve son görüşmeleri olduğunu bildiğiniz bir aileyi birbirine sarılmaktan men edersiniz? Birkaç gün sonra idam edileceğini bildiğiniz halde, bir babanın oğluna, eşine son bir kez sarılmasını nasıl bir vicdanla engellersiniz? Ufak tefek gazete haberlerindeki bir iki yalanı anlayabiliriz. Bugün hala bizlere de aynısı yapılıyor. Ama darbeci de olsa hukuksuz da olsa bir şekilde devleti temsil eden örfi idare denilen bir kurumun ‘Adnan Menderes ile Celal Bayar 12 askeri uçak dolusu altınla kaçmaya hazırlanırken yakalandı’ diye bir iftirayı resmi tebliğ olarak yayınlamasını hangi ruh haliyle sağladınız?”

“Nasıl bir kininiz vardı?”

Bakan Soylu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Nasıl bir kininiz vardı ki hasta olmasına rağmen alelacele idam edebilmek için rahmetli Menderes’i sehpaya götürürken fotoğrafta sağlıklı görünsün diye kollarına girmiş iki askere ‘çekilin’ talimatı verdiniz? Nasıl bir kininiz vardı ki Menderes’in son arzusu yerine getirilmedi? ‘Son dakika gelişmeleri geliyor. İkinci baskıyı bekleyin’ diye, acil manşetler attı. Acaba daha neler yazacaktınız? Siz bu ülkenin havasından solumadınız mı? Bu ülkenin suyundan içmediniz mi? Ezan-ı Muhammedi’nin bin yıldır okunduğu gibi, İstiklal Marşı’nda geçtiği gibi okunmasına karşı nasıl bir nefretiniz vardı da darbenin çete başı, koltuğu işgal eder etmez ‘Ezan aslından tekrar ayrılmalıdır’ diye açıklama yaptı. O çete başının ya nasıl bir yüzsüzlüğü vardır ki ‘Menderes ülkeyi Ruslara satmaya kararlıdır’ diye gazetelere beyanat verdi.

Şurada Şehzadebaşı var. Rahmetli Adnan Menderes’in, Fatin Rüştü Zorlu’nun, Hasan Polatkan’ın idam edildiği gün orada davullar çaldı. Bu nasıl bir kin? Sizin içinizde nasıl bir kin nefret vardır ki İçişleri Bakanı Namık Gedik’i dövüp, işkence edip, ikinci kattan attınız ve sonra utanmadan balkon camındaki küçücük bir deliği gösterip, ‘buradan kendini attı’ diyebildiniz? Kayıtlara da kalp krizi diye yazdı. Nasıl bir hırsınız vardı ki çete başını Cumhurbaşkanı yapmak için, Cumhurbaşkanı adayı Ali Fuat Başgil’e ‘Cumhurbaşkanı olursunuz ama sizi makama götürmek için gelen araç sizi alır, belki Etlik’e götürür, belki oraya gömülürsünüz’ diye utanmadan tehdit edip geri döndüler.”

“Aynı yalanları Cumhurbaşkanımıza atmaktan geri durmuyorsunuz”

Bakan Soylu, darbecilerin bütün bu yalanları, kinleri, ilk günkü tazeliği ile nasıl diri tuttuğunu ve kendilerinden sonrakilere nasıl aktardığının, anlamakta zorluk çektikleri bir mesele olduğunu söyledi.

“Bugün aynı yalanları, sadece rakamları ve isimleri değiştirip, milletin adamlarına, bugünkü Cumhurbaşkanımıza atmaktan geri durmuyorsunuz.” diyen Bakan Soylu, şöyle devam etti:

“Bugün hala maalesef bir siyasetçi, utanmadan, sıkılmadan ‘her gün bir arkadaşı kıyma makinesine atıyorlar’ diye bir ifade kullanabiliyor ve aklı sıra kendi zihnince bir gönderme yapabiliyor. Bugün hala aynı yalanlarla ülkeyi 17-25 Aralık’a taşıdılar. Aynı provokasyonlarla Türkiye’de 6-7 Eylül ile aynı taktiklerle 6-7 Ekim’i yaptılar. 15 Temmuz’da aynı heyecanı yaşayıp, tankları alkışladılar. 1960’a Türkiye’yi getiren olayları daha sonra dönemin aktörleri ‘biz tezgahladık’ diye böbürlene böbürlene anlattı. Nasıl tezgahladınız da o 60 yıl önce Menderes’e ve arkadaşlarına yaptıklarını bugün, Erdoğan ve arkadaşlarına yapmak için gün sayıyorlar. Şunu açık açık ifade etmek isteriz, herkesin de duymasını isteriz; şu arkamızda yatanlar bu iftiralara, bu ihanetlere karşı nasıl dik durmuşlarsa başlarına gelenlere karşı nasıl vakar içerisinde ölüme gitmişlerse bize her gün parmak sallayanlara söylemek isteriz ki bizler de aynı şekilde aynı yoldan, sonunu düşünmeden yürümeye hazırız.”

Törende daha sonra Bakan Soylu ve beraberindekiler, merhum Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın kabrine karanfil bıraktı, Aydın Menderes’in kabrini de ziyaret etti.