Bakan Varank: Katma değerli üretim yapan firmaları desteklemeye devam edeceğiz

SAKARYA (AA) – Bakan Varank, iklimlendirme sektöründeki önemli firmalardan Daikin Türkiye’nin Sakarya’nın Hendek ilçesindeki yaklaşık 100 bin metrekare alana kurulu tesislerini ziyaretinde, Daikin Türkiye Üst Yöneticisi (CEO) Hasan Önder, Genel Müdür Yardımcısı Cemil Yiğit ve Satış Bölge Müdürü Mehti Taşyüz’den çalışmalar ve yatırım planlamaları hakkında bilgi aldı.

Üretim hatlarını gezerek çalışanlarla sohbet eden Bakan Varank, burada montaj işlemi yaptı.

“İstihdama büyük yansıması olacak”

Varank, 44 ülkeye ihracat gerçekleştiren ve 2015’ten bu yana “Çevreci Fabrika” (Green Heart Factory) sertifikasını alan fabrikayı ziyaretinin ardından AA muhabirine, Daikin’in Türkiye’deki hikayesinin, Türk mühendislerinin başarılarıyla çakışan bir hikaye olduğunu söyledi.

Japon firmasının, Türkiye’deki potansiyeli gördükten sonra iki başarılı genç mühendisin kurduğu markayı satın alarak 2011’de ülkede faaliyete başladığını aktaran Varank, şunları kaydetti:

“Burada yaklaşık 1200 vatandaşımız istihdam ediliyor. Bu seneki ihracat rakamları 240 milyon dolara yaklaştı. Şu anda yoğun bir şekilde yatırımlarına devam ediyorlar. VRV teknolojisiyle çalışan yeni hatlarını kurmak üzereler. İnşallah 2023 yılında 430 milyon dolar ihracatı yakalamayı hedefliyorlar. Bunun elbette istihdama büyük bir yansıması olacak. Tabii ki yabancı sermayenin, bir Japon firmasının Türkiye’de bu yatırımları yapıyor olması, önümüzdeki dönemde özellikle global alanda üretim yapacak yeni tesisleri burada kuruyor olması, ülkemizin ekonomisi ve sanayisi açısından önemli hamleler. Bunları takdirle karşılıyoruz. Türkiye’deki genç mühendislerin, girişimcilerin başarılı işlere imza atmaları ve bu girişimleri yabancı sermayenin de fark ediyor olması, bunun ülkemize yatırım çekiyor olması bizim açımızdan çok değerli.”

“Katma değerli üretim yapan firmaları desteklemeye devam edeceğiz”

Varank, Türkiye’nin sanayi ve üretimde yakaladığı ivme ve bunun dünyadan gördüğü karşılığın Türk ekonomisi açısından kendilerini ziyadesiyle memnun ettiğini dile getirerek, “Biz, ülkemizde yatırım yapan, taş üstüne taş koyan herkesin yanında duran bir bakanlığız. İster yerli ister yabancı sermaye olsun yeter ki ülkemizde yatırımlar artsın. Beraber kazanma anlayışıyla biz de ekonomimizi büyütelim. Yüksek teknoloji diyebileceğimiz alanlarda katma değerli üretim yapan firmalarımızı desteklemeye devam edeceğiz.” diye konuştu.

Daikin firmasının dünyada söz sahibi global bir marka olduğunu vurgulayan Varank, şunları söyledi:

“Firma Türkiye’deki yerel ekonomiyi de dikkate alarak, dünyada başka bir ülkede olmadığı şekilde burada kombi üretimi de yapıyor. Bu kombilerin yani ısıtma alanındaki ürünlerin tasarımları da mühendisliği de tamamen Türkiye’deki mühendisler tarafından yapılıyor. Evet Daikin, klima markası ama Türkiye’de kombi üretiyor ve kendi teknolojisiyle Türk mühendislerinin geliştirdiği teknolojilerle üretim yapıp hem Türkiye’de pazarda oyuncu olarak varlık gösteriyor hem de ihracatını gerçekleştiriyor. İşte aslında biz Türk mühendislerinin, girişimcilerinin başarısını burada da görebiliyoruz. Bu kabiliyete sahip bir mühendisliğimizin, girişimcilerimizin olması yabancı firmaların da ufkunu açmış oluyor.”

Bakan Varank, Daikin’in, önümüzdeki dönemde hem globale dönük yatırımlarla hem de Türkiye’de daha fazla katma değerli ürünleri geliştirip üreterek ismini duyuracağını kaydetti.

“2023 sonunda ihracatımızı 430 milyon dolara taşımayı hedefliyoruz”

CEO Hasan Önder de İstanbul Teknik Üniversitesinden mezun olduktan sonra arkadaşıyla kurdukları mühendislik firmasında 1999 yılında klima sektöründe hizmet vermeye başladıklarını anlattı.

Bir holdingin 2001 yılında çoğunluk hisselerini satın almasının kendileri için çok büyük bir finansal destek olduğuna değinen Önder, 10 yıl boyunca çok büyük işler yaptıklarını, fabrikalar kurduklarını kaydetti.

Önder, 2011 yılında ise Japon dünya devi, sektörde bir numara Daikin’in yüzde yüz hisseleri satın alıp Türkiye’ye girdiğini belirterek, “Yaklaşık 10 yıldır Daikin ile çalışıyoruz. Amacımız, Türkiye’deki yatırımları ve istihdamı arttırmak. 2020 yılında yaklaşık 53 milyon dolarlık yatırımımızı aktive ediyoruz. İnşallah 2023 sonlarına doğru şu an 240 milyon dolar olan ihracatımızı 430 milyon dolara taşımayı hedefliyoruz.” ifadesini kullandı.

Muhabir: Ömer Faruk Şimşek

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

KOCAELİ (AA) – Daikin tarafından çocukların temiz hava ve çevre konusunda bilinçlendirilmesi amacıyla başlatılan "Temiz Hava Elçileri Projesi" kapsamında Kocaeli'nin Gebze ilçesindeki bazı ilkokullarda temiz hava sınıfları oluşturuldu.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, iklimlendirme sektörünün öncü kuruluşu Daikin, kurumsal sosyal sorumluluk kapsamındaki çalışmalarını her geçen gün artırmaya ve daha geniş kitlelere yaymaya devam ediyor.

Bu amaçla, geleceğin büyükleri çocuklarla temiz hava ve temiz çevre konusuna dikkat çekmek isteyen ve onları bu konuda bilinçlendirmeyi hedefleyen şirketin 2017 yılında başlattığı "Temiz Hava Elçileri Projesi" tüm hızıyla sürüyor.

Proje kapsamında bugüne kadar birçok okulda etkinlikler düzenleyen şirket, belirlenen okullarda temiz hava sınıfları açarak çocukları, bu konuda bilinçlendirmenin yanı sıra "temiz hava elçileri" ailesinin bir üyesi olarak görevlendiriyor.

Türkiye genelinde 5 ila 12 yaş aralığındaki anaokulu ve ilköğretim öğrencilerine yönelik uygulanan projede, özel olarak tasarlanan temiz hava sınıfı, çocukların rahat edebileceği şekilde rahat puflarla donatılmış etkinlik odası olarak konumlanıyor. Sınıflara Daikin markalı hava temizleme cihazıyla temiz hava sağlanıyor.

Burada çocuklara temiz hava ve çevrenin ne olduğu çeşitli uzmanlarca eğlenceli biçimlerde anlatılarak bu konuda farkındalık oluşması amaçlanıyor.

Etkinlik kapsamında çocuklar bilgilenirken çeşitli hediyeler, büfe ikramları, gösteriler, uçurtma şenliği ve diğer oyunlarla dolu dolu zaman geçiriyor.

Proje, Kocaeli'nin Gebze ilçesindeki Mudarlı ve Ovacık İlkokulları'nda temiz hava sınıfları açılmasıyla devam etti. Daikin Türkiye yönetiminin de hazır bulunduğu etkinlikte çocuklar, temiz hava konusunda bilgilendirildi, ilginç gösterilerle eğlendi. Etkinlik, ilçedeki Kadıllı İlkokulu'yla devam edecek.

– "Amacımız, okullarda kalıcı iz bırakmak"

Daikin Türkiye Üst Yöneticisi (CEO) Hasan Önder, yüzlerce çocuğun katılımıyla giderek büyüyen projenin geleceğe bir yatırım olduğunu belirtti.

Hava kirliliği sorununa dikkati çeken Önder, sağlıklarını korumak için temiz ve kaliteli hava solumaları gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Bunun için soluduğumuz havaya özen göstermeliyiz. Daikin olarak felsefemiz, insana gösterilen değerin çevreden başladığı… Ürünlerimizi geliştirirken çevrecilik ilkesini ön planda tutuyoruz. Temiz Hava Elçileri, çocuklarımızın bu taleplerini dile getirmeyi amaçlayan, onların doğaya ve doğanın bir parçası olan tüm canlılara karşı duyarlılığından ve sevgisinden ilham alan bir proje. Daikin olarak yarını bugünden düşünüyoruz. Amacımız, çocukları, sağlık, çevre ve tasarruf açısından doğru havanın önemi konusunda bilgilendirmek ve bu konulardaki farkındalıklarını geliştirmek. İnanıyoruz ki yarınlarımızı simgeleyen çocuklarımızın doğru hava ve temiz çevre konusunda bilinçlenmesi ve söz sahibi haline gelmesi, pek çok canlı türüne ve elbette insanlığa ev sahipliği yapan emektar dünyamızın geleceği için büyük fark yaratacak."

ANKARA(AA) – AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, 22 gün süren yoğun çatışmaların ardından zaferle sonuçlanan Sakarya Meydan Muharebesi, “Türk’ün zaferi” olarak tarihe geçti.

Anadolu’nun düşman işgalinde olduğu İstiklal Harbi sürecinde, Türk ordusu Eskişehir Muharebesi sonrası 100 kilometrelik sahayı terk ederek Sakarya Nehri’nin doğusuna çekildi.

Bu çekilmenin ardından bölgeye Yunan güçlerinin gelmesi, halk arasında umutsuzluğa, Mecliste ise sert tartışmalara yol açtı.

Durumun önlenebilmesi için harekete geçen Meclis, Türk milletinin kaderini belirleyecek savaşta Mustafa Kemal Atatürk’ü 5 Ağustos 1921’de “Türk Orduları Başkomutanı” olarak görevlendirdi.

Sakarya Meydan Muharebesi öncesi ordunun ihtiyacını karşılamak amacıyla, kanunla kendisine verilen yetkiyi kullanan Mustafa Kemal Paşa, tüm halkı fedakarlığa çağırarak, “Tekalif-i Milliye Emirlerini” çıkardı.

Böylece, kaynakların önemli bir kısmının Sakarya Cephesi’ne aktarılmasını sağlayan Atatürk, 12 Ağustos 1921’de Batı Cephesi’ne giderek, düşmanın muhtemel hareketlerine yönelik stratejileri de belirledi.

13 Ağustos’ta ileri saldırıya başlayan Yunan kuvvetleri, 23 Ağustos’tan itibaren ağırlık merkezi Sakarya mevzisinin güney kanadı olmak üzere taarruza geçti.

Yaklaşık 100 kilometrelik cephede başlayan, büyük çarpışmaların yaşandığı savaş, tarihin önemli meydan muharebeleri arasında yer aldı.

“Tarihi emir, tarihi mücadeleyi başlattı”

Düşmanın üstün kuvvet ve silahlarla yaptığı taarruzlar, Sakarya mevzisinde zaman zaman çekilmelere yol açtı.

Bu süreçte, kuşatmayı karşılamak için manevralar yapan Türk ordusu büyük kayıplar verdi.

Yunan ordusunun, Türk savunma hatlarını zaman zaman kırdığı böyle bir ortamda Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, 26 Ağustos’ta çizgiye bağlı cephe sistemini değiştiren o tarihi emrini verdi: “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanı ile ıslanmadıkça terk olunamaz.”

Başkomutanın bu emrini alan Türk ordusu ile Yunan ordusu arasında takip eden günlerde çarpışmalar bütün şiddetiyle sürdü.

Emrin ardından geri çekilmek zorunda kalan birçok birlik, ilk tutunabildiği yerde durmaya, yeniden çarpışmaya başladı. Türk ordusunun birçok neferi bu süreçte mevzisini savunma çabası içinde son nefesini verdi.

“Düşman tamamen yok edildi”

Türk ordusunun “çelikten bir kale” gibi düşman karşısında çıktığı bu süreçte, Mehmetçik şehit oldu ancak vatan savunmasını bırakmadı.

Canla, başla savaşan Türk kuvvetlerini, 23-30 Ağustos’taki yoğun saldırılarına rağmen kuşatamayan Yunan birlikleri, bu sefer şansını Haymana istikametinden denemeye çalıştı.

Bu taarruzda da başarılı olamayınca, bulunduğu hatları savunarak buralarda kalmaya çalışan Yunan kuvvetleri, Türk ordusunun 10 Eylül’de başlattığı genel karşı taarruz ile ağır bir hezimete uğradı.

22 gün 22 gece devam eden Sakarya Meydan Muharebesi, 13 Eylül 1921’de, düşmanın Sakarya Nehri’nin doğusunda tamamen yok edilmesiyle sonuçlandı.

Türk Kurtuluş Savaşı’nın müjdecisi oldu

Bozgun halinde kaçan Yunan askerleri, Sakarya Nehri’nde boğuldu.

Tarihin akışını değiştiren bu zafer, Türk halkının esarete izin vermeyeceğini bir kez daha dünyaya ilan etti.

Bu büyük başarı üzerine 19 Eylül 1921 günü TBMM tarafından, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’ya “Mareşal” rütbesi ve “Gazi” unvanı verildi.

Türk ordusunun, Yunan ordusunu hezimete uğrattığı Sakarya Meydan Muharebesi, Türk Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanacağının en büyük müjdecisi oldu.

“Atatürk’ün askeri dehası çok önemli”

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Birol Çetin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Sakarya Zaferi’nin Türk tarihinde çok önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi.

Bu zaferin genç nesillere iyi anlatılmasının önemine işaret eden Çetin, o dönemdeki Anadolu’nun iktisadi, askeri ve moral açısından zor bir dönemde bulunduğunu kaydetti.

Sakarya Meydan Muharebesi’nin Anadolu’nun “harim-i ismeti”nde yapıldığını anımsatan Çetin, “Top sesleri Ankara’dan duyuluyor. Böyle bir ortamda Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri dehası çok önemli bir rol oynuyor. Anadolu’nun böyle bir direnç göstereceğini kimse beklemiyordu. Hep savunmada kalmışız, toprak kaybetmişiz, geri gitmişiz. Aslında Sakarya bizim kendimize geldiğimiz bir dönemeçtir. Sakarya, kendimize olan güvenimizi tekrar sağlamamız açısından çok önemli.” dedi.

Türk ordusunun yeterli mühimmatı, silahı olmamasına rağmen çok büyük bir fedakarlıkla savaşı kazandığını vurgulayan Çetin, bu zaferde, hem milleti tanıma hem de askeri imkanları bilme noktasında Atatürk’ün tecrübesinin çok önemli olduğunun altını çizdi.

Sakarya Meydan Muharebesi’nin her günü, her dakikasının çok önemli olduğunu ifade eden Çetin, Yunan kuvvetlerinin aldığı tüm desteğe rağmen Türk ordusunun Sakarya hattını başarıyla savunup, taarruza geçtiğini kaydetti.

“Bugün de emellerinden vazgeçmediler”

Bu zaferin çok önemli olduğunu vurgulayan Çetin, “Sakarya Zaferi ile Türk’ün bitmediğini, askeri gücünün, milli kuvvetinin henüz var olduğunu dünyaya gösterdik. Bunu beklemiyorlardı. Dolayısıyla ezberlerini bozan bir çıkıştı bu.” dedi.

Emperyalist saldırılara karşı kazanılan Sakarya Zaferi’nin dünya için de çok büyük bir örnek olduğunu belirten Çetin, Sakarya’da hezimete uğrayan güçlerin bugün de bu emellerinden vazgeçmediğine dikkati çekti.

Çetin, bağımsızlık, milli mücadele noktasında Sakarya’dan alınacak dersler olduğunu vurgulayarak, milli ruhun yeniden inşa edilmesi gerektiğini kaydetti.

“Milli Mücadele’nin kaderini doğrudan etkiledi”

Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Temuçin Faik Ertan da Sakarya Meydan Muharebesi’nin Türklerin 2. Viyana kuşatması sırasında yaşanan bozgunla başlayan geri çekilme sürecinin sona erdiğini belirtti.

Mustafa Kemal Paşa’nın başkomutan olması ve hemen ardından Tekalif-i Milliye Emirlerini yayınlamasının, savaşın sonucunu doğrudan etkilediğini ifade eden Ertan, 22 gün, 22 gece süren muharebenin, halkın maddi ve manevi desteğiyle kazanıldığını söyledi.

Savaş sonunda işgal güçleri arasında ciddi görüş ayrılıkları çıktığını, Fransızlar ve İtalyanların Yunan ordusunun Türkler karşısında başarılı olamayacağını gördüğünü dile getiren Ertan, şunları kaydetti:

“Bu nedenle de İngiltere’nin Doğu Akdeniz politikasına verdikleri desteği geri çekmişlerdir. Fransızlar, TBMM Hükümeti ile Ankara Antlaşması’nı imzalayıp TBMM’nin varlığını kabul ederken, İtalyanlar işgal ettikleri topraklardan tümüyle çekilmiştir. Bu arada İngiltere’de de Yunanlarla ilgili tereddütler ortaya çıkmıştır. İngiltere, Yunanistan’a verdiği askeri destekten büyük ölçüde vazgeçmiş ve sadece siyasi destekle yetinmiştir. Kısacası İtilaf Devletleri arasındaki birlik ve dayanışma büyük ölçüde son bulmuştur. Hatta İngilizler, Sakarya Zaferi sonrasında Malta’da esir olarak tuttukları Türkleri serbest bırakmışlardır. Bu bağlamda Sakarya Meydan Muharebesi hem Türk hem de dünya tarihi üzerinde etkili olmuştur. Milli Mücadele’nin kaderini doğrudan etkilemiştir.”

“Büyük bir zafer kazanılmıştır”

Sakarya Meydan Muharebesi’nin, Milli Mücadele’nin en fazla insan kaybı olan çatışması olduğuna dikkati çeken Ertan, “Türk ordusu 5 bine yakın şehit vermiştir. Ama sonunda da büyük bir zafer kazanılmıştır. Sakarya Meydan Muharebesi bir savunma zaferi olmakla birlikte Yunan ordusunun saldırı gücü büyük ölçüde kırılmıştır.” dedi.

Bunun, Türk halkının zafere olan inancını güçlendirdiğine işaret eden Ertan, şunları ifade etti:

“Mustafa Kemal Paşa’nın siyasi ve askeri önderliği kesinleşirken, halkın TBMM’ye karşı güveni de artmıştır. Bundan sonra genel saldırı hazırlıkları başlamış ve yaklaşık bir yıl sürecek olan bu dönemde siyasi ve askeri hamleler yapılmıştır. Ayrıca Sovyet Rusya’da Anadolu hareketi ile ilgili tereddütler büyük ölçüde ortadan kalkmış ve maddi yardım yolu açılmıştır. Sakarya Zaferiyle Yunan ordusunun mağlup edilebileceğini gören Türk halkının nihai zafere olan inancı artmıştır. Bu durum Büyük Taarruz’a giden yolu açmıştır. Mustafa Kemal Paşa, Sakarya Meydan Muharebesi’ni başkomutan olarak yönetmiş ve zaferin kazanılmasında doğrudan rol oynamıştır.”

Yunan tarafının Ankara Savaşı dediği, Haymana-Polatlı ekseninde gerçekleşen bu savaşın Mustafa Kemal Paşa’nın yaşamında da iz bıraktığına dikkati çeken Ertan, “100 yıl önce Mustafa Kemal Paşa”ya TBMM tarafından Gazilik unvanı ile Mareşallik rütbesi verilmiştir. Mustafa Kemal Paşa, Atatürk soyadını alıncaya kadar Gazi unvanını kullanmış ve bu kutsal unvanı içselleştirmiştir. Bu tutum da onun Sakarya Zaferi’ni ne denli önemsediğini göstermektedir.” diye konuştu.