Bakan Varank: Reel sektörün güçlenmesi Türkiye'nin güçlenmesi demek

ANKARA (AA) – Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Twitter hesabından, haziran ayında güzel bir haber daha geldiğini ifade ederek, reel kesim güven endeksine ilişkin grafik paylaştı.

Tüketici ve sektörel güven endekslerinden sonra reel sektör güveninin de güçlü bir yükseliş gösterdiğini bildiren Varank, “Endeks mayısa göre 15,7 puan artarak 92,6 oldu. Reel sektörün güçlenmesi, Türkiye’nin güçlenmesi demek.” değerlendirmesinde bulundu.

  • Reel Kesim Güven Endeksi haziranda yükseldi
Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Karapınar Güneş Enerjisi Santrali (GES) Sahası (YEKA GES-1) SCADA Merkezi Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada, dün de Ağrı’da ülkenin en büyük altın rezervlerinden birinin işletme tesisinin temelini attıklarını, milli gelire, üretim ve istihdama katkı sağlayacak yatırımları gündeme getirdiklerini söyledi.

Bugün temeli atılacak merkezin, Karapınar Güneş Enerji Santrali’nin “beyni” niteliğinde olacağına işaret eden Varank, “Bir yanda devasa çorak bir alanda panellerle güneşten enerjisini alırken diğer yanda bu merkezde tüm bu teknoloji takip edilip müdahaleler yapılacak. Veri tabanlı kontrol ve izleme yaklaşımıyla ekipman kontrolünden üretim planlamaya, çevre kontrol ünitelerinden yardımcı işletmelere kadar bütün sistemlere hükmeden bir yapı bulunacak. Burası sahip olduğu donanımlarla bir teknoloji merkezi görevini de üstlenecek.” diye konuştu.

Varank, vatandaşların, aynı zamanda ihtişamlı bir mimari proje olan binayı ziyaret ederek yenilenebilir enerji ve enerjide verimlilik hakkında bilgi alırlarsa yapının bir turizm destinasyonu da olabileceğini bildirdi.

Türkiye’nin hem “istemezükçü” hem de “beceriksiz” zihniyet sebebiyle uzun yıllar ilerlemeden, kalkınmadan, küresel rekabetten hak ettiği payı alamadığını ifade eden Varank, birçok alanda yılların ihmal edilmişliklerini ortadan kaldırmak için gece gündüz çalıştıklarını vurguladı.

Varank, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinin yollarını açtığını dile getirerek, “Son dönemde enerji alanındaki atılımlarımız da bu vizyonumuzun bir parçası. Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak, sürdürülebilir bir arz dengesi sağlamak ve en önemlisi de çevreci bir yaklaşımla yenilenebilir enerjide atılım yapmaya büyük önem veriyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Sertifikasyon ihtiyaçları doğrultusunda önemli adımlar attık”

Yaptıkları büyük çaplı yatırımlarla ülkenin dünyadaki pozisyonunu her yıl yukarıya taşımaya devam ettiklerine dikkati çeken Varank, şunları söyledi:

“Diğer bakanlıklarımızla koordinasyon halinde yenilenebilir enerji konusunda sektörü desteklemeye, güçlerine güç katmaya devam ediyoruz. Yatırımcı iştahının artmasına yönelik önemli muafiyetler sağlarken altyapı kurulumu için de ciddi destekler veriyoruz. Yenilenebilir enerji alanında şimdiye kadar 13 işletmenin Ar-Ge ve tasarım merkezi kurmalarını destekledik. Yenilenebilir enerji projelerine kalkınma ajanslarımız vasıtasıyla 229 milyon lira kaynak aktardık. TÜBİTAK, yenilenebilir enerji teknolojileri kapsamındaki 930 proje için 710 milyon liralık bütçe oluşturdu. Ayrıca kamu kurumları araştırma merkezlerinde de sektörü destekleyici nitelikte Ar-Ge projeleri yürütmeye devam ediyoruz.”

Varank, bu alanda test ve sertifikasyon ihtiyaçları doğrultusunda milli servetin yurt içinde kalması için önemli adımlar attıklarına işaret ederek, “Bu bağlamda 5 milyon liralık yatırımla ülkemizin ilk akredite Fotovoltaik Modül Test Laboratuvarı’nı Gebze’de kurduk. İşletmelerimiz bu alandaki birçok testi artık yurt dışına gitmeden gerçekleştirebiliyor.” ifadelerini kullandı.

Mevlana Kalkınma Ajansının destekleri sonucu bölgede yaklaşık 9,2 megavatlık kurulu güç oluşturdukları bilgisini veren Varank, Konya Karapınar Enerji Santrali için de destekleri sürdüreceklerini anlattı.

Varank, buradaki yatırım için teşvik belgesi düzenlediklerini, Karapınar Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi’nin bir kısmını da buradaki yatırımın ihtiyaçlarına yönelik olarak düzenleyip şirkete tahsis ettiklerini dile getirdi.

“2022 sonuna kadar tamamlanacak”

Kalyon YEKA GES Projesi’nin bütüncül bakış açısı, entegre planlama ve yüksek teknolojili çıktı konseptinin dünyadaki en muazzam örneklerinden biri olduğunu vurgulayan Varank, şöyle devam etti:

“Geçen yıl ağustosta Cumhurbaşkanımız ile beraber Kalyon Holdingin 400 milyon dolara mal olan hücre ve güneş paneli fabrikasının açılışını yapmıştık. O fabrika da bu entegre projede kullanılan güneş panellerini üretiyor, orası buranın bir tedarikçisi konumunda. Bugüne kadar toplam 227 megavat gücündeki panelin kurulumu tamamlandı yani burada elektrik üretimi başladı. Kalanı da inşallah 2022 sonuna kadar tamamlanmış olacak. Bu sayede Karapınar GES, dünyada parmakla gösterilen santrallerden biri haline gelecek.”

Varank, santralin uzaydan da görülebilen nadir santrallerden biri olduğuna dikkati çekerek, Göktürk ve İMECE uydularıyla santralin fotoğraflarını uzaydan çekeceklerini bildirdi.

Türkiye’nin GES projeleriyle ve bu projelerin arkasındaki teknoloji üretimiyle önemli bir oyuncu haline gelmesini istediklerini ifade eden Varank, “Ankara’daki güneş paneli fabrikasının önümüzdeki aylarda devreye girecek ek yatırımlarla sadece buraya değil, hem Türkiye’ye güneş paneli tedarik etmesini hem de ihracata başlamasını istiyoruz.” dedi.

“Türkiye’nin dört bir yanında üretim seferberliği başlattık”

Varank, yürüttükleri politikalar ve sağladıkları destekler sonucu bugün kaynaklarını daha verimli ve doğru şekilde kullanabilen bir Türkiye olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Türkiye için stratejik öneme sahip enerjinin bir kısmını yerli ve milli imkanlarla üretiyoruz. Dünyayı felakete sürükleme potansiyeli olan küresel ısınmanın azaltılmasına yönelik önemli katkılar sağlıyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında her alanda bir üretim seferberliği başlattık. Organize sanayi bölgelerimizde ve yüksek teknolojili üretim üslerimiz olan endüstri bölgelerinde Türkiye’nin yarınları için yeni tesisler, yeni yatırımlar devreye giriyor. Karapınar GES gibi mega yatırımlara her fırsatta kapı aralıyoruz. Bu tesis, muazzam güneş enerjisi santrali ve modern SCADA merkeziyle temiz enerji devrimine göz kırpıyor. Burası enerjisini güneşten, bizse enerjimizi milletimize hizmet etmekten alıyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Milli Teknoloji Hamlesi ışığında yatırım, üretim, istihdam ve ihracat odaklı yaklaşımımız hız kesmiyor, koşmaya devam ediyoruz.”

Türkiye’nin Kovid-19 salgınına rağmen bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 7, imalat sanayisinin yüzde 12,2 büyüdüğünü hatırlatan Varank, “İstatistikler kağıtta ancak gerçekler işte burada, bu tesislerde, Türkiye’nin dört bir yanına yayılmış fabrikalarımızda. Gelin görün ki muhalefet, çatlak sesli bir koro halinde bu kanlı canlı tesisleri yok hükmünde sayıyor, yapılan yatırımları küçümsüyor, üretim verilerini hiçe sayıyor, ihracatı görmezden geliyor. Onlar görmüyor diye bu yatırımlar, bu tesisler, bu icraatlar yok olmuyor. Artık her alanda kendine güvenen bir Türkiye var. Enerjideki atılımlarıyla, sanayideki yatırımlarıyla, teknolojideki hamleleriyle geleceği takip eden değil, geleceğe yön veren bir Türkiye var.” diye konuştu.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Koza Altın İşletmeleri Ağrı Mollakara Tesisi Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada, Ağrı’nın bulunduğu diyarın Türkiye’nin Asya’ya açılan kapısı olduğunu kaydederek, bunun bilinciyle, ülkenin her köşesini olduğu gibi bu kadim toprakları da üretim ve istihdamın dinamosu olacak projelerle buluşturduklarını söyledi.

Bugün temeli atılan tesisin hem Ağrı hem de ülke ekonomisi için öneminin çok büyük olduğunu dile getiren Varank, tesisin yaklaşık 160 milyon dolarlık yatırımla tamamlanacağını, Ağrı’nın kalkınmasını ve gelişmesini hızlandıracağını, altın üretimi konusunda Türkiye’nin gücüne güç katacağını vurguladı.

Varank, AK Parti iktidarından önce Ağrı’nın diğer bölge illeri gibi yatırımlar bakımından göz ardı edildiğini ve geri plana atıldığını belirterek, son 19 yılda eğitim, ulaştırma, tarım, sağlık ve şehircilik konuları başta olmak üzere birçok alanda yaptıkları yatırımlarla bunu tersine çevirdiklerini anlattı.

Yaklaşık 20 milyar liralık yatırımla şehre modern hastaneler, eğitim kurumları, yollar, sosyal tesisler ve çok sayıda hizmet kazandırdıklarını aktaran Varank, bakanlık olarak Serhat Kalkınma Ajansı ve DAP Bölge Kalkınma İdaresi aracılığıyla kentte kamu, özel sektör ve STK’ların 260’a yakın projesine 120 milyon liradan fazla destek sağladıklarını söyledi.

Varank, bakanlık olarak kentte hayata geçirdikleri hizmetlerden bahsederek, yakın zamanda Van ve Şanlıurfa’da uygulayıp çok başarılı sonuçlar elde ettikleri tekstilkent projelerini Ağrı’da da yaygınlaştıracaklarının altını çizdi.

Bakan Varank, “Bu kapsamda Ağrı’nın Tutak, Eleşkirt, Patnos ve Doğubeyazıt ilçelerine tekstilkentler kazandıracağız. Emek yoğun sektörleri bölgeye çekerek işsizlik sorununu bitirme noktasında önemli adımlar atacağız.” diye konuştu.

Ağrı’nın gelişimi için destek vermeye devam edeceklerini kaydeden Varank, kaynaklarını bu kent için seferber etmeyi sürdüreceklerini anlattı.

“Yatırım düşmanı muhalefet anlayışıyla karşı karşıyayız”

Bakan Varank, Ağrı’daki bu yatırım heyecanının en başta İstanbul’a örnek olmasını istediğini belirterek, şu açıklamalarda bulundu:

“Biz burada bir temel atma töreni yapıyoruz ama bildiğiniz gibi yatırım düşmanı muhalefet anlayışıyla karşı karşıyayız. Bu yatırım düşmanı muhalefet anlayışı İstanbul’da temel atmama törenleri yapıyorlar. Dünyada herhalde temel atmama töreni yapan başka bir ülke, başka bir yerel yönetici olmamıştı. Hatta şimdi işi biraz daha ileri taşıdılar. İstanbul’daki metro inşaatlarının üstüne de toprak döküp dolduruyorlar. Yatırım yapmamayı bırakın mevcut yatırımları baltalamak için ellerinden gelen gayreti gösteriyorlar. İnanın bunların elinde olsa Marmaray’ı, Avrasya Tüneli’ni su ile doldurup orayı havuz olarak kullanırlar. Ya da oraları patates deposu olarak kullanırlar.”

Varank, Bolu Dağı Tünelinin yıllarca, 10 yıllarca konuşulduğunu, en son gelinen noktada tünelin patates deposu yapılmak istendiğini anımsattı.

“Türkiye dünyanın sayılı altın üreticileri arasına girdi”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, “Türkiye’nin madencilik sektöründe kat ettiği mesafeyi gösteren en önemli hususlardan birisi bugün temelini atacağımız tesisin faaliyet alanı olan altın üretimi. Altın, kültürümüzün ve finansal sistemin vazgeçilmez bir parçası. Gerek takı olarak gerekse yatırımlarımızda kullandığımız önemli bir maden. Elbette dünya ekonomisinin de hala en başat aktörü.” açıklamasında bulundu.

Türkiye’nin büyüyen ekonomisinin ihtiyaçlarını karşılamak için madencilik sektörünün gelişimine özel önem verdiklerini dile getiren Varank, bu alanda son dönemde yaptıkları çalışmalardan, projelere verdikleri desteklerden, yatırımcılara sundukları teşviklerden bahsetti.

Varank, sıfır üretim kapasitesiyle devraldıkları altın madenciliğini verdikleri destek ve teşviklerle 6 milyar dolar yatırım hacmine ulaşan, 13 bin kişinin istihdam edildiği devasa bir sektöre dönüştürdüklerini, bugün dünyanın sayılı üreticileri arasında olduklarını söyledi.

Bakan Varank, “2000’lerin başında 1 gram dahi altın üretemeyen Türkiye, geçtiğimiz yıl pandemiye rağmen 18 aktif madende 42 ton altın üretti. Bizden önce Türkiye’nin altın ihtiyacı yüzde 100 ithalatla karşılanıyordu. Şimdi yaptığımız üretimle her yıl cari açığın azaltılmasına 2,4 milyar dolar katkı sağlıyoruz. Tüm bu gayretleri de yeterli görmüyoruz. Sektörü daha ileriye götürecek birçok yeni projeyi hayata geçiriyoruz.” diye konuştu.

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı ile birlikte Munzur Üniversitesi bünyesinde 140 milyon lira bütçeli Nadir Toprak Elementleri Uygulama ve Araştırma Merkezi’ni kuracaklarını, bu merkezde, havacılık, elektronik ve otomotiv başta olmak üzere birçok alanda ileri teknolojili ürünlerin üretiminde ihtiyaç duyulan ham maddelerin Ar-Ge ve üretim faaliyetleri yürütüleceğini bildirdi.

İlk altın dökümü 2022’nin son çeyreğinde

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, Türkiye’nin maden kaynaklarını aramada, keşfetmede ve işletmede Cumhuriyet tarihi boyunca yeterli özen gösterilmediğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“2000’li yılların başına kadar altın üretimi yapılmamış. Peki neden yapılmamış? Altın olmadığı için mi? Elbette hayır. Türkiye, kanıtlanmış altın rezervleri bakımından dünyada 12. sırada; potansiyele baktığımızda ise ilk 5 ülke arasında yer alıyor. Ama dediğim gibi ihmal edilmişlik, vizyonsuzluk hatta beceriksizlik yüzünden altın üretiminde ülkemiz geride bırakılmış.”

Varank, daha 1933 yılında Altın Arama ve İşletme İdaresi kurma vizyonuna sahip Türkiye’nin hedeflerini, kendilerine “Atatürk’ün partisiyiz” diyenlerin değil AK Parti’nin hayata geçirdiğini kaydederek, doğal gaz ve petrol aramalarında olduğu gibi altın madeni konusunda da geçmişin tüm ihmal edilmişliklerini telafi etmek için büyük bir gayret gösterdiklerini anlattı.

Bugün temelini atacakları tesisin de büyüyüp gelişen altın üretimi sektörünün önemli bir mihenk taşı olacağını dile getiren Varank, şu bilgileri verdi:

“Ağrı Mollakara bölgesinde gerçekleştirilen uzun arama faaliyetleri neticesinde, bugün, piyasa değeri 1,2 milyar dolar olan 20 ton altın ve 2,8 milyon dolar değerinde 3,5 ton gümüş rezervi bu bölgede tespit edildi. Ülkemiz, bölgemiz ve dünya açısından önemli bir gelişme. Bulunan rezerv 0,92’lik tenör değeriyle ülkemizdeki benzer madenlere kıyasla çok daha zengin bir içeriğe sahip. Şimdi yaklaşık 160 milyon dolarlık bir yatırımla bu rezervin çevreye duyarlı bir şekilde ekonomiye kazandırılmasını TMSF eliyle sağlayacağız.”

Varank, tesisin, işletme döneminde doğrudan 500, dolaylı olarak ise 2 bin vatandaşa ekmek kapısı olacağını bildirdi.

Tesisteki ilk altın döküm işleminin 2022’nin son çeyreğinde gerçekleşmesini beklediklerini aktaran Varank, ilk altın dökümüne Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılmasını beklediklerini söyledi.

“Rezerv olarak daha büyük potansiyel söz konusu”

Bakan Varank, hesaplamalara göre ilk etapta 6 yıllık ömrü olan bu madende bir yandan da arama çalışmalarının devam ettiğini belirterek, rezerv olarak daha büyük bir potansiyelin söz konusu olduğunu, bulunacak yeni rezervlerle işletme ömrünün 15-20 yıla ulaşmasını beklediklerini vurguladı.

Madenlerle ekonomik değer sağlarken çevresel hassasiyetleri de en ön planda tuttuklarını kaydeden Varank, şu ifadeleri kullandı:

“Hem bu projede, hem de faaliyette olan bütün madenlerde sürdürülebilirliğin temeli çevreye saygıdan geçiyor. Proje çerçevesinde kurulacak ileri teknolojili sensörler vasıtasıyla, toz, gürültü, patlatma ve havada gaz ölçümleri düzenli olarak yapılacak. Bu tesiste altın üretimi konusunda kullanılacak en modern yöntemler sayesinde hem rezervleri verimli şekilde değerlendirileceğiz hem de çevresel etkileri minimuma indireceğiz. Tesisin ekonomik ömrünü tamamlamasından sonra, arazinin doğaya yeniden kazandırılması için gerekli rehabilitasyon çalışmaları yürütülecek. Emin olun burada yapılacak ileri teknolojili bu tesis, ülkemize katma değer kazandırırken çevre hassasiyetleri bakımından da örnek bir yer olacak.”

Varank, Koza Altın’ın terör odaklarının elinden alınıp TMSF’ye devredilmesinden sonraki başarılı performansını memnuniyetle takip ettiklerini söyledi.

“Uzun vadeli katkıları nedeniyle bir bölgesel kalkınma projesi”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, Ağrı’nın terör nedeniyle uzun yıllar büyük bedeller ödediğini kaydederek, artık sınır içerisinde ve sınır ötesinde teröre göz açtırmadıklarını, bölgenin terörle anılma döneminin artık bittiğini söyledi.

“Tüm Türkiye’de olduğu gibi, Ağrı’nın da bölgenin de gündemi artık yatırımdır, istihdamdır, üretimdir, ihracattır.” diyen Varank, temelini attıkları bu projenin, huzur ortamı tesis edildiğinde bölgede refahın artacağının en somut örneği olduğunu bildirdi.

Varank, bu güven ortamını tesis ettikten sonra bölgenin eski karanlık günlerine dönmesine asla müsaade etmeyeceklerine vurgu yaparak, buradaki altın işleme tesisinin salt bir madencilik yatırımı olmadığını, uzun vadede sunacağı katkılarla bir bölgesel kalkınma projesi olduğunu sözlerine ekledi.