Bakan Varank: Savunmada gıptayla bakılan yeniliklere imza atacağız

İSTANBUL (AA) – İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından “Savunma Sanayisinde Yerli ve Milli Üretim Arayışları” temasıyla 2. Savunma Sanayisi Buluşmaları etkinliği gerçekleştirildi.

Programın açılışında konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türk savunma sanayisinin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yurt dışından hibeyle gelen ya da doğrudan satın alınan sistemler üzerine kurgulandığını anımsatarak, bu durumun sonrasında milli savunma sanayisinin gelişmesinin önünde engel olduğunu anlattı.

Savunma sanayisinin dışarıya bağımlılığının daha sonraki süreçlerde oluşturduğu olumsuzluklara değinen Varank, Kıbrıs Barış Harekatı sırasındaki ambargo sonrası savunma sanayisinde yaşanan hareketlilikten bahsetti.

Varank, savunma sanayisinin asıl büyük sıçramayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çizdiği vizyonla gerçekleştirdiğini kaydederek, şu ifadeleri kullandı:

“Hedefimiz; uluslararası savunma sanayisi üreticilerine sadece taşeronluk yapmak değil, tam bağımsız Türk savunma sanayisini oluşturmaktı. 18 sene önce yüzde 80 dışa bağımlı olan savunma sanayisi, bugün ekosistemde yer alan tüm aktörlerin katkılarıyla milli bir yapıya dönüştü. 2019’da savunma ve havacılık sanayi ihracatı, bir önceki seneye göre yüzde 35 artarak 2 milyar 740 milyon dolara ulaştı. Sektörde 50 bine yakın emekçi çalışıyor. Son 5 yılda 400’ün üzerinde yerli patent başvurusu yapıldı.”

“Küresel şirketlerle rekabet edebilecek ürünler geliştiriyoruz”

Varank, Türkiye’nin en büyük kümelenmesi olan SAHA İstanbul’un 5 yılda hızla büyüdüğünü ve 430 üyesiyle savunma sanayisinde öncü bir rol üstlendiğini belirterek, kamu, özel sektör ve üniversite ekosistemini başarıyla hayat geçiren SAHA İstanbul’un bugün savunma ve havacılık sanayisinin önemli oyunculardan olduğunu söyledi.

“Türkiye geleceğin savaş uçağı, uzun menzilli hava savunma sistemleri, uydu ve uydu fırlatma sistemleri gibi alanlarda ürün geliştirme faaliyetlerini sürdürüyor.” diyen Varank, bu alanlarda çalışan ülke sayısının bir elin parmaklarını geçmediğini vurguladı.

Varank, “Daha önce bunları hayal bile edemezken, şimdi küresel şirketlerle rekabet edebilecek ürünler geliştiriyoruz.” diye konuştu.

Savunma sanayisinde gelinen noktaya ilişkin örnekler veren Varank, ülkenin güzide savunma sanayi şirketlerinden yetişmiş mühendislerin şu an otomobilin matematik modellemeleri ve dayanıklılık testleri üzerine çalıştığını, savunma alanında biriktirdikleri tecrübelerle otomotiv sektöründe geleceği tasarladıklarını anlattı.

Savunma sanayisinde 7 yılda 4 milyar liralık yatırım teşvik belgesi

Varank, bakanlık olarak sektöre verdikleri desteklere değinerek, son 7 yılda sektörün 4 milyar liralık sabit sermaye yatırımına teşvik belgesi verdiklerini ve 5 bin kişinin istihdam edilmesini sağladıklarını söyledi.

Teknoparklardaki işletmelere sundukları Ar-Ge desteklerinden bahseden Varank, 1231 Ar-Ge merkezini desteklediklerini, bunların bir kısmının doğrudan savunma sanayisi odaklı çalıştığını anlattı.

Varank, TÜBİTAK SAGE kapsamındaki çalışmalardan Isıl Pil ve Piroteknik Bileşenler, Ataletsel Ölçüm Birimi ATLAS, Küresel Konumlama Sistemi Alıcısı KAŞİF ve Küresel Konumlama Sistemi Anteni SG KONUM gibi ürünlerden bahsederek, BİLGEM ve MAM aracılığıyla da savunma sanayi projeleri yürüttüklerini aktardı.

Bakan Varank, “Buradan şu çağrıyı yapmak istiyorum. Özel sektörün, yani her birinizin, bu enstitülerle çok daha yakın iş birliği içinde olması gerekiyor. Ar-Ge’si yapılan projelere sizler ölçek kazandırabilir, ticarileştirebilir ve ihracatını gerçekleştirebilirsiniz.” dedi.

Makine sektörüne çıktıkları ilk çağrıya 5,3 milyar liralık yatırım başvurusu geldiğini, sonuçların nisanda açıklanacağını dile getiren Varank, bundan sonra kimya, ilaç, tıbbi cihaz, otomotiv, elektronik ve raylı sistem araçları gibi alanlarda yeni başvuruları ilan edeceklerini söyledi.

“Sunduğumuz fonlar özel sektörü faiz kavgasından kurtaracak”

Varank, sundukları fonların yatırımlara ortak olacağını ve özel sektörü bankalarla faiz kavgası yapmaktan kurtaracağını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Biz kendi öz sermayesiyle yatırım yapan işletmelerimizi destekleyecek mekanizmalar için çalışıyor, projeler geliştiriyoruz. Bu fonları çok artırmamız ve geliştirmemiz lazım. Türkiye’nin potansiyeline ve sanayicilerin yapabileceklerine çok büyük bir güven duyuyoruz. Kamu ve özel sektördeki tüm paydaşlarla yakın iş birliği içinde çalışmaya devam edecek, geliştirdiğimiz ürün ve teknolojilerle, inşallah pek çok ülkenin gıptayla takip ettiği yeniliklere de imza atacağız.”

Varank, savunma sanayisi başta olmak üzere tüm alanlarlarda yenilikçi bir dönüşümün içinde olmaya devam edeceklerinin altını çizerek, “Bu dönüşümü daha da hızlandıracak herkesin fikrine, bilgisine, özgün bakış açısına ihtiyacımız var. Milli Teknoloji Hamlesini topyekün bir seferberlik ruhuyla hayata geçireceğiz.” diye konuştu.

Varank, konuşmasının ardından SAHA İstanbul ve TÜBİTAK Tüsside tarafından gerçekleştirilen Mini MBA Yönetici Gelişim Programı’nı başarıyla tamamlayanlara sertifikalarını verdi.

Muhabir: Uğur Aslanhan

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, düzenlediği basın toplantısında, İSO’nun ”Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” araştırmasının sonuçlarını açıkladı.

Araştırmanın zirvesinde TÜPRAŞ, üretimden satışlarda 58 milyar 593 milyon lirayla listede ilk sırayı alırken, Ford Otomotiv 45 milyar 223 milyon lirayla ikinci, Oyak-Renault Otomobil Fabrikaları ise 31 milyar 242 milyon lirayla üçüncü oldu.

Geçen yıl üçüncü sırada bulunan Toyota, 30 milyar 812 milyon lirayla dördüncü basamağa gerilerken, beşinci sıradaki şirket isminin açıklanmasını istemedi.

İlk 10’da bulunan diğer şirketler ise Star Rafineri, Arçelik, Tofaş, Ereğli Demir ve Çelik, İskenderun Demir ve Çelik olarak sıralandı.

İhracat gerilerken ihracatçı sayısı arttı

Türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşunun üretimden satışları 2020’de önceki yıla göre yüzde 15,3 artarak 1 trilyon 179 milyar liraya yükseldi. Büyüme performansı, 2018’deki yüzde 34,5 ve 2019’daki yüzde 16,4’lük artışlarla karşılaştırıldığında yavaşladı.

İSO 500’ün ihracatı yüzde 12,8 gerileyerek 64,1 milyar dolar oldu. İhracat performansı Türkiye’nin genel ve sanayi ihracat performansından bir ölçüde olumsuz ayrışsa da İSO 500 yine Türkiye ihracatı içindeki ağırlığını korudu.

En büyük 500 şirket, geçen yıl Türkiye ihracatının 37,8’ini, sanayi sektörü ihracatının ise yüzde 39,2’sini gerçekleştirdi. 2000’li yılların ortalarından itibaren 460 bandında seyreden ihracat yapan kuruluşların sayısı 2020’de 465 oldu.

Faaliyet karı yüzde 55 arttı

Araştırmaya göre, sıralamanın ilk 50’sini oluşturan kuruluşların toplam üretimden satışlar içinden aldığı pay bir miktar azalmakla birlikte toplamda yüzde 50’ye yakın seviyelerini korudu.

Araştırmanın temel göstergelerinden İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun esas faaliyetlerinden elde ettiği karı gösteren faaliyet karı, bir önceki yıla göre yüzde 55 artarak 142,8 milyar TL oldu. Faaliyet karlılığı oranı da 2,7 puan artarak yüzde 10,8’e çıktı.

Benzer şekilde ölçülmeye başlandığı 2013’ten bu yana 2019 yılı hariç sürekli artış gösteren FAVÖK büyüklüğü, 2020’de yüzde 43,1 artışla 184,4 milyar liraya çıkarken, FAVÖK karlılığı oranı da 2,6 puan yükselişle yüzde 13,9’a ulaştı.

Vergi öncesi dönem kar ve zarar toplamı da yüzde 50,1 artarak 92,5 milyar TL oldu. Sanayi kuruluşlarının karları 2020 yılında artış eğilimi gösterdi.

Finansman giderleri yüzde 39,2 arttı

İSO 500’ün karlılık verilerine göre, faaliyet karlılığındaki iyileşmenin yanı sıra özellikle net kambiyo karlarının etkisiyle üretim faaliyeti dışı gelirlerdeki artış da karlılığa pozitif katkı yaptı.

İSO 500’ün diğer faaliyetlerden olağan gelir ve karları 237,9 milyar lira iken, gider ve zararları 194,4 milyar lira olarak gerçekleşti. Bu iki rakam arasındaki fark alındığında, İSO 500’ün 43,4 milyar liralık üretim faaliyeti dışı net gelir elde ettiği görüldü.

Finansman giderleri, İSO 500’ün karlılığında belirleyici olmayı sürdürdü. Finansman giderleri yüzde 39,2 artışla 88,8 milyar liraya yükseldi.

İSO 500’ün 2020’de toplam borçları yüzde 23 artarak 499,6 milyar liraya ulaştı. Firmalar, faaliyet karlılığındaki artışın desteğiyle öz kaynaklarını da yüzde 23,2 gibi benzer bir oranda büyütebildi.

Kısa vadeli borçlarda yüzde 22,4’lük artış

Borçların vadelerine göre gelişiminde ise kısa vadeli mali borçlar yüzde 22,4’lük artışla 206 milyar liraya yükselirken, uzun vadeli mali borçlar ise yüzde 23,3 yükselişle 293,5 milyar liraya çıktı.

En önemli göstergelerden toplam varlıklar içinde dönen ve duran varlıklar ilişkisine bakıldığında, İSO 500’de duran varlıkların toplam aktifler içindeki payı 2015 yılında yüzde 46,3’e kadar yükseldikten sonra gerilemeye başlayarak 2019’da yüzde 39,1 oldu.

Geçen yıl duran varlıkların payı 2,8 puan daha azalarak yüzde 36,3’e geriledi. Olağan dışı koşullar firmaları likit varlıklara yöneltirken, duran varlık yatırımlarını sınırladı.

KDV yükü yüzde 14,3 arttı

İSO 500’ün devreden KDV yükü önceki yıla göre yüzde 14,3 artışla 12,4 milyar lira oldu. Bu rakamın, İSO 500’ün toplam mali borçlarının yüzde 2,5’i düzeyinde olduğu bildirildi.

En büyük 500 kuruluş arasında geçen yıl kar eden kuruluş sayısı 411’den 423’e yükseldi.

Teknoloji yoğunluğuna göre yaratılan katma değer açısından, 2018’de orta yüksek ve yüksek teknolojiyle yaratılan katma değer toplamı yüzde 27,5 iken, bu oran 2019’da yüzde 30,4’e, geçen yıl ise yüzde 31,2’ye çıktı.

Ar-Ge harcaması yapan kuruluş sayısı da 2013 yılından beri kademeli olarak artıyor. Geçen yıl Ar-Ge yapan kuruluş sayısı 271, Ar-Ge harcamaları da yüzde 4,9 artarak 6,2 milyar lira oldu. 2019’da yüzde 0,58 olan Ar-Ge harcamalarının üretimden satışlara oranı, geçen yıl yüzde 0,53’e geriledi.

İstihdam artışı yüzde 3’e yaklaştı

İSO 500’ün istihdamı tüm olumsuz gelişmelere rağmen yüzde 2,9 artış gösterdi. Ödenen maaş ve ücretlerdeki artış oranı ise yüzde 14,4 oldu.

Yabancı sermaye paylı kuruluşların sayısı geçen yıl 110’a indi. Bu gelişme, 2009’dan sonra İSO 500 içinde yer alan yabancı sermaye paylı kuruluş sayısında yaşanan kademeli gerilemenin devam ettiğini gösterdi. Halka açık kuruluşların sayısı 67 ile yatay seyrini korudu.

İlk 500’de yer alan kuruluşların bağlı olduğu oda bilgilerine göre sıralanması sonucu sanayideki Anadolu ağırlığının arttığı gözlendi. Buna göre son yıllarda sayısal olarak düşüş yaşanmasına karşın en büyük pay 161 şirketle hala İstanbul Sanayi Odası’na ait bulunuyor. İstanbul’u 44 şirketle Ege Bölgesi Sanayi Odası izlerken, Ankara 37, Kocaeli 36, Gaziantep 29, Bursa 19 şirketle araştırmada yer aldı.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, geçen yıl küresel anlamda yaşanan zorluklara rağmen Türkiye ekonomisinin yüzde 1,8, sanayi sektörünün ise yüzde 2 büyüdüğünü söyledi.

Geçen yıl İSO 500’ün üretimden satışlarının yüzde 15,3’lük artışla 1 trilyon 179 milyar liraya yükseldiğini dile getiren Bahçıvan, tüketici enflasyonu ile arındırıldığında üretimden satışların reel olarak sadece binde 6 artış gösterdiğini, bu oranın son 4 yılın en düşük reel artışı olduğunu bildirdi.

Bahçıvan, İSO 500’de ilk 10’da yer alan kuruluşların toplam üretimden satışların dörtte birini oluşturmayı sürdürdüğünü ancak bu payın geçen yıllara göre düşüş eğilimi içinde olduğunu kaydederek, ilk 50’yi oluşturan kuruluşların toplam üretimden satışlar içinden aldığı payın ise bir miktar azalarak yüzde 50’ye yakın seviyelerini koruduğunu anlattı.

Şirketlerin faaliyet karının önceki yıla göre yüzde 55 artarak 142,8 milyar lira olduğunu ve sanayi kuruluşlarının karlarının artış eğilimi gösterdiğini ifade eden Bahçıvan, “Karlılık verilerine baktığımızda, faaliyet karlılığındaki iyileşmenin yanı sıra özellikle net kambiyo karlarının etkisiyle üretim faaliyeti dışı gelirlerdeki artış da karlılığa pozitif katkı yapmıştır.” ifadesini kullandı.

Finansman giderlerinin, İSO 500’ün karlılığında belirleyici olmayı sürdürdüğünü kaydeden Bahçıvan, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“2020 yılında Kovid-19 salgını ile oluşan finansal koşullar içinde TL’deki değer kaybı, enflasyondaki artış eğilimi ve faiz oranlarındaki dalgalanmalar sonucunda bir önceki yıla göre finansman yükü önemli ölçüde artmıştır. 2020’de İSO 500’ün finansman giderleri yüzde 39,2 artışla 88,8 milyar liraya yükselmiştir. Bununla birlikte, faaliyet karı yüzde 55’lik artışla 142,8 milyar liraya çıkmış ve bu sayede finansman giderlerinin faaliyet karına oranı yüzde 69,3’ten yüzde 62,2’ye gerilemiştir. Yaşanan bu göreli iyileşmeye rağmen, sanayi kuruluşlarımız ana faaliyetlerinden elde ettikleri karların halen oldukça önemli bir bölümünü finansman giderlerine ayırmaya devam etmiştir.”

“Sanayicilerimiz borç-öz kaynak dağılımı sorununu mutlaka çözmeli”

Erdal Bahçıvan, 2020’de İSO 500’ün toplam borçlarının yüzde 23 arttığını, firmaların faaliyet karlılığındaki artışın desteğiyle öz kaynaklarını da yüzde 23,2 gibi benzer bir oranda büyütebildiğini söyledi.

Bahçıvan, “Bu durum, borçların öz kaynaklara göre çok daha hızlı arttığı geçmiş iki yılla kıyaslandığında umut verici görünüyor. Buna rağmen mevcut borç-öz kaynak dağılımının sanayicilerimiz için mutlaka çözülmesi gereken kronik bir sorun olduğunu görüyoruz. İSO 500’de 2015 ile birlikte ilk kez yüzde 60’ların üstüne çıkan toplam borçların payı takip eden yıllarda artış eğilimini sürdürmüştür.” ifadelerini kullandı.

Kısa ve uzun vadeli borç artışına değinen Bahçıvan, “Burada bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. 2020’de yüzde 35’lerde seyreden oldukça güçlü bir kredi büyümesi yaşanırken, İSO 500’ün mali borçlarındaki artışın yüzde 23’te kalması, dağıtılan kredilerin daha çok sanayi dışı sektörlere ve şirketlere yöneldiğini göstermektedir.” diye konuştu.

Bahçıvan, son iki yılda gerek borç yapılandırmaları gerekse farklı finansal enstrüman seçeneklerine rağmen kısa vadeli mali borçların toplam mali borçlar içindeki payının yatay seyrini koruduğunu bildirdi.

Son 3 yıldaki yüksek enflasyon karşısında sanayinin duran varlığını yeniden değerleme ihtiyacının açıkça görüldüğünü dile getiren Bahçıvan, sanayicilerin son dönemlerde yeniden değerleme taleplerinin giderek artmasının bunu gösterdiğini söyledi.

Türk sanayicisi salgın sürecini başarılı atlattı

Erdal Bahçıvan, Türk sanayicisinin salgın sürecindeki çabalarına değinerek, şöyle devam etti:

“Konuşmamın bu son bölümünde İSO 500 sonuçlarına bakarak bir kez daha söylemem gerekirse, Türk sanayicisi, ülkemize karşı olan sorumluluk anlayışı gereği, pandeminin daha ilk gününden itibaren elindeki tüm imkanları en optimum ve enerjik şekilde kullanarak ülkemizin pandemi ile mücadelesinin en ön saflarında başarıyla yerini almıştır.

Tabii gönül arzu ediyor ki bu başarı, güçlü desteklerle beslenen yeni yatırımlarla dünyadaki her pazarda rekabet edebilir boyutta gelişebilsin. Sanayimiz, Türkiye’nin ihtiyacı olan kaliteli büyümeye, Türkiye’nin ihtiyacı olan ihracata daha yüksek ve daha kaliteli katkı sağlayabilsin. Özellikle de ileri teknoloji tarafı önemsenen, daha katma değerli bir sanayi altyapısına, sanayi gücüne ulaşabilsin. Böyle bir fırsat penceresinin oluşturulması halinde, umuyor ve inanıyorum ki gelecek yılların İSO 500’leri bugünkünden daha olumlu, daha güçlü, daha sürdürülebilir tablolarla çıkabilecek.”

İSTANBUL (AA) – Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) meclis üyeleri, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi'nin şubat ayı olağan toplantısına konuk oldu.

Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu’nda gerçekleşen ve "Yeni Yılda Ekonomiye ve Sanayimize Bir Bakış; Görünüm, Riskler, Fırsatlar ve Kurumsal İşbirliğinin Önemi" ana gündemi ile toplanan meclise EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, EBSO Meclis Başkanı Salih Esen ve meclis üyeleri katıldı

Meclis toplantısında konuşan EBSO Başkanı Yorgancılar, 2011'de İSO'yu İzmir'de ağırladıklarını ve toplantı sonunda ortak bir bülten yayınladıklarını anımsattı.

Bültende 14 madde yer aldığını anımsatan Yorgancılar, o günden bu yana sanayicinin benzer sorunlarla mücadele ettiğine işaret etti.

Türkiye'nin son 5 yılda 7 seçim yaşayan bir ülke olduğuna dikkati çeken Yorgancılar, "Reel sektörümüzün bu anlamda sınavları hiç bitmiyor. Ama şunu da çok iyi biliyoruz ki ya üretip özgür oluruz, ya da tüketir mahkum oluruz." diye konuştu.

Alın terini akıl teriyle birleştiren firmaların daha etkin desteklenmesi gerektiğine değinen Yorgancılar, şunları kaydetti:

"Ülkemizde de ivme katacak, daha etkin ve işlevsel destekler olmalıdır. Özellikle son 2 yıldır müthiş destek paketleri açıklandı. Ancak, kısa vadeli bakışla gelecek kurulamaz. 2019 vergi tahsilat oranı, 1970 yılından bu yana en düşük seviyede. Nedeni de talep daralmasına ek olarak vergi yapılandırmaları ve afların tahsilatı düşürmesidir. Bu da kamunun sanayiye aktaracağı kaynakları olumsuz etkiliyor."

Yorgancılar, dünyada izlenen gevşek para politikası, seçimsiz bir dönemin geçirilmesi ve Çin’den Türkiye’ye kaydırılması öngörülen yatırımların bu süreçte önemli fırsatlar barındırdığına işaret etti.

– İzmir'e beyin göçü

İzmir'in net ihracatçı konumda olduğunu dile getiren Yorgancılar, kentin emekliler şehri olarak nam saldığını ancak son birkaç yıldır ciddi şekilde net beyin göçüne ev sahipliği yaptığını aktardı.

Şehre gelen göçün yüzde 80'inin yüksek eğitimli olduğunu bildiren Yorgancılar, genel toplamda İzmir'in en çok göç aldığı şehrin ise İstanbul olduğunu ifade etti.

İzmir-İstanbul Otoyolu'nun açılmasının iki şehir için de büyük öneme sahip olduğunu dile getiren Yorgancılar, "Bu yol, Ege ve Marmara ekonomilerini birbirine bağlayacak, yeni bir yatırım ve ticaret ortamının oluşmasına vesile olacaktır. O nedenle, odalarımızın iş birliğini önemsediğimizin altını çiziyorum." değerlendirmesinde bulundu.

EBSO Meclis Başkanı Salih Esen ise 2020'nin zorluklarla başladığını belirterek, "2020’nin tüm zorlukları, diliyoruz ki bu iki aylık süreçte yaşanmış olsun. Kalan 10 ayda da hepimiz işimize gücümüze bakalım. Nasıl daha nitelikli, daha çok üretim ve ihracat yaparız konularına yoğunlaşalım." diye konuştu.