Bakan Varank: Teknoparklarımızda çalışan Ar-Ge personeli sayısı 60 bine yaklaştı

İSTANBUL (AA) – Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ile Türk Alman Üniversitesi’nin ortaklığında yapılacak Dijitalpark Teknokent’in temelini attı.

Temel atma törenindeki konuşmasında, bugün son 19 yılda neredeyse sıfırdan inşa edilen ‘Ar-Ge ve Yenilik’ ekosistemine yeni bir aktörün daha dahil olduğuna işaret eden Varank, teknoparkların, teknolojik bilginin üretilmesi ve ticarileştirilmesi sürecindeki kritik rolleri dolayısıyla ekosistemin önemli bir parçası olduğunu söyledi.

Teknoparklar aracılığıyla, teknoloji ve yazılım geliştirme alanında faaliyet gösteren firma ve girişimcilere altyapı hizmetleri sunulduğunu belirten Varank, ileri teknoloji üretme potansiyeli olan yeni şirketlerin kurulmasını ve mevcut şirketlerin de büyümesini teşvik ettiklerini dile getirdi.

Bakan Varank, Ar-Ge ve girişimcilik kültürü olan bir ekosistemin ve nitelikli istihdamın oluşmasına Bakanlık olarak teknoparklar aracılığıyla aracılık ettiklerini dile getirerek, şunları kaydetti:

“Tabii, üniversitelerimizin de bilimsel ve teknolojik yetkinliğe sahip olması ve bu yetkinliğini ekosistemin yararına sunması da üzerinde durduğumuz ve teknoparklar vasıtasıyla elde ettiğimiz değerli bir sonuç. Bu doğrultuda, bugün temelini attığımız teknoparkımızın, üniversitelerimizi girişimci ve yenilikçi birer üniversite olma yolunda güçlendireceğine inanıyorum. İstanbul ve Rize’deki yerleşkeleriyle birlikte tam kapasiteye ulaştığında, 4 bin tam zamanlı Ar-Ge personelinin çalıştığı 300 girişimciye ev sahipliği yapacak önemli bir yatırımdan bahsediyoruz, hayırlı olsun.”

“Yenilikçi girişimcilerin hızla çoğalması gerekiyor”

Bakan Varank, rekabetin belirleyicilerinin tarihsel süreç boyunca değişerek insanların karşısına çıktığına dikkati çekerek, rekabet anlayışının geçmişten günümüze değişerek geldiği nokta hakkında değerlendirmelerde bulundu.

2000’li yıllar ile birlikte, Ar-Ge ve yeniliğe yapılan yatırımların, kalıcı rekabet üstünlüğü kazanmadaki öneminin ortaya çıktığını anımsatan Varank, bu yarışın daimi oyuncusu olabilmek için fikri üreten, Ar-Ge’sini yapan, yüksek kaliteyle üreten ve piyasaya sunan yenilikçi girişimcilerin hızla çoğalması gerektiğini aktardı.

Varank, bunun için, iyi işleyen bir Ar-Ge ve inovasyon ekosisteminin lüks değil, şart olduğuna dikkati çekerek, şu bilgileri paylaştı:

“İşte biz bu ihtiyaca cevap vermek üzere, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kolları sıvayarak işe giriştik. 2002 yılından itibaren ülkemizdeki Ar-Ge ve girişimcilik ekosistemini etkili hale getirmek için büyük yatırımlar yaptık. Bugün 207 üniversitemiz, 8 milyona yaklaşan üniversiteli sayımız, yaklaşık 1.600 Ar-Ge ve Tasarım Merkezimiz, 88 Teknoloji Geliştirme Bölgemiz ve 183 bin tam zamanlı araştırmacımız bu ekosistemin temel aktörleri.

Desteklediğimiz teknoloji geliştirme merkezleri, kuluçka merkezleri ve teknoloji transfer ofisleri de ekosisteme öncülük eden diğer aktörler. Girişimcilere ve gençlere ev sahipliği yapan bütün bu aktörler aynı zamanda, Milli Teknoloji Hamlemizin de vazgeçilmez paydaşları. Paydaşlarımızı, ‘fikirden ürüne, üründen pazara olan tüm süreçlerde’ iyi kurgulanmış desteklerimizle teşvik ediyoruz.”

Yapılan destek çalışmaları ve verilen teşvikler hakkında bilgi veren Bakan Varank, şunları söyledi:

“Bakanlık olarak, teknopark firmalarımıza vergisel avantajların yanı sıra, danışmanlık, ticarileşme, ihracat destekleri ve iş birliği destekleri sunuyoruz. Türkiye’de 2001 yılında sadece 2 teknopark vardı, bugün 57 ilimizde 88 teknoparka sahibiz. Önümüzdeki dönemde her bir şehrimize en az bir teknopark kazandırmanın gayreti içinde olacağız. Bugüne kadar 6,2 milyar dolarlık ihracat, 131 milyar TL’lik satış gerçekleştiren teknoparklarımızda 6 bin 680 firma yer alıyor ve buralarda çalışan tam zamanlı Ar-Ge personeli sayısı da 60 bine yaklaştı. Bu firmaların yüzde 45’i yazılım sektöründe faaliyet gösteriyor. Ayrıca, yabancı sermaye açısından baktığımızda, teknoparklarımızda yaklaşık 350’ye yakın yabancı veya yabancı ortaklı firma yer alıyor, içinde gerçekten büyük global markalar var. Şu anda yaklaşık 11 bin proje yürütülen teknoparklarımızda bugüne kadar 41 binin üzerinde Ar-Ge projesi tamamlandı.”

“1.248 Ar-Ge ve 345 tasarım merkezimizde yaklaşık 76 bin Ar-Ge personeli istihdam ediliyor”

Firmaların başvuru sonuçlarına bakıldığında, şimdiye kadar sadece teknopark kaynaklı 1.330 patent, 200 tasarım, 399 faydalı model ve 543 yazılım tescili gerçekleştirildiğini aktaran Varank, “Bakanlık olarak, teknoparklarımızdaki firmalarımıza yaklaşık 21 milyar TL’lik vergisel muafiyet tanıdık. Bunun yanında Bakanlık olarak teknoparklarımızın altyapı, idare binası, kuluçka merkezi inşası için de hibe destekleri yapıyoruz, bu zamana kadar yaptığımız hibe desteği tutarı da yaklaşık 1 milyar liraya ulaştı.” dedi.

Varank, bu kapsamda, Dijitalpark Teknokent’in de altyapı, idare binası ve kuluçka merkezi inşasına şimdiye kadar yaklaşık 15 milyon TL’lik hibe verdiklerini ve önümüzdeki dönemde de desteklemeye devam edeceklerini dile getirdi.

Ekosistemin önemli aktörlerinden birinin de Ar-Ge ve tasarım merkezleri olduğuna vurgu yapan Varank, şu bilgileri paylaştı:

“Halihazırda, 1.248 Ar-Ge ve 345 tasarım merkezimizde yaklaşık 76 bin tam zamanlı Ar-Ge personeli istihdam ediliyor. Bu merkezlerimizde yaklaşık 54 bin proje tamamlanırken, 17 bin proje yürütülmeye devam ediyor. Firmalarımızın 8 bin 302 patenti, 2 bin 417 tasarımı ve 12 binden fazla markası tescil edildi. Bakanlık olarak, kendi Ar-Ge merkezlerini yürüten firmalarımızın yaklaşık 24,2 milyar TL’lik vergisel avantajdan faydalanmalarının önünü açtık.

Bir diğer önemli aktör ise Teknoloji Geliştirme Merkezleri (TEKMER). KOSGEB aracılığıyla 2019 yılında TEKMER Destek Programı’nı devreye aldık. Bugüne kadar 9 TEKMER’in kurulması için onay verdik ve bu merkezlere yaklaşık 18 milyon TL katkı sağladık. TÜBİTAK aracılığıyla, 2012 yılından itibaren Teknoloji Transfer Ofisleri’ne yaklaşık 313 milyon TL destek sağladık. 2019 yılından günümüze, Teknoloji Transfer Ofisleri’nin katkılarıyla doğrudan sanayi tarafından fonlanan üniversite-sanayi iş birliği projelerinin hacmi 500 milyon TL’ye ulaştı. TÜBİTAK’ın Patent Tabanlı Teknoloji Transferi Destekleme programımız ile teknoparklarımızda ortaya çıkan ve 2011 yılında başlattığımız Üniversite-Sanayi İş Birliği Destek Programı ile desteklediğimiz 303 projeye yaklaşık 110 milyon lira kaynak aktardık.”

“Ar-Ge ve girişimcilik alanındaki çalışmalarımızın meyvelerini almaya başladık”

Bakan Varank, Ar-Ge ve girişimcilik alanındaki çalışmaların meyvelerinin alınmaya başladığının altını çizerek, Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranının 2002’de yüzde 0,53 iken 2019’da yüzde 1,06’ya yükseldiğini hatırlattı.

Ar-Ge harcamalarında son 10 yılın en büyük başarısını yakaladıklarını belirten Varank, şu ifadeleri kullandı:

“Gayrisafi yurt içi Ar-Ge harcamamız yaklaşık 46 milyar TL yükseldi. Arzu ettiğimiz gibi, Ar-Ge harcamalarının yüzde 64’ünü, Ar-Ge finansmanının da yüzde 56’sını özel sektör gerçekleştirdi. Ar-Ge yapmak, katma değere yatırım yapmak, şirketlerimizin bilinçli şekilde yaptığı bir faaliyet, özel sektör bu alana gerekli yatırımı gerçekleştiriyor. Tüm bu yaptığımız çalışmalar neticesinde, üretimimizde verimlilik ve katma değer artışını yakaladık. 2021 yılının ilk 6 ayındaki toplam ihracatımız yüzde 40’lık bir artış ile 105 milyar dolara ulaştı. Bu rakamlar ülkemizin şimdiye kadar yakaladığı en yüksek ihracat rakamları.

Bu trend devam ederse, sene sonunda 200 milyar doların üzerinde ihracatı, rekoru yakalamış olacağız. Bu, ülkemiz açısından başarılı bir netice olacak. Ayrıca, imalat sanayii üretimindeki katma değer artışını ihraç ettiğimiz ürünlerin kompozisyonundaki değişimden de açıkça görebiliyoruz. 2003 yılında ihracatımızdaki en büyük pay düşük teknolojili ürünlere aitken, 2020 yılında yüksek ve orta yüksek teknolojili ürünlerin ağırlıkta olduğu bir ihracat çeşidini yakalamış durumdayız.”

“İstanbul’u teknolojinin ve girişimciliğin de cazibe merkezi haline getirmek istiyoruz”

Bakan Varank, İstanbul’un önemine işaret ederek, “İstanbul başlı başına bir marka. Biz İstanbul’u teknolojinin ve girişimciliğin de cazibe merkezi haline getirmek istiyoruz.” dedi.

Girişimciliğin son dönem dünya ekonomisinin en önemli yatırım alanlarından biri olduğunu belirten Varank, Türkiye’nin girişimcilik potansiyeli hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Varank, şunları söyledi:

“Henüz 5 sene önce, 7 sene önce, sadece bir fikrin üzerine inşa edilmiş Türk firmalarının da milyar dolar üzerinde değerlemeye sahip firmalar haline geldiğini görüyoruz. En güzel örneklerden biri, Getir. Çok hızlı teslimat mantığına dayanan Getir şirketi, kurulduğu yıldan 5 buçuk sene sonra önce milyar dolar değerlemeye ulaştı, şimdi 7,5 milyar dolar değerlemeye ulaşarak, belki de Türkiye’deki en değerli şirketlerden biri oldu. Bizim amacımız, aslında gençlerimizin, bilim insanlarımızın, sahip oldukları bilgiyi, tecrübeyi girişimciliğe dönüştürerek, bu fikirlerin üzerine kurdukları şirketleriyle yeni unicornlar olmaları, yeni Turcorn’lar olmaları. ​​​​​​​

Türkiye, teknoloji tabanlı girişimlerde büyük potansiyele sahip. Son zamanda milyar dolar değerlemeye ulaşan şirketlerimizden bunu görebiliyoruz. Hedeflediğimizin de üzerinde bir performansla, çok başarılı girişimleri, önümüzdeki dönemde de Türkiye ekonomisine, dünya ekonomisine kazandırmaya devam edeceğiz.”

Konuşmasının sonunda Türk Alman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Halil Akkanat’ın konuşmasında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun değişmesine yönelik değerlendirmesine yanıt veren Bakan Varank, şu ifadeleri kullandı:

“657 Sayılı Kanun’u değiştirmek öyle kolay değil, şu andaki bürokrasinin temelini oluşturan 657 Sayılı Kanun maalesef birçok noktada bizim de önümüzü kesiyor. Dünyanın geldiği noktaya baktığımızda, artık çok daha esnek hareket etmemiz gerekiyor. Bunun gereğinin farkındayız. Keşke 657’yi de değiştirebilsek, bir insanın bir işe girdikten sonra ömür boyu iş garantisi olması, hatta emekli olduktan sonra ömür boyu maaş garantisi olması, aslında dünyada uygulaması olan bir örnek değil.

Bizim çok daha fazla performansa göre hareket etmemiz lazım, performansa göre değerlendirme yapabilmemiz ve istihdam sağlamamız lazım. Dünya ile rekabet etmenin yolu bundan geçiyor. Mesela, geçtiğimiz günlerde, Makine ve Kimya Endüstrisi’nin anonim şirket olması ile ilgili bir kanun yasalaştı. Bu dönemde muhalefet bu kurumun, mevcut şekli ile kalması için, elinden gelen gayreti gösterdi ama TBMM gereğini yaptı ve AŞ’ye dönüştürdü.”

Temel atma törenine, Türk Alman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Halil Akkanat, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Karaman, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Geliştirme Vakfı Başkanı ve Dijital Park Yönetim Kurulu Başkanı Nusret Bayraktar, Dijital Park Genel Müdürü Prof. Dr. Tahsin Engin ve diğer yetkililer de katıldı.

Açılış konuşmalarının ardından yetkililer butona basarak, temel atma işlemini gerçekleştirdi.

Muhabir: Fatma Eda Topcu

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA(AA) – Ankara’da yüksek teknoloji, inovasyon ve sterilizasyon uygulamaları yaptıkları tesislerinde yerli lens solüsyonu üreten ve bunları patentle koruma altına alan şirketi ziyaretinde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’a Ankara Valisi Vasip Şahin, AK Parti Ankara Milletvekili ve TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Sözcüsü Arife Polat Düzgün ile KOSGEB Başkanı Hasan Basri Kurt eşlik etti.

Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Polat’tan yürüttükleri çalışmalara ilişkin bilgi alan Varank, daha sonra firmanın üretim birimlerinde incelemelerde bulundu.

Varank, ziyaretine ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, şirketin OSTİM Teknik Üniversitesi ile önemli bir Ar-Ge ve üretim projesine imza attığına dikkati çekerek, “Yerli ve milli lens solüsyonunu burada ürettiler ve piyasaya sürdüler.” dedi.

Lens solüsyonlarının şimdiye kadar yurt dışından ithal edildiğini ve bu alanda yaklaşık 120 milyon dolar açık verildiğini söyleyen Varank, firmanın ürettiği lens solüsyonlarıyla ilgili gerekli izin ve sertifikaları aldığını bildirdi.

Varank, böylelikle Türkiye’de lens kullananların yerli ve milli bir ürüne kavuştuğunu belirterek, “Biz, Türkiye’de üretimle kalkınmanın gayreti içinde olan bir hükümetiz. Özellikle katma değerli ve açık verdiğimiz ürünlerin Türkiye’de yerli ve milli imkanlarla geliştirilmesine önem veriyoruz. Bu firmamız da devletimizin farklı desteklerinden, teşviklerinden, özellikle KOSGEB’den katkı alarak üniversite-sanayi iş birliği çerçevesinde bu ürünü üretmiş oldu.” ifadelerini kullandı.

“Sağlık ve kimya ürünlerine yönelik çağrıya çıkacağız”

Başlattıkları Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı’na da değinen Varank, şöyle devam etti:

“Burada açık verdiğimiz ürünlerin Ar-Ge’sinden ticarileşmesine tüm süreçlerini devlet olarak destekliyoruz, belirlediğimiz ürün gruplarında firmalarımıza destekler veriyoruz. Kimya ve ilaç sanayisi de bunlardan biri. Önümüzdeki dönemde de hamle programı kapsamında bir çağrıya çıkacağız ve firmalarımıza Türkiye’de üretilmeyen ürün ve ilaçlarla ilgili üreteceği projelerde destek vereceğiz.”

Varank, Jeomed’in KOSGEB’den aldığı destekle Türkiye’de açık verilen lens solüsyonlarını üretmesinin memnuniyet verici olduğunu ifade ederek, tüm sektörlerdeki yerlileşme hamlelerini destekleyeceklerini dile getirdi.

“1 yılda 6 milyon kutu ihracat hedefliyoruz”

Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Polat da Jeomed’in ilk kurulduğu yıllarda sağlık ürünlerini ithal ettiklerini, daha sonra fason olarak ilaç firmalarına ürettirdikleri ürünleri de istedikleri kalitede bulmadıkları için kendi üretim tesislerini kurduklarını belirtti.

Polat, “Çünkü ürünlerimizin hem bakteri, virüs, mantar ve parazitlere karşı etkili olmasını hem de Türkiye’mizin doğal zenginliği termal suları içermesini amaçladık. Bunu hiçbir üreticide başaramayınca kendi mutfağımızı kurduk.” diye konuştu.

Türkiye’nin jeotermal kaynak zenginliğine işaret eden Polat, “Ürünlerimiz içinde hep jeotermal suyu kullandık. Kükürt, vitamin ve mineralce zengin olan sağlık ürünlerimiz çay ağacı yağı etken maddesiyle güçlendirilince de ortaya sıra dışı şampuanlar, sabunlar, kremler ve losyonlar çıktı.” dedi.

Polat, şampuanların içinde genellikle zararlı etken maddelerin bulunduğunu, kendi ürünlerinin ise bunları içermediğini, dolayısıyla güvenle kullanılabileceğini söyledi.

Yurt dışındaki kongreler ve uluslararası fuarlara katılarak 14’ü patentli olan ürünlerini dünyaya satmaya başladıklarını dile getiren Polat, “Çünkü kullananlar pozitif geri bildirimde bulunuyor. Bu sayede Yunanistan, ABD, Rusya, Hindistan ve Ekvador dahil 51 ülkeye varan ihracat hacmimiz oluştu. Ürettiğimiz lens solüsyonuyla beraber ihracat hacmimizi de artıracağız. 1 yıl içinde 6 milyon kutu lens suyu ihracatı hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Polat, Türkiye’nin sağlık ürünlerinde büyük oranda açık verdiğine dikkati çekerek, “Yerli ürünlerimize güvenelim ve yerli firmalarımıza destek olalım. Yerli firmalar kazandıkça yatırım yapacağız, yeni fabrikalar açacağız, yeni makineler alacağız. Birçok işsizi istihdam ederek ülkemizin gelişimine katkıda bulunacağız. Katma değeri yüksek ürünleri üretirsek kazanabiliriz.” dedi.

SİNOP(AA) – Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Su Ürünleri İşleme Şoklama ve Depolama Tesisi Temel Atma, Keten Müzesi Projesi İmza ve Satem Biyokütle Enerji Santrali açılış töreninde konuştu.

Biri enerji, diğeri su ürünleri alanında olan iki yatırımın toplam bütçesinin 260 milyon liranın üzerinde olduğunu söyleyen Varank, söz konusu projelerin Sinop ekonomisine güç katacağını vurguladı.

Varank, bu projelerden Bakanlık destekleriyle kurulan Satem firmasının Sinop Biyokütle Enerji Santrali’ne değinerek şu ifadeleri kullandı:

“180 milyon lirayı bulan bu yatırım, doğrudan ve dolaylı olarak 500 Sinoplu hemşehrimize istihdam oluşturacak. Bu tesis her anlamda çevre dostu bir yenilenebilir enerji santrali. Fosil yakıt yerine rüzgar ve güneş enerjisinden sonra en az karbon salınımına sahip üçüncü enerji kaynağı, doğal biyokütle kullanıyor.”

Tesiste en modern teknolojilerle baca gazı emisyonunun anlık kontrol edildiğinin bilgisini veren Varank, Sinop’un havasına, insanına zararsız, ekonomisine yararlı tesisi kazandıran firma yetkililerine teşekkür etti.

Varank, Satem’e yatırımları için önemli destek verdiklerine işaret ederek, düzenledikleri teşvik belgesiyle birçok avantaj sağladıklarını anlattı.

“Şehirlerimizi kalkındırmanın derdindeyiz”

Bakanlığa bağlı kalkınma ajansları ve bölge kalkınma idarelerinin biyokütleden gaz ve enerji üreten 17 projeye 60 milyon lirayı aşkın destek verdiğini, bu alanda 400’ün üzerindeki araştırma ve yatırım projesine TÜBİTAK aracılığıyla 440 milyon lira kaynak aktardıklarını bildirdi.

Varank, gelecek dönemde de sürdürülebilir kalkınmanın önemli araçlarından olan bu alanlardaki destekleri sürdüreceklerini vurgulayarak şöyle devam etti:

“Birilerinin gündemi en güzel yalanı atmak, en etkili kara propagandayı yapmak, sadra şifa olmayan ama göz boyayan işlerle medyalarda boy göstermek olabilir. Bizim gündemimizse belli, yatırım, üretim, istihdam ve katma değer. Biz şehirlerimizi nasıl daha iyi kalkındırırız, nasıl daha fazla vatandaşımıza istihdam sağlarız, refahı toplumun geneline nasıl yayabiliriz bunun derdindeyiz.”

“Yerelde iş birliğine örnek”

Bugün temeli atılan “Su Ürünleri İşleme, Şoklama ve Depolama Tesisi”nden bahseden Varank, tesis tamamlandığında Sinop’un bu alanda daha verimli işleyen bir ekosisteme sahip olacağına dikkati çekti.

Varank, 105 milyon lira bütçeli projeyi, Avrupa Birliği ile beraber yürütülen “Rekabetçi Sektörler Programı” kapsamında desteklediklerini ifade ederek, koordinasyonunu da Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansının sağladığını belirtti.

Projenin yerelde iş birliği konusunda örnek olduğunu vurgulayan Varank, sürdürülebilirlik konusunda da paydaşlara önemli işler düştüğünü söyledi.

Varank, projenin 3 kısımdan oluştuğunu belirterek şunları kaydetti:

“İlk olarak Sinop OSB’de Su Ürünleri İşleme Şoklama ve Depolama Tesisi’nin temelini atıyoruz. Maliyeti 85 milyon liranın üzerinde olan bu tesis, 20 dönümlük bir alanda, yılda 3 bin ton kapasiteyle hizmet verecek. Sinop başta olmak üzere Karadeniz Bölgesi’nin tamamı da bu tesisten faydalanabilecek. Projenin ikinci ayağında, su ürünleri ve turizm işletmelerinin iş geliştirme ve girişimcilik faaliyetlerini desteklemek üzere bir KOBİ Destek Merkezi kuracağız.

Amacımız Sinop’taki girişimcilerimizin bu alandaki üretim ve hizmet kapasitelerini artırmak. Projenin son ayağındaysa bölgemizin turizm potansiyelini harekete geçirmek üzere vizyon projeler geliştireceğiz. Bu kısımdaki öncelikli işimiz, kapsamlı destinasyon planlamaları yapmak, yani bölgesel tanımlamaları yerine oturtabilmek.”

Benzer bir çalışmayı Güneydoğu Anadolu’da “Mezopotamya” markasını oluşturarak yaptıklarını anımsatan Varank, burada da bölge illerinin kültürel ve doğal varlıklarını markalaştırarak, ekonomiye kazandıracaklarının ve böylelikle Sinop’un turizm gelirlerini artıracaklarının altını çizdi.

Varank, çalışmanın bir bölgesel kalkınma projesi olduğuna dikkati çekerek, proje tamamlandığında bölge insanının hak ettiği refah düzeyine erişmesini hızlandırmış olacaklarını dile getirdi.

“OSB’lerin altyapılarını tamamladık”

Sinop’a yapılan yatırımların bunlarla sınırlı olmadığını vurgulayan Varank, AK Parti hükümetleri yönetimi devraldığında Sinop’ta sadece ismen kurulu 2 OSB bulunduğunu belirtti.

Varank, 50 milyon liraya yakın yatırımla buraların altyapılarını tamamlayarak sanayicilerin hizmetine sunduklarını, bugün bu OSB’lerde yaklaşık 2 bin 700 kişinin istihdam edildiğini bildirdi.

Boyabat Marangozlar ve İnşaatçılar Sanayi Sitesi’nin 50 iş yerlik yapım işi ihalesini bu ay tamamladıklarının bilgisini veren Varank, kısa zamanda bu projeyi de sonuçlandıracaklarını, burada da en az 250 vatandaşın istihdam edileceğini anlattı.

Varank, ildeki özel sektör yatırımlarını artırmak üzere sağladıkları desteklere işaret ederek, 2012’den bu yana Sinop için 120 teşvik belgesi düzenlediklerini, bu belgelerde yaklaşık 1,5 milyar liralık yatırım öngörüldüğünü ve yatırımlar tamamlandığında 4 binin üzerinde istihdam sağlayacağını kaydetti.

Kalkınma ajansları, KOSGEB ve TÜBİTAK aracılığıyla Sinop’taki 2 bin 500’ün üzerinde projeye 110 milyon lira destek sağladıklarını dile getiren Varank, kalkınma ajansının bölgede sanayiden turizme, mesleki eğitimden girişimciliğe, KOBİ’lerden sosyal kalkınmaya kadar birçok alanda çalışma yürüttüğünü hatırlattı.

“6,5 milyon lira bütçeli”

Varank, Keten Müzesi Projesi’nin imzalarını da bugün attıklarını belirterek, Ayancık başta olmak üzere Türkeli ve Erfelek’te üretimi yapılan ketenin Sinop kültürünün bir parçası olduğuna işaret etti.

Bu kültürü yaşatmak ve turizme kazandırmak üzere Keten Müzesi Projesi’ni destekleme kararı aldıklarını söyleyen Varank, “Yaklaşık 6,5 milyon lira bütçesi olan bu proje de şimdiden Sinopumuza hayırlı uğurlu olsun.” dedi.

Varank, Sinop’a bir teknopark kazandırılması için çağrıda bulunarak, kurulacak teknoparka bakanlık olarak destek vereceklerini bildirdi.

“İkinci çeyrekte çift haneli büyüme sürpriz olmaz”

Varank, yılın ikinci çeyreğinde çift haneli büyüme rakamlarına ulaşmanın sürpriz olmayacağına dikkati çekerek, “2021’i salgınla mücadeleyi kazandığımız ve orta vadede nitelikli büyüme dönemine girdiğimiz bir yıl olarak değerlendiriyoruz. Gerek sağlık alanında gerekse sanayi ve ekonomi alanında tüm çalışmalarımızı bu hedef doğrultusunda oluşturduk.” diye konuştu.

TÜBİTAK COVİD-19 Türkiye Platformu aracılığıyla tüm Türkiye’den bilim insanlarının katkılarıyla aşı geliştirme çalışmaları yürüttüklerini vurgulayan Varank, şöyle devam etti:

“Bunlardan bir tanesi de oldukça yenilikçi bir teknolojiye dayanan VLP aşı adayımız. VLP aşısının ilk insan denemelerinde ben de gönüllü oldum. VLP aşısında Faz 2 aşamasına geçmiştik. Faz 2 çalışmalarında 1. doz aşılamaları tamamladık, 2. doz aşılar uygulanmaya başladı. Şu ana kadar herhangi bir yan etki hiçbir gönüllümüzde görülmedi.

İkinci dozlar da uygulanıp gönüllülerden alınacak sonuçlar değerlendirildikten sonra son aşama olan Faz 3’e geçeceğiz. Tüm süreçler olumlu tamamlanırsa da yerli VLP aşımıza kavuşacağız. Kovid-19 belasıyla mücadeleye Türkiye’den tüm dünyaya şifa olabilecek bir katkı sunmuş olacağız.”

Törene Sinop Valisi Erol Karaömeroğlu, AK Parti Sinop Milletvekili Nazım Maviş, Sinop Belediye Başkanı Barış Ayhan, KOSGEB Başkanı Hasan Basri Kurt, Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Serkan Genç, AK Parti Sinop İl Başkanı Uğur Giresun, Satem Sinop Biyokütle Enerji Müdürler Kurulu Başkanı Ali Birinci de katıldı.

Konuşmaların ardından Varank ve beraberindekiler, butonlara basarak Su Ürünleri İşleme Şoklama ve Depolama Tesisi’nin temelini attı. Varank ile Vali Karaömeroğlu, Keten Müzesi Projesi’ne ilişkin protokolü imzaladı.

Daha sonra Varank, Satem Biyokütle Enerji Santrali’nin açılışını gerçekleştirdi ve tesiste incelemelerde bulundu.