Bakan Varank, yenilenebilir enerji konusunda sektörü desteklemeye devam edeceklerini bildirdi

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Karapınar Güneş Enerjisi Santrali (GES) Sahası (YEKA GES-1) SCADA Merkezi Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada, dün de Ağrı’da ülkenin en büyük altın rezervlerinden birinin işletme tesisinin temelini attıklarını, milli gelire, üretim ve istihdama katkı sağlayacak yatırımları gündeme getirdiklerini söyledi.

Bugün temeli atılacak merkezin, Karapınar Güneş Enerji Santrali’nin “beyni” niteliğinde olacağına işaret eden Varank, “Bir yanda devasa çorak bir alanda panellerle güneşten enerjisini alırken diğer yanda bu merkezde tüm bu teknoloji takip edilip müdahaleler yapılacak. Veri tabanlı kontrol ve izleme yaklaşımıyla ekipman kontrolünden üretim planlamaya, çevre kontrol ünitelerinden yardımcı işletmelere kadar bütün sistemlere hükmeden bir yapı bulunacak. Burası sahip olduğu donanımlarla bir teknoloji merkezi görevini de üstlenecek.” diye konuştu.

Varank, vatandaşların, aynı zamanda ihtişamlı bir mimari proje olan binayı ziyaret ederek yenilenebilir enerji ve enerjide verimlilik hakkında bilgi alırlarsa yapının bir turizm destinasyonu da olabileceğini bildirdi.

Türkiye’nin hem “istemezükçü” hem de “beceriksiz” zihniyet sebebiyle uzun yıllar ilerlemeden, kalkınmadan, küresel rekabetten hak ettiği payı alamadığını ifade eden Varank, birçok alanda yılların ihmal edilmişliklerini ortadan kaldırmak için gece gündüz çalıştıklarını vurguladı.

Varank, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinin yollarını açtığını dile getirerek, “Son dönemde enerji alanındaki atılımlarımız da bu vizyonumuzun bir parçası. Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak, sürdürülebilir bir arz dengesi sağlamak ve en önemlisi de çevreci bir yaklaşımla yenilenebilir enerjide atılım yapmaya büyük önem veriyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Sertifikasyon ihtiyaçları doğrultusunda önemli adımlar attık”

Yaptıkları büyük çaplı yatırımlarla ülkenin dünyadaki pozisyonunu her yıl yukarıya taşımaya devam ettiklerine dikkati çeken Varank, şunları söyledi:

“Diğer bakanlıklarımızla koordinasyon halinde yenilenebilir enerji konusunda sektörü desteklemeye, güçlerine güç katmaya devam ediyoruz. Yatırımcı iştahının artmasına yönelik önemli muafiyetler sağlarken altyapı kurulumu için de ciddi destekler veriyoruz. Yenilenebilir enerji alanında şimdiye kadar 13 işletmenin Ar-Ge ve tasarım merkezi kurmalarını destekledik. Yenilenebilir enerji projelerine kalkınma ajanslarımız vasıtasıyla 229 milyon lira kaynak aktardık. TÜBİTAK, yenilenebilir enerji teknolojileri kapsamındaki 930 proje için 710 milyon liralık bütçe oluşturdu. Ayrıca kamu kurumları araştırma merkezlerinde de sektörü destekleyici nitelikte Ar-Ge projeleri yürütmeye devam ediyoruz.”

Varank, bu alanda test ve sertifikasyon ihtiyaçları doğrultusunda milli servetin yurt içinde kalması için önemli adımlar attıklarına işaret ederek, “Bu bağlamda 5 milyon liralık yatırımla ülkemizin ilk akredite Fotovoltaik Modül Test Laboratuvarı’nı Gebze’de kurduk. İşletmelerimiz bu alandaki birçok testi artık yurt dışına gitmeden gerçekleştirebiliyor.” ifadelerini kullandı.

Mevlana Kalkınma Ajansının destekleri sonucu bölgede yaklaşık 9,2 megavatlık kurulu güç oluşturdukları bilgisini veren Varank, Konya Karapınar Enerji Santrali için de destekleri sürdüreceklerini anlattı.

Varank, buradaki yatırım için teşvik belgesi düzenlediklerini, Karapınar Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi’nin bir kısmını da buradaki yatırımın ihtiyaçlarına yönelik olarak düzenleyip şirkete tahsis ettiklerini dile getirdi.

“2022 sonuna kadar tamamlanacak”

Kalyon YEKA GES Projesi’nin bütüncül bakış açısı, entegre planlama ve yüksek teknolojili çıktı konseptinin dünyadaki en muazzam örneklerinden biri olduğunu vurgulayan Varank, şöyle devam etti:

“Geçen yıl ağustosta Cumhurbaşkanımız ile beraber Kalyon Holdingin 400 milyon dolara mal olan hücre ve güneş paneli fabrikasının açılışını yapmıştık. O fabrika da bu entegre projede kullanılan güneş panellerini üretiyor, orası buranın bir tedarikçisi konumunda. Bugüne kadar toplam 227 megavat gücündeki panelin kurulumu tamamlandı yani burada elektrik üretimi başladı. Kalanı da inşallah 2022 sonuna kadar tamamlanmış olacak. Bu sayede Karapınar GES, dünyada parmakla gösterilen santrallerden biri haline gelecek.”

Varank, santralin uzaydan da görülebilen nadir santrallerden biri olduğuna dikkati çekerek, Göktürk ve İMECE uydularıyla santralin fotoğraflarını uzaydan çekeceklerini bildirdi.

Türkiye’nin GES projeleriyle ve bu projelerin arkasındaki teknoloji üretimiyle önemli bir oyuncu haline gelmesini istediklerini ifade eden Varank, “Ankara’daki güneş paneli fabrikasının önümüzdeki aylarda devreye girecek ek yatırımlarla sadece buraya değil, hem Türkiye’ye güneş paneli tedarik etmesini hem de ihracata başlamasını istiyoruz.” dedi.

“Türkiye’nin dört bir yanında üretim seferberliği başlattık”

Varank, yürüttükleri politikalar ve sağladıkları destekler sonucu bugün kaynaklarını daha verimli ve doğru şekilde kullanabilen bir Türkiye olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Türkiye için stratejik öneme sahip enerjinin bir kısmını yerli ve milli imkanlarla üretiyoruz. Dünyayı felakete sürükleme potansiyeli olan küresel ısınmanın azaltılmasına yönelik önemli katkılar sağlıyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında her alanda bir üretim seferberliği başlattık. Organize sanayi bölgelerimizde ve yüksek teknolojili üretim üslerimiz olan endüstri bölgelerinde Türkiye’nin yarınları için yeni tesisler, yeni yatırımlar devreye giriyor. Karapınar GES gibi mega yatırımlara her fırsatta kapı aralıyoruz. Bu tesis, muazzam güneş enerjisi santrali ve modern SCADA merkeziyle temiz enerji devrimine göz kırpıyor. Burası enerjisini güneşten, bizse enerjimizi milletimize hizmet etmekten alıyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Milli Teknoloji Hamlesi ışığında yatırım, üretim, istihdam ve ihracat odaklı yaklaşımımız hız kesmiyor, koşmaya devam ediyoruz.”

Türkiye’nin Kovid-19 salgınına rağmen bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 7, imalat sanayisinin yüzde 12,2 büyüdüğünü hatırlatan Varank, “İstatistikler kağıtta ancak gerçekler işte burada, bu tesislerde, Türkiye’nin dört bir yanına yayılmış fabrikalarımızda. Gelin görün ki muhalefet, çatlak sesli bir koro halinde bu kanlı canlı tesisleri yok hükmünde sayıyor, yapılan yatırımları küçümsüyor, üretim verilerini hiçe sayıyor, ihracatı görmezden geliyor. Onlar görmüyor diye bu yatırımlar, bu tesisler, bu icraatlar yok olmuyor. Artık her alanda kendine güvenen bir Türkiye var. Enerjideki atılımlarıyla, sanayideki yatırımlarıyla, teknolojideki hamleleriyle geleceği takip eden değil, geleceğe yön veren bir Türkiye var.” diye konuştu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Roketsan ve TÜBİTAK SAGE yürütücülüğünde Tuz Gölü’nde düzenlenen TEKNOFEST Roket Yarışması’nı izlemek için geldiği Aksaray’da, AA muhabirine, Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu’nun (TOGG) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde 25 Haziran 2018’de kurulduğunu anımsattı.

Geçen 3 yılda otomobil üretim sürecinde önemli aşamalar katedildiğini dile getiren Varank, 27 Aralık 2020’de “Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu Yeniliğe Yolculuk Buluşması” adıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşen tanıtımda yerli otomobilin özelliklerinin ilk kez kamuoyuyla paylaşıldığını hatırlattı.

Türkiye’nin Otomobili Projesi’nde şu anda her şeyin planlandığı şekilde devam ettiğini belirten Varank, “Biliyorsunuz fabrikamızın inşaatı başlamıştı. İnşaat son hızda devam ediyor. 2022 yılının sonunda arabalarımızın banttan indirileceğini biz zaten ilan etmiştik. Şu anda o takvimde bir değişiklik gözükmüyor. İnşallah bir aksilik olmazsa 2022 yılının sonunda Türkiye’nin Otomobili’ni seri üretim bandından indiğini görmüş olacağız.” ifadelerini kullandı.

Varank, elektrikli otomobiller konusunun şu anda tüm dünyanın gündeminde olduğuna dikkati çekerek, “Otomotiv endüstrisi çok hızlı bir dönüşüm yaşıyor. Global markalar artık neredeyse hiç içten yanmalı motorlu araç üretmeyeceklerini ilan etmeye başladılar. Baktığımızda bu fırsatı doğru zamanda yakaladığımızın farkındayız. İnşallah Türkiye’nin Otomobili Projesi de TOGG ile birlikte neticeye erdirildiğinde burada gerçekten başarılı bir şekilde, bu sektörde yer almış olacağız. Biz buna inanıyoruz.” diye konuştu.

“Biz aslında tam zamanında bu otomobil projesini başlatmış olduk”

Türkiye’nin Otomobili’nin elektrikli yapılmasının da verilen çok doğru bir karar olduğunu belirten Varank, şunları kaydetti:

“Biz Türkiye’nin Otomobili’nin otonom özellikleri olan, yüzde 100 elektrikli ve doğuştan elektrikli bir araç olacağını ilan ettiğimizde, sektörden bize eleştiriler geldi. Dediler ki ‘Elektrikli araçlar için daha erken. Hibrit belki olabilir ama elektrikli araçlara başlamak aslında bir hayal gözüküyor’ ama bugün geldiğimiz noktada çok hızlı bir şekilde endüstri dönüşüyor. Bütün markalar elektrikliye geçiyor. Avrupa’nın her tarafında pil yatırımları ilan ediliyor. Biz aslında tam zamanında bu otomobil projesini başlatmış olduk. Zaten şu anda 100 yıldır otomotiv üreten markalar var. Bizim onlarla aynı kulvarda yarışa girip onları geçme şansımız yoktu ama onlarla aynı zamanda elektrikli otomobil piyasasına girdiğimiz için artık bu yarışta biz de varız diyebileceğiz.”

Bakan Varank, Türkiye’nin Otomobili için tüm Türkiye’nin seferber olduğunun altını çizerek, “Tabii ki Türkiye’nin Otomobili projesinin üretim tesisleri Bursa’da Gemlik’te ama tedarikçileri aslında Türkiye’nin her tarafında ve bir sürü tedarikçisini de şu anda farklı şehirlerden seçmiş durumda. Dolayısıyla o tedarikçilerin olduğu şehirlere baktığımızda Türkiye’nin Otomobili Projesi’ni sadece tek bir şehir değil tüm Türkiye sırtlamış diyebiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Kendi tasarladığımız insansız uzay aracımızı ayla buluşturma hedefimiz var”

Milli Uzay Programı’na da değinen Varank, “Biz yakın zamanda Milli Uzay Programımızı ilan ettik ve o hedefler doğrultusunda şu anda aslında yoğun bir şekilde çalışmaya devam ediyoruz. En önemli hedeflerimizden bir tanesi ‘ay’ misyonuydu ve 2023 yılının sonunda kendi tasarladığımız insansız uzay aracımızı, kendi motorlarımızı da kullanarak ayla buluşturma hedefimiz var. Buna dönük olarak ekiplerimiz ciddi bir şekilde çalışıyor.” diye konuştu.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde devam eden 15’inci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nı (IDEF 2021) ziyaret etti. Milli Savunma Bakanlığı, Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi (MKE AŞ), ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN, TÜBİTAK ve diğer bazı şirketlerin stantlarını tek tek dolaşan Varank, sergilenen ürünleri yakından inceleyerek yetkililerden bilgi aldı.

Fuar ziyaretinde savaş gemisi, uçuş ve atış simülasyonlarını da deneyimleyen Bakan Varank, aynı saatlerde fuarı ziyaret eden Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile de selamlaştı.

Bakan Varank, ziyareti esnasında ASELSAN standında sergilenen yerli ve milli işletim sistemi “Çakıl Milli İşlemci Projesi”, Terahertz (THz) Gerçek Zamanlı Yolcu Görüntüleme Sistemi Projesi’ ve AB-SGS Sınır Güvenlik Sistemi Projesi hakkında açıklamalarda bulundu.

Çakıl Milli İşlemci Projesi’ni TÜBİTAK Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi (BİLGEM) ve ASELSAN’ın beraber gerçekleştirdiğini aktaran Varank, “Türkiye’nin ilk yerli ve mili olarak tasarlanmış işlemcisini elimizde tutuyoruz. Aslında burada uygulamada da bu işlemcinin kullanıldığını bir simülatörde test etmiş olduk. Tabii burada altını çizmemiz gereken husus mikro işlemciler günümüz teknoloji dünyasının olmazsa olmazları ve bildiğiniz gibi çip krizi dediğimiz dünyadaki çip krizinin aslında bir parçasını elimizde tutuyoruz.” diye konuştu.

“Bu tip ürünlerde bağımlılığımızı çok daha azaltmış olacağız”

Özellikle savunma sanayinde kullanabilecek mikro işlemcilerle ilgili dünyada büyük kısıtlamalar olduğunu belirten Mustafa Varank, şunları söyledi:

“Ülkeler başka ülkelere özellikle savunma sanayinde kullanmak üzere bu işlemcileri vermiyorlar. İşte biz de ASELSAN’la beraber Savunma Sanayi Başkanlığının desteklediği bir projeyle TÜBİTAK Bilgem olarak ilk işlemcimizi tasarladık ve üretimini yaptırdık. Şu anda elimizde tutuyoruz. Normalde bu süreçler çok uzun süreler alıyor. Tasarladığınız işlemcinin ilk üretimde çalışması nadir rastlanan hususlardan bir tanesi ama biz burada iş birliği sayesinde TÜBİTAK Bilgem’in ASELSAN’la beraber geliştirdiği işlemciyi, ilk üretimde çıkan ürünleri kullanabiliyoruz, çalıştığını görebiliyoruz. Tabii bu bizim bir gurur projemiz. Bundan sonra savunma sanayi alanında bu tip ürünlerde bağımlılığımızı çok daha azaltmış olacağız. Ben burada tabii, genel müdürümüze, ASELSAN’a çok teşekkür etmek istiyorum. Burada TÜBİTAK’la gerçekleştirdikleri iş birliği işte böyle güzel neticeleri ortaya çıkardı.”

Terahertz (THz) Gerçek Zamanlı Yolcu Görüntüleme Sistemi Projesi

Bakan Varank, Terahertz (THz) Gerçek Zamanlı Yolcu Görüntüleme Sistemi Projesi’nin de TÜBİTAK’ın geliştirdiği bir sistem olduğunu anımsatarak, “Burada özellikle gümrük kapılarında, üzerinde yabancı cisim taşıyan insanların tespit edildiği bir sistem. Bu ürünü ilk olarak TÜBİTAK Bilgem geliştirdi. Daha sonra bunun seri üretimi için ASELSAN ile iş birliği yaptık.” dedi.

Aslında halihazırda bu sistemin sınır kapılarında güvenli bir şekilde çalıştığını dile getiren Varank, “Özellikle yabancı cisim taşıyan insanları tespit ederek burada güvenlik güçlerimize yardımcı oluyor. İşte bu ürünü de artık ASELSAN seri üretimi gerçekleştirip bundan sonra hem Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılayacak hem de bununla ilgili önemli bir ihracat potansiyeli var. Bu sistemin özelliği bu bir X-ray değil. Yani vücuda herhangi bir ışığı göndermiyor. Dolayısıyla hiçbir zararı olmadan bir vücutta ya da kapalı bir çantanın içerisindeki yabancı cisimleri, kaçakçılığı vs. çok rahat bir şekilde tespit edebiliyor. İşte aslında bizim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak TÜBİTAK gibi enstitülerimizde hedeflediğimiz işler bunlar. Biz ileri teknoloji gerektiren ürünleri geliştirip bunları seri üretimini Türkiye’deki firmalarımızda yapıp bunları ticarileştirmeye çalışıyoruz. Terahertz sistemi de onların en güzel örneklerinden bir tanesi.” diye konuştu.

AB-SGS Sınır Güvenlik Sistemi Projesi

Sınır güvenliğinin de çok önem verdikleri bir alan olduğunu vurgulayan Varank, “Bildiğiniz gibi hem güney hem de doğu sınırımızda sınır güvenliğiyle ilgili çok ciddi, milyarlarca liralık yatırımlar yapıyoruz. Burada gördüğünüz aslında bizim sınırlarımızda uyguladığımız güvenlik sisteminin bir prototipi. Burada fiziki olarak duvarların yanında özellikle elektro optik sistemlerle biz, her türlü sınır geçişini kontrol altında tutuyoruz ve bir kaçak geçiş olduğunda, izinsiz geçiş olduğunda tabii ki güvenlik güçlerimiz bu geçiş yapanları yakalayabiliyor.” dedi.

Bakan Varank, AB-SGS Sınır Güvenlik Sistemi Projesi’nde elektro optik sistemlerin büyük faydası olduğuna dikkati çekerek, “Burada hemen güvenlik duvarlarının ön tarafında yer altına optik kablolar döşeniyor ve bu optik kablolar sayesinde o kabloların üzerinden bir hayvan mı, bir insan mı, bir araç mı geçtiğiyle ilgili kilometrelerce öteden anında bildirim ve sinyaller alınıyor ve güvenlik güçlerimiz müdahale ediyor. Biz dediğim gibi şu anda güney sınırımızın tamamında aslında bu güvenlik duvarlarını inşa ettik. Doğu sınırımızda da yaklaşık 3 senedir bu projeyi uyguluyoruz. Ama bildiğiniz gibi doğu sınırımız çok dağlık bir alandan oluşuyor. Orada bunları tamamlamak, güney sınırımız kadar hızlı olmadı ama orada da inşallah hem güvenlik duvarlarıyla hem elektro optik sınır güvenlik sistemleriyle tüm doğu sınırımızı da tamamen kapatmış olacağız.” ifadelerini kullandı.

Söz konusu projenin hem Türkiye’de çok faydalanılan bir proje hem de özellikle yurt dışından da sınır güvenliğiyle ilgili ülkelerin çok merakla takip ettiği bir proje olduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Özellikle yer altına döşenen optik kablolarla geçişlerin kilometrelerce öteden hem tespit edilmesi hem de geçen canlı mı değil mi, bunun tespit edilmesi güvenlik güçlerimizin işini kolaylaştırıyor. Burada ASELSAN’ı tebrik ediyorum. Böyle bir entegre sistemi oluşturmuş olmaları bizim sınır güvenliğimiz açısından bize oldukça büyük katkılar ve kolaylıklar sağlıyor.”